VDENR , vergi tekniği raporunda yer alan soyut, klişe ibarelerle cezaya hükmedildiği, somut olaylara değinilmediği gerekçesiyle bozma kararı

ÖZET

Sanık hakkında sahte fatura düzenlemekten dava açılmış, KDV beyanlarını matrahsız olması, şirkette çalışanının bulunmaması, BA/BS beyanlarının verilmediği, kurumlar vergisi, geçici kurumlar ve stopaj gelir vergisi beyannamelerini beyan etmediği gerekçeleri ile cezaya hükmedilmiştir.

Yargıtay somut olaylara değinilmediği, maddi gerçeğin aydınlatılmadığını belirterek;

Fatura asıl veya suretlerinin dosyaya getirtilerek yasada yazılı bilgileri içerip içermediğinin tespit edilmesi, faturaları kullananları tespiti ve faturaları kimden aldıkları konusunda tanık olarak dinlenmeleri, faturalardaki imzaların sanığa ait olup olmadığının tespiti için imza incelemesi yaptırılması gerektiği, bütün bu nedenlerle sanık hakkındaki hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

11. Ceza Dairesi 2018/1111 E. , 2018/1407 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi usul kanununa muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet

1- Sanık hakkında “2005 takvim yılında sahte fatura düzenlemek” suçuna ilişkin sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sahte fatura düzenleme suçunda suç tarihinin en son düzenlenen fatura tarihi olduğu, buna göre en aleyhe kabul ile 2005 takvim yılında düzenlenen en son fatura tarihinin 31.12.2005 olarak kabul edilerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “2005 takvim yılında sahte fatura düzenlemek” suçunun, suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan yasa maddesinde öngörülen cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının suçun işlendiği 31.12.2005 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE,
2-Sanık hakkında “2006 ve 2007 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek” suçuna ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Seğmenler Vergi Dairesinin mükellefi olup … Balık Restorant Tur. Hr. Tic. Ltd. Şti. yetkilisi olan sanığın gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasında bulunmaksızın 2006 ve 2007 takvim yıllarında sahte faturalar düzenlediğinin iddia olunması, sanığın suçlamayı kabul etmeyerek kendisinin sahte fatura düzenlemediği, şirket ile bir ilgisinin olmadığını savunması; davanın dayanağını oluşturan 30.11.2010 tarih ve VDENR-2010-2601/35 sayılı vergisuçu ve 05.08.2010 tarih ve VDENR-2010-2601/11 sayılı vergi tekniği raporlarında sanığın işyeri ve ikametgah adresinde bulunamadığı, K.D.V. beyannamesini matrahsız beyan ettiği, herhangi bir çalışanın bulunmadığı, Ba/Bs formlarının verilmediği, kurumlar vergisi, geçici kurumlar ve stopaj gelirvergisi beyannamelerini beyan etmediği belirtilmiş ise de, 213 sayılı VUK’nın 227/3 ve 230. maddelerinde öngörüldüğü üzere anılan suçun oluşabilmesi için düzenlenen sahte faturaların yasada öngörülen zorunlu bilgileri içermesi gerektiği, aksi takdirde ilgili kanunun 227/3. maddesine göre hiç düzenlenmemiş sayılacağı, vergi tekniği raporunda 2006-2007 takvim yıllarında düzenlenen faturalardan somut olarak bahsedilmemesi ve sanığın düzenlediği iddia olunan faturaların asılları veya onaylı örneklerinin dosya içerisinde bulunmaması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi bakımından, faturaların asılları ve onaylı suretleri araştırılıp getirtilerek yasada öngörülen zorunlu bilgileri içerip içermediğinin incelenmesi; faturaları kullananlar belirlenip, faturaları sanıktan alıp almadıkları hususunda tanık olarak ifadelerine başvurulması; faturalardaki imza ve yazıların sanığa ait olup olmadığı hususunda imza incelemesi yaptırılması sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
3- Kabule göre; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karşılık çeke ceza neden geri geldi?

Karşılıksız çeke adli cezanın neden geri geldiğini anlamak için karşılıksız çeke adli cezayı kaldıran hükümet tasarısının genel gerekçesine bakmak yeter.

Tasarının genel gerekçesine yansıyan anlayışa göre karşılıksız çekin mutlaka yaptırımı olmalıdır, çünkü çek ekonomik hayatta önemli bir görev ifa etmektedir.

Hükümet tasarısının gerekçesinde çekin önemi ve mutlaka yaptırımı olması gerektiği vurgulanmaktadır.

Ancak çekin ekonomik hayatta ifa ettiği görevde bir zafiyet yaşanmaması için karşılıksız çek keşide etme eyleminin tamamen yaptırımsız bırakılması uygun olmayacaktır. Bu nedenle, karşılıksız çek keşide etme eylemi için çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı şeklinde idarî nitelikte bir yaptırım uygulanması daha uygun bir çözüm olarak görülmüştür.”

Görüldüğü gibi tasarıya yansıyan anlayış ekonomik hayatı cezalarla dizayn etmekten yanadır. Read the rest of this entry »

%d blogcu bunu beğendi: