ŞİRKET BORÇLARIYLA MÜCADELE ?

Mali Sıkıntıdan Çıkış Yolları

*Çeklerinizi ve kredilerinizi ödeme güçlüğü içerisindeyseniz,

*Çeklerinizin yazılması, icra ve hacizlerin başlaması an meselesi ise,

*Çözüm için size önerilerimiz olacak.

Çözümler ve öneriler için tıklayınız

20 SORUDA KONKORDATO

1-Konkordato nedir?

Borca batık sermaye şirketlerine borçlarını ödemek ve işlerine devam edebilmeleri için kanunla tanınan son bir şanstır.
Konkordato sermaye şirketi olsun olmasın bütün borçlular için geçerlidir.
Konkordato iflas ertelemenin aksine sermaye şirketi olmayan (kolektif, komandit şirketler gibi) şirketler ve şahıslar için de uygulanabilir.
Kısaca vadesi gelmiş borçlarını ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe ihtimali bulunan bütün borçlular asliye ticaret mahkemesinden konkordato talep edebilirler.

2-Neden Konkordato?
Çünkü mahkemenin vereceği geçici konkordato mühleti ile;

  1. Borçlu aleyhine amme alacakları dahil icra takibi yapılamaz,
  2. Başlayan icra takipleri durur,
  3. İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararları uygulanamaz,
    Mahkemenin geçici mühlet kararı ile uygulamaya geçen bu tedbirler borçluya rahat bir nefes aldıracaktır.Ve böylece borçlu işlerini düzene koymak ve borçlarını ödemek için son bir fırsat yakalamış olacaktır.

Borca batık şirketlerin ekonomiye yeniden kazandırılması ile;Şirketin çalışanları işsiz kalmayacak, şirket istihdam yaratmaya devam edecektir. Sonuçta herkes karlı çıkacaktır; Read the rest of this entry »

İFLAS KADER DEĞİLDİR

Şirketiniz borca batık ve borç ödeme güçlüğü içindeyse paniğe gerek yok.
Bu durum dünyanın sonu demek değildir, çünkü çözümsüz değilsiniz, hukukta çareler tükenmez.
Size iki önemli çözüm sunuyoruz;
Özel konkordato ve resmi konkordato.
ÖZEL KONKORDATO
Yasalarımızda açıkça düzenlenmiş bir özel konkordato mevcut değildir. Biz anlatım kolaylığı açısından alacaklılar ile borçlunun borçların tasfiyesi konusunda uzlaşmalarına özel konkordato diyeceğiz. Read the rest of this entry »

KONKORDATO Krizdeki Şirketlere Önemli Bir Fırsat Sunmaktadır

İflasın ertelenmesi hukuk sistemimize 2003 yılında girdi. Amaç borca batık sermaye şirketleri ve kooperatiflere mali darboğazı aşması ve ekonomiye katkılarını sürdürmeleri için bir şans tanımaktı.
Uygulamada iflasın ertelenmesi kurumuna itirazlar geldi. Bu kez 7101 sayılı yasa ile bu kurum hukuk sistemimizden çıkarıldı ve aynı amaca yönelik olarak KONKORDATO kurumu yeniden düzenlendi.
Eski düzenlemede görevli mahkeme icra mahkemeleri iken yeni düzenlemede Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir.
İflasın ertelenmesini sermaye şirketleri ve kooperatifler talep edebilirdi, yeni konkordato düzenlemesinde vadesi geldiği halde borçlarını ödeyemeyen bütün borçlular konkordato talep edebilirler.
İflas ertelemede borçlunun malvarlığını korumaya yönelik verilen ihtiyati tedbir kararının yerini konkordatoda aynı işlevi gören geçici mühlet düzenlemesi almaktadır.
Konkordato iki şekilde sonuçlanır;
Read the rest of this entry »

Posted in Genel. 2 Comments »

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı önlemler yeterli değildir

Açıklanan önemler arasında ihtiyati haciz, muhafaza ve icra takibine ilişkin bir düzenlemenin bulunmaması büyük bir eksikliktir

Hazine ve Maliye Bakanlığı, uygulanan aksiyon planı kapsamında açıkladığı yeni önlem paketi reel sektör açısından son derece yararlı ve etkili önlemelerdir, ancak yeterli değildir.

Açıklanan önlem paketi:

– Kredi kanalları açık tutulmaya devam edecektir.
– Firma nakit akışlarının sürdürülebilirliğini teminen, vade ve fiyatlamalarda esneklik sağlanmaya devam edilecektir.
– Kur artışı nedeniyle limit aşımı oluşan kredilerde limit aşımı dikkate alınmayacak ve kredi kapama talebi yapılmayacaktır.
– Yine kur etkisi ile teminat değeri risk tutarını karşılamada yetersiz kalan krediler için firmalardan ilave teminat talep edilmeyecektir.
– 8 Ağustos 2018 tarihinden itibaren yaşanan ekonomik ortam nedeni ile oluşan kredi gecikmeleri, karşılıksız çek ve protesto edilen senetler Risk Merkezi’ne mücbir sebep koduyla bildirilebilecektir. Bu uygulama ile firmaların kredi erişimlerine engel teşkil etmeyecektir.

İhtiyati haciz, muhafaza ve icra takipleri Read the rest of this entry »

Posted in Genel. 1 Comment »

İş akdinin feshi, 22. Hukuk Dairesi

ÖZET

 

Feshin yazılı biçimde yapılması, geçerli bir nedene dayanması, ayrıca feshin yetkili işveren tarafından gerekir. Feshin sonraki alt işveren tarafından yapılması geçersizdir.

 

  1. Hukuk Dairesi         2017/45762 E.  ,  2017/30468 K.
  •  

“İçtihat Metni”

BÖLGE ADLİYE : … 9. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar … Oto İnş. Elekt. Gıda Tem Sos. ve … vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; Davacının hizmet alım sözleşmeleri kapsamında belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı … Otomotiv İnş….Gıda Tem.Sos. Hiz….ve Tic.Ltd.Şti. tarafından fesih sebebi belirtilmeden ve yazılı fesih bildirimi yapılmadan feshedildiğini beyanla davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalılar Cevabının Özeti:

Mahkemece, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu, son alt işveren … Şirketinin işyeri devri hükümlerine göre sorumlu olduğu, dava dışı … Şirketi’nin davaya dahil edilmesinin usul hukukunda yeri olmadığı, davanın esasını da etkiler yönü bulunmadığı, … şirketi tarafından yapılan bir fesih bildiriminin olmadığı, sözleşme süresinin sona ermesi nedeniyle bu tarihten sonra dava dışı … Şirketinin işçinin işe devam etmesi veya işinin sona erdirilmesi yönünde bir insiyatifinin söz konusu olamayacağı, feshin son alt işveren olan … Şirketi tarafından yapıldığı, feshin geçerli bir nedene dayanmadığı, yazılı biçimde yapılmadığı gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Read the rest of this entry »

Vakıflar kamu kurumu niteliğinde olmadığı için ilave tediye talep edilemez

22. Hukuk Dairesi         2017/46245 E.  ,  2017/31339 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili ilave tediye ve kıdem tazminatı alacağının tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı 6772 sayılı Kanun kapsamında olmadığını, bu nedenle ilave tediye ücreti isteminin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Davacı işçinin ilave tediye alacağının olup olmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İlave tediye alacağının kapsamı, yararlanacaklar, yararlanma şartları, miktarı ve ödeme zamanı 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkındaki Kanun ile düzenlenmiştir. Kanun’un 1. maddesinde Devlet ve ona bağlı kurumların hangileri olduğu, ayrıca yararlanacak kişiler açıkça belirtilmiştir.
Buna göre;
A-İşveren kapsamı yönünden devlete ve ona bağlı olmak üzere,
1-Genel, Katma ve Özel bütçeli daireler,
2-Sermayesi değişen kurumlar,
3-Sermayesinin yarısından fazlası devlete ait olan şirket ve kurumlar ve bunlara bağlı kuruluşlar,
4-Belediyeler ve belediyelere bağlı kuruluşlar,
5-3460 ve 3659 sayılı kanun kapsamına giren, sermayesinin tamamı devlete ait olan veya bu sermeye ile kurulan iktisadi devlet kuruluşları,
6-Yukarda belirtilenlerden olmayan diğer kurum, banka ve ortaklıklar olarak kanunda açıkça belirtilmiştir.
Öncelikle “kamu kurumu” kavramı genel olarak; genel, katma ve özel bütçeli idareler ile il özel idaresi ve belediyeyi veya bu kurumlarca sermayesinin yarısından fazlası karşılanan kurumlara ait olan ve bir kamu hizmeti sunan kurumları ifade etmektedir.
3294 sayılı Sosyal Yardımlaşmayı ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu hükümlerine istinaden Kanunun amacına uygun faaliyet ve çalışmalar yapmak ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdî ve aynî yardımda bulunmak üzere her il ve ilçede 17.07.1986 sayılı ve 19167 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1986/11 sayılı Başbakanlık Genelgesi ekinde yer verilen resmi senet ile kurulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları ise kamu kurumu vasfında değildirler. Read the rest of this entry »

Mühür Bozma Suçu

Özel elektrik dağıtım şirketlerinin mührünü bozmak mühür bozma suçunu oluşturmaz

Mühür Bozma

 

  1. Ceza Dairesi         2018/1 E.  ,  2018/283 K.
  •  

“İçtihat Metni”

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 14.12.2017 tarih ve 2017/11612 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca düzenlenen 29.12.2017 tarih ve KYB. 2017/73888 sayılı ihbarnamesi ile;
Mühür bozma suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 203/3, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Banaz Asliye Ceza Mahkemesinin 24/06/2015 tarihli ve 2014/6 esas, 2015/434 sayılı kararını müteakip, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine, hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Kanun’un 203/3, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Banaz Asliye Ceza Mahkemesinin 12/10/2017 tarihli ve 2017/129 esas, 2017/300 sayılı kararının, “benzer olaylar nedeniyle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/03/2016 tarihli ve 2015/1121 esas, 2016/111 karar ve Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 23/03/2016 tarihli ve 2016/813 esas, 2016/5277 karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, mühür bozma suçunun oluşabilmesi için kanunun veya yetkili makamların emri uyarınca konulmuş bir mührün kaldırılması ya da konuluş amacına aykırı hareket edilmesi gerektiği, ihaleye dayalı olarak elektrik dağıtımı yapan ve kamu görevlisi statüsü bulunmayan özel şirket görevlilerince yapılacak mühürlemelerin ihlali durumunda, anılan suçun oluşmayacağı cihetle, Read the rest of this entry »

Vergi Suçlarında Dava Zaman Aşımı

Vergi Suçlarında Dava Zaman Aşımı

Dava zamanaşımı TCK 66’ıncı madde ile düzenlenmiştir. Buna göre beş yıldan fazla olmayan hapis cezalarında dava zamanaşımı 8 yıldır. Ancak soruşturma veya kovuşturma açılması zamanaşımı süresini keseceğinden süreyi %50 fazla yani 12 yıl olarak kabul etmek gerekir.

Soruşturma veya kovuşturma açılmaması halinde 213 Sayılı VUK’a göre tahakkuk zaman aşımı ve defter ve belgeleri saklama zorunluluğu 5 yılda zaman aşımına uğrayacaktır. 213 Sayılı VUK ile düzenlenen suçlarla ilgili Cumhuriyet Savcıları doğrudan dava açamazlar, davanın açılması vergi dairesinin mütalaasına bağlıdır. 5 yıllık zamanaşımı nedeniyle vergi daireleri defter ve belgeleri isteyemeyeceğinden mütalaa düzenleyemeyeceklerdir. Bu nedenlerle soruşturma veya kovuşturma açılmaması halinde vergi suçlarında dava zamanaşımının 5 yıl olduğu açıktır.

Dava zamanaşımı suç tarihinden başlar. Zincirleme suçlarda ise son fiilin işlendiği tarihten başlar. 213 sayılı VUK ile düzenlenen suçlar zincirleme suç olarak kabul edildiğinden vergi suçlarında (naylon fatura) dava zamanaşımı son faturanın düzenlediği ayı takip eden ayın 25’inden itibaren işlemeye başlayacaktır. Bu tarih KDV beyanlarının son günüdür.

Yargıtay 21. Ceza Dairesinin Vergi Suçu Zamanaşımı Kararı

NOT: Kararda suç tarihi 2005 yılıdır. 2005 yılında KDV beyannameleri takip ayın 20 sine kadar veriliyordu. Bu nedenle kararda zaman aşımı suç tarihini takip eden ayın 21 inden başlatmıştır.

Av. Rahmi Ofluoğlu

T.C.

YARGITAY

  1. CEZA DAİRESİ
  2. 2016/11265
  3. 2017/1243
  4. 13.3.2017
  • SAHTE FATURA KULLANMA (Sanığın 2005 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullandığının Kullandığı En Son Sahte Fatura Tarihinin 14.12.2005 Olduğunun İddia Olunduğu/Suç Tarihinin 21.01.2006 Tarihi Olarak Belirlenmesi Gerektiği Cihetle Suç Tarihi İtibariyle Tabi Olduğu 5237 S.K. 66/1-e ve 67/4. Maddelerinde Öngörülen Dava Zamanaşımı Süresinin Suç Tarihinden Hüküm Tarihine Kadar Dolmadığı Gözetilmeden Kamu Davasının Dava Zamanaşımı Sebebiyle Düşürülmesine Karar Verilmesinin Hatalı Olduğu)
  • DAVA ZAMANAŞIMI SEBEBİYLE DÜŞME (Sanığın 2005 Takvim Yılında Sahte Fatura Kullandığının Kullandığı En Son Sahte Fatura Tarihinin 14.12.2005 Olduğunun İddia Olunduğu/ Suç Tarihinin 21.01.2006 Tarihi Olarak Belirlenmesi Gerektiği Cihetle Suç Tarihi İtibariyle Tabi Olduğu 5237 S.K. 66/1-e ve 67/4. Maddelerinde Öngörülen Dava Zamanaşımı Süresinin Suç Tarihinden Hüküm Tarihine Kadar Dolmadığı Gözetilmeden Kamu Davasının Dava Zamanaşımı Sebebiyle Düşürülmesine Karar Verilmesinin İsabetsiz Olacağı)

Read the rest of this entry »

YASAL SAVUNMADA SINIRIN AŞILMASI

Meşru Müdafa

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2012/1-1286

K. 2013/264

T. 28.5.2013

• KASTEN ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS ( Mağdurun Sanığı Yere Yatırıp Yumrukladığı/Mağdurun Kardeşinin Sanığı Engelleyecek Şekilde Tuttuğu – Sanığın Mağduru Çakısı İle Hayati Bölgelerinden Yaraladığı/Yasal Savunmada Sınırınını Mazur Görülebilecek Şekilde Aşıldığı )

• YASAL SAVUNMADA SINIRIN AŞILMASI ( Mağdurun Sanığı Yere Yatırıp Yumrukladığı/Mağdurun Kardeşinin Sanığı Tuttuğu – Sanığın Mağduru Çakısı İle Hayati Bölgelerinden Yaraladığı/Mazur Görülebilecek Korku Heyecan ve Telaş Nedeniyle Aşıldığının Kabulü Gereği )

• MEŞRU MÜDAFAA ( Mağdurun Sanığı Yere Yatırıp Yumrukladığı/Mağdurun Kardeşinin Sanığı Tuttuğu – Sanığın Mağduru Çakısı İle Hayati Bölgelerinden Yaraladığı/Yasal Savunmanın Mazur Görülebilecek Korku Heyecan ve Telaş Nedeniyle Aşıldığının Kabulü Gereği )

• SANIĞIN KENDİSİNİ YUMRUKLAYAN VE YERE YATIRAN MAĞDURU BIÇAKLAMASI ( Yasal Savunmanın Mazur Görülebilecek Korku Heyecan ve Telaş Nedeniyle Aşıldığının Kabul Edileceği )

5237/m.25273581

ÖZET : Kasten öldürmeye teşebbüs suçunda; uyuşmazlık; sanık hakkında TCK’nun 27/2. maddesinin ( meşru savunmada sınırın mazur görülebilecek heyecan, korku veya telaş nedeniyle aşılması ) uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.

Sanığın hukuka uygunluk nedenlerinde sınırı aşıp aşmadığının belirlenebilmesi için öncelikle meşru savunma şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gereklidir. Mağdurun sanığı yere yatırdıktan sonra ona vurması, boğazını sıkmaya başlaması ve mağdurun kardeşinin sanığın mukavemet etmesini engelleyecek şekilde ayaklarından tutması karşısında, sanığın bu haksız saldırı nedeniyle kendisini savunma hakkı doğmuştur. Ancak sanığın cebinden çıkardığı çakı bıçağı ile, kendisine saldıran mağduru yaralamaya yönelik olarak hayati bölgeleri dışında, örneğin bacaklarına doğru vurarak saldırıyı defetmesi mümkün iken mağdurun göğüs bölgesine doğru rastgele çakı bıçağını sallaması sonucu mağduru göğüs boşluğuna nafiz ve akciğer yaralanması oluşturacak şekilde yaralaması eyleminde, “saldırı ile savunma arasında oran bulunması” şartı gerçekleşmediğinden, meşru savunmanın şartlarının oluştuğundan sözedilemez. Bununla birlikte meşru savunmada sınırın mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaş ile aşıldığının kabulü zorunludur. Somut olayda TCK’nun 27. maddesinin 2. fıkrasının uygulanma şartları gerçekleşmiştir. Bu husus gözetilmelidir. Read the rest of this entry »

%d blogcu bunu beğendi: