Daha az cezayı gerektiren hal

Daha az cezayı gerektiren hal

MADDE 249 – (1) Zimmet suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilir.

T.C.

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2012/2131

K. 2012/1866

T. 12.3.2012

• KULLANMA ZİMMETİ ( Suça Konu Paraların Tahsil Edildiği Tarihlerle İade Edilerek Yatırıldığı Tarih Arasında Sağlayacağı Nema Miktarı Hesaplattırılarak Bulunacak Tutarın “Zimmet Miktarı Olarak Belirlenmesi” Gerektiği)

• LEHE KANUN UYGULAMASI ( Önceki ve Sonraki Kanunların Bütün Hükümlerinin Olaya Uygulanarak Ortaya Çıkan Sonuçların Birbirleriyle Karşılaştırılması Suretiyle Belirlenerek Her İki Kanunla İlgili Uygulamanın Denetime İmkan Verecek Şekilde Kararda Göstermek Suretiyle Hüküm Kurulacağı)

• ZİMMET ( Kullanma Zimmeti – Suça Konu Paraların Tahsil Edildiği Tarihlerle İade Edilerek Yatırıldığı Tarih Arasında Sağlayacağı Nema Miktarı Hesaplattırılarak Bulunacak Tutarın “Zimmet Miktarı Olarak Belirlenmesi” ve Bu Nema Miktarının 5237 S. T.C.K.nın 249. Md. Kapsamında Kalıp Kalmadığının Saptanması Gerektiği)

5237/m.248,249

765/m.202,219/3

ÖZET : Sanığın eyleminin kullanma zimmeti niteliğinde kabul edildiği gözetildiğinde; suça konu paraların tahsil edildiği tarihlerle iade edilerek yatırıldığı tarih arasında sağlayacağı nema miktarı hesaplattırılarak bulunacak tutarın “zimmet miktarı olarak belirlenmesi” ve bu nema miktarının 5237 Sayılı T.C.K.nın 249. ( 765 Sayılı T.C.K.nın 219/3.) maddesi kapsamında kalıp kalmadığıyla bulunan nema miktarının sanık tarafından ödenip ödenmediğinin saptanmasından sonra sanık hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nın 248. ( 765 Sayılı T.C.K.nın 202/3.) maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının da gözetilerek lehe yasa karşılaştırılmasının, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenerek, her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda göstermek suretiyle yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekir.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : Sanığa yüklenilen zimmet suçunun 5237 Sayılı T.C.K.nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen hakkında aynı Kanunun 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

DSİ’den köy sınırları içerisindeki bir kısım tarlaların sahiplerine iadesi için gerekli masrafları karşılamak üzere tarla avansı adı altında topladığı 8.812.500.000 TL’nin köye ait hesaplara intikal ettirmeyen K… Köyü muhtarı olan sanığa atılı zimmet suçunun görevi sebebiyle tevdii olunan veya muhafaza denetimi ve sorumluluğu altında bulunan para, mal ve sair kıymetleri kendisi veya başkası yararına mal edinmesiyle oluştuğu ve olayında bu şekilde gerçekleştiğinin kabulünün gerektiği gözetildiğinden; K… Köy muhtarı olan sanığın, dsi’den köy sınırları içerisindeki bir kısım tarlaların sahiplerine iadesi için gerekli masrafları karşılamak üzere tarla avansı adı altında topladığı 8.812.500.000 TL’nin akıbetinin belirlenemediği ve sanığın üzerinde kaldığı iddia edilmesine karşın, sanık müdafii tarafından verilen 4.9.2005 tarihli savunma dilekçesinde toplanan paraları köyün ihtiyaçları için harcadığını savunup bunlarla ilgili olarak fatura ve makbuzları ibraz etmesi ve ceza yargılamasının amacının maddi gerçeğin ortaya çıkartılması olduğu nazara alındığından; öncelikle köy ihtiyar heyeti üyeleriyle harcamalara dair gösterilecek diğer kişilerin tanık sıfatıyla dinlenerek, savunmada ileri sürülen harcamalara konu malzemelerin alınıp alınmadığı ve söz konusu harcamaların gerçekte yapılıp yapılmadığının belirlenip, gerekirse mahallinde keşif icra edilerek alınan malzemelerin kullanıldığı yerlerin maliyet hesabının çıkartılmasından sonra dava dosyasının emekli Sayıştay uzman denetçilerinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetine tevdii edilerek; savunma ve iddialar da irdelenmek suretiyle, suç tarihi itibarıyla köy tüzel kişiliğinin tüm gelir ve giderlerinin tespit edilip, suça konu paraların sanığın şikayet edildiği tarihten önce ilgili hesaba yatırılıp yatırılmadığı, yatırılmış ise hangi tarihlerde ne miktarda yatırıldığı, söz konusu paraların toplandığı tarihlerle ilgili hesaba yatırıldığı tarihler arasında sağlayacağı nema miktarı da hesaplattırılıp sanığın zimmetinde kalan herhangi bir miktarın olup olmadığı, var ise bunun sebep kaynaklandığı hususlarında rapor aldırılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Sanığın eyleminin kullanma zimmeti niteliğinde kabul edildiği gözetildiğinde; suça konu paraların tahsil edildiği tarihlerle iade edilerek yatırıldığı tarih arasında sağlayacağı nema miktarı hesaplattırılarak bulunacak tutarın “zimmet miktarı olarak belirlenmesi” ve bu nema miktarının 5237 Sayılı T.C.K.nın 249. ( 765 Sayılı T.C.K.nın 219/3.) maddesi kapsamında kalıp kalmadığıyla bulunan nema miktarının sanık tarafından ödenip ödenmediğinin saptanmasından sonra sanık hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nın 248. ( 765 Sayılı T.C.K.nın 202/3.) maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının da gözetilerek lehe yasa karşılaştırılmasının, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenerek, her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda göstermek suretiyle yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan hükmün kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek C.M.U.K.nın 321 ve 326. maddeleri gereğince BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 12.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2012/2101

K. 2012/1741

T. 8.3.2012

• ZİMMET ( Suça Konu Paranın Alım Gücü Nazara Alındığında Değerinin Az ve Hafif Olduğu Dikkate Alınıp Sanık Hakkında Daha Az Cezayı Gerektiren Hal Hükümlerinin Uygulanması Gereği )

• DAHA AZ CEZAYI GEREKTİREN HAL ( Suça Konu Paranın Alım Gücü Nazara Alındığında Değerinin Az ve Hafif Olduğu Dikkate Alınıp Sanık Hakkında Daha Az Cezayı Gerektiren Hal Hükümlerinin Uygulanması Gereği – Zimmet )

• VEKALET ÜCRETİ ( Kamu Davasına Katılan Bir Kurum Bulunmadığı Halde Sanık Aleyhine Vekalet Ücretine Karar Verilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu – Zimmet )

• KATILAN KURUM BULUNMAMASI ( Zimmet – Kamu Davasına Katılan Bir Kurum Bulunmadığı Halde Sanık Aleyhine Vekalet Ücretine Karar Verilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu )

5237/m.247, 249

ÖZET : Zimmet suçunda; sanığın uhdesinde tuttuğu paradan, paranın tahsil edildiği tarihlerle yatırıldığı tarihler arasında, sağlayacağı nema miktarının suç tarihi itibarıyla ekonomik koşullar ve paranın alım gücü nazara alındığında değerinin az ve hafif olduğu dikkate alınıp hakkında daha az cezayı gerektiren hal hükümlerinin uygulanması gerektiğinin düşünülmelidir.

Kamu davasına katılan bir kurum bulunmadığı halde sanık aleyhine vekalet ücretine karar verilmesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.12.2008 gün ve 2008/146-235 Sayılı Kararına göre mağdurun belli olması ve maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilebileceği durumlarda suçun maddi konusunu oluşturan değerlerin müsaderesine karar verilemeyeceğinden, tebliğnamedeki kazanç müsaderesi konusundaki düşünceye iştirak edilmemiş, suçun 5237 Sayılı T.C.K.nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5 inci madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi karşı temyiz olmadığından, lehe yasa karşılaştırmasının usulünce yapılmaması ise, temel cezanın alt sınırdan tayini, artırım ve indirimlerin ise en lehe oranlar üzerinden yapılması halinde dahi 765 Sayılı Kanunun açıkça aleyhe sonuç doğurduğu ve bu sebeple sonuca etkili bulunmadığından bozma nedeni sayılmamış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiin sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Oluşu mahkemece de kullanma zimmeti vasfında kabul edilen eylemde sanığa tayin olunan cezanın 5237 Sayılı Kanunun 247/3 üncü maddesiyle indirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Sanığın uhdesinde tuttuğu paradan, paranın tahsil edildiği tarihlerle yatırıldığı tarihler arasında, sağlayacağı nema miktarının suç tarihi itibarıyla ekonomik koşullar ve paranın alım gücü nazara alındığında değerinin az ve hafif olduğu dikkate alınıp hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nın 249 uncu maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,

5237 Sayılı T.C.K.nın 53/3 üncü maddesi uyarınca sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya dair hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilmeye kadar kullanmaktan mahrum bırakmaya hükmedilmesi,

Kamu davasına katılan bir kurum bulunmadığı halde sanık aleyhine vekalet ücretine karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 Sayılı Kanunun 8/1 inci maddesi de gözetilerek C.M.U.K.nın 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 08.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2007/5466

K. 2011/21709

T. 6.10.2011

• KULLANMA ZİMMETİ ( Sanığın Görevi Gereği Tahsil Etmiş Olduğu Parayı İhbar Uyarı ve Soruşturma Olmadan Yatırma Eylemi – Bu Tarihler Arasında Sağlayacağı Nema Miktarı Tutarının Zimmet Miktarı Olarak Belirleneceği )

• ZİMMET ( Sanığın Parayı Tahsil Ettiği Tarih İle Yatırdığı Tarih Arasında Sağlayacağı Nema Miktarı Tutarının Zimmet Miktarı Olarak Belirleneceği – Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanabilmesi İçin Nemanın da Ödenmesi Gerektiği )

• ETKİN PİŞMANLIK ( Zimmet/Uygulanabilmesi İçin Nemanın da Ödenmesi Gerektiği – Sanığın Parayı Tahsil Ettiği Tarih İle İhbar Uyarı ve Soruşturma Olmadan Yatırdığı Tarih Arasında Sağlayacağı Nema Miktarı Tutarının Zimmet Miktarı Olarak Belirleneceği )

• İHBAR UYARI VE SORUŞTURMA OLMADAN TAHSİL EDİLEN PARAYI YATIRAN SANIK ( Eylemin Kullanma Zimmeti Niteliğinde Olduğu – Bu Tarihler Arasında Sağlanan Nema Miktarı Tutarının Zimmet Miktarı Olarak Belirleneceği )

5237/m. 247, 248, 249

ÖZET : Sanığın, eldeki mevcut makbuz ve belgelere göre görevi gereği tahsil etmiş olduğu parayı ihbar, uyarı ve soruşturma olmadan yatırma eylemi kullanma zimmeti niteliğindedir.

Sanığın parayı tahsil ettiği tarih ile yatırdığı tarih arasında sağlayacağı nema miktarı hesaplattırılıp, bulunacak tutar zimmet miktarı olarak belirlenmelidir. Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için nemanın da ödenmesi gerekir.

DAVA : Zimmet suçundan sanık M.’nın bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda; atılı suçtan mahkumiyetine dair, ( Alanya Birinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 21.12.2005 gün ve 2005/150 Esas, 2005/203 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığı’ndan tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Dairemizin 23.12.2002 gün ve 2002/1972-8648 sayılı Kararı ile eldeki mevcut makbuz ve belgelere göre görevi gereği tahsil etmiş olduğu parayı 31.12.1998 ve 23.07.1999 tarihinde ihbar, uyarı ve soruşturma olmadan yatıran sanığın eyleminin kullanma zimmeti niteliğinde olacağı belirtilmesine ve mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen, paranın tahsil edildiği tarih ile yatırıldığı tarih arasında sağlayacağı nema miktarı hesaplattırılıp bulunacak tutarın zimmet miktarı olarak belirlenmesi ve bu sonuca göre lehe yasa tespit edilirken 5237 sayılı TCK’nın 247/3. maddesi ile uygulama yapılması, aynı Yasa’nın 249. maddesine göre değerin az olup olmadığının ( 765 sayılı TCK’nın 219/3. maddesinin )hükümde tartışılması, nemanın ödenmemesi halinde etkin pişmanlık koşullarının oluşmayacağının da gözetilmesi ile kazanılmış hak ilkesine bağlı kalınarak bir karar verilmesi yerine eksik tahkikatla yazılı şekilde hüküm tesisi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), 06.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2009/11489

K. 2011/2124

T. 21.3.2011

• ZİMMET ( Zincirleme Şekilde – Sıralamaya Aykırı Olarak Zincirleme Suç Hükümlerinin Zimmet Suçunda Daha Az Cezayı Gerektiren Hal Hükümlerinden Önce Uygulanmasının Hukuka Aykırı Olduğu )

• CEZALARIN UYGULANMASINDA USUL ( Zincirleme Surette Zimmet – 5327 S.K. Md. 43’ün Md. 249’dan Önce Uygulanamayacağı )

• ZİNCİRLEME SUÇ ( Zimmet – Sıralamaya Aykırı Olarak Zincirleme Suç Hükümlerinin Zimmet Suçunda Daha Az Cezayı Gerektiren Hal Hükümlerinden Önce Uygulanmasının Hukuka Aykırı Olduğu )

• DAHA AZ CEZAYI GEREKTİREN HAL ( Zincirleme Surette Zimmet – 5327 S.K. Md. 43’ün Md. 249’dan Önce Uygulanamayacağı )

5237/m. 43, 247, 249

ÖZET : Zincirleme surette zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarında; sıralamaya aykırı olarak zincirleme suç hükümlerinin zimmet suçunda daha az cezayı gerektiren hal hükümlerinden önce uygulanması hukuka aykırıdır.

DAVA : Zincirleme surette zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından sanığın yapılan yargılanması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair Dinar Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 9.7.2008 gün ve 2007/27 Esas, 2008/59 Karar sayılı hükümün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık, sanık müdafii ve O Yer C.Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

5237 Sayılı T.C.K.nun 61/5. maddesinde gösterilen sıralamaya aykırı olarak 43. maddenin 249. maddeden önce uygulanması,

Suçların 5237 Sayılı T.C.K.nun 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezaların yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı ve sanık, sanık müdafii ve O Yer C.Savcısının temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek C.M.U.K.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.3.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: