Çocukların Cinsel İstismarı

Çocukların Cinsel İstismarı

MADDE 103 – (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;

a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,

Anlaşılır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (Değişik 3. fıkra: 5377 – 29.6.2005 / m.12) (3) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması halinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması halinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

(7) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2011/5-412

K. 2012/2

T. 31.1.2012

• CİNSEL İSTİSMAR ( Sanığın Öz Kızı Olan 15 Yaşından Küçük Mağdura Zincirleme Şekilde – Konunun Uzmanı Olan Çocuk Psikiyatrisi Uzmanı Bulunmadan Düzenlenen Raporun Hükme Esas Alınamayacağı)

• ADLİ TIP KURUMU RAPORU ( Sanığın Öz Kızı Olan 15 Yaşından Küçük Mağdura Zincirleme Şekilde Cinsel İstismarı – Konunun Uzmanı Olan Çocuk Psikiyatrisi Uzmanı Bulunmadan Düzenlenen Raporun Hükme Esas Alınamayacağı)

• ONBEŞ YAŞINDAN KÜÇÜK MAĞDURA ZİNCİRLEME ŞEKİLDE CİNSEL İSTİSMAR ( Konunun Uzmanı Olan Çocuk Psikiyatrisi Uzmanı Bulunmadan Düzenlenen Raporun Hükme Esas Alınamayacağı)

• RUH SAĞLIĞININ BOZULMASI ( Sanığın Öz Kızı Olan 15 Yaşından Küçük Mağdura Zincirleme Şekilde Cinsel İstismarı – Konunun Uzmanı Olan Çocuk Psikiyatrisi Uzmanı Bulunmadan Düzenlenen Raporun Hükme Esas Alınamayacağı)

5237/m.103

2659/m.7,23,24

ÖZET : Sanığın öz kızı olan onbeş yaşından küçük mağdura zincirleme şekilde basit cinsel istismarda bulunarak, ruh ve beden sağlığının bozulmasına sebep olduğu kabul edilen olayda, Özel Daireyle yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; mağdur hakkında raporu düzenleyen Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 2659 Sayılı Kanunun 7/f, 23/B ve 24/1. maddeleri uyarınca usulüne uygun olarak teşekkül edip etmediğinin belirlenmesine ilişkindir. Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca, ruh sağlığı hastalıkları uzmanı başkanlığında, ikisi adli tıp, kadın hastalıkları ve doğum, üroloji, radyoloji ve çocuk cerrahi uzmanlarından oluşan yedi kişilik kurul tarafından düzenlenen raporda, sonuç olarak mağdurun ruh sağlığının bozulduğu belirtilmektedir. Yerel mahkemece, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun bu raporu hükme esas alınmış olup, belirtilen raporun ruh sağlığı hastalıkları uzmanı başkanlığında, ikisi adli tıp, kadın hastalıkları doğum, üroloji, radyoloji ve çocuk cerrahi uzmanlarından oluşan yedi kişilik bir kurul tarafından düzenlendiği anlaşılmaktadır. Ancak, mağdure suç tarihi itibarıyla onbeş yaşından küçük olup, 6. İhtisas Kurulunda muayenesi ve hakkındaki raporun düzenlenmesi sırasında, inceleme konusunun uzmanı olan çocuk psikiyatrisi uzmanının görüşmelere katılmadığı görülmektedir. Bu sebeple Adli Tıp Kurumu Yasasının 7/f ve 23/B maddelerine aykırı olarak, konunun uzmanı olan çocuk psikiyatrisi uzmanı bulunmadan düzenlenen raporun, hükme esas alınamayacağında kuşku yoktur.

DAVA : Onbeş yaşından küçük çocuğuna karşı zincirleme şekilde cinsel istismar suçundan sanık İ. G.’ün 5237 Sayılı T.C.K.nın 103/1, 103/3, 103/6, 43, 53/1 ve 63.maddeleri uyarınca 17 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve tutukluluk halinin devamına ilişkin, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.2.2009 gün ve 276-70 Sayılı resen temyize tabi olan hükmün, sanık ve müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 22.11.2010 gün ve 9314-8485 sayı ile;

“… Suç tarihinde çocuk olduğu anlaşılan mağdur hakkında Adli Tıp Kurumu Kanununun 7 ve 23. maddeleri gereği usulüne uygun teşekkül etmeyen ihtisas kurulunun düzenlediği rapora itibar edilerek T.C.K.nın 103/6. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi…”,

İsabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi ise 1.3.2011 gün ve 30-64 sayı ile;

“… Bozma kararında belirtilen Adli Tıp Kanununun 7 nci maddesine göre; Altıncı Adli Tıp İhtisas Kurulu; birer kadın hastalıkları ve doğum, radyoloji, üroloji, ruh sağlığı ve hastalıkları, çocuk psikiyatrisi, adli antropoloji, çocuk cerrahisi uzmanlarından oluşur.

23 üncü maddeye göre Adli Tıp İhtisas Kurulları, başkanın başkanlığında işin niteliğine göre en az dört üye ile toplanır ve oyçokluğuyla karar alır. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu taraf oyçokluğunu sağlamış sayılır. Üyelerden birinin özürlü olması veya yokluğu halinde eksiklik diğer kurullardan alınacak üye ile tamamlanır. Şu kadar ki tetkik edilecek konu ilgili uzman üye hazır bulunmadıkça müzakere edilemez.

Bozma kararı bu maddeler ışığında değerlendirilecek olunursa; mağdure hakkında rapor düzenleyen 6. İhtisas Kurulunda çocuk psikiyatrisinin yer almadığı, buna karşılık bir olması gereken adli tıp uzmanının heyette iki kişi olarak yer aldığı, başka bir deyişle 23 üncü maddenin düzenlemesine uygun olarak eksikliğin diğer kurullardan alınan adli tıp uzmanıyla doldurulduğu anlaşılmaktadır. Şekli anlamdaki eksiklik heyette çocuk psikiyatrisinin bulunmadığı bir durumda rapor düzenlenmesi konusudur. Mahkememizin kanaatine göre bu durum sonuca etki edecek bir eksiklik değildir. T.C.K.nın 103/6 ncı maddesine göre suç sebebiyle ruh sağlığının bozulması halinde verilecek ceza 15 yıldan az olamayacaktır. T.C.K.da ruh sağlığının bozulup bozulmadığı konusundaki tespitin nasıl yapılacağı, bu konudaki raporun nereden hangi kurumdan alınacağı konusunda bir bağlayıcı düzenlemeye yer verilmemiştir. Esas olan konu mağdurun suç sebebiyle ruh sağlığının bozulması konusudur.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, suç sebebiyle ruh sağlığının bozulması halinde cezanın miktarının yüksek olması sebebiyle bu konudaki raporun atk Başkanlığından alınması yönünde kararlar vermiş, bu kararlar ışığında ruh sağlığının bozulup bozulmadığı konusundaki kararlar İstanbul atk Başkanlığından aldırılmaya başlanmıştır.

Mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu konusunda dosyada iki ayrı rapor bulunmaktadır. Bunlardan birisi Dicle Üniversitesi Hastanesinin raporu, diğeri de Yargıtay 5. Ceza Dairesinin kararında vurgu yaptığı içerisinde çocuk psikiyatrisinin bulunmadığı, buna karşılık başka bir üye ile tamamlanan heyetin verdiği rapordur. Her iki raporda da mağdurun suç sebebiyle ruh sağlığının bozulduğu tespit edilmiştir.

İşlenen suçun niteliği ve suçu işleyen kişinin sıfatı birlikte düşünüldüğünde mağdurun ruh sağlığının bozulduğu yönündeki raporların hükme dayanak yapılacağı, başka bir işlem yapılmasına gerek bulunmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir. Babası tarafından defalarca benzer cinsel saldırıya maruz kalan mağdurenin ruh sağlığının bozulmadığını / bozulmayacağını kabul etmek mümkün değildir. Babası tarafından defalarca cinsel saldırıya maruz kalan hangi çocuğun ruh sağlığı bozulmaz? Babası tarafından bu tür saldırıya maruz kalan herhangi bir çocuk, olanları hiç bir şey olmamış gibi kabullenebilir mi? Bu sorulardan ilkine her çocuğun ruh sağlığı bozulur şeklinde cevap verilmesi mümkün iken, ( nitekim mağdure ruhi durumuyla ilgili yaşadıklarını göstermesi açısından talimatla mahkemede ifadesi alınırken hal ve hareketleriyle yaşadığı travmayı ortaya koymuştur) 2. soruya ise hiç bir çocuk babası tarafından kendisine yapılan cinsel saldırı sonucunda bir şey olmamış gibi davranamaz şeklinde cevap verileceği kesindir. Heyette çocuk psikiyatrisi yer alsa bile babasının cinsel saldırısına maruz kalan mağdurenin ruh sağlığının bozulmadığı tespiti yapılmasının mümkün olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir. Başka bir deyişle mağdurenin yaşadıklarından sonra hiç bir hekimin mağdurenin ruh sağlığının bozulmadığına karar vereceği düşüncesinde değiliz. Bir an için çocuk psikiyatrisi mağdurenin ruh sağlığının bozulmadığı düşüncesinde olsa bile heyette yer alan diğer üyelerin daha önce mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna karar vermeleri sebebiyle farklı düşüncede bile olsa bir hekimin görüşünün sonucu değiştirmeyeceği açıktır. Bu sebeplerle mağdurenin yeniden raporunun aldırılmasına gerek olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Bu sonuca ulaşılırken C.M.K.nın 236. maddesinin de dikkate alındığını belirtmek gerekmektedir.

C.M.K.nın 236. maddesine göre işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur bu suça dair soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenir. Maddi gerçeğin ortaya çıkartılması açısından zorunluluk arzeden haller saklıdır.

Mağdure soruşturma aşamasında önce emniyet görevlilerince dinlenmiş, daha sonra raporunun alınması için Diyarbakır Adli Tıp Şube Müdürlüğüne, ardından Dicle Üniversitesi hastanesine gönderilmiştir. Emniyette dinlenen mağdure, gönderildiği her iki kurumda da dinlenmiştir. Hekimlerin mağdureyi dinlemeleri olgusunun da C.M.K.daki ‘dinleme’ olarak değerlendirilmesi gerektiği düşüncesindeyiz.

Kovuşturma aşamasına gelindiğinde mağdure talimatla mahkemede bir kez dinlenmiş, daha sonra atk Başkanlığına sevk edilmesi üzerine bir kez de buraca dinlenmiştir. Yani mağdure soruşturma ve kovuşturma aşamasında toplam 5 kez dinlenmiştir.

Kanun koyucu bırakalım ruh sağlığı bozulmuş çocuğun 5 kez dinlenmesini, psikolojisi bozulan çocuğunu soruşturma veya kovuşturma aşamasında bir kez dinleneceğini öngörmüştür. Dosyada ise mağdure bugüne kadar beş kez dinlenmiştir. Bir kez daha dinlendiği takdirde altıncı kez dinlenmiş olacaktır.

Aradan geçen 3 yıl içerisinde yaşadığı olayları unutan veya unutmak üzere olan mağdurenin bir kez daha 6-7 kişinin yer aldığı heyetin önüne çıkartılarak dinlenmesi olayları sıcağı sıcağına yeniden yaşaması anlamına gelecektir. Mağdurenin böyle bir ruh hali ile baş başa bırakılmaması gerekir. Kanun koyucunun amacı yaşadığı olumsuz olayları bir an önce unutması için mağdurun soruşturma ve kovuşturma aşamasında bir kez dinlenmesini sağlamaktır. Bu amaca uygun olarak mağdurenin korunması ve geleceği adına bir kez daha dinlenmesi C.M.K.nın 236. maddesindeki düzenlemeye aykırı olacaktır.

Değerlendirme yapılırken sanık referanslı değerlendirmeler yapılmamalı, mağdurun durumu da gözetilmelidir. Kaldı ki somut olayda sanık referanslı değerlendirme yapılmış, Dicle Üniversitesi tarafından mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu tespit edilmesine rağmen bir kez de atk Başkanlığından rapor aldırılmıştır. Mahkememizin kanaatine göre buraya kadar anlatılan sebeplerle atk Başkanlığı tarafından düzenlenen rapor yeterlidir. Bu rapor mağdurenin içinde bulunduğu ruh halini yansıtan ve ayrıca bu ruh halini tespit eden Dicle Üniversitesi hastanesinin raporu ile de uyumludur. Bu sebeplerle mağdurenin bir kez daha atk Başkanlığına gönderilerek raporunun aldırılması yönünde bir işlem yapılmamıştır…”,

Şeklindeki gerekçeyle önceki hükmünde direnmiştir.

Resen temyize tabi olan bu hükmün de Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının “bozma” istemli, 22.10.2011 gün ve 233013 Sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Sanığın öz kızı olan onbeş yaşından küçük mağdura zincirleme şekilde basit cinsel istismarda bulunarak, ruh ve beden sağlığının bozulmasına sebep olduğu kabul edilen olayda, Özel Daireyle yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; mağdur hakkında 10.11.2008 tarihli raporu düzenleyen Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 2659 Sayılı Kanunun 7/f, 23/B ve 24/1 inci maddeleri uyarınca usulüne uygun olarak teşekkül edip etmediğinin belirlenmesine ilişkindir.

Uyuşmazlığın çözümünde sağlıklı bir hukuksal sonuca varılabilmesi için, 25.2.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak, yayımından üç ay sonra yürürlüğe giren 4810 Sayılı Yasayla köklü değişikliklere uğramış bulunan 2659 Sayılı Adli Tıp Kurumu Yasasının, ihtisas kurullarının kuruluş şekli ve çalışma düzeni hakkındaki düzenlemelerinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır.

Anılan Kanunun “Adli Tıp İhtisas Kurulları” başlıklı 7 nci maddesi;

“Adli Tıp Kurumunda altı ihtisas kurulu bulunur. Aşağıdaki ihtisas kurulları, bir başkan ve adli tıp uzmanı iki üye ile;

…f) Altıncı Adli Tıp İhtisas Kurulu birer;

– Kadın Hastalıkları ve Doğum,

– Radyoloji,

– Üroloji,

– Ruh Sağlığı ve Hastalıkları,

– Çocuk Psikiyatrisi,

– Adli Antropoloji,

– Çocuk Cerrahisi,

Uzmanlarından oluşur.

İhtisas Kurullarında yeteri kadar raportör bulundurulur”,

“Adli Tıp Genel Kurulunun ve İhtisas Kurullarının Çalışması” başlıklı 23. maddesi;

“…B) Adli Tıp İhtisas Kurullarının Çalışması:

Adli Tıp İhtisas Kurulları Başkanının başkanlığında işin niteliğine göre en az dört üye ile toplanır ve oyçokluğuyla karar alır. Oyların eşitliği halinde Başkanın bulunduğu taraf oy çokluğunu sağlamış sayılır.

Üyelerden birinin özürlü olması veya yokluğu halinde eksiklik diğer kurullardan alınacak üye ile tamamlanır. Şu kadar ki tetkik edilecek konu, ilgili uzman üye hazır bulunmadıkça müzakere edilemez.

C-) Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu ve İhtisas Kurulları lüzum görüldüğü hallerde kararını vermeden önce incelediği konuyla ilgili bulunan evrakın onanmış örneklerini mahallinden isteyebileceği gibi aslı üzerinde de inceleme yapması zorunlu olduğunda bunları da isteyebilir.

Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu ve İhtisas Kurulları ilgili kişileri gerektiğinde muayene ve bunları usulüne göre dinleyebilir. Her türlü tetkikatı yapar ve yaptırabilir.

Adli Tıp Genel Kurulu kararları nihai olmakla beraber mahkemelerin delilleri serbestçe takdir hususundaki yetkilerini kısıtlamaz.

Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 10 ncu maddesinin hükümleri saklıdır.

Adli Tıp Genel Kurulu ve adli tıp ihtisas kurullarının çalışma esas ve usulleri yönetmelikte gösterilir”,

“Adli Tıp Kurumunda Bilirkişi Dinlenmesi ve Toplantılara Katılma” başlıklı 24 üncü maddesi ise;

“I- Adli Tıp Genel Kurulu ve Adli Tıp İhtisas Kurullarıyla Adli Tıp İhtisas Daireleri, inceledikleri konularla ilgili olarak Adli Tıp Kurumunda bulunmayan tıp ve diğer uzmanlık dallarında Adli Tıp Kurumu dışından uzmanların bilirkişi olarak davet edilmesine karar verebilirler. Uzman kişiler oy hakları olmamakla beraber görüşlerini bir raporla Adli Tıp Genel Kurulu, Adli Tıp İhtisas Kurulu veya Adli Tıp İhtisas Dairesi Başkanlığına bildirirler.

Bilirkişilere yönetmelikteki esaslara göre Adli Tıp Genel Kurulu, Adli Tıp İhtisas Kurulu ve Adli Tıp İhtisas Dairesi Başkanlığınca yaptıkları çalışmaya uygun ücret takdir olunur.

II- a) Adli Tıp Genel Kurulu, Adli Tıp İhtisas Kurullarıyla Adli Tıp İhtisas Daireleri, inceledikleri konularla ilgili olarak kendi kurul veya dairelerinde bulunmayan, Adli Tıp Kurumundaki diğer kurul veya dairelerde bulunan uzmanların davet edilmesine karar verebilirler. Uzman kişiler, o olayla ilgili toplantıya katılır ve oy kullanırlar…” şeklinde düzenlemeler içermektedir.

Bu düzenlemelere göre, anılan Kanunun 7 nci maddesinin ( f) bendi uyarınca, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun, bir başkan ve adli tıp uzmanı iki üye ile birer kadın hastalıkları ve doğum, radyoloji, üroloji, ruh sağlığı ve hastalıkları, çocuk psikiyatrisi, adli antropoloji ve çocuk cerrahisi uzmanından oluşacağı, aynı Kanunun 23 üncü maddesinin ( B) bendi uyarınca da ihtisas kurulunun başkan ve işin niteliğine göre, bu uzmanlardan en az dört üyenin katılımıyla toplanacağı, ancak incelenecek konunun, ilgili uzman üyenin hazır bulunmaması durumunda görüşülemeyeceği açıktır. Kaldı ki, incelenecek konuda ihtisas kurulunda konuyla ilgili bir uzman bulunmaması, buna karşın diğer ihtisas kurullarında bulunması halinde buradan gelecek uzmanın katılımıyla görüşme yapılabileceği gibi, 24 üncü madde uyarınca dışarıdan ilgili uzman kişinin bilirkişi olarak getirtilip görüşüne başvurulması da olanaklıdır. Bu hükümlerle amaçlanan; ceza yargılaması bakımından somut gerçeğin saptanmasında, hükme esas alınmaya en uygun ve elverişli bilimsel görüşün, bilirkişi raporu olarak ceza mahkemelerine sunulmasıdır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca, ruh sağlığı hastalıkları uzmanı başkanlığında, ikisi adli tıp, kadın hastalıkları ve doğum, üroloji, radyoloji ve çocuk cerrahi uzmanlarından oluşan yedi kişilik kurul tarafından düzenlenen 10.11.2008 gün ve 6025 Sayılı raporda, sonuç olarak mağdurun ruh sağlığının bozulduğu belirtilmektedir.

Yerel mahkemece, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun bu raporu hükme esas alınmış olup, belirtilen raporun ruh sağlığı hastalıkları uzmanı başkanlığında, ikisi adli tıp, kadın hastalıkları doğum, üroloji, radyoloji ve çocuk cerrahi uzmanlarından oluşan yedi kişilik bir kurul tarafından düzenlendiği anlaşılmaktadır. Ancak, mağdure 5.4.1994 doğumlu ve suç tarihi itibarıyla onbeş yaşından küçük olup, 6. İhtisas Kurulunda muayenesi ve hakkındaki raporun düzenlenmesi sırasında, inceleme konusunun uzmanı olan çocuk psikiyatrisi uzmanının görüşmelere katılmadığı görülmektedir. Bu sebeple Adli Tıp Kurumu Yasasının 7/f ve 23/B maddelerine aykırı olarak, konunun uzmanı olan çocuk psikiyatrisi uzmanı bulunmadan düzenlenen raporun, hükme esas alınamayacağında kuşku yoktur. O halde, mağdure hakkında, yeniden ve yasaya uygun bir şekilde oluşturulmuş bir kuruldan rapor alınarak, sanığın hukuki durumunun buna göre belirlenmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, yerel mahkemece, yasaya aykırı olarak düzenlenmiş bir raporun hükme esas alınması suretiyle sanık hakkında suç nitelemesi yapılarak mahkumiyet hükmü kurulması isabetsiz olup, direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1-) Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 1.3.2011 gün ve 30-64 Sayılı direnme hükmünün BOZULMASINA,

2-) Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 31.01.2012 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2011/5-201

K. 2011/193

T. 27.9.2011

• NİTELİKLİ CİNSEL İSTİSMAR ( Mağdur Çocuğun Ruh Sağlığının Bozulup Bozulmadığına İlişkin Olarak Adli Tıp Kurumu Altıncı İhtisas Kurulu’nda Görevli Uzmanlar Arasından Seçilecek ve Aralarında Çocuk Psikiyatristi de Bulunan En Az Beş Kişilik Bilirkişi Heyetinden Rapor Alınması Gereği )

• RUH SAĞLIĞININ BOZULUP BOZULMADIĞINA İLİŞKİN RAPOR ( Adli Tıp Kurumu Altıncı İhtisas Kurulu’nda Görevli Uzmanlar Arasından Seçilecek ve Aralarında Çocuk Psikiyatristi de Bulunan En Az Beş Kişilik Bilirkişi Heyetinden Rapor Alınması Gereği – Nitelikli Cinsel İstismar )

• ADLİ TIP KURUMU RAPORU ( Nitelikli Cinsel İstismar – Mağdur Çocuğun Ruh Sağlığının Bozulup Bozulmadığına İlişkin Olarak Adli Tıp Kurumu 6.İhtisas Kurulu’nda Görevli Uzmanlar Arasından Seçilecek ve Aralarında Çocuk Psikiyatristi de Bulunan En Az 5 Kişilik Bilirkişi Heyetinden Rapor Alınacağı )

• ÇOCUK PSİKİYATRİSTİNİN BULUNMA ZORUNLULUĞU ( Nitelikli Cinsel İstismar – Ruh Sağlığının Bozulup Bozulmadığına Konusunda Adli Tıp Kurumu Altıncı İhtisas Kurulu’nda Görevli Uzmanlar Arasından Seçilecek ve Aralarında Çocuk Psikiyatristi de Bulunan Bilirkişi Heyetinden Rapor Alınacağı )

5237/m. 103/6

2659/m. 31

ÖZET : Nitelikli cinsel istismar suçunda; suç tarihinde 15 yaşını tamamlamamış olan suç mağduru hakkında eylem sonucunda ruh sağlığının bozulup bozulmadığına ilişkin rapor düzenlenirken Adli Tıp Mevzuatı çerçevesinde görev yapacağının açıkça belirtilmiş olması karşısında, Adli Tıp Kurumu Altıncı İhtisas Kurulu’nda yer alması gereken uzmanlık dallarında görevli uzmanlar arasından seçilecek ve içerisinde zorunlu olarak çocuk psikiyatrı bulunan en az beş kişilik bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken, çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı beş kişi tarafından düzenlenmiş olan ve aynı zamanda içerik itibarıyla da yetersiz bulunan rapor esas alınarak hüküm kurulması isabetsizdir.

DAVA : Nitelikli cinsel istismar suçundan sanık A.’un 5237 sayılı TCY’nin 103/2-3-6, 43 ve 62. maddeleri uyarınca 18 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında 5237 sayılı TCY’nin 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin, ( Ankara Yedinci Ağır Ceza Mahkemesi)’nce verilen 22.04.2010 gün ve 369-112 sayılı re’sen temyize tabi olan hükmün, katılan Sibel vekili ve sanık müdafii tarafından da temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Beşinci Ceza Dairesi’nce 20.12.2010 gün ve 8991-9852 sayı ile;

“… TCK’nın 103/6. maddesinin uygulanabilirliği açısından, Adli Tıp Kurumu’nun kanuna uygun teşekkül etmiş İlgili İhtisas Kuruiu’ndan rapor alınarak sonucuna göre hükme varılması gerekirken, H… Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nın 22.03.2010 günlü raporuyla yetin ilmesi suretiyle eksik tahkikatla yazılı şekilde karar verilmesi,

Kabule göre de; sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulurken 5237 sayılı Yasa’mn 61. maddesindeki sıralamaya göre, 43. maddenin 103/6. maddeden sonra uygulanması gerektiği, ancak TCK’nm 43. maddesi uyarınca yapılacak artırımın 103/2 ve 103/3. maddelerin tatbiki sonucu bulunan 12 yıl hapis cezasının 1/4 oranında artırımı neticesi ortaya çıkan 3 yıl hapis cezasının 103/6. maddeyle belirlenen cezaya eklenmesi ile netice cezanın tayini gerektiği gözetiimeyerek sanığa fazla ceza verilmesi…”,

İsabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir..

Yerel mahkemece ise 15.03.2011 gün ve 46-57 sayı ile;

“… Sanığın mağdurenin annesi olan Hülya’yla 2008 yılının Ocak-Şubat ayına kadar 5-6 yıl aynı evde karı koca hayatı yaşadıkları, mağdurenin annesinin evde olmadığı saatlerde erkek çocuklarını dışarı çıkararak yaşı küçük mağdureye porno film izletip birçok kez cinsel istismarda bulunduğu ve mağdureyi tehditle ırzına geçtiği, bu olayların açığa çıkmaması için de mağdureyi ölümle tehdit ettiği, mağdurenin bu olaylar olduğu sırada henüz 15 yaşını doldurmamış olduğu ve zaten psikolojik sorunlarının mevcut olduğunun duruşmada dinlendiği sırada heyetçe tespit edildiği, henüz çocuk yaşta olan kişilik gelişimi devam eden ve maruz kaldığı olay sebebi ile psikolojik olarak yeteri kadar yıpranan mağdurenin Adli Tıp Kurumu’na şevki ile rapor alınma cihetine gidilmesi halinde mağdurenin olayları tekrar anlatma aşaması ve devamında psikolojisinin bozulacağı, kaldı ki emniyetçe CD’ye aktarılan ifade alınma esnasında teşhis edilen görüntülerinden de mağdurenin yeteri kadar yıprandığının görülmesi mağdurenin daha da fazla mağdur olmasına sebebiyet vereceği heyetçe kabul edilmiştir. Modern ceza yasaları ve uygulanmasına yönelik usul yasalarında tarihi gelişim içinde sanıkların en başta adii yargılanma adı altında haklarının gelişimi sağlanmaya çalışılmış ve mevcut yasalarımızda da haklarının en üst düzeyde korunmaya çalışıldığı bir gerçektir. Örneğin müdafii atanması, son sözünün sorulması, delilleri inceleme hakkı, susma hakkı gibi haklar sanıklara tanınmış iken aleyhine işlenen suç nedeni iie mağdurların ceza yargılaması usul yasaları sebebi ile daha fazla mağdur edilmeme haklarının da mahkemelerce gözetilmesi gerektiği heyetin doğal kabulündedir. H… Üniversite gibi uluslararası düzeyde tanınan ve 15 yaşını henüz ikmal etmiş çocuk sayılacak mağdurenin çocuk ve ruh sağlığı bölümü olan uzman çocuk psikiyatrlarının bulunduğu bu yükseköğrenim kurumu hastanesinden alınan ruh ve beden sağlığının bozulmuş olduğuna dair rapor mağdurun da modern ceza yargılamasında daha fazla mağdur edilmeme hakkı olacağı düşüncesi ile itibar edilmiştir. Kaldı ki, mahkememizi bağlayıcı olmamakla birlikte Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdüriüğü’nün 11.06.2010 tarihli mahkemelere gönderdiği genelgesinde TCK’nm 103/6. maddesi uyarınca suçun sonucunda mağdurun ruh ve beden sağlığının bozulup bozulmadığına ilişkin raporların 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu hükümlerine göre Adli Tıp Kurumu veya Yükseköğrenim Kurumları ile diğer sağlık kuruluşları tarafından düzenlenebileceği ancak Adli Tıp Kurumu’nun Çocuk Psikiyatrisinin uzman kadrosunun yetersiz olması nedeni ile söz konusu raporların zamanında hazırlanması bakımından yetersiz kaldığı, mağdurların muayenesi için uzun süreli randevuların verildiğinin, bu itibarla ülke genelinde çocuk psikiyatrisi bulunan kurumların mahkemelere bildirildiği, A… ‘da ise A… Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji, Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, A… D… S… U… Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, A… K… Eğitim ve Araştırma Hastanesi gibi sadece çocuk psikiyatri uzman kadrosu bulunan hastanelerine dahi gecikmeleri önlemek için başvurulabileceği belirtilmiştir. Bir çocuk psikiyatri imzası ile rapor verebilecek D… S… U… Çocuk Hastanesi’nden dahi rapor alınabileceği de gözönüne alındığında çocuk psikiatristi uzmanları heyetince H… Üniversitesi Çocuk Ruh Sağlığı Bölümü’nden alınan rapora itibar edilmiştir. Kaldı ki; Adli Tıp Kurumu 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun 31. maddesi” Yükseköğretim Kurumları veya birimleri Adli Tıp Mevzuatı çerçevesinde Adli Tıp Olaylarında ve diğer adli konularda Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu’na göre resmi bilirkişi sayılır’ ibaresi gözönüne alındığında da bir yükseköğretim kurumu olan H… Üniversitesi’nin Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan alınan Adli Tıp Mevzuatı’na ilişkin rapora itibar edilerek önceki kararda ısrar edilmiştir…”,

Gerekçesiyle 5237 sayılı TCY’nirı 43. maddesine ilişkin bozma nedenine uyulmuş, Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması gerektiğine ilişkin bozma nedenine ise direnilmiştir.

Re’sen temyize tabi olan bu hükmün de katılan Sibel vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığı’nın “bozma” istekli 01.07.2011 gün ve 185768 sayılı tebliğnamesiyle, Yargıtay Birinci Başkanlığı’na gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu’nca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

KARAR : Sanığın, nitelikli cinsel istismar suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulu’nca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; mağdurenin maruz kaldığı nitelikli cinsel istismar suçu nedeniyle ruh sağlığının bozulup bozulmadığına ilişkin Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulu’ndan rapor alınmasının gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir.

Yerel mahkemece, mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu görüşünü içeren H… Üniversitesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nda görevli çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı beş kişi tarafından düzenlenmiş olan 22.03.2010 günlü rapor esas alınarak hüküm kurulmuştur.

Adalet işlerinde resmi bilirkişi olarak görevlendirilen Adli Tıp Kurumu’nun kuruluş ve çalışma şekli 25.02.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak, yayımından üç ay sonra yürürlüğe giren 4810 sayılı Yasa ile köklü değişikliklere uğramış bulunan 2659 sayılı Yasa ile düzenlenmiştir.

Uyuşmazlığın çözümünde sağlıklı bir hukuki sonuca varılabilmesi için 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Yasası’nın, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile ilgili olarak rapor düzenlemekle görevli Altıncı Adli Tıp İhtisas Kurulu başta olmak üzere İhtisas Kurullarının kuruluş şekli ve çalışma düzeni hakkındaki düzenlemelerinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır.

Anılan Yasa’nın, “Adli Tıp İhtisas Kurulları” başlıklı 7. maddesinde;

“Adli Tıp Kurumu’nda altı İhtisas Kurulu bulunur. Aşağıdaki İhtisas Kurulları, bir başkan ve adli tıp uzmanı iki üye ile;

…f) Altıncı Adli Tıp İhtisas Kurulu birer;

– Kadın Hastalıkları ve Doğum,

– Radyoloji,

– Üroloji,

– Ruh Sağlığı ve Hastalıkları,

– Çocuk Psikiyatrisi,

– Adii Antropoloji,

– Çocuk Cerrahisi,

Uzmanlarından oluşur.

İhtisas Kurullarında yeteri kadar raportör bulundurulur”,

“Adli Tıp Genel Kurulu’nun ve İhtisas Kurullarının çalışması” başlıklı 23. maddesinde;

“…B) Adli Tıp İhtisas Kurullarının Çalışması:

Adli Tıp İhtisas Kurulları Başkanının başkanlığında işin niteliğine göre en az dört üye ile toplanır ve oyçokluğu ile karar alır. Oyların eşitliği halinde Başkanın bulunduğu taraf oyçokluğunu sağlamış sayılır.

Üyelerden birinin özürlü olması veya yokluğu halinde eksiklik diğer kurullardan alınacak üye ile tamamlanır. Şu kadar ki tetkik edilecek konu, ilgili uzman üye hazır bulunmadıkça müzakere edilemez…”

“Adli Tıp Kurumu’nda bilirkişi dinlenmesi ve toplantılara katılma” başlıklı 24. maddesinde ise;

“I- Adli Tıp Genel Kurulu ve Adli Tıp İhtisas Kurulları ile Adli Tıp İhtisas Daireleri, inceledikleri konularla ilgili olarak Adli Tıp Kurumu’nda bulunmayan tıp ve diğer uzmanlık dallarında Adli Tıp Kurumu dışından uzmanların bilirkişi olarak davet edilmesine karar verebilirler. Uzman kişiler oy hakları olmamakla beraber görüşlerini bir raporla Adli Tıp Genel Kurulu, Adli Tıp İhtisas Kurulu veya Adli Tıp İhtisas Dairesi Başkanlığı’na bildirirler.

Bilirkişilere yönetmelikteki esaslara göre Adli Tıp Genel Kurulu, Adli Tıp İhtisas Kurulu ve Adli Tıp İhtisas Dairesi Başkanlığı’nca yaptıkları çalışmaya uygun ücret takdir olunur.

II- a) Adli Tıp Genel Kurulu, Adli Tıp İhtisas Kurulları ile Adli Tıp İhtisas Daireleri, inceledikleri konularla ilgili olarak kendi Kurul veya Dairelerinde bulunmayan, Adli Tıp Kurumu’ndaki diğer Kurul veya Dairelerde bulunan uzmanların davet edilmesine karar verebilirler. Uzman kişiler, o olayla ilgili toplantıya katılır ve oy kullanırlar” şeklinde düzenlemeler yer almaktadır.

Bu düzenlemelere göre, anılan Yasa’nın 7. maddesinin ( f) bendi uyarınca, Adli Tıp Kurumu Altıncı İhtisas Kurulu’nun, bir başkan ve adli tıp uzmanı iki üye ile birer kadın hastalıkları ve doğum, radyoloji, üroloji, ruh sağlığı ve hastalıkları, çocuk psikiyatrisi, adli antropoloji ve çocuk cerrahisi uzmanından oluşacağı, aynı Yasa’nın 23. maddesinin ( B) bendi uyarınca da İhtisas Kurulu’nun başkan ve işin niteliğine göre bu uzmanlardan en az dört üyenin katılımıyla toplanacağı, ancak incelenecek konunun ilgili uzman üyenin hazır bulunmaması halinde ise müzakerenin yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Diğer yandan Yasa’nın “Diğer Adli Ekspertiz Kurumları” başlıklı 31. maddesinde yer alan; ” Yükseköğretim Kurumları veya birimleri, Adli Tıp Mevzuatı çerçevesinde adli tıp olaylarında ve diğer adli konularda Ceza Muhakemeleri Usu/ü Kanunu’na göre resmi bilirkişi sayılır. Bu birim ve kliniklerde tetkik edilecek adli tıp ile ilgili işler yönetmelikte belirlenir” şeklindeki düzenlenmeyle de Yükseköğretim Kurumları veya birimlerinin, Adli Tıp Mevzuatı çerçevesinde adli konularda Ceza Yargılaması Yasası’na göre resmi bilirkişi sayılacağı açıkça belirtilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Suç tarihinde 15 yaşını tamamlamamış olan nitelikli cinsel istismar suçu mağdurunun gerçekleştirilen eylem sonucunda ruh sağlığının bozulup bozulmadığına ilişkin raporun yerel mahkeme tarafından, Adli Tıp Kurumu yerine 2659 sayılı Yasa’nın 31. maddesi uyarınca H… Üniversitesi’nden alınmasında bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, anılan maddede Yükseköğretim Kurumları veya birimlerinin Adli Tıp Mevzuatı çerçevesinde görev yapacağının açıkça belirtilmiş olması karşısında, Adli Tıp Kurumu Altıncı İhtisas Kurulu’nda yer alması gereken uzmanlık dallarında görevli uzmanlar arasından seçilecek ve içerisinde zorunlu olarak çocuk psikiyatrisi bulunan en az beş kişilik bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken, çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı beş kişi tarafından düzenlenmiş olan ve aynı zamanda içerik itibarıyla da yetersiz bulunan rapor esas alınarak hüküm kurulması isabetsizdir.

Bu itibarla yerel mahkemece, yasaya aykırı olarak düzenlenmiş bir raporun hükme esas alınması suretiyle sanık hakkında suç nitelemesi yapılarak mahkumiyetine karar verilmesi isabetsiz olup, usul ve yasaya aykırı olan direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle,

1- Ankara Yedinci Ağır Ceza Mahkemesi’nin 15.03.2011 gün ve 46-57 sayılı direnme hükmünün BOZULMASINA,

2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.09.2011 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

14. CEZA DAİRESİ

E. 2011/9056

K. 2012/3661

T. 29.3.2012

• CİNSEL TACİZ SUÇU ( Cinsel Taciz İçerikli Sözlerle Birlikte Bedensel Temas Bulunduğundan Sanığın Eyleminin Çocuğun Basit Cinsel İstismarı Suçunu Oluşturacağı ve Bu Suçla İlgili Görevli Mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi Olduğundan Görevsizlik Kararı Verileceği)

• ÇOCUĞUN BASİT CİNSEL İSTİSMARI SUÇU ( Cinsel Taciz İçerikli Sözlerle Birlikte Bedensel Temas Bulunduğu – Sanığın Mağdurenin Kolunu Tutup Motosikletine Bindirmek İstediği)

• BEDENSEL TEMAS BULUNMASI ( Cinsel Taciz Suçuna İlişkin Davada Bedensel Temas Bulunduğundan Sanığın Eyleminin Çocuğun Basit Cinsel İstismarı Suçunu Oluşturacağı – Görevli Mahkemenin Asliye Ceza Mahkemesi Olduğu)

• GÖREVLİ MAHKEME ( Cinsel Taciz İçerikli Sözlerle Birlikte Bedensel Temas Bulunduğundan Sanığın Eyleminin Çocuğun Basit Cinsel İstismarı Suçunu Oluşturduğu – Asliye Ceza Mahkemesi Görevli Olduğundan Görevsizlik Kararı Verileceği)

5237/m.103, 105

ÖZET : Cinsel taciz suçuna ilişkin yargılamada cinsel taciz içerikli sözlerle birlikte bedensel temas bulunması nedeniyle sanığın eyleminin çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturacağı, bu suçla ilgili yargılama yapma görevinin asliye ceza mahkemesine ait olduğu nazara alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekir.

DAVA : Cinsel taciz suçundan sanık A.K.’nin yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Selçuk Sulh Ceza Mahkemesinin 30.12.2008 gün ve 2008/289 Esas, 2008/422 Karar sayılı hükme yönelik O Yer Cumhuriyet Savcısının vaki temyiz isteminin reddine ilişkin aynı Mahkemece verilen 13.01.2009 gün 2008/289 Esas, 2009/422 sayılı Ek Kararın süresi içerisinde Yargıtayca incelenmesi O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;

O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz talebinin suçun vasfına yönelik olduğu bu nedenle temyiz kabiliyetinin bulunduğu anlaşılmakla, Mahkemenin 13.01.2009 gün 2008/289 Esas, 2009/422 Karar sayılı temyizin reddi kararının kaldırılarak gereği düşünüldü:

KARAR : Sanığın yolda gördüğü mağdureye cinsel içerikli sözler söyledikten sonra kolundan tutup motosiklete bindirmek istediği, yürümeye devam eden mağdureyi tacizli sözlerle takip ettiği olayda, cinsel taciz içerikli sözlerle birlikte bedensel temas bulunması nedeniyle sanığın eyleminin çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturacağı, bu suçla ilgili yargılama yapma görevinin asliye ceza mahkemesine ait olduğu nazara alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

14. CEZA DAİRESİ

E. 2011/13955

K. 2011/4996

T. 14.12.2011

• YAŞ TESPİTİ ( Nitelikli Cinsel İstismar – Sanığın Mağdurenin 19 Yaşında Göründüğüne İlişkin İddiası – Mağdurenin Resmi Bir Sağlık Kuruluşunda Doğmadığının Anlaşılması Halinde Yaş Tespitine Esas Olacak Kemik Grafileri Çektirilip Sağlık Kurulundan Rapor Alınacağı )

• EK MÜTALAA ( Nitelikli Cinsel İstismar – Mağdurenin Ruh Sağlığının Hangi Sanığın Eyleminden Dolayı Bozulduğu Anlaşılamadığından Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan Bu Hususta Ek Mütalaa Alınacağı )

• BEDEN VEYA RUH SAĞLIĞINI BOZACAK ŞEKİLDE NİTELİKLİ CİNSEL İSTİSMAR ( Nitelikli Cinsel İstismar – Mağdurenin Ruh Sağlığının Hangi Sanığın Eyleminden Dolayı Bozulduğu Anlaşılamadığından Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan Bu Hususta Ek Mütalaa Alınacağı )

5237/m. 103

ÖZET : Beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunda; mağdurenin 19 yaşlarında göründüğüne ilişkin sanığın aşamalardaki beyanı nazara alınarak, mağdurenin bağlı bulunduğu nüfus idaresinden onaylı aile nüfus kaydı ve doğum tutanağı getirtilip, resmi bir sağlık kuruluşunda doğmadığının anlaşılması halinde, yaş tespitine esas olacak kemik grafileri çektirilip sağlık kurulundan rapor alınması ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan görüş sorulmak suretiyle gerçek yaşının bilimsel biçimde saptanmasından sonra, sonucuna göre iddia sanıkların hukuki durumlarının tayin edilmelidir.

Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu belirtilmiş ise de; rapordan ruh sağlığının her iki sanığın eylemlerinden mi, yoksa hangi sanığın eyleminden dolayı bozulduğu anlaşılamadığından, bu hususta ek mütalaa alındıktan sonra hüküm kurulması gerekir.

DAVA : Beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanıkların yapılan yargılamaları sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetlerine dair Bartın Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 28.12.2010 gün ve 2009/75 Esas, 2010/201 Karar sayılı, sanık yönünden re’sen de temyize tâbi hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;

Sanık müdafiinin süresinden sonra yapılmış olan duruşma isteğinin CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

KARAR : Nüfus kaydına göre 28.08.1992 doğumlu olan mağdurenin 19 yaşlarında göründüğüne ilişkin sanığın aşamalardaki beyanı nazara alınarak, sanıklara isnat olunan suçun oluşumuna ve unsurlarına etkisi bakımından mağdurenin bağlı bulunduğu nüfus idaresinden onaylı aile nüfus kaydı ve doğum tutanağı getirtilip, resmi bir sağlık kuruluşunda doğmadığının anlaşılması halinde, yaş tespitine esas olacak kemik grafileri çektirilip sağlık kurulundan rapor alınması ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan görüş sorulmak suretiyle gerçek yaşının bilimsel biçimde saptanmasından sonra, sonucuna göre iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri yerine eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 28.05.2010 tarihli raporunda mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu belirtilmiş ise de; rapordan ruh sağlığının her iki sanığın eylemlerinden mi, yoksa hangi sanığın eyleminden dolayı bozulduğu anlaşılamadığından, bu hususta ek mütalaa alındıktan sonra hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan, kısmen re’sen de temyize tâbi hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

15 Responses to “Çocukların Cinsel İstismarı”

  1. Cihan Says:

    Merhaba bir kız beni akşam vakti kandırıp yalanlar söyleyerek ayrttı bir şekilde ve sonrasında aileme gidip benimle yattığını söyledi ve ailesi bizden para istedi vermezsek şikayet ederiz dediler bizde veremedik ve mahkemeye çıktım onlar yoktu ben yalnızdım dolandırıldık ve şuan suçsuz yere 5 yıl 6 ay ceza aldım yargıtaya gitmiş dosyam ne yapmalıyım bu kadar basit şekilde adeletsizlik olamaz biz ALLAH rızası için yaşamaya çalışıyoruz böyle yüz kızartıcı bir suçtan yargılanmak beni intihara sürüklüyor ne yapmalıyım 😳

  2. azas Says:

    Ben kendimin yaşadığı olayı anlatıyım ben şuan 17 yaşındayım 2 ay sonra 18 olcam ben 08.05.2017 yılında toplu taşıma aracından inerken bir suriyeli genç tarafından sağ kalçamdan avuçlayarak ovuşturdu ben direk ordaki kolluk olan görevliye söyledim bizi çocuk büro amirliğine götürdüler . Orda bu şahsın kimliğini bulamadılar oda saklamış üstündeki iç giyiminde gizli bir cepte ondan sonra benim ifademi alıp yolladılar tam bir ay sonra bugün bana mahkemeden tebligatname geldi. kasım ayında mahkemeniz var diye Sorum şu olacak benim o günden sonra içe kapanma uykumda sayıklama kimseye güvenememe evdekilerden hatta hem cinslerimden bile tereddüt etmeye başladım yani ruh sağlığım bozuldu. Ben şimdi Bakırköy Mazhar Osman Ruh Ve Sinir hastalıklarından çocuk ve ergen psikiyatrisine gidip rapor alsam bu kişinin cezası uzar mı ya da bu rapor geçerli sayılır mı ?

  3. birsen Says:

    11yasindaki kizima 19 yasindaki kuzeni teyzesinin oglu 7-8 defa zincirleme cinsel istismarda bulunmis kizimin pskolojido bozuldu ilk mahkemeye ciktik kizim herseyi anlatti mahkumda kabul etmedi okinco mahkemede karar alinirmi

  4. furkan Says:

    böyle adeletsizlik olmaz direk 15 yıl öpmedende 8 yıl alıkoymaktanda 9 yıl etti 27 yıl böyle adelet olmaz kızın yaşı 17 bizim adelette kanaat mahkemeleri var. yazık günah kızın sürekli hastaneye gitmesi yok istanbula falan piskolojisi bozuk değilse bile kesin yollarda ve o sıtreste bozuluyor olan erkeğe oluyor böyle adelet olmazz..buşekilde yargılama olmazz..

    • Kardelen Says:

      Niye bu kádár aglaniyorsunuz? Kanun diyor ki COCUGA DOKUNMAYACAKSIN. Buna ragmen dokunuyorsan sonucuna katlanacaksin!…

  5. caspi Says:

    Şikayetçi olan, iftira atan 4 çocuk. Adli tıptan rapor ruh sağlığı bozulmamıştır şeklinde gelmesine rağmen 115 yıl hapis cezası. Adalet mi? Nerede?

  6. banu Says:

    Cinsel İstismar yasası degişmezse cinsel istismarla suçlananlara acırım.Tecavüz edenlerede kızamam.Nedemi kızın burnuna dokunan,saçına dokunan istismarcı.istismarada tecavüzede aynı agırlaştırıcı ceza uygulanıyor.Yerel mahkeme bile tecavüz fiiliyle temas etme arasında fark vardır.agır suçla hafif suça aynı agırlaştırıcısı ceza uygulaması olmaz dedi.Tecavüzcüye verilen 15 yıllık ceza istismara burnuna,saçına dokunanada veriliyor.Kaza ilede olsa çünkü iddia oldumu sanıgın yapacagı bir şey yok.istismara 3 yıl verilmesi gerekirken 15 yıl 12 yıl düzmece ruhsaglıgı raporlarından fazladan adaletsizce veriliyor.onun için istismarla suçlananlara acıyorum.

  7. banu Says:

    istismar Tecavüz ruh saglıgını kesin bozuyorsa niye Avrupa Konseyi Test yapın okul başarısına bakın diyor.Onlar test yapıyor okul başarısına bakıyor adaleti arıyor.SİZ bakamayız ugraşamayız demeniz adaletsizlige devam demektir.o zaman onlardan işinize geleni zihniyetinize uyanı al.uymayanı alma sadece iddia oldu masum insanlarıda ruhsaglıgıbozulmuş kabul incelemeden 15 yıldan az olamaz maddesi getir masumlarıda tık.Bu ne vicdansızlık,bu ne kin düşmanlık bu ne adaletsizlik.test yapın okul başarısına bakın inceleyin ayrıca yargıtayın istedigi suçun ani ve kesik hareketlerle işlenmesi maddesini çıkarın

  8. banu Says:

    Travma sonrası stres bozukluğu durumu çocuk için gerçekten çok sıkıntılı ve belirgin işlev kaybına yol açan bir durumdur. Çocukta bu durumda depresyon , okul başarısızlıkları , sosyal fobi , içe çekilme , arkadaşlardan uzak kalma , hayata ve geleceği yönelik ümitsizlik görülebilir. Bu durumda olan her çocuğa aile – hekim – okul üçgeni içerisinde belirgin bir psiko sosyal destek saglanmalıdır.Adli Tıp Raporunun nasıl hazırlandığı da tartışma konusu. Ruh Sağlığı gibi subjektif konuda sadece mağdur beyanı alınarak rapor verilmesi hukuk sistemiyle bağdaşmamaktadır. Bunu dile getiren bir sürü makale, yaşanmış olay olmasına rağmen nasıl olur da Adli Tıp Kurumu ayağını sağlam basmadan rapor hazırlar, anlamak mümkün değil. Çocuğun ders başarısının düştüğünü neden çocuktan dinleyip,hiçbir kayıt ders notlarına bakmadan kananate ulaşır.Lehe olan kanıtların hiç birisinin bilirkişiye gönderilmeden karar verilmesi, adil yargılanmayı zedeleyeceğini düşünüyorum.

  9. banu Says:

    çocuklar kadınlar korunsun korunurken adaletten uzaklaşılmasın.onları korurken erkek kıyımı yapılmasın.erkek suçlu,erkek sanık,erkek tecavüzcü,erkek istismarcı,erkek yalan söyler,sözüne itibar olnaz,erkek yapar,kaza ile temas olsa yok elledi degdi.o sapık,kızla gezer isteşir anlaşanayınca şikayet aşk oldu cinsel istismar.evlenir yaştan yaş küçük istismarcı, kız 50 kişiyle yatar 50 erkekte istismarcı olur.rızsıyla yatar işine gelmedimi istismarcıyla kalkar.yani hep erkekler sapık suçlu.Ya çocuk kadınlar onların ismi belli MAGDUR,Onların beyanlarına itibar edilmeli onlar yalan söylemez.onlar iddia ettimi başka delile gerek yoktur.iddiaları en somut delilidir.onlar durup dururken namus iffetlerini ortaya atmazlar.onlar tecavüzde ruh saglıgı pek bozulmaz ama en küçük burnuna dokunulsun ruhsaglıkları kalıcı bozulur.onlara avrupa konseyinin istedigi test yapılmaz.okul başarısına bakılmaz.kalıcı bozuk raporu verilir.ama her yıl takdirlede geçse sanık 20 yıl içeride adaletsizce yatar kimsenin umurunda olmaz.Arkalarında birçok dernek.kuruluş ve bakanlıkları vardır.koruyucu kanun ve yasaları vardır.TECAVÜZ harici suçlarda iddia,iftira oldumu ADALET beklemeyin.AVUKATTA tutmanıza gerek yok.savunacak hak aranacak birşey bırakılmamış paranız bali boşa gitmesin. Birde düzmece ruh saglıgı raporu hergelene kalıcı bozuk veriliyor.kısacası 20 yılın ve ailen perişan ediliyor.Tekrar ediyorum TECAVÜZ HARİCİ CİNSEL SUÇLARDA bu ADALETSİZLİK böyle.dua edin iftiraya ugramayın.

    • Gül Says:

      Benim kardeşime kadın geliyor para istiyor kardeşimde vermiyor kadın durumu iyi değil ısrar ediyor kardeşim de kovuyor bu arada mesleği fuhuş anne kız birlikte yapıyorlar ben sana sorarım diyor kadın üç gün sonra şikayet ediyor kızın yaşı 15 içinde tecavüz etti diye tutuklandı ben bayanım ama böyle kadınların allah belasını versin bir kadın hakkı çıkardılar böyle adalet olmaz olsun istediği olmayan şikayet ediyor yazık günah sonrada kadın cinayeti diyorlar benim kardeşim ceza alırsa bizde kendimiz ceza veririz adalet önce suçluyu suçsuz ayırt etsin sonuç bekliyoruz.

  10. banu Says:

    Toplumumuzda bir erkek düşmanlıgı başladı cinsel suçlar 2005 ten sonra öyle bir yapılmışki uygulamalarıda yasanın kendiside kin düşmanlık adaletsizlik mevcut bu durum son yıllardada devam etmektedir.konu cinsellik çocuk kadın oldugu için üzerine üzerine gidip adaleti etkilemekte yargıyı etkilemekte erkek kıyımına devam edilmektedir.onların ismi magdur.erkekler suçlu.onların beyanlarına itibar edin.onlar yalan söylemezler.kimse durup duruken namusunu ortaya atmaz.bu suçlarda delil olmaz yerine düzmece rapor.hakim saldımı.birileri cocuk,kadın onları ben korurum salmayın tutuklama.BU ÜLKEDE ADALET neden yönlendiriliyor.adalet niye engelleniyor.kısacası erkek düşmanlıgı cezaevleri doldu taştıYARGITAY bu adaletsizligi görmüş suçun ani ve kesik hareketlerle işlenmesi maddesini çıkarın demiş.DİKKAT EDERSENİZ TECAVÜZ OLAYINI İSTİSMAR DİYE VERİYORLAR.çünkü cezalarıda aynı yapmışlar.içeride bir çok masum insan var bunlar tecavüzcü degil.tecavüz harici suçlardan 15 yıl fazladan yatıyorlar.BU ADALETSİZLİKLER için pkk için tüm cezaevindekiler için herkez için GENEL AF ŞART OLDU.Adalete güven kalmadı.düzmece ruh saglıgı raporlarına göre adalet olmaz.cinsellik deyip hep erkekler içeri tıkılmaz.hakim savcılar bile yolda yürümeye korkuyoruz bir çocuk şikayet eder diye.erkekler mecburmu bu korkuyla yaşamaya.adamın karısı zorla yattı dese tecavüz yakında baktı tecavüz bu böyle devam edemez.yargıtayın istedigi madde çıksın raporlar ve cezaları kaldırılsın.tüm içeridekilere herkese GENEL AF ÇIKSIN ONLARDA KARDEŞİMİZ.devlet kinle yönetilmez.Barışında kaybsdeni olmaz.

  11. banu Says:

    Adli Tıp Raporunun nasıl hazırlandığı da tartışma konusu. Ruh Sağlığı gibi subjektif konuda sadece mağdur beyanı alınarak rapor verilmesi hukuk sistemiyle bağdaşmamaktadır. Bunu dile getiren bir sürü makale, yaşanmış olay olmasına rağmen nasıl olur da Adli Tıp Kurumu ayağını sağlam basmadan rapor hazırlar, anlamak mümkün değil. Çocuğun ders başarısının düştüğünü neden çocuktan dinleyip,hiçbir kayıt ders notlarına bakmadan kananate ulaşır.Lehe olan kanıtların hiç birisinin bilirkişiye gönderilmeden karar verilmesi, adil yargılanmayı zedeleyeceğini düşünüyorum.

  12. Adalet Terazisi (@AdaletTerazisi) Says:

    Bu yönü ile iddia konusu eylemler açısından cezai mesuliyeti 2 ila 3 yıldan 10 ila 15 yıla çıkartan son derece ciddi bir ağırlatıcı sebebin sanık yahut sanıklar hakkında tatbikinin hukuken kabul edilebilmesi son derece güçtür. Zira, cebren ırza geçmede dahi ceza, yetişkinlerde 7 yıl, çocuklarda 8 yıl iken basit bir cinsel eylemde ruh sağlığının herhangi bir suretle bozulduğundan bahisle bu ceza nasıl olur da 10 ila 15 yıla çıkar?

  13. Adalet Terazisi (@AdaletTerazisi) Says:

    ANAYASA MAHKEMESİ İÇ HUKUKA KARIŞAMAYIZ DEDİ.ADALETSİZLİGİ GÖRMEDİ ÇÖZMEDİ.OYSA MAHKEME ŞÖYLE SÖYLEMİŞTİAğır Ceza Mahkemesi, gerekçesinde ”102. maddede cinsel saldırı, 103. maddede çocukların cinsel istismarı suçlarının sayıldığını, bu suçlar arasında fark bulunduğunu, ceza artırımına ilişkin hükümlerin ise tüm suçları kapsayacak şekilde düzenlendiğini” belirtti. Bu suçlarda ceza artırımının, daha hafif suç için ayrı, daha ağır suç için ayrı belirlenmesi gerektiğine işaret eden yerel mahkeme, bunun Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu savundu.
    YEREL MAHKEMENİN ADALET İSTEGİ OLMADAN ADALETTEN BAHSEDENEYİZ


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: