Efsane

İlginç şehir efsanelerinden birisi:

Özgürlük Heykelini Osmanlı Devleti Yaptırmış!

  • Mit: Özgürlük heykeli aslında Türkler tarafından sipariş edilmiş. Üstelik sultan ÖzgürlükHeykeli’nin parasını bile ödemiş.
EfsaneBilindiği üzere Özgürlük Heykeli New York kentinin ve Amerika Birleşik Devletleri’nin önemli simgelerinden birisi sayılmaktadır. Özgürlük Heykeli Fransa tarafından Amerikan Bağımsızlık Bildirisi’nin yüzüncü yılını kutlamak amacıyla hediye olarak verilmiştir. New York kentinin girişinde bulunan bu büyük heykel, kente gelen milyonlarca insanı selamlamaktadır.Mite göre Özgürlük Heykeli esas olarak Osmanlılar için tasarlanmış. Osmanlılar heykelin parasının büyük bir kısmını vermişler, fakat daha sonra heykel Fransızlar tarafından Amerikalılara hediye edilmiş. Dolayısıyla Fransızlar uyanıklık yapmak suretiyle Osmanlıları mağdur durumuna düşürmüşler. Konuyla ilgili çeşitli sitelerden bilgi edinmek mümkün. Bazı siteler ve kullanıcı grupları mevzuyu o kadar ciddiye almışlar ki, Özgürlük Heykeli’nin Türkiye’ye geri verilmesini dahi söyleyen var. Bu söylemin en sert şekilde dışa vurulduğu yazılardan birisi aşağıda:Türk İtfaiye Teşkilatı’ndan bile 72 yaş küçük olan “vahşi devlet” ABD’yi temsil eden sembol, biliyorsunuz, New York’un hemen girişindeki Özgürlük Heykeli’dir.
Peki, bu Özgürlük Heykeli’nin Türk halkının cebinden çıkan paralarla yapıldığını biliyor musunuz?
Ben önce eğitimci yazar Mahiye Morgül’ün, “Sicil Referansı Bozuk Çıktı” başlıklı yazısının girişini size aktarayım, varın siz karar verin, Özgürlük Heykeli’nin Türk halkının cebinden çıkan paralarla yapılıp yapılmadığının öyle herkes tarafından bilinip bilinmediğine… “Egemen Bağış, basından öğrendiğimize göre, Los Angles’te demiş ki,” diye başlıyor Morgül, şöyle devam ediyor:“- Partimin sicili özgürlük heykeli kadar sağlam. Bilmiyor ki, Özgürlük Heykeli’nin ası adı ASİYA idi, o bizim kızımızdı, onu bizden alıp götürdüler, onu Fransız masonları top gibi Amerikan masonlarının kucağına attılar.”
Evet, işin aslı budur.
Gelin hikâyeyi yerimizin elverdiği ölçüde özetleyelim.
1860’lı yıllardır.İçişlerinde bağımsız olan Osmanlı toprağı olan Mısır, Kavalalı Mehmet Ali Paşa sülalesinden “Hidiv” unvanlı valiler tarafından yönetilmektedir ve zamanın valisi Said Paşa Süveyş Kanalı’nın açılması için Fransız Mühendis Ferdinand de Lessep’e hazırlattığı projeyi Osmanlı Hükümdarı Abdülmecid’e sunar. Projenin bir maddesinde de işte bugün ABD’yi temsil eden o Özgürlük Heykeli’nin yapımı vardı. Firavunlar zamanının giysilerine bürünmüş bir kadın şeklinde olacak ve elinde Asya’nın ışığının Mısır’dan geldiğini sembolize eden bir meşale tutacak olan Heykel, Kanal’ın Akdeniz’e açıldığı yere dikilecekti.
Said Paşa ve proje mühendisi Ferdinand de Lessps heykelin yapımını Fransa’nın tanınmış heykeltıraşlarından Frederic Aguste Barthold’iye sipariş ettiler ve Bartholdi heykelin yapımına hemen başladı. Heykel yapıladursun biz kanal hikayesine kaldığımız yerden devam edelim. Arkasında Fransa’nın olduğu bu projenin Akdeniz ve Hindistan’daki hakimiyetine sekte vuracağını gören İngiltere Abdülmecit’e projeye onay vermemesi için baskı yapar amma Said Paşa İstanbul’un tasdikini beklemeden projenin hayata geçirilmesi için bir şirket kurulmasına izin verir. İngiliz baskısı üzerine İstanbul projeyi 12 yıl onaylamadı. 1863’te Said Paşa öldü, yerine geçen İsmail Paşa Fransız değil, İngiliz taraftarıydı. İşi bir an önce bitirmek isteyen Fransa, İsmail Paşa döneminde, projeyi onaylaması için İstanbul’a daha fazla baskı yapmaya başladı ve sıkışan Sultan Abdülaziz 19 Mart 1866’da yayınladığı bir fermanla Kanal’ın yapımına izin verdi.
Vermekle kalmadı.. Mısır’ın Kanal Şirketi için yaptığı dış borçları devlet garantisi altına aldı. Yetmedi, Kanal Şirketi hisselerine Osmanlı hazinesinden büyük paralar yatırdı.

İşte ABD’nin Özgürlük Heykeli bu paralarla yapıldı. Yontucusu, Frederic Aguste Barthold idi.
Heykelin sipariş edildiği şirket Demir Çelik Kralı Fransız Yahudi’si Eiffel’e aitti.
Mankeni Sınger dikiş makinelerinin kurucusu Yahudi Isaac Sınger’in dul eşi Isabelle Eugeine Boye’den başkası değildi. Heykel tamamlandı lâkin Said Paşa’nın sipariş ettiği, parası Osmanlı hazinesinden çıkan bu heykeli yeni vali İsmail Paşa, istemedi.
Dedi ki:

“- Burası Müslüman bir ülkedir, burada kadın heykeli istemiyorum.”
Öyle de oldu.
Yahudi Eiffel parasını Osmanlı’dan aldığı heykeli, madem Mısır’a dikmiyorsunuz öyleyse size vereyim diyerek Osmanlı’ya teklif etmedi.
Deyim yerindeyse adeta üzerine yattı.
Ve ABD’nin 100. kuruluş yıldönümünde, utanmadan, kendi malı imiş gibi New York Belediyesi’ne hediye etti.
İşte bizim “Pes yani!” dediğimiz bu gasptır.
Neyse..
Heykelin kaidesinin yapılması için New York’ta bir bağış kampanyası düzenlendi, ilk bağışı “World” adında bir gazete çıkaran Macar göçmeni Yahudi Jozeph Pulitzer yaptı, bu Pulitzer, daha sonra verilecek olan Pulitzer ödüllerinin kurucusu Pulitzer’di.
İşte ABD Özgürlük Heykeli’nin hikâyesi bu..
Parası senin benim cebimden çıktı..
Çünkü, Osmanlı’nın borçlarını sen, ben, Cumhuriyetin çocukları olarak ödedik.

Öyleyse o heykel yani Amerika’nın özgürlüğü bile bizimdir..
Yani her an istenir ve geri alınabilir…

YALANIN BU KADARI OLUR MU?

Gerçekler

ozgurlukheykeli2

Kaynaklar Belirsiz

Özgürlük Heykeli’nin parasının Osmanlı’dan çıktığına dair söylemin en zayıf olduğu yan inandırıcı kaynaklardan yoksun olması. Konuya değinen çeşitli forumlarda, mesajlarda, spam maillerde heykelin parasının Osmanlı İmparatorluğu tarafından ödendiğine dair herhangi bir kanıt, referans bulunmuyor. Bu söyleme göre Bartholdi heykelin parasını Sultan Abdülaziz’den alıyor ve heykeli hazırlıyor. Daha sonraki süreçte o dönemde iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı olan Mısır valisi İsmail Paşa tarafından reddediliyor. İsmail Paşa bu kadar büyük bir kadın heykelinin yerel halk tarafından sakıncalı bulunabileceği ve huzursuzluk çıkabilme ihtimali üzerine heykelin kurulmasına karşı çıkıyor. Bunun üzerine hikayeye göre heykel Paris’e götürülüyor ve bir depoya yerleştiriliyor. Daha sonraki süreçte ABD ve Fransa arasındaki yakınlaşmanın bir nişanesi olarak Özgürlük Heykeli’nin yapılması düşünülüyor. Bartholdi zaten depoda hazır bekleyen heykelin yüzünü ve belirli yerlerini değiştiriyor ve aslında parası Osmanlı tarafından ödenen heykeli ABD’ye “kakalıyor.”

Hikayedeki Tutarsızlıklar

Özgürlük Heykeli’nin Osmanlı tarafından yaptırıldığı ve parasının sultan tarafından ödendiği söylemi kendi içinde pek çok tutarsızlık barındırıyor. Her şeyden önce pek çok Batılı kaynaktaki hikaye kesinlikle bu şekilde ilerlemiyor. Bartholdi’nin Mısır valisi Said Paşa’yla tanıştığından, bu proje için bazı eskizler hazırladığından ve kağıt üzerinde bir takım projeler çizdiğinden bahsediliyor, fakat kısa bir süre sonra maddi koşullar sebebiyle böylesine devasa bir heykel projesinden vazgeçiliyor. Bu noktada ancak bırakın heykelin kendisini yaptırtmayı, ancak bu eskizler için belli bir para verilmiş olduğu düşünülebilir, ama bu doğru bile olsa heykelin gerçek maliyeti karşısında böbürlenecek bir durum ortaya çıkmıyor.

Bartholdi’nin heykeli hazırladığı ve sonrasında depoya koymak durumunda kaldığı hikayesi de gerçekçi değil. Her şeyden önce heykelin yapılmaya başlandığı tarihin 1875 yılı olduğu bütün kaynaklarda fotoğraflarıyla birlikte görülüyor. Oysa Özgürlük Heykeli’nin Süveyş’e yapılması projesi 1860’larda düşünülmüş. Ayrıca Süveyş Kanalı da 1869’da hizmete açılmış. Dolayısıyla heykelin Osmanlılar tarafından yaptırıldığı ve sonra depoda bekletildiği fikri tarihsel olarak gerçekçi değil. Eldeki kanıtlara göre heykel projesinin üretim aşamasına gelmesiyle Süveyş Kanalı’nın açılması arasında tam tamına 6 yıl süre var.

Benzer şekilde Bartholdi’nin heykeli dikmek için aldığı mühendis desteği ve heykelin üretim sürecinin kamuoyunda oluşturduğu ilgi de hikayeyi gerçekçilikten uzaklaştırıyor. Şöyle ki Bartholdi heykelin ayakta durabilmesi için üretim sürecinde ve sonrasında Eiffel kulesinin mühendisi olan Gustave Eiffel’den destek alıyor. Sanatçının heykeli 1860’larda yaptığını varsayarsak zaten 1880’lerde, yani yaklaşık olarak 20 sene sonra hala heykelin ayakta durması gibi oldukça temel bir konuda çözüm bulamadığını varsaymak mantıklı olmuyor. Bartholdi eğer 1860’larda heykeli üretmiş olsaydı, nasıl ayakta duracağına dair planlarını da zaten yapmış olurdu. Dolayısıyla 20 seneye yakın bir süre sonrasında Eiffel’den mühendislik anlamında yardım alması da gerekmezdi.

Benzer şekilde heykelin üretim sürecindeki el, meşale, omuzlar ve kafa gibi parçalarının pek çok fuarda sergilendiğini görüyoruz. Heykel o kadar devasa ki daha parçalarının üretimi sürecinde bile hatırı sayılır bir kamuoyu merakına ve basının ilgisine maruz kalıyor. Heykelin meşale, el, kafa gibi bitmiş parçalarının sergilendiği fuarlar ve sergiler ise 1880’li yıllarda düzenlenen etkinlikler. Tahmin edilebileceği üzre eser gerçekten 1860’larda Osmanlıların talebiyle üretilmeye başlanmış olsaydı eserin parçalarına ve üretim sürecine dair benzer bir kamuoyunun bu yıllarda da oluşmuş olması gerekirdi. Oysa iddiaların tersine benzer bir üretim süreciyle ilgili herhangi bir veriye rastlayamıyoruz. Oysa 1875’ten 1886’ya kadarki üretim sürecinin pek çok ayrıntısına kaynaklardan rahatça ulaşmak mümkün oluyor.

ozgurlukheykeli3
Heykelin Fransa’daki çalışmaları, 1884
ozgurlukheykeli4
Heykelin eli 1876’da Philadelphia’da düzenlenen bir fuarda sergilenirken.

ozgurlukheykeli5

Heykel inşa halinde, 1878 

Para Pul Meseleleri

İşin para kısmına dair de pek çok kaynak bulabilmek mümkün. İki devlet arasındaki yakınlaşmanın bir nişanesi olarak ortaya atılan heykel projesinin finansmanını sağlamak amacıyla iki ülkede de konserler düzenleniyor, çeşitli bağış kampanyaları, etkinlikler ve piyangolar tertipleniyor. 1879 yılına kadar 250.000 frank toplanıyor. Benzer şekilde ABD kongresinde de heykelin finansmanına dair çetin tartışmalar oluyor. Kongreden 50.000 dolarlık bir bütçe çıksa da sonrasında karar vali tarafından veto ediliyor.

Heykelin yönetsel aygıtlar tarafından finansmanın yanı sıra adını Pulitzer ödüllerinden bildiğimiz gazeteci Joseph Pulitzer gibi finansman sağlayan kişiler de oluyor. Pulitzer New York World gazetesi aracılığıyla başlattığı kampanya aracılığıyla 1885’e kadar 100.000 dolar topluyor. Heykelin finansmanına dair hem Fransız hem de ABD kamuoyunda bu kadar tartışmanın varlığı göz önünde bulundurulduğunda Özgürlük Heykeli’nin parasının Osmanlı Devleti tarafından verildiğini söylemek abes kaçıyor. Madem heykelin parası ödenmişti, bu adamlar neden bu kadar tartışmalara, kampanyalara vs. girsinler? Neden kongrede heykelin maliyetiyle ve gerekliliğiyle ilgili tartışmalar geçsin? Zaten parası verilmiş olan böyle bir heykeli kim istemez ki? Uzun lafın kısası gerek kamuoyunda, gerekse de yasal kurumlarda bu tartışmaların varlığı ve kanıtları heykelin parasının ödendiği yönündeki mitin karşısında ciddi engeller olarak duruyorlar.

Heykelin finansmanıyla ilgili tartışmalar için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz

Bu noktada Mısır’da bulunduğu sıralarda Bartholdi’nin 20’li yaşlarının başlarında genç bir sanatçı olduğunu da hatırlamak gerekiyor. Sultanın kendisini herhangi bir çalışmasında kanıtlamamış genç bir yabancıya bu kadar büyük bir projenin parasını vereceğini düşünmek çok da mantıklı gözükmüyor. Aslında hikayeyi “yazanlar” akıllarınca Batı’yı kötülemeye çalışırken, esas olarak kendi atalarını saf pozisyona düşürüyorlar.

Sonuç

Kısacası Bartholdi’nin de dediği üzre Süveyş Kanalı’na yapılması düşünülen Özgürlük heykeli projesi finansman sorunları nedeniyle gerçekleştirilememiş. Bartholdi sadece bir iki eskiz dışında heykele dair herhangi bir çalışmada bulunmamış (Edges Of Empire: Orientalism and Visual Culture Yazar: Jocelyn Hackforth-Jones,Mary Roberts, s.41). Osmanlı hükümdarının da bir iki eskize güvenip bütün parayı yirmili yaşlarda adı sanı belirsiz birisine verebileceğini zannetmek safdillik olur. Benzer şekilde “hayali” heykelle “gerçek” heykel arasında 20 yıllık bir dönem var. Heykelin üretim sürecinin kamuoyu tarafından nasıl da heyecanla takip edildiği, dikilmesi için gerçekleştirilen kampanyalar göz önüne alındığında böyle bir projenin Osmanlı Devleti’nde hiç yankı bulmamış olması hiç de gerçekçi gözükmüyor. Düşünsenize ABD ve Fransa’yı meşgul eden böylesine bir projeyi siz 20 sene önce başlatmışsınız ve bu konuda bir satır yazı dahi yazmamışsınız. Bu kadar alçakgönüllülüğe de pes doğrusu!

Aslında bu efsanenin altında eleştirilmesi gereken bir bakış açısı yatıyor. Heykeltıraşın yaptığı eserin seviyesine ulaşılamadığı durumda ister istemez finansmanına destek olma söylencesi yoluyla belirli bir tatmin seviyesi yakalanmaya çalışılıyor. Aslında olayın nerden bakarsanız bakın Türkiye’yle ve Türklerle ilişkisi yok! Süveyş Kanalı’nı açan şirket Fransız, oradaki resmi otorite Mısır (Son kertede dışişlerinde Osmanlı’ya bağlı olsa da, hatırlanacağı üzre Osmanlı Kavalalı’lar üzerinde otoritesini büyük ölçüde yitirmiş durumdaydı), Süveyş Kanalı’nda çalışanlar Afrikalı ve Ortadoğu’lu köleler, Heykel projesinin sahibi Fransız, heykeli üretenler Fransız, heykeli götürüp ABD’ye kuranlar Fransızlar ve ABD’liler; biz ise Mısır valimiz iki üç bişey çiziktirtmiş diye elimizde kanıt olmadan heykelin parasını vermiş olmakla öğünüyoruz! Şimdi bu böbürlenmenin akla mantığa sığan bir tarafı var mı allahaşkına? Hadi gerçekten de Özgürlük Heykeli’nin parasını Osmanlı ödedi diyelim; bu nokta kültürümüze, medeniyetimize nasıl bir avantaj sağlayacak? Parayı verip düdüğü çalmadan önce, emek verip düdük icat etsek, düdük imal etsek de öyle çalsak çok mu kötü olur?

ALINTI:

http://www.sehirefsaneleri.net

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: