Usulüne uygun mütalaa olmaksızın açılan sahte fatura davası

ÖZET

Defterdar veya Vergi Dairesi Başkanı adına imza atmaya yetkili olanlardan mütalaa alınmadan, usulüne uygun alınmayan mütalaa ile ceza davası açılmış olduğundan dava şartı yokluğu nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaası ve Defterdar veya Vergi Dairesi Başkanı adına imza atmaya yetkili olanlardan birinin imzası ile ilgili Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusu yapılması gerekir. Yetkili imzaları taşımayan mütalaa ile 213 sayılı VUK’un 359 uncu maddesindeki suçlarla ilgili dava açılması yasaya aykırıdır.

 

  1. Ceza Dairesi         2018/1507 E.  ,  2018/1386 K.
  •  

“İçtihat Metni”

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 24.01.2018 tarih ve 2018/553 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 31.01.2018 tarih ve KYB-2018/8004 sayılı ihbarnamesi ile; Read the rest of this entry »

Karşılıksız çek cezası neden kaldırıldı, neden geri geldi?

Karşılıksız çek cezası neden kaldırıldı, neden geri geldi?

Karşılıksız çek cezalarının kaldırılması 2008 küresel krizinden sonra ülke gündemine girdi. Küresel krizden önce mahkemelerde yüzbinlerce karşılıksız çek davası mevcuttu. Küresel kriz karşılıksız çekte sosyal patlamaya neden oldu.

Çek davalarına bakan Yargıtay 10. Ceza Dairesi Başkanı Mahmut GÜL 2010 yılında yaptığı açıklamada;

“Yerel mahkemelerdeki çek dosyası sayısının 1.480.000 civarında olduğunu,

50.000 çek dosyasının 10. Ceza Dairesinde karara bağlanmak üzere beklediğini, 110.000 dosyanın ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında incelenmekte olduğunu, Yılda azami 25.000 davayı sonuçlandırabildiklerini,” söyledi.

Karşılıksız çekten binlerce insan hapiste, on binlerce kişi de kaçak yaşamaktaydı. Yargıtay 10. Daire başkanının açıkladığı gibi 1,5 milyon insan da hapse girmek için sıradaydı. Read the rest of this entry »

Kes yapıştır yöntemiyle gerekçesiz kara oluşturulması

YARGITAY

7. CEZA DAİRESİ

  1. ESAS    : 2017/9521
  2. KARAR: 2017/11096
  3. T. 25.12.2017

 

 

ÖZET : İddia, savunma, sanıkların leh ve aleyhindeki kanıtların tartışılması, sanıkların savunmalarına neden itibar edildiğinin ve ayrıca dosyada mevcut bilirkişi raporlarından hangisine hangi sebeple itibar edildiğinin denetime imkan verecek şekilde açıklanması gerektiği gözetilmeden iddianame, savunmalar gibi belgelerin kes kopyala yapıştır yöntemi ile karar oluşturularak gerekçesiz şekilde hüküm kurulması, Read the rest of this entry »

Tanıkların mahkeme huzurunda dinlenmesi, tapiler, şüpheden sanık yararlanır

  1. Ceza Dairesi         2016/2822 E.  ,  2017/993 K.

ÖZET

CMK’nın 217. maddesinin 1. fıkrası hükmü gereği mahkeme huzurunda dinlenilmeyen ve tartışılmayan tanıkların beyanlarına dayanarak hüküm kurulamaz,

Şüpheden sanık yararlanacağı,

Tanıktan ele geçen uyuşturucu maddeyi sanığın verdiğine ilişkin somut olay ve olgularla örtüşmeyen tespit ve fiziki takip tutanağı ile telefon görüşmeleri dışında delil bulunmadığı bu nedenle mahkûmiyetine kararının doğru olmadığı,

Sanığın telefon konuşmalarına dair tapileri kabul etmemesi durumunda sanığın ses örnekleri aldırılarak ses kayıtlarının sanığa ait olup olmadığı konusunda adli tıp kurumu fizik ihtisas dairesine veya uzman bir kurum ya da kuruluşa ses analizi yaptırılması gerektiği,

Kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen sanığın savunmasının aksine tanıktan ele geçen uyuşturucu maddeyi sanığın verdiğine ilişkin delil bulunmadığı,

Read the rest of this entry »

11. Ceza Dairesi Sahte Fatura Yeni İçtihat

  1. Ceza Dairesi         2017/15654 E.  ,  2018/74 K. 08.01.2018 tarihli kararının kısa ÖZETİ:

VUK 359 uncu suçlarda vergi dairesi mütalaası dava şartıdır. Dosyada vergi dairesi mütalaası ve vergi suçu raporu bulunmuyorsa “5271 sayılı CMK’nın 223/8. madde ve fıkrası gereğince öncelikle durma kararı verilerek 213 sayılı VUK’nun 367. maddesi gereğince dava şartı olan mütalaanın verilip verilmeyeceği sorulup, sonucuna göre karar verilmesi gerekir
Faturaların VUK 230 uncu madde ile düzenlenen zorunlu bilgileri taşıyıp taşımadığını tespiti için kanaat oluşturacak sayıda fatura aslı ya da onaylı sureti temin edilip, dosyaya konulmalı,

230 uncu maddeye göre zorunlu olan bilgileri içermeyen faturalar VUK 227 inci maddeye göre hiç düzenlenmemiş sayılır ve yok hükmünde olan bu faturalar sahte fatura suçunun delili olarak kabul edilemez.

Karşıt inceleme yapılmalı, fatura veren firma hakkında dava açılıp açılmadığı tespit edilmeli açılmış ise davalar birleştirilmeli Read the rest of this entry »

OHAL İnceleme Komisyonu ve tazminat talebi

OHAL İnceleme Komisyonu başvurularında tazminat talebi olmalı mı?

Bu sorunun cevabı 685 sayılı KHK ile oluşan komisyonun hukuktaki yerini belirledikten sonra verilebilir. AİHM yerleşik içtihatlarında mahkeme statüsünde olmayan ancak bir kanun yolu işlevi gören bu tür kuruluşları başvurulması gereken iç hukuk yolu olarak görmektedir.

Komisyonun iç hukukumuzdaki yerini belirlemek için hangi usule tabi olduğuna bakmak gerekir.  Yasa koyucu komisyonu İdari Yargılama Usulü Yasasına tabi kılmıştır. 685 sayılı KHK’nın 7/2 maddesi “ Bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamında yapılan başvurular hakkında 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükümleri uygulanmaz” düzenlemesi ile Komisyonun 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasına tabi olduğunu açıkça belirtmiş bulunmaktadır. Söz konusu düzenleme ile sadece 10/2 maddenin komisyon işlerinde uygulanamayacağı hükmünü getirmiştir.

İdari Yargılama Usulü Yasasının 12 ve 13 üncü maddeleri tazminat (Tam Yargı) davasını düzenlemektedir.  12 inci madde tam yargı (tazminat) davasının iptal davası ile birlikte açılabileceği gibi iptal davasından sonra da açılabileceği düzenlemesini getirmektedir. Uygulamada önce idari işlemin iptali davası açılmakta, iptal davası kabul edilince de tam yargı(tazminat) davası açılmaktadır.

OHAL İnceleme Komisyonuna 685 sayılı yasaya göre yapılacak başvurularda biz önce KHK ile başvurucuya yapılan işlemin iptalini, daha sonra da tam yargı(tazminat) davasının açılmasını önermekteyiz.

Komisyon başvurusunda yer almayan hak ihlallerinin AİHM’de ileri sürülemeyeceği iddiası dayanaktan yoksundur. OHAL İnceleme Komisyonu bir iç hukuk yolu olduğuna ve İdari Yargılama Usulü Yasasına tabi olduğuna göre komisyona başvurularda idari yargıdaki usule uyulması bir hak kaybına neden olamaz.

İç hukukta ileri sürülmeyen hak ihlalinin AİHM’de ileri sürülemeyeceği ilkesi doğrudur. Ancak burada ileri sürülmeyeni, talep edilmeyen bir hak yoktur. İç hukuka uygun olarak önce işlemin iptali istenip arkasından da tam yargı(tazminat) davası açılması halinde ileride bir hak kaybının olması söz konusu olamaz.

Sonuç olarak OHAL İnceleme Komisyonuna yapılacak başvurularda olaylar ve hukuki nitelemeler çok önemlidir. Olayların anlatımı ve hukuki nitelemede yapılacak hatalar idari yargı yolunda ve AYM, AİHM başvurularında başvurucuları hayal kırıklığına uğratacak sonuçlar doğurabilir.

Hukuk edebiyat değildir, laf kalabalığı hiç değildir. Hukuk bir mantığı, ilkeleri ve kuralları olan sosyal bir bilim dalıdır.

Bu nedenlerle başvurucuların mutlaka hukuki yardım almalarını öneriyoruz.

Av. Rahmi Ofluoğlu

Biz Hukuk

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 23.06.2016 Tarihli 2013/32207 E. 2016/6665 Sayılı Kararı

Resmi belgede sahtecilik suçlarında, atılı suçun konusu çekin sanık ve keşideci arasındaki ticari ilişki sebebiyle iktisap edilip edilmediği araştırılmadan verilen ceza kararı bozmayı gerektirecektir.

yg151.jpg

Yargıtay 15. Ceza Dairesi         

2013/32207 E.

2016/6665 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : …. Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Sanıklar ….. ve …. hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükümleri katılan vekili tarafından, sanık ….. hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmü sanık …. müdafii tarafından ve sanık ….. hakkında verilen temyiz isteminin reddine dair karar sanık ….. tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ….’ün ……’nin yetkili temsilcisi ve ortağı olduğu, diğer sanık …..’nin aynı şirketin büyük ortağı olduğu, ….’nin …. Pınarbaşı şubesi ile 2 milyon TL bedelli genel kredi sözleşmesi düzenlediği, taahhütname imzaladı, bu belgeler karşılığı anılan şirkete kredi kullandırıldığı, sonrasında sanıkların bu kredi sözleşmesine teminat olarak verdikleri keşidecisi …. lehdarı ….. olan 08/11/2005 tarih ve 37.344 TL, 19/11/2005 keşide tarih ve 35.781 TL bedelli çeklerin, alınan kredinin ödenmemesi üzerine icra takibinin bulunduğu, yapılan takip sırasında çeklerde keşideci olarak görünen …. yetkilisi … adına atılan imzaların sahte olduğu, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda,

Read the rest of this entry »

5237 Sayılı TCK Madde 168 Etkin Pişmanlık

Yargıtay 11. C. D. 2011/3341 E.N , 2011/2818 K.N. İçtihat

5560 sayılı Yasa’nın 11. maddesiyle eklenen TCK’nın 245/5. fıkrası uyarınca; TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün 245/3. maddesinde düzenlenen suça uygulanamayacağının gözetilmemesi bozma nedenidir. Read the rest of this entry »

5237 Sayılı TCK Madde 167 Şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep

T.C YARGITAY 9 C.D 2012/1002 E. 2012/12111K. İçtihat

T.C.

YARGITAY

9. CEZA DAİRESİ

E. 2012/1002

K. 2012/12111

T. 2.11.2012

• DİKİLİ AĞAÇ KESME SUÇU İLE İLGİLİ DAVALARIN BİRLEŞTİRİLEMEMESİ ( İki Davanın İddianame Tarihlerine Göre Aynı Mağdura Karşı Olan Eylemler ARasında Hukuki ve Fiili Kesinti Bulunmadığı – Bu Davadanın Eldeki Dava Sonuçlanmadan Kesinleştiği )

• ZİNCİRLEME SUÇ ( Suç İşleme Kararının İcrası Kapsamında Değişik Zamanlarda Aynı Suçun Birden Fazla İşlenip İşlenmediği Hususu – Kesinleşmiş Hapis Cezasından Zincirleme Mala Zarar Verme Suçundan Verilecek Ceza Süresinden Mahsup Yapılacağı )

• ZİNCİRLEME BİÇİMİNDE MALA ZARAR VERME ( Cezanın Belirlenmesinden Sonra İlk Eyleminden Dolayı Hükmedilen Kesinleşmiş Hapis Cezasının Bu Süreden Mahsubu İle Kalan Sürenin Yargılamaya Konu Eylem Bakımından Hüküm Altına Alınması Gerektiği ) Read the rest of this entry »

5237 Sayılı TCK Madde 167 Şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep

T.C YARGITAY 9 C.D 2009/18098 E. 2011/28617K. İçtihat

T.C.

YARGITAY

9. CEZA DAİRESİ

E. 2009/18098

K. 2011/28617

T. 17.11.2011

• MALA ZARAR VERME ( Eylemin Malikin Eşi Tarafından Gerçekleştirilmesi Durumunda Şahsi Cezasızlık Hali Nedeniyle Faile Ceza Verilemeyeceği – Suçunun Konusunun Başkasının Mülkiyetinde Bulunan Mal Olduğu )

• ŞAHSİ CEZASIZLIK HALİ ( Mala Zarar Verme Suçunun Konusunun Başkasının Mülkiyetinde Bulunan Mal Olduğu – Eylemin Malikin Eşi Tarafından Gerçekleştirilmesi Durumunda Faile Ceza Verilemeyeceği )

5237/m. 151, 167/1-a

ÖZET : Mala zarar verme suçunun konusu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz maldır. Eylemin malikin eşi tarafından gerçekleştirilmesi durumunda ise şahsi cezasızlık hali nedeniyle faile ceza verilemeyeceği gözetilmelidir.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Mala zarar verme suçunun konusunun başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz mal olduğu, failin maliki bulunduğu mala zarar verme eyleminde suçun maddi unsurunun gerçekleşmeyeceği, bu eylemin malikin eşi tarafından gerçekleştirilmesi durumunda ise TCK’nın 167/1-a. maddesinde öngörülen şahsi cezasızlık hali nedeniyle faile ceza verilemeyeceği gözetilmeden, kiralayan katılan tarafından işletilen ve kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle çıkan tartışmada camları sanıklar tarafından kırılan kahvehanenin malikinin kim olduğu araştırılıp, sanıklar A. ve Z.’in evli olup olmadıklarını gösterir belgeler getirtilerek sanıkların hukuki durumlarının buna göre tartışılıp değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma sonucu her iki sanığın da yazılı gerekçe ile mahkumiyetlerine karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı ( BOZULMASINA ), 17.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

%d blogcu bunu beğendi: