5237 sayılı TCK madde 89 Taksirle Yaralama

5237 sayılı tck madde 89

Taksirle Yaralama

MADDE 89 – (1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;

a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,

b) Vücudunda kemik kırılmasına,

c) Konuşmasında sürekli zorluğa,

d) Yüzünde sabit ize,

e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,

f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına,

Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır.

(3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;

a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,

b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,

c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,

d) Yüzünün sürekli değişikliğine,

e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine,

Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.

(4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(5) Bilinçli taksir hali hariç olmak üzere, bu maddenin kapsamına giren suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. (Değişik 5. fıkra: 5560 – 6.12.2006 / m.5) (5) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikayet aranmaz.

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2009/9-62

K. 2009/191

T. 7.7.2009

• TAKSİRLE ÖLÜME NEDEN OLMA ( Takdiri İndirim Nedenlerinin Koşullarının Oluşmadığı Belirtilerek Uygulanmayacağına Karar Verildiği – Denetime Uygun Olmayan Gerekçe İle Karar Verilemeyeceği )

• TAKSİRLE YARALAMA ( Hayati Tehlike Geçirecek Şekilde/Takdiri İndirim Nedenlerinin Koşullarının Oluşmadığı Belirtilerek Uygulanmayacağına Karar Verildiği – Denetime Uygun Olmayacak Şekilde Karar Verilmemesi Gereği )

• TAKDİRİ İNDİRİM NEDENLERİ ( Taksirle Yaralama ve Ölüme Neden Olma – Yasada Sınırlı Sayı İlkesine Tabi Olmadığı )

• SINIRLI SAYI İLKESİ ( Taksirle Yaralama ve Ölüme Neden Olma – Takdiri İndirim Nedenlerinin Bu İlkeye Tabi Olmadığı )

5237/m.62, 85, 89

ÖZET : Taksirle ölüme neden olma ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaralama suçlarından sanık hakkında; takdiri indirim nedenlerinin uygulanmamış olmasının hukuka uygun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesine ilişkindir. Alt ve üst sınır arasındaki cezanın meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı ile suç konusunun değeri de gözetilerek fakat ağırlıklı olarak kusura göre belirlenmesi hakkaniyete ve yasaya uygun olacaktır. Takdiri indirim nedenlerinin sınırlı olarak sayılması yerine “gibi” ibaresi de kullanılmak suretiyle, örnekleme kabilinden bazı takdiri indirim nedeni olabilecek hallerden bahsedilmekle yetinilmiştir. Mahkeme heyetince uygulama koşulları oluşmadığı kanaatine varıldığından sanık hakkında takdiri indirim nedenlerinin uygulanmasına yer olmadığı şeklinde açıklama yapmak suretiyle uygulamadığı ve bu konuda direndiği somut olayda, uygulamama nedenlerinin denetime elverecek şekilde açıkça gösterilmemiş olması yasaya aykırıdır.

DAVA : Sanığın, taksirle iki kişinin ölümüne, bir kişinin de hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmasına neden olma suçundan, “5237 sayılı TCY’nın 85/2. maddesi uyarınca 9 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 50 ve 62. maddelerin uygulanmasına yer olmadığına, 53/6. madde uyarınca 3 yıl süre ile ehliyetin geri alınmasına…” ilişkin, S. 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.12.2007 gün ve 209-362 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 9. Ceza Dairesince 14.07.2008 gün ve 9358-9015 sayı ile;

“… 1- İki sınır arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığı, taksire dayalı kusurun yoğunluğu nazara alınmak suretiyle adalet, hakkaniyet ve nesafet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, takdirde yanılgıya düşülerek sanığa fazla ceza tayin edilmesi,

2- Yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden 5237 sayılı TCK.nun 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi…”,

İsabetsizliklerinden bozma kararı verilmiş, S. 1. Ağır Ceza Mahkemesince de 09.10.2008 gün ve 288-318 sayı ile bozmaya karşı direnilmiştir.

Hükmün, sanık müdafi ve yerel Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının “onama” istekli 06.03.2009 gün ve 50268 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa sunulan dosya, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanık hakkındaki temel cezanın 9 yıl olarak belirlenmiş ve 5237 sayılı TCY’nın 62. maddenin uygulanmamış olmasının hukuka uygun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesine ilişkindir.

İncelenen dosya içeğinden;

Trafik Kazası Tespit Tutanağından; olayın, 16.06.2007 tarihinde saat 10.00 sıralarında iki yönlü asfalt, yol şerit çizgisi ve 250 cm genişliğinde bankete sahip olan 7 metre genişliğindeki Akyazı-Sakarya Devlet Karayolu’nda meydana geldiği, havanın açık, yerlerin kuru, yol sathının eğimsiz ve düz olduğu, üç yönlü bir kavşağın bulunduğu, olaya, zıt yönlü olan sanığın kullandığı kamyon ile maktulün kullandığı otomobilin karıştığı, otomobilde bulunan sürücü B…Y…’nın olay yerinde, yolcu M… Y…’nın kaldırıldığı hastanede öldüğü, yolcu A…Y…’nın ise hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı; yapılan ilk tespitte, “Akyazı İlçesinden Sakarya İli istikametine seyir halinde bulunan otomobil sürücüsü B…Y…’nın olay yerine geldiğinde, Yahyalı Merasından çıkarak Akyazı İlçesi yönüne dönmek isteyen N…Y… yönetimindeki kamyona sol yan kasa kısmından çarptığı, kazada otomobilin ön tarafının kamyon kasasının altına tamamen girdiği, kazanın oluşumunda kamyon sürücüsü N…Y…’nın 2918 sayılı Yasada belirtilen sürücülere ait asli kusurlardan ( 08 ) ‘kavşaklarda geçiş önceliğine uymama’ kuralını ihlal ettiğinden kusurlu olduğunun, diğer sürücünün herhangi bir kusurunun bulunmadığının” belirlendiği,

Olay yerine ve olayın özelliklerine ilişkin saptamaların, aynı tarihte Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen olay yeri tespit tutanağında da benzer şekilde tekrar edilerek; bu sırada bilirkişi olarak istihdam edilen Jandarma Astsubayı A…T… tarafından sunulan 19.06.2007 tarihli raporunun sonuç bölümünde yer alan, “Kamyon sürücüsü N… Y…, 2918 sayılı Yasanın 84. maddesinde belirtilen asli kusurlardan ( 08 ) ‘Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama’ kuralı ile yine aynı Yasanın 54. maddesinde belirtilen ‘Kavşaklarda geçiş hakkı olan araçlara ilk geçiş hakkını vermeme’ kurallarını ihlal ettiğinden 8/8 oranında asli kusurlu, otomobil sürücüsü B… .Y… ise kusursuzdur” şeklindeki kanaate yer verildiği,

Akyazı Asliye Ceza Mahkemesince 23.11.2007 tarihinde talimat üzerine yapılan keşif sonunda trafik polisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporun sonuç bölümünde; “Otomobilin geldiği yöndeki virajın kaza yerine uzaklığının 500 metre olduğu, kazanın oluşumuna herhangi bir etkisinin olamayacağı, kaza yerinde tutulan kaza yeri tespit tutanağında fren izinin olmadığı, otomobil sürücüsü B… Y… bu kazayı önlemek için sağına ve soluna manevra yapamayacağı çünkü banket dış kenarlarının ağaçlarla ve çalılıklarla kapalı olduğu, kendi şeridini ve karşı şeridi kamyonun kapatmış olmasından dolayı çaresiz kalarak kazayı önleyemediği, meydana gelen bu kazanın tamamen sürücü N… Y…’nın trafik kuralı ihlali yapmasından dolayı olduğu,

Bu nedenle, kamyon sürücüsü N… Y…’nın kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, otomobil sürücüsü B…Y…’nın bu kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun ve kabahatinin olmadığı “ görüşünün bildirildiği,

Toyotasa Acil Yardım Hastanesi’nden alınan 06.07.2007 gün ve 2368 sayılı rapora göre; “A…Y…’da kalça çıkığı ve astabulum kırığı meydana geldiği, bu yaralanmanın mağdurenin hayati tehlike geçirmesine neden olarak yaşam fonksiyonlarını 3 ( orta ) derecede etkilediği, meydana gelen hasarın basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyeceği”,

08.03.1999 tarihinden itibaren 47115 sayılı E sınıfı sürücü belgesinin sahibi olan sanığın 1955 doğumlu ve sabıkasız olduğu,

Sanık N… Y… ile olay sırasında onunla aynı kamyonda yolcu olarak bulunan F… K… ve M… B…’ın, ana yola kontrollü olarak çıktıklarını, çıkarken sağa sola baktıklarını, olaya hızla gelen diğer aracın neden olduğunu ifade ettikleri,

Buna karşılık, maktulün kullandığı araçta yolculuk eden mağdure A… Y…’nın ana yolda normal hızla seyrettikleri sırada, kamyonun aniden önlerine çıktığı yönünde beyanda bulunduğu,

Anlaşılmıştır.

Olayımızla ilgili olarak çözülmesi gereken sorunlar cezanın belirlenmesine ve 5237 sayılı TCY’nın 62. maddesinin uygulanmama gerekçesinin değerlendirilmesine ilişkindir.

Nitekim, bilirkişiler tarafından olayda tamamen kusurlu olduğu saptanan sanık hakkındaki temel cezayı 5237 sayılı TCY’nın 85/2. maddesi uyarınca 2 yıl ile 15 yıl arasında belirleme olanağına sahip olan Yerel Mahkemece 9 yıl hapis olarak hükmedilmiş, aynı Yasanın 62. maddesi ise somut bir gerekçe gösterilmeksizin uygulanmamıştır.

Şu halde, iki farklı sorunun ayrı başlıklar altında incelenmesinde yarar görülmektedir:

1 ) Cezanın belirlenmesi ile ilgili inceleme:

5237 sayılı TCY’nın birden fazla kişiyi taksirle öldürme suçunu düzenleyen 85/2. madde ve fıkrasında; “Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir.

Aynı Yasanın “taksiri”düzenleyen 22/4. maddesinde; “Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir” hükmü yer almaktadır.

5237 sayılı TCY’nın “cezanın belirlenmesini” düzenleyen 61. maddenin 1. fıkrasındaki düzenleme; “Hakim; somut olayda; a )Suçun işleniş biçimini, b )Suçun işlenmesinde kullanılan araçları, c )Suçun işlendiği zaman ve yeri, d )Suçun konusunun önem ve değerini, e )Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, f )Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, g )Failin güttüğü amaç ve saiki, göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler”, aynı maddenin 10. fıkrasındaki düzenleme ise, “Kanunda açıkça yazılı olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne eksiltilebilir, ne de değiştirilebilir” şeklindedir.

O halde; 01.06.2005 tarihinden sonra işlenmiş olan herhangi bir suç nedeniyle alt ve üst sınır arasında bir ceza belirlenmesi gerektiğinde; göz önünde bulundurulması gereken tek kıstas 5237 sayılı TCY’nın 61. maddenin 1. fıkrasında düzenlenmiştir. Ancak taksirle işlenen suçlar açısından yasa koyucu aynı Yasanın 22. maddenin 4. fıkrasına bir kıstas daha eklemiştir. Bu durumda, alt ve üst sınır arasında belirlenmesi gereken cezanın taksirli bir suça ait olması durumunda bunun Yasanın 61/1 ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlere göre yapılması gerekmektedir.

Öte yandan, 61/1. maddedeki kıstaslar genel nitelikli olup; bunların her biri, her suça uymayabileceğinden, her suç için tüm kıstasların değil, sadece ilgili suça uyan kısımların nazara alınması gerekir. Sözgelimi, taksirli suçlar açısından 61/1. maddenin ( g ) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saik” kıstası uygulanamayacaktır.

Öyleyse, öncelikle 61. maddenin 1. fıkrasındaki kıstaslardan hangilerinin olayımız açısından uygulanabilir olduğu belirlenmelidir:

Somut olay açısından yapılan değerlendirmede; 61. maddenin 1. fıkrasındaki kıstaslardan, ( a ), ( c ), ( d ), ( e ) ve ( f ) bentlerinde yer alanların uygulanabilir diğerlerinin ise uygulanamaz olduğu görülmektedir. Zira, ( a ) bendinde “suçun işleniş biçimi”, ( c ) bendinde “suçun işlendiği zaman ve yer”, ( d ) bendinde “suçun konusunun önem ve değeri”, ( e ) bendinde “meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı”, ( f ) bendinde ise “failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı” yer almaktadır; bunun dışında, ( b ) bendindeki “suçun işlenmesinde kullanılan araçlar” ve ( g ) bendindeki “failin güttüğü amaç ve saik” kıstaslarının ise olayımızda uygulanma olasılığı bulunmamaktadır. Ayrıca göz önünde bulundurulması zorunlu olan bir başka ölçüt te, aynı Yasanın 22. maddesinin 4. fıkrasında yer alan ve sadece taksirle işlenen suçlara özgü olan “failin kusurudur”.

Tüm bu yasal düzenlemelere göre, birden fazla kişinin öldüğü ya da yaralandığı taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; failin kusuru ile ölü-yaralı sayısının ve yaralanma derecesinin birlikte değerlendirilmesinin zorunlu olduğu sonucuna varılmaktadır. Bununla birlikte, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği zaman ve yerin, kusurun belirlenmesi sırasında suçun konusunun önem ve değeri ile meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığının da ölü-yaralı sayısı ve yaralanma derecesinin saptanması kapsamında dikkate alınacağında ise kuşku bulunmamaktadır.

Her ne kadar, yasa koyucu taksirli suçlar açısından 765 sayılı TCY’nda yer alan ve matematiksel kusur hesabına dayalı cezalandırma sisteminden vazgeçmiş ise de, 5237 sayılı TCY’sı uygulamasında da alt ve üst sınır arasındaki cezanın meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı ile suç konusunun değeri de gözetilerek fakat ağırlıklı olarak kusura göre belirlenmesi hakkaniyete ve yasaya uygun olacaktır. Bunun dışında, cezanın yasada yer alan objektif ölçütler terk edilerek, tamamen sübjektif olan hak ve nasafet gereğince tayin edilebileceğinin kabul edilmesi halinde ise, kişilere göre değişkenlik gösterecek olan hak ve nasafet ölçütlerinden kaynaklanan adaletsiz uygulamalar ortaya çıkacaktır.

Diğer taraftan; yargılamayı gerçekleştiren hakimin bilirkişilerin saptadıkları kusur oranları ile bağlı olmadığı, aksine bilirkişilerin yapacakları teknik belirlemeler çerçevesinde failin kusurunun ne olduğunun ve bu kusurun cezanın belirlenmesinde ne derece etkin olacağının her olayın özelliklerine göre bizzat hakim tarafından denetlenebilir ölçütlerle belirlenmesi gerektiği, ayrıca vurgulanması gereken önemli bir husustur.

Tüm bu açıklamalar ışığında; failin tamamen kusurlu olduğunun, teknik verilere dayalı olarak mahkemece de kabul edildiği somut olayda, iki kişinin ölmüş, bir kişinin de hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmış olması da dikkate alındığında, 2 yıl ile 15 yıl arasında bir ceza tayin ve takdir etmek durumunda olan yerel mahkemece hapis cezasının 9 yıl olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Bu itibarla, cezanın belirlenmesine ilişkin direnmenin isabetli olduğuna oyçokluğu ile karar vermek gerekmiştir.

2 ) 5237 sayılı TCY’nın 62. maddesinin uygulanmama gerekçesi ile ilgili inceleme:

5237 sayılı TCY’nın “Cezanın Belirlenmesi ve Bireyselleştirilmesi” bölümünün içerisinde yer alan ve “Takdiri indirim nedenleri” madde başlığı ile düzenlenen 62. maddesi; “ ( 1 ) Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. ( 2 ) Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulur. Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir” biçimindedir.

Görüldüğü üzere, maddede hakimin takdiri indirim nedenlerinin varlığı halinde cezada belli oranda indirim yapabileceği düzenlenmiş, ancak takdiri indirim nedenlerinin sınırlı olarak sayılması yerine “gibi” ibaresi de kullanılmak suretiyle, örnekleme kabilinden bazı takdiri indirim nedeni olabilecek hallerden bahsedilmekle yetinilmiştir.

Bu durumda, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ve cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak 62. madde uyarınca indirim yapılıp yapılmayacağının hakim tarafından serbestçe takdir edileceğinde kuşku bulunmamakta ise de; bu ifadenin, indirim yapılmasına veya yapılmamasına esas alınan nedenlerin temyiz merciince denetlenemeyeceği şeklinde anlaşılmaması gerekir. Nitekim, maddenin son cümlesi, “Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir” şeklinde olup; bu cümle ile 62. maddenin uygulanması veya uygulanmaması açısından yargıca tanınan takdir hakkının “dayanılan nedenler itibarıyla denetlenebilir nitelikte bir takdir hakkı” olduğu anlatılmak istenmiştir.

Kaldı ki, 4709 sayılı T. C. Anayasası’nın 141. ve 5271 sayılı CYY’nın 34. maddesi uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur.

Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkemenin, 5237 sayılı TCY’nın 62. maddesini “5237 sayılı TCK’nun 62. maddesi uygulamada bir atıfet maddesi olmayıp koşulları mahkeme heyetince oluştuğu kanaatine varıldığı takdirde uygulanan yasa maddesi olması karşısında mahkeme heyetince uygulama koşulları oluşmadığı kanaatine varıldığından sanık hakkında TCK 62. madde hükmünün uygulanmasına yer olmadığına” şeklinde açıklama yapmak suretiyle uygulamadığı ve bu konuda direndiği somut olayda, uygulamama nedenlerinin denetime elverecek şekilde açıkça gösterilmemiş olması yasaya aykırıdır.

Bu itibarla; Yerel Mahkeme direnme hükmünün 5237 sayılı TCY’nın 62. maddesinin uygulanmama nedenlerinin gösterilmemiş olması yönünden bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan,

Yedi Genel Kurul Üyesi, “adalet, hakkaniyet ve nasafet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmediği gerekçesiyle” hükmün cezanın belirlenmesi yönünden de bozulması gereği,

Altı Genel Kurul Üyesi ise, “5237 sayılı TCY’nın 62. maddesinin uygulanmaması ile ilgili olarak gösterilen gerekçenin yeterli olduğu görüşüyle” bu yöne ilişen uygulamanın isabetli bulunması gerektiği,

Yönünde karşıoy kullanmışlardır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle,

1- Cezanın belirlenmesine yönelik uygulama isabetli bulunduğundan, S… 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.10.2008 gün ve 288-318 sayılı direnme hükmünün 5237 sayılı TCY’nın 62. maddesiyle ilgili olarak uygulamama nedenlerinin gösterilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

2- Dosyanın, S. 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.07.2009 günü yapılan müzakerede, kısmen tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oyçokluğu ile karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. CEZA DAİRESİ

E. 2012/6709

K. 2012/5105

T. 23.2.2012

• TAKSİRLE YARALAMA ( Sanığın 101 Promil Alkollü Olarak Araç Kullandığı – Bir Kişinin Nitelikli Şekilde Yaralanmasına Neden Olmak Şeklinde Gelişen Eyleminde Bilinçli Taksir Koşullarının Oluştuğu )

• BİLİNÇLİ TAKSİR ( Sanığın 101 Promil Alkollü Olarak Araç Kullandığı – Bir Kişinin Nitelikli Şekilde Yaralanmasına Neden Olmak Şeklinde Gelişen Eyleminde Bilinçli Taksir Koşullarının Oluştuğu )

• SEÇENEK OLARAK BELİRLENEN CEZA ( Hapis Cezası İle Adli Para Cezasının Seçenek Olarak Öngörüldüğü Hallerde Hapis Cezasına Hükmedilmişse Cezanın Adli Para Cezasına Çevrilmeyeceği – Taksirle Yaralama )

• ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMA ( Sanığın 101 Promil Alkollü Olarak Araç Kullandığı – Hapis Cezası İle Adli Para Cezasının Seçenek Olarak Öngörüldüğü Hallerde Hapis Cezasına Hükmedilmişse Cezanın Adli Para Cezasına Çevrilmeyeceği )

5237/m.22,50, 89

ÖZET : Taksirle yaralama suçunda; kaza sırasında 101 promil alkollü olarak araç kullanan sanığın, yönetimindeki otomobili ile karıştığı kaza sonucunda bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olmak şeklinde gelişen eyleminde bilinçli taksir koşullarının oluştuğunun gözetilmemesi;

Suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez. sanığa verilen hapis cezasının kanuna aykırı olarak adli para cezasına çevrilmiş olması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedenleri sayılmamıştır.

DAVA : Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Dosya içeriğine göre, kaza sırasında 101 promil alkollü olarak araç kullanan sanığın, yönetimindeki otomobili ile karıştığı kaza sonucunda bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olmak şeklinde gelişen eyleminde bilinçli taksir koşullarının oluştuğunun gözetilmemesi; ayrıca 5237 sayılı TCK’nın 50/2. maddesinde yer alan, “suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez.” düzenlemesine rağmen sanığa verilen hapis cezasının kanuna aykırı olarak adli para cezasına çevrilmiş olması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedenleri sayılmamıştır.

SONUÇ : Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sanığın kusuru olmadığına, kazaya katılanın eşinin neden olduğuna, erteleme yapılmadığına, katılanın tutumu nedeniyle uzlaşma sağlanamadığına ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ( ONANMASINA ), 23.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

12. CEZA DAİRESİ

E. 2012/3990

K. 2012/8937

T. 3.4.2012

• TAKSİRLE YARALAMA ( Kararın Kesin Olması Nedeniyle Temyiz İsteminin Reddine Karar Verileceği )

• KESİNLİK SINIRI ( Kararın Kesin Olması Nedeniyle Temyiz İsteminin Reddine Karar Verileceği – Taksirle Yaralama )

• TEMYİZ BAŞVURUSU ( Kararın Kesin Olması Nedeniyle Temyiz İsteminin Reddine Karar Verileceği – Taksirle Yaralama )

5237/m.89

ÖZET : Taksirle yaralama suçunda; temyiz sınırı, katılan sanıklar hakkında hükmolunan para cezalarının miktarı ve hüküm tarihi itibariyle kararın kesin olması nedeniyle temyiz isteminin reddine dair verilen karar hukuka uygundur.

DAVA : Taksirle yaralama suçundan katılan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümlerin katılan sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, kararın kesin nitelikte olduğu belirtilerek katılan sanık H. Ö. müdafinin temyiz isteminin reddine dair verilen 05.03.2009; katılan sanık F. T. müdafinin temyiz isteminin reddine dair verilen 10.03.2009 tarihli ek kararlar temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK’nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL’ye kadar ( 2000 TL dahil ) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanunun 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizinin mümkün olduğu, 14.04.2011 ve sonrasında ise, doğrudan hükmedilen 3000 TL’ye kadar ( 3000 TL dahil ) para cezalarının 5320 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu anlaşılmakla,

SONUÇ : 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 305. maddesindeki temyiz sınırı, katılan sanıklar hakkında hükmolunan para cezalarının miktarı ve hüküm tarihi itibariyle kararın kesin olması nedeniyle aynı Kanunun 315. maddesi uyarınca katılan sanık H. Ö. müdafinin temyiz isteminin reddine dair verilen 05.03.2009; katılan sanık F. T. müdafinin temyiz isteminin reddine dair verilen 10.03.2009 tarihli ek kararlar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, katılan sanık müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, redde ilişkin hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA, 03.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

5 Responses to “5237 sayılı TCK madde 89 Taksirle Yaralama”

  1. HİDAYET SÖZEN Says:

    TEİK DENİLEN ELEKTRİK KURUMU YEREBETON DÖKERKEN 10 CM BOYUNDAKİ İNŞAAT DEMİRLERİNİ TOPRAK ÜSTÜNDE BIRAKMIŞLAR VE BENDE 85 YAŞINDA BİR İNSAN OLDUĞUM İÇİN GÖRMEDEN O DEMİRE TAHILIP YÜZÜKOYUN YERE DÜŞTÜM ALNIM BURNUMUN ÜSTÜ PARÇALANDI SOL GÖZÜM GÖRMÜYOR SOL OMUZUM FECİ VAZİYETTE AĞRIYOR…ACABA BU ŞARTLARDA TAZMİNAT ALABİLİRMİYİM….KARAKOLDA ZABIT TUTULDU VE HASTANE RAPORLARI EKLENEREK ADLİYEYE İNTİKAL ETTİRİLDİ BANA BİR BİLGİ VERİRSENİZ SEVİNİRİM…..SELAM SAYGILAR CEVAP BEKLİYORUM

  2. EMRE BOYACI Says:

    Ramazan ayinda sehir icinde 50 km hizla giderken onume birden bir kiz cocugu atladi o birden atlayinca ben frene asilip direksiyonu kirdim ancak camurlukla kiza carptim hastaneye fln goturduk kizin herhangi bir saglik problemi yok kalici bi hasar fln yok sikayetci oldular hakkimda dava acilmis bu davanin sonucu sizce ne olur ? Alkol fln yok emniyette butun herseye bakildi. Ifademi verip hastane sonucuna gore karakolu terk ettim. Bi yardimci olurmusunuz

  3. rıfat Says:

    Esimde bir sure once alkolsüz arac kullanirken bir yaralanmaya neden oldu olay gece gerceklesti kişinin kolu çıkmıştı karsi taraf sikayetci mahkeme ne gibi bir karar verir lutfen yorumlarinizi bekliyorum

    • rahmiofluoglu Says:

      Sorunuza bizim avukatlarımız ücret karşılığında cevap veriyor. İletişim İçin 0507 564 38 02 Senem Hanımı arayabilirsiniz.

  4. ozlem Says:

    Esimde bir sure once alkollu arac kullanirken bir yaralanmaya neden oldu olay gece gerceklesti yaralanma 3.derece karsi taraf sikayetci mahkeme ne gibi bir karar verir lutfen yorumlarinizi bekliyorum


Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: