BAM tüketici senetleri kararı

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18.Hukuk Dairesi’nin tüketici senetleri ile ilgili kararı

Tüketici senetleri nama yazılı olmalı ve her taksit için ayrı bir senet düzenlenmeli

6502 sayılı yasanın 4/5 maddesi tüketici senetlerinin nama yazılı olmasına ve her taksit için ayrı senet düzenlenmesine amirdir. Olayda bu şekil şartlarına uyulmadığı için Bölge Adliye Hukuk Dairesi

“..6502 sayılı Yasa’nın 4/5 maddesine göre şekil şartlarına uyulmadan düzenlenen senet nedeniyle icradan yapılacak tahsilat durumunda davacının ciddi zarara uğrayacağı göz önünde bulundurularak, İİK m. 72/3 gereğince icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilme şartları oluşmuşken mahkemesince ret kararı verilmesi doğru olmamıştır.

Davacı istinaf talebinde haklıdır” gerekçesi istinafı kabul etmiş ve “
2.İhtiyati tedbir talebinin kabulü ile İİK m.72/3 gereğince takdiren teminatsız olarak, icra veznesine yatan paranın davalı alacaklıya ödenmemesi için İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA,
Gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, “ hükmetmiştir.
 

Tüketici senetlerinin nama yazılı olmalı ve her taksit için ayrı bir senet düzenlenmeli.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18.HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞI
ESAS NO : 2019/585
KARAR NO : 2019/385
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/01/2019
NUMARASI : 2018/421 Esas
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 07/03/2019
Taraflar arasındaki menfi tespit davasında; ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği mahkememiz üye hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili ile davalı banka arasında herhangi bir kredi ilişkisi olmadığını, söz konusu senedin dava dışı …Yapı…A.Ş. ile müvekkili arasında 29/10/2010 tarihinde Büyükçekmece … Noterliği’nde tanzim edilen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile 250.000,00 TL + KDV ile anlaştıklarını, … Yapı…A.Ş.’nin söz konusu senedi tanzim edip ödemenin yapıldığını teyit ettiğini, … Yapı…A.Ş.’nin ekonomik sıkıntı nedeniyle bitiremediğini, iflas erteleme davasının devamında FETÖ yapılanmasıyla TMSF’ye devredildiğini, satış vaadi sözleşmesi incelendiğinde tüm ödemelerin yapılmış olmasına rağmen tapuda devir ve tescil yapılmadığını, müvekkillerinin mağdur olduğunu, TKHK m. 6/A’ya göre sözleşmeden ayrı olarak kıymetli evrak niteliğinde senet düzenlenecekse bu senetlerin herbir taksit ödemesi için ayrı ayrı ve nama yazılı düzenlenebileceğini, aksi takdirde geçersiz olacağını, müvekkilinin söz konusu senedin ciro edildiğinden habersiz olduğunu, ayrıca senedin zamanaşımına uğradığını belirterek, senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığını, emre muharrer senet olarak düzenlendiğinden geçersizliğine, kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile takip yapılamayacağını, söz konusu senet nedeniyle borçlu olunmadığını tespitine teminat karşılığında vezneye yatan paranın davalıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk derece mahkemesince; 20/06/2018 tarihli ön inceleme tutanağında ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, ancak kararın gerekçesi yazılmadığı için dosyanın daha önce istinaf incelemesi için geldiğinde eksikliğin giderilmesi için mahkemesine geri çevrildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; … Yapı İnşaat…A.Ş. ile müvekkili arasında düzenlenen 29/10/2010 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile 250.000.00 TL+KDV bedel ile taşınmaz satın aldığını, 29/11/2010 tarihli 50.000.00 TL bedelli senetin … Yapı…A.Ş. tarafından ödemenin yapıldığının teyit edildiğini, TMSF’nin cevabi yazısında dava konusu senedin dayanağı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin halen tapu devrinin yapılamadığının anlaşıldığını, tüm ödemeler yapılmasına rağmen taşınmazın tapuda devir ve temlikli yapılmadığı gibi takibe konu senedin …bankası A.Ş.’ye ciro edildiği ve banka tarafından müvekkili aleyhinde takip başlatıldığını, 2012 yılında satış bedelinin tamamının ödenmesine rağmen tapu devrinin gerçekleşmediğini, söz konusu senedin istenmesine rağmen iade edilmediğini ve akıbetini dahi öğrenemediklerini, müvekkili tarafından ödenen senedin davalıya ciro edildiğini öğrendiğini, 6502 sayılı Yasa’nın m. 6/a gereğince kıymetli evrak niteliğindeki senetlerin nama yazılı olarak düzenlenmesi gerektiğini, aksi takdirde geçersiz olacağının düzenlendiğini, oysaki dava konusu senetin emre yazılı olarak düzenlenerek geçersiz olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İstinaf talebine karşı davalının yazılı beyanda bulunmadığı anlaşılmıştır.Dava; gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talepli davada, teminat karşılığında icra veznesine yatan paranın davalıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir.Taşınmaz bedeli olarak davacı tarafından verilen 30/05/2012 vadeli 50.000.00 TL’lik senet 6502 sayılı Yasa’nın 4/5 maddesi gereğince nama yazılı olması gerektiği halde bu şekilde düzenlenmediğinden geçersiz olduğu anlaşılmıştır. Dava dışı müteahhit …rma tarafından dava konusu senet davalıya ciro edildiğinden davalı tarafından ise İstanbul …. İcra Müdürlüğü’nün .. esas sayılı dosyasıyla takibe konulmuş ve takibin de kesinleştiği anlaşılmıştır. 6502 sayılı Yasa’nın 4/5 maddesine göre şekil şartlarına uyulmadan düzenlenen senet nedeniyle icradan yapılacak tahsilat durumunda davacının ciddi zarara uğrayacağı göz önünde bulundurularak, İİK m. 72/3 gereğince icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilme şartları oluşmuşken mahkemesince red kararı verilmesi doğru olmamıştır. Davacı istinaf talebinde haklıdır.
Bu itibarla; istinaf talebinin kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, karar vermek gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1.İstinaf başvurusunun kabulüne, HMK m. 353/1-b-2 uyarınca mahkeme kararının kaldırılmasına,
2.İhtiyati tedbir talebinin kabulü ile İİK m.72/3 gereğince takdiren teminatsız olarak, icra veznesine yatan paranın davalı alacaklıya ödenmemesi için İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA,
Gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
3.Davacının yatırmış olduğu 35,90 TL istinaf karar harcının talep halinde iadesine,
4.İşin duruşmasız olarak incelenmesi nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına,
5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 07/03/2018 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
 

6502

Temel ilkeler

MADDE 4 – (1) Bu Kanunda yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen sözleşmeler ile bilgilendirmeler en az on iki punto büyüklüğünde, anlaşılabilir bir dilde, açık, sade ve okunabilir bir şekilde düzenlenir ve bunların bir nüshası kâğıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı ile tüketiciye verilir. Sözleşmede bulunması gereken şartlardan bir veya birkaçının bulunmaması durumunda, eksiklik sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Bu eksiklik sözleşmeyi düzenleyen tarafından derhâl giderilir.

(2) Sözleşmede öngörülen koşullar, sözleşme süresi içinde tüketici aleyhine değiştirilemez.

https://i0.wp.com/www.kazanci.com/kho2/ibb/files/not.gif?w=780
https://i0.wp.com/www.kazanci.com/kho2/ibb/files/not.gif?w=780

(3) Tüketiciden; kendisine sunulan mal veya hizmet kapsamında haklı olarak yapılmasını beklediği ve sözleşmeyi düzenleyenin yasal yükümlülükleri arasında yer alan edimler ile sözleşmeyi düzenleyenin kendi menfaati doğrultusunda yapmış olduğu masraflar için ek bir bedel talep edilemez. Bankalar, tüketici kredisi veren finansal kuruluşlar ve kart çıkaran kuruluşlar tarafından tüketiciye sunulan ürün veya hizmetlerde ise tüketiciden faiz dışında alınacak her türlü ücret, komisyon ve masraf türleri ile bunlara ilişkin usul ve esaslar Bakanlığın görüşü alınarak bu Kanunun ruhuna uygun olarak ve tüketiciyi koruyacak şekilde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.

(4) Bu Kanunda düzenlenen sözleşmelere istinaden tüketiciden talep edilecek her türlü ücret ve masrafa ilişkin bilgilerin, sözleşmenin eki olarak kâğıt üzerinde yazılı şekilde tüketiciye verilmesi zorunludur. Uzaktan iletişim aracıyla kurulan sözleşmelerde ise, bu bilgiler kullanılan uzaktan iletişim aracına uygun şekilde verilir. Bu bilgilerin tüketiciye verildiğinin ispatı sözleşmeyi düzenleyene aittir.

(5) Tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebilir. Bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir.

(6) Tüketici işlemlerinde, tüketicinin edimlerine karşılık olarak alınan şahsi teminatlar, her ne isim altında olursa olsun adi kefalet sayılır. Tüketicinin alacaklarına ilişkin karşı tarafça verilen şahsi teminatlar diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça müteselsil kefalet sayılır.

(7) Temerrüt hâli de dâhil olmak üzere, tüketici işlemlerinde bileşik faiz uygulanmaz.

(8) Bu Kanun tüm düzenlemeleri yönünden katılım bankalarını da kapsar. Uygulama, kâr payı dikkate alınarak yapılır.

Tüketici sözleşmelerindeki haksız şartlar

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: