Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2017/1253Esas, 2017/4124Karar 22.05.2017Tarihli Kararı

T.C.

YARGITAY

16. CEZA DAİRESİ

E. 2017/1253

K. 2017/4124

T. 22.5.2017

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : 1-)Oluş ve dosya kapsamına göre; Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 02.05.2013 tarih ve 2013/398 esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında, örgüte müzahir yayın yapan internet sitelerinde yayınlanan örgüt çağrıları üzerine 15.02.2011 tarihinde toplanıp yolu trafiğe kapatarak kanuna aykırı gösteri düzenleyen, iş yerlerine ve güvenlik güçlerine taşlı saldırıda bulunan grup ile birlikte hareket edip yasa dışı slogan attığı iddiası ile 3713 Sayılı Kanun’un 7/2, 2911 Sayılı Kanun’un 32/1 ve TCK’nın 220/6 maddesi delaleti ile 314/2. maddesi uyarınca kamu davası açıldığı ancak;

İddianame metninde mala zarar verme kamu görevlisine direnme suçundan açılmış bir dava olmadığı gözetilerek;

a-)Karar gerekçesinde mala zarar verme ve kamu görevlisine direnme suçlarının oluştuğuna yer verilmesi,

b-)Bu suçlardan hüküm kurulmadığı halde TCK 220/6, 314/3 yollamasıyla 314/2 maddesine göre örgüt adına suç işlemeye esas alınması,

c-)Duruşma sırasında bir suçun işlendiğinin ortaya çıkması halinde iddianame düzenlettirilip gerektiği taktirde bu dosyayla birleştirme kararı verilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin dikkate alınmaması,

2-)2911 Sayılı Kanun 32/1. maddesine muhalefet suçunun oluşumu için, kolluk kuvvetlerine fiziki saldırı olduğundan topluluğun dağıtılması için ihtar zorunlu değil ise de; sanığın dağıtılan toplulukta bulunup, olay yerine tekrar gelip eyleme devam etmesi halinde suçun oluşacağı gözetilerek, sanığın 15.02.2011 tarihli olay tutanağı içeriğine göre yolu trafiğe kapatıp güvenlik güçlerine taşla saldıran ve yapılan ihtara rağmen dağılmayıp zor kullanılarak dağıtılan grup içerisinde yer alıp dağıtıldıktan sonra yeniden olay yerine gelip gelmediğinin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre ise,

TCK’nın 314/3 ve 220/6. maddesi delaleti ile 314/2, 220/6 ve 3713 Sayılı Kanun’un 5.maddesi uyarınca belirlenen “3 yıl 9 ay” hapis cezasından TCK’nın 62. maddesi uyarınca indirim yapılırken sonuç cezanın “3 yıl 1 ay 15 gün ” yerine “2 yıl 13 ay 15 gün” olarak hesap edilmesi suretiyle eksik cezaya hükmedilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 1412 Sayılı CMUK’nın 326/son maddesi gereğince sonuç ceza yönünden kazanılmış hakları saklı tutulmak suretiyle hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 22.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: