Anayasayı ihlal

Anayasayı ihlal

MADDE 309 – (1) Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar.

(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.

(3) Bu maddede tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

T.C.

YARGITAY

9. CEZA DAİRESİ

E. 2011/9258

K. 2011/28684

T. 17.11.2011

• ANAYASANIN TAMAMINI VEYA BİR KISMINI BOZMA/DEĞİŞTİRME VEYA KALDIRMAYA CEBREN TEŞEBBÜS ETMEK SUÇU ( Hükümlünün Suç Tarihinde 18 Yaşından Küçük Olduğu – İnfazın En Lehe Olan 647 S.K. Hükümleri Gereğince Yerine Getirileceği)

• ÖRGÜTÜN FAALİYETİ ÇERÇEVESİNDE İŞLENEN SUÇ ( Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Tamamını veya Bir Kısmını Bozma ve Değiştirme veya Kaldırmaya Cebren Teşebbüs Etmek Suçunun Hükümlüsünün Suç Tarihinde 18 Yaşından Küçük Olduğu – 3713 S.K. Md.17/1’in Uygulanamayacağı)

• KOŞULLU SALIVERİLME ( Çocuğun Örgüt Faaliyeti Çerçevesinde İşlediği Suç Kapsamında 5272 S.K. Md. 107 ve 3713/Md.17/1’in Uygulanamayacağı – İnfazın En Lehe Olan 647 S. Cezaların İnfazı Hakkında Kanun Hükümleri Gereğince Yerine Getirileceğinin Gözetileceği)

• ÇOCUĞUN ÖRGÜT FAALİYETİ ÇERÇEVESİNDE İŞLEDİĞİ SUÇ ( T.C. Anayasasının Tamamını veya Bir Kısmını Bozma ve Değiştirme veya Kaldırmaya Cebren Teşebbüs Etmek Suçu – 3713 S.K. Md.17/1’in Uygulama İmkanı Kalmadığından İnfazın En Lehe Olan 47 S.K. Hükümleri Gereğince Yerine Getirileceği)

3713/m. 17

5237/m.7, 309

5271/m.250, 309

5275/m.107, 108

647/m.19, Ek.2

ÖZET : Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının tamamını veya bir kısmını bozma ve değiştirme veya kaldırmaya cebren teşebbüs etmek suçunda, hükümlü suç tarihinde 18 yaşından küçüktür. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 17/1. maddesinin çocuklar hakkında uygulama imkanı kalmadığı, bu durumda infazın en lehe olan 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun hükümleri gereğince yerine getirilmesi gerektiği gözetilmelidir.

DAVA : Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının tamamını veya bir kısmını bozma ve değiştirme veya kaldırmaya cebren teşebbüs etmek suçundan İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin ( CMK. 250. madde ile görevli) 24/03/2009 tarihli ve 2003/7 esas, 2009/65 sayılı kararı ile 16 yıl 8 ay hapis cezasına hükümlü F.E. A.’nın ise bu cezasının infazı sırasında, 25/07/2010 tarihli ve 27652 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı Terörle Mücadele Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 9. maddesiyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107/4. maddesine son fıkra olarak eklenen “Bu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.” cümlesi uyarınca infazın ne şekilde yapılacağı hususunda oluşan tereddüt sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan talep üzerine, 5275 sayılı Kanun’un 107/5. maddesi uyarınca hükümlünün suç tarihinde 18 yaşından küçük olduğu dikkate alınarak, öncelikle 18 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği 1 günün 2 gün olarak sayılmasına, cezasının anılan Kanun’un 107/1-2. maddesi gereğince infaz edilmesine dair İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin ( CMK. 250. madde ile görevli) 18/03/2011 tarihli ve 2011/277 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin ( CMK. 250. madde ile görevli) 04/04/2011 tarihli ve 2011/410 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;

Dosya kapsamına göre, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 17. maddesi gereğince hükümlü hakkında 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanamayacağı ileri sürülerek, infazın 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107/1-2. maddesine göre yapılmasına karar verilmiş ise de, 107/1-2. maddede öngörülen indirim oranının 1/3 olduğu, oysa 647 sayılı Kanun’un 19 ve ek 2/1. maddelerine göre indirim oranının ½ olduğu ve ayda 6 günlük indirimden faydalanıldığı, her ne kadar suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 17/4. fıkrasına göre, terör hükümlüleri hakkında 647 sayılı Kanun’un 19. maddesinin bir ve ikinci fıkraları ile ek 2. madde hükümlerinin uygulanamayacağı belirtilmiş ve bu maddenin 29/06/2006 tarihli 5532 sayılı Kanun’la değişik 1. maddesinde “Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması bakımından 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 108 inci maddesi hükümleri uygulanır.” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş ise de,

25/07/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107/4. maddesine eklenen son fıkra uyarınca da, bu fıkra hükümlerinin çocuklar hakkında uygulanamayacağının düzenleme altına alındığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 7/2. maddesine göre, “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” şeklindeki düzenleme ile aynı maddenin 3. fıkrasındaki, “hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.” biçimindeki düzenleme dikkate alındığında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 17/1. maddesinin de çocuklar hakkında uygulama imkanı kalmadığı, bu durumda infazın en lehe olan 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun hükümleri gereğince yerine getirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 20.06.2011 gün ve 2011/8113/34974 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.06.2011 gün ve 2011/237617 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden,

SONUÇ : İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 04.04.2011 tarih ve 2011/410 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca bozulmasına, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 17.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

9. CEZA DAİRESİ

E. 2010/3480

K. 2010/6907

T. 8.6.2010

• SİLAHLI ÖRGÜT KURMA SUÇU ( Sanıkların MHP Binasının Silahla Taranması Eylemine Katıldıkları – Sanıkların Örgüt Adına Vahamet Arz Eden Olayları Fiilen Gerçekleştirdikleri Anlaşıldığından Eylemlerinin 765 S. TCK’nın 146/1. Md.deki Suçu Oluşturduğu )

• ANAYASAYI İHLAL ( Sanıkların MHP Binasının Silahla Taranması Eylemine Katıldıkları – Sanıkların Örgüt Adına Vahamet Arz Eden Olayları Fiilen Gerçekleştirdikleri Anlaşıldığından Suçun Oluştuğu )

• ÖRGÜT ADINA EYLEM ( Sanıkların MHP Binasının Silahla Taranması Eylemine Katıldıkları – Sanıkların Örgüt Adına Vahamet Arz Eden Olayları Fiilen Gerçekleştirdikleri Anlaşıldığından Eylemlerinin 765 S. TCK’nın 146/1. Md.deki Suçu Oluşturduğu )

765/m.102,146,168

5237/m.66, 309, 311, 314

6136/m.13

ÖZET : 1- Sanıkların Ümraniye ilçesi Sultançiftliği MHP binasının silahla taranması eylemine katıldıkları,

2- Sanıkların örgüt adına vahamet arz eden olayları fiilen gerçekleştirdikleri anlaşıldığından eylemlerinin 765 Sayılı TCK’nın 146/1. maddesindeki suçu oluşturduğu hukuki durumlarının buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek haklarında yazılı şekilde hüküm kurulması, yasaya aykırıdır.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Sanık H. İ. hakkındaki hükmün tayin olunan cezanın süresi itibarıyla re’sen temyize tabi olduğundan hükmün kesinleştirilmesi hukuki değerden yoksun kabul edilmiştir.

Tayin olunan cezaların süresi itibarıyla yasal şartları oluşmadığından, sanıklar C. G., B. Y., H. B., A. O., C. Ş., Ö. G. ve S. D. müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin CMUK’nın 318. maddesi uyarınca REDDİNE,

Sanık B. B. usulüne uygun tebligata rağmen duruşmaya gelmediği ve geçerli bir mazeret de bildirmediğinden, sanıklar D. K., Ö. A. ve A. H. A. haklarında duruşmalı, diğer sanıklar hakkında duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda;

A- Cumhuriyet savcısının sanık M. P. hakkındaki hükmü ve sanık E. A. müdafii olarak hükmü temyiz eden Av. Mihriban Kirdök’ün adı geçen sanık hakkındaki hükmü yasal süreden sonra temyiz etmeleri nedeniyle temyiz taleplerinin CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,

B- Sanıklar E. Y. ve Ö. G. haklarındaki temyiz taleplerinin incelenmesinde;

Suç tarihi ile karar tarihi arasında zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden, sanık E. Y.’a ilişkin Cumhuriyet savcısının ve sanık Ö. G. müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, bu sanıklara ilişkin hükümlerin ONANMASINA,

C- Sanıklar Y. D., B. Y., S. D., C. Ş., H. B., C. S., C. G., N. A. ve A. T. haklarında yapılan incelemede;

5237 Sayılı Kanuna göre zamanaşımı yönünden sanıklar lehine hükümler içeren ve suç tarihinde yürürlükte bulunan sanıklara atılı 765 sayılı TCK’nın 168/2, 6136 sayılı Kanunun 13/2. maddelerinde öngörülen cezaların süresi itibariyle 765 sayılı TCK’nın 102/4. maddesinde belirlenen asli zamanaşımının sorgularının yapıldığı 08.07.1998 ( 27.07.1998 tarihi ile hüküm tarihi arasında gerçekleştiği gözetilmeden yargılamaya devamlı yazılı şekilde hüküm kurulması kanuna aykin olup hükmün bu nedenle BOZULMASINA, CMUK’nın 322. maddesine istinaden sanıklar hakkındaki davaların zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

D- Sanıklar A. O., B. B., E. A., A. H. A., Ö. K., Ö. A. ve D. K. haklarındaki temyizler ile sanıklar M. P. ve H. İ. hakkında re’sen yapılan incelemeye gelince,

1- Sanık M. P.’ın hükümden önce 27.05.2007 tarihinde öldüğü gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,

2- Dosya kapsamına, mevcut delillere ve mahkemenin kabulüne göre;

a- Sanıklar A. O. ve H. İ.’in 05.11.1997 tarihinde Ümraniye ilçesi Sultançiftliği MHP binasının silahla taranması eylemine katıldıkları,

b- 1998 yılı Şubat ayı içerisinde sanıklar D. K. ve Ö. A. tarafından verilen talimat ve vergilendirme makbuzları ile sanıklar B. B. ve Ö. K.’ın İ. M. Mağazası sahibi M. N.’e karşı; sanık E. A.’in Y. Kafeterya sahibi N. G.’e karşı; Sanık A. H. A.’in Bağlar İşkembe Salonu sahibi A. K.’a karşı yağma eylemlerini işledikleri;

Böylece sanıkların örgüt adına vahamet arz eden olayları fiilen gerçekleştirdikleri anlaşıldığından eylemlerinin 765 Sayılı TCK’nın 146/1. maddesindeki suçu oluşturduğu hukuki durumlarının buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek haklarında yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısı, sanıklar D. K., Ö. A., Ö. K., A. H. A., E. A. ve A.O. müdafileri ile sanık B. B.’in temyiz dilekçeleri ve duruşmalı inceleme sırasında D. K, Ö. A. ve A. H. A. müdafiinin ileri sürdüğü temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sanıklar D. K., H. İ. ve Ö. A. bakımından sonuç ceza yönünden kazanılmış hakları saklı kalmak üzere sanıklar D. K., H. İ., Ö. A. ve M. P. yönünden re’sen de temyize tabi olan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 08.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

9. CEZA DAİRESİ

E. 2009/8692

K. 2010/6425

T. 27.5.2010

• TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMA (Sanıkların Üyesi Bulundukları Silahlı Terör Örgütünün T.C Anayasasını Cebir ve Şiddet Kullanarak Değiştirme Amacına Yönelik Olarak Vahamet Arz Eden Olayları Gerçekleştirdiği)

• ÖRGÜTSEL BAĞLILIK (Ülke Genelindeki Organik Bütünlüğe Göre Amacı Gerçekleştirme Tehlikesi Yaratabilecek Nitelikte Olduğu Belirlenip Kovuşturma Sonuçlarına Uygun Şeklide Suçun Vasfı Tayin Edilmiş Sanıkların Anılan Örgütün Üyesi Olduklarının Kabul Edildiği)

• ÖRGÜT ÜYELİĞİ (Ülke Genelindeki Organik Bütünlüğe Göre Amacı Gerçekleştirme Tehlikesi Yaratabilecek Nitelikte Olduğu Belirlenip Kovuşturma Sonuçlarına Uygun Şekilde Suçun Vasfı Tayin Edildiği)

5237/m. 309, 314

ÖZET : Sanıkların üyesi bulundukları silahlı terör örgütünün, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını cebir ve şiddet kullanarak değiştirme amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, sanıkların sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şeklide suçun vasfı tayin edilmiş, sanıkların anılan örgütün üyesi oldukları kabul edilmiş, sanıklar hakkında cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.

DAVA : Usulüne uygun tebligata rağmen sanıklar Y. A., H. A., M. G. ve A. B. müdafiinin duruşmaya gelmediği ve geçerli bir mazeret de bildirmediği anlaşıldığından, duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:

KARAR : Hükmedilen cezanın süresine göre şartları bulunmadığından Sanık M. Ş. A. müdafiinin duruşmalı inceleme isteğinin, CMUK’nın 318. maddesi uyarınca REDDİNE,

1- Katılan içişleri Bakanlığı vekilinin tüm sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik temyizinin incelenmesinde;

Sanıklar hakkındaki anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs etme, silahlı örgüt üyesi olma ve silahlı örgüte yardım suçlarından doğrudan zarar görmeyen içişleri Bakanlığının, kamu davasına katılma isteminin kabulüne ilişkin karar hukuken geçersiz ve yok hükmünden olup, hükmü temyize de yetki vermeyeceğinden, katılan idare vekilinin temyiz talebinin CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,

2- Sanıklar Y. A., H. A., M. G., A. B., M. Ş. A. ve S. Ö. müdafilerinin temyizine hasren yapılan inceleme sonunda:

a) Sanıklar Y. A., H. A., S. Ö. ve A. B. hakkında kurulan hükümler ile M. Ş. A. hakkında silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazları ile ilgili olarak;

Yapılan yargılama sonunda; toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar Y. A. ve H. A.’ın üyesi bulundukları silahlı terör örgütünün, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını cebir ve şiddet kullanarak değiştirme amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, sanıkların sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şeklide suçun vasfı tayin edilmiş, sanıklar S. Ö., A. B. ve M. Ş. A.’nin anılan örgütün üyesi oldukları kabul edilmiş, sanıklar hakkında cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan; sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, sanıklar Y. A. ve H. A. yönünden re’sen de temyize tabi olan hükmün ONANMASINA,

b) Sanık M. G. hakkında kurulan hükümle ilgili temyize gelince;

SONUÇ : Sanığa atılı silahlı terör örgütü üyesi olma suçu için 765 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinde öngörülen cezanın süresi itibariyle, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 5237 sayılı TCK’ya göre zamanaşımı yönünden lehe hükümler içeren 765 sayılı TCK’nın 102/3 ve 104/2. maddelerinde belirlenen zamanaşımının, suç tarihi ile inceleme tarihi arasında gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün BOZULMASINA, CMUK’nın 322. maddesine istinaden davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 27.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

yarx

T.C.

YARGITAY

9. CEZA DAİRESİ

E. 2009/18788

K. 2010/3773

T. 1.4.2010

• ANAYASAYI İHLAL SUÇU ( Sanığın Vahamet Arz Eden Olayları Gerçekleştirdiği – Sanıkların Eylemlerinin Amaç Suçun İşlenmesi Doğrultusundaki Örgütsel Bağlılık İle Ülke Genelindeki Organik Bütünlüğüne Göre Amacı Gerçekleştirme Tehlikesi Yaratabilecek Nitelikte Olduğu )

• SİLAHLI ÖRGÜT KURMA ( Anayasayı İhlal Suçu – Sanıkların Eylemlerinin Amaç Suçun İşlenmesi Doğrultusundaki Örgütsel Bağlılık İle Ülke Genelindeki Organik Bütünlüğüne Göre Amacı Gerçekleştirme Tehlikesi Yaratabilecek Nitelikte Olduğu )

5237/m.309,314

ÖZET : Sanıkların üyesi bulundukları silahlı terör örgütünün, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını cebir ve şiddet kullanarak değiştirme amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, sanıkların sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suçun vasfı tayin edilmiş sanıkların anılan örgütün üyesi oldukları kabul edilmiş, sanıklar hakkında cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.

DAVA : Hükmedilen cezanın süresi itibariyle şartları bulunmadığından, sanıklar R. G. ve A. S. müdafiinin duruşmalı inceleme isteğinin CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, sanık A. A. müdafiinin usulüne uygun tebligata rağmen duruşmaya gelmemesi ve geçerli bir mazerette bildirmemesi karşısında sanıklar M. Y., M. S. Ş. ve M. A. Ç. hakkında duruşmalı, diğer sanıklar yönünden duruşmasız olarak; sanık M. D. müdafiinin 27.05.2009 ve 24.06.2009 tarihli dilekçelerle temyiz isteminden vazgeçmesi karşısında adı geçen sanık yönünden Cumhuriyet Savcısının temyizi nedeniyle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:

KARAR : 1 – Sanıklar M. Y., M. A. Ç., M. D., A. S., R. G. ve B. İ. hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz İtirazlarının incelenmesinde;

Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar M. Y., M. A. Ç. ve M. D.’in üyesi bulundukları silahlı terör örgütünün, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını cebir ve şiddet kullanarak değiştirme amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, sanıkların sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suçun vasfı tayin edilmiş sanıklar A. S., R. G. ve B. İ.’nın anılan örgütün üyesi oldukları kabul edilmiş, sanıklar hakkında cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan; Cumhuriyet savası sanıklar M. Y. ve M. A. Ç. ile adı geçen sanıklar müdafii, sanıklar R. G. ve A. S. müdafii ile sanık B. İ. müdafiinin temyiz dilekçeleri ile sanıklar M. Y. ve M. A. Ç. müdafiinin duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdüğü yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, sanıklar M. Y. ve M. A. Ç. yönlerinden re’sen de temyize tabi olan hükümlerin ONANMASINA,

2 – Sanıklar M. S. Ş. ve A. A. haklarında kurulan hükme yönelik temyizlere gelince;

Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazları ile sanık A. A. ve sanıklar müdafilerinin diğer itirazlarının reddine, ancak;

Dosyada mevcut nüfus kayıtlarına göre; sanıklar hakkında sübutu kabul edilen ve suç tarihi olan son eylemlerin gerçekleştirildiği 12.01.1994 ( sanık M. S. Ş. için ) ve 03.10.1994 ( sanık A. A. için ) tarihlerinde sanıklar A. A. ve M. S. Ş.’in 18 yaşından küçük oldukları, hukuki durumlarının buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık A. A. ve sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçeleri ile duruşmalı inceleme sırasında sanık M. S. Ş. müdafiinin ileri sürdüğü temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 01.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: