5237 Sayılı TCK Madde 98 İçtihat

T.C.

YARGITAY

2. CEZA DAİRESİ

E. 2009/20201

K. 2010/32787

T. 6.12.2010

• ERTELEME ( Suçu İşledikten Sonraki Yargılama Sürecinde Pişmanlık Gösterip Göstermediği Nazara Alınıp Tekrar Suç İşleyip İşlemeyeceği Konusunda Oluşan Kanaat Değerlendirilerek Karar Verilmesi Gerektiği )

• PİŞMANLIK ( Suçu İşledikten Sonraki Yargılama Sürecinde Pişmanlık Gösterip Göstermediği Nazara Alınıp Tekrar Suç İşleyip İşlemeyeceği Konusunda Oluşan Kanaat Değerlendirilerek Cezasının Ertelenip Ertelenmeyeceğine Karar Verilmesi Gerektiği )

• ZARARIN AYNEN İADESİ ( Suçtan Önceki Hale Getirme veya Tazmin Suretiyle Tamamen Giderilip Giderilmediği Araştırılarak Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılıp Bırakılmayacağı Hususunun Değerlendirilmesi Gerektiği )

• HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILIP BIRAKILMAYACAĞI ( Yeniden Suç İşleyip İşlemeyeceği Hususundaki Kanaat İle Mağdurun Zarar Talebi Olup Olmadığı ve Bu Zararın Aynen İade Suçtan Önceki Hale Getirme veya Tazmin Suretiyle Tamamen Giderilip Giderilmediği Araştırılarak Değerlendirilmesi Gerektiği )

5237/m.98

ÖZET : Sanığın suç tarihi itibariyle daha önce üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması karşısında suçu işledikten sonraki yargılama sürecinde pişmanlık gösterip göstermediği nazara alınıp tekrar suç işleyip işlemeyeceği konusunda oluşan kanaat değerlendirilerek cezasının ertelenip ertelenmeyeceğine karar verilmesi gerekir.

Kasıtlı suçtan mahkumiyeti olmayan ve hükmolunan cezanın tür ve süresi itibariyle de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel bir durumunun bulunmadığı anlaşılan sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki kanaat ile mağdurun zarar talebi olup olmadığı ve bu zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilip giderilmediği araştırılarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekir.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : 1- TCY’nın 98. maddesinde düzenlenen yardım ya da bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçu ile korunan hukuki yarar/değer vücut bütünlüğünü ve yaşam hakkını korumaktır. Başka bir anlatımla yaşı, hastalığı ya da yaralanması dolayısıyla veyahut başka bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye yardım edilmediğinde ortaya çıkacak zararlı sonucun/neticenin büyümesinin önlenmesi amacı güdülmektedir. Burada herkes fail olabilir, yalnız yardım, ya da bildirim yükümlülüğü içinde bulunulan hal ve koşulların durumuna göre fail yardım etmemekten ya da durumu derhal ilgililere bildirmemekten sorumlu olabilir.

Yardım ya da bildirim, yükümlülüğünün yerine getirilmesi anında zararlı sonucun/neticenin sınırlandırılmasına olanak bulunmalıdır. Böyle bir olanak yoksa yine suçun oluşması söz konusu olmayacaktır.

Somut olayda 9 yaşındaki ölen A. H.’ın dereye yüzmek için girdiği fakat suyun derin kısımlarında yüzemeyerek çırpınmaya başladığı, onunla birlikte yüzmeye giden arkadaşları 11 yaşındaki B.’ın ardından da H.’in öleni kurtarmak amacıyla suya girdikleri ancak kurtaramadıkları, bu durumu gören 15 yaşındaki sanığın bu hal ve şartlar içerisinde suya batan ölene yardım etmeme veya kurtarılabilmesi için yetkili kurumlara bildirim yükümlülüğü yerine getirmemesi nedeniyle sorumlu tutulma olanağı bulunmamaktadır. Çünkü suya giren ölen A. H.’ın kısa bir süre içerisinde boğularak suyun dibine gittiği diğer arkadaşları B. ve H.’in gerekli yardımı yapmaya çalışmalarına karşın boğulmaya engel olamamaları nedeniyle sanıktan bu koşullarda yardım yükümlülüğünü beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır.

Ayrıca suda boğulma olayının ani gelişen olaylardan olduğu da gözetildiğinde derhal ilgililere bildirme yükümlülüğünün de sanığa yüklenmeyeceği açıktır. Çünkü burada yasa koyucunun bildirim yükümlülüğünü getirmesinin amacı neticenin sınırlandırılmasına ya da önlenmesine yönelik olup, bu olayda ölümle sonuçlandığı için sanık derhal ilgili makamlara bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesinden sorumlu tutulamaz.

Açıklanan nedenlerle yardım ya da bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçunun öğeleri oluşmadığından sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi,

Kabul ve uygulamaya göre de;

2- Sanığın suç tarihi itibariyle daha önce üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması karşısında suçu işledikten sonraki yargılama sürecinde pişmanlık gösterip göstermediği nazara alınıp tekrar suç işleyip işlemeyeceği konusunda oluşan kanaat değerlendirilerek cezasının ertelenip ertelenmeyeceğine karar verilmesi gerekirken, sanığın yargılama sürecinde pişmanlık gösterip göstermediği hususunda bir değerlendirme içermeyen ve sadece yeniden suç işlemekten çekineceği hususunda olumlu kanaat oluşmadığına dair yasal ve yeterli olmayan soyut gerekçeyle cezanın ertelenmemesine karar verilmesi,

3- Kasıtlı suçtan mahkumiyeti olmayan ve hükmolunan cezanın tür ve süresi itibariyle de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel bir durumunun bulunmadığı anlaşılan sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki kanaat ile mağdurun zarar talebi olup olmadığı ve bu zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilip giderilmediği araştırılarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekirken sadece sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat oluşmadığına yönelik yasal ve yeterli olmayan soyut gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 06.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: