Yargıtay’ın bylock kararı hukuka uygun mu?

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kararını ağır ceza mahkemeleri dikkate alırsa çok sayıda beraat kararı mümkündür.

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin Bylock kararı olarak anılan gerekçeli hükmünü bylock eşittir FETÖ/PDY silahlı terör örgütü olarak formüle etmek hatalıdır.

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin bylock kararı olarak anılan gerekçeli hükmünü önemli kılan binlerce tutuklu, tutuksuz sanığı ve şüpheliyi ilgilendirmesindedir.  Söz konusu kararı basın, kamuoyuna “Yargıtay bylocku FETÖ/PDY silahlı terör örgütü suçu için tek başına yeterli kabul etti” oldu.  Buradan yapılan çıkarım bylock indiren herkesin başka bir delile gerek kalmadan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü suçundan mahkum olacağıdır.

Dairenin söz konusu kararından sonra bir çok mahkeme önceki ara kararlarından dönerek C. Savcılarının esas hakkındaki mütalaalarına göre sanıkların mahkumiyetine hükmetmeye başladılar.

Sonuç olarak yaratılan algı ve şablon yerine oturmuş görünmektedir.

Dairenin kararı 181 sayfadır. Kararı okuduktan sonra ikileme girdim; ya ben bu kararı yanlış anlıyorum ya da ortada müthiş bir yanılgı mevcut diye….

Sonuç olarak 16. Ceza Dairesinin söz konusu kararı bylock eşittir FETÖ/PDY silahlı terör örgütü şeklinde formüle edilemez.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi 1. Derece mahkemesi olarak iki hakim hakkında verdiği hükümde Türk Ceza Kanunu, yüksek mahkeme kararları ve doktrini gözönünde bulundurmuş, çerçeve olarak hukuka uygun bir karar vermiştir. Dairenin olgu ve olayları kısmen veya tamamen hatalı takdir ettiği iddia edilebilir. Söz konusu olgu ve olaylarla ilgili olarak Yargıtay içtihadı yoktur diyebiliriz. Bu davalar Türk yargısı için yenidir. Önümüzdeki süreçlerde yeteri kadar içtihat oluşacaktır.

Ceza yargılamasında önemli olan maddi gerçektir.  Maddi gerçeğe ulaşmak için takip edilecek yol ve yöntemler; TCK’nın dayandığı suç teorisi, ilgili yasa maddeleri, yüksek mahkeme kararları ve doktrinde aranacaktır.

16. Ceza Dairesi gerekçeli kararında “5237 sayılı TCK’na esas alınan suç teorisi, üç ilkeye dayanmaktadır. Bunlar; kusur ilkesi, hukuk devleti ilkesi ve insanilik ilkeleridir”  tespitine yer vermektedir.

Dairenin kararını değerlendirirken öncelikle bu üç ilkeye; kusur ilkesi, hukuk devleti ilkesi,  insanilik ilkesine uyup uymadığına bakmak gerekir.

Daire suçun unsurlarını hukuka uygun bir şekilde değerlendirmiş midir?

Yaygın olan görüşe göre suçun unsurları:

A)Maddi Unsuru(Tipik Fiil)

a-Fiil, b-Netice, c-Nedensellik Bağı ,d-Fail, e-Konu, f-Mağdur,

B) Manevi Unsuru (Kusurluluk)

C) Hukuka Aykırılık

Daire gerekçeli kararında birçok akademisyene atıfta bulunmuştur. Dairenin atıfta bulunduğu akademisyenlerden TCK’yı hazırlayanlardan Prof. Dr. İzzet Özgenç’in görüşleri ele aldığımız konu açısından önen arzetmektedir.

Özgenç “Suç Örgütleri” kitabında iletişim programları için özet olarak şu görüşlere yer veriyor:

1-İletişim programının silahlı terör örgütüne ait olduğunun somut delillerle kanıtlanması,

2-Kişinin bu iletişim ağına silahlı terör örgütüne ait olduğunu bilerek ve isteyerek(kasten) girmiş olması halinde silahlı terör örgütü üyeliği suçu oluşur.

Hocanın görüşlerinde suçun maddi ve manevi unsurları aranmaktadır.

Kişinin kasten ağa dahil olup olmadığı tartışması suçun manevi unsurlarından olan kusurluluk ilkesinin bir gereğidir.

Gerekçeli kararda “Örgütün bu amaç ve yöntemlerini bilen örgüt mensuplarının, örgütteki konumları gözetilerek cezalandırılacağı da açıktır” demek suretiyle kusurluluk ilkesine işaret edilmektedir.

Gerekçeli kararda örgütün 7 katmanlı bir örgütlenme planı olduğu belirtilmektedir. FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün 7 katmanlı yapılanmasına iddianamelerde yer verilmektedir.

1.kat halk tabakası, 2. kat sadık tabaka, 3. kat ideolojik örgütlenme tabakası, 4. kat teftiş kontrol tabakası, 5. kat organize eden ve yürüten tabaka, 6. kat has tabaka, 7. kat ise kurmay tabaka. Yedi katmanın en üstünde ‘Fetullah Hoca Arşı’ yer almaktadır.”

Örgütlenme piramidine göre,5.6.ve 7.tabakalarda ve kural olarak 3. ve 4.tabakalarda bulunan örgüt mensuplarının bu durumda olduklarının kabulü gerekir.”
Kişinin kusurluluğunun tespiti için dairenin kararına göre örgütün piramit yapısı içerisinde hangi katmanda bulunduğunun tespiti gerekmektedir.

Gerekçeli kararda Sanıkların FETÖ/PDY terör örgütü ile olan ilişkileri ve bu bağlamda hukuki durumlarının tespiti:

“Teferruatı delillerin değerlendirilmesi bölümünde anlatılan, teknik özellikleri, indirme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgüt mensupları tarafından kullanıldığı tespit edilen ByLock iletişim sistemine bu özelliğini bilerek dahil olan ve bu sistemi bir çok kez kullanan, 15 Temmuz darbe girişimine kadar sözde meşruiyetini toplum nezdinde dini zemini, kamu otoritesi nezdinde ise hukuki zemini istismar ederek sağlayagelen örgütün, talimat ve haberleşmesinin tam bir örgütsel gizlilik ve kripto yöntemine dayanması nedeniyle ancak örgüt mensuplarınca anlaşılabilecek olan örgüt lideri Fethullah GÜLEN’in, 19/04/2015 günü örgütün yayın organlarından www.herkul.org isimli internet sitesinde yayınlanan “Mukaddes Çile ve İnfak Kahramanları” başlıklı sohbet ve dua görünümlü kriptolu talimatını alarak, tamamının aynı örgüte üye olmak ve aynı örgüt kapsamında değerlendirilen ancak ayrı soruşturma konuları nedeniyle sevk maddeleri itibariyle farklı suç gerekçeleri ile yedi ayrı soruşturma dosyasında tutuklu olan altmış üç kişinin müdafiliğini yapan ve bir kısmı hakkında aynı örgüte mensubiyetleri nedeniyle ceza soruşturması başlatılan yirmi avukatın, örgüt lideri Fetullah GÜLEN’in talimatından bir gün sonra 20.04.2015 tarihinde toplu halde verdikleri 51 adet dilekçelere istinaden dosya asıllarını fiziki veya UYAP sisteminden kısmen dahi olsa incelemeden tamamının istisnasız olarak tahliyelerini teminen birlikte harekete geçen ve ilgili suç bölümünde hukuki analizi de ortaya konulduğu üzere “görünürde hukukilik, Türk yargılama geleneği ve mutat uygulama” bakımından da ancak “adanmış” bir örgüt mensubunca yapılabilecek bir yöntem ve üslupla, tanık anlatımlarına göre hukuka açıkça aykırı bir zeminde bulunduklarını bilerek söz konusu kararları veren, keza ayrıntıları ByLock raporunda çözülen mesaj içeriklerinde gösterildiği üzere; yapılacak bir darbeye kadar mensubu oldukları yapının terör örgütü olduğunun mahkeme kararı ile tespitinin önüne geçilmesini teminen belirlenen örgüt Stratejisi doğrultusunda, işbu yargılamayı, benzer diğer davalarda olduğu gibi muhakeme hukukunun tanıdığı tüm hakları istismar ederek uzatmaya ve tıkamaya matuf örgütsel tavır sergileyen, örgüt piramidi içindeki konumları itibariyle “mahrem alan” kapsamında yer almaları ve meslekleri gözetildiğinde, örgütün nihai amacını, silahlı kuvvetlerdeki yapılanmasını ve burada devletin her türden silahını elinde bulunduran örgüt mensuplarının gerektiğinde bu gücü örgütün amacı doğrultusunda kullanacaklarını bilmeleri beklenen sanıkların, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduklarında şüphe bulunmadığından, inkara dayanan savunmalara itibar edilmemiştir”

Gerekçeli karardan anlaşılacağı gibi daire sanıklar bylock kullandılar, bu nedenle silahlı terör örgütü üyesidir demiyor. Dairenin delilleri takdiri hatalı olabilir, ama sanıkların FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduklarını somut olaylara dayalı olarak açıklamakta bylock mesajları ile tespitini güçlendirmektedir.

Gerekçeli kararın hüküm bölümü

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarda açıklandığı üzere;

1-)Sanıklar M. M. ve M. M. ‘in, unsurları itibariyle oluşmayan 5237 Sayılı TCK ‘nın 312/1 maddesinde düzenlenen Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek ve TCK ‘nın 285. maddesinde düzenlenen soruşturmanın gizliliğini ihlal etmek suçlarından 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince AYRI AYRI BERAATLERİNE,

2-a-) Sanıklar M. M. ve M. M. ‘in müsnet FETÖ/PDY Silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan sübut bulan eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK’nın 314/2 maddesi gereğince, suçun işlenmesindeki özellikler, suç sebep ve saikleri, kastın yoğunluğu, meydana gelen tehlikenin ağırlığı nazara alınarak takdiren ve teşdiden ALTI YIL HAPİS CEZASI İLE AYRI AYRI CEZALANDIRILMALARINA,

b-)Sanıklara verilen cezaların, müsnet suçun 3713 sayılı kanunun 3.maddesinde sayılan mutlak terör suçu olması nedeniyle aynı kanunun 5/1 maddesi gereğince ½ oranında artırılarak DOKUZ YIL HAPİS CEZASI İLE AYRI AYRI CEZALANDIRILMALARINA,

c-)Sanıkların yargılama sürecindeki olumsuz davranışları nazara alınarak haklarında TCK’nın 62.maddesinin tatbikine takdiren YER OLMADIĞINA,

d-)Sanıklar hakkında verilen hapis cezalarının kanuni sonucu olan TCK’nın 53.maddesinin uygulanmasına,

e-)Sanıklara verilen cezaların, TCK’nın 58/9 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve ayrıca haklarında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,

3-a-) Sanıklar M. M. ve M. M. ‘in müsnet, görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan sübut bulan eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK’nın 257/1 maddesi gereğince, suçun işlenmesindeki özellikler, suç sebep ve saikleri, kastın yoğunluğu, tahliye edilmeye çalışılan kişi sayısı, meydana gelen tehlikenin ağırlığı nazara alınarak takdiren ve teşdiden BİR YIL HAPİS CEZASI İLE AYRI AYRI CEZALANDIRILMALARINA,

b-)Sanıkların yargılama sürecindeki olumsuz davranışları nazara alınarak haklarında TCK’nın 62.maddesinin tatbikine takdiren YER OLMADIĞINA,

c-)Sanıkların kişilikleri ve pişmanlık duymadıkları yönündeki ısrarlı tutumları gözetilerek haklarında TCK’nın 50.maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,

d-)Sanıklar hakkında verilen hapis cezalarının kanuni sonucu olan TCK’nın 53.maddesinin uygulanmasına,

e-)Sanıklara verilen iş bu cezaların,TCK’nın 58/9 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve ayrıca haklarında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,

f-)Sanıkların kişilikleri ve pişmanlık duymadıkları yönündeki ısrarlı tutumları ve ileride yeniden suç işlemeyecekleri yönünde mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından haklarında TCK’nın 51.maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 231/5 maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,

4-)Sanıkların gözaltında ya da tutuklulukta geçirdikleri sürelerin TCK’nın 63.maddesi gereğince iş bu cezalarından MAHSUBUNA.

5-)Sanıklara müsnet silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunun CMK’nın 100/3 maddesinde sayılan suçlardan olmasına, verilen ceza miktarına, FETÖ/PDY üyesi oldukları ve bu örgütün amaçları ve liderinin talimatı doğrultusunda karar vererek hakim ve savcılık görevlerini kötüye kullanmak suretiyle müsnet suçları işlediklerinin sübut bulmasına, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin de bahsedilen örgüt tarafından gerçekleştirildiğinin iddia edilmesine ve aynı örgüte üye olma suçundan yargılanan ve kamuoyunca da tanınan sanıkların yurt dışına kaçtıklarının bilinmesine nazaran kaçma ihtimali bulunan sanıklar hakkında adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı ve açıklanan nedenlerle uygulanan tedbirin açık bir orantısızlık oluşturmayacağı da değerlendirildiğinden sanıkların tahliye taleplerinin reddi ile HÜKMEN TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA,

İş bu kararın bir suretinin tutuklu sanıklara verilmesine,

İş bu kararının tutuklu sanık yakınlarına bildirilmesine,

Iş bu karara karşı sanıkların bu günden itibaren 7 gün içerisinde dairemize verilecek dilekçe ile yada tutanak düzenlemek kaydı ile zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle Yargıtay 17. Ceza Dairesine itiraz haklarının olduğunun bildirilmesine (bildirildi)

6-)Hüküm özetinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,

7-a-)Sanık M. M. ‘in sebep olduğu aşağıda dökümü gösterilen 5.263,45 TL.yargılama masrafının sanıktan tahsili ile hazineye irat kaydına,

b-)Sanık M. M. ‘in sebep olduğu aşağıda dökümü gösterilen 5.263,45 TL.yargılama masrafının sanıktan tahsili ile hazineye irat kaydına,

Dair, sanıklar, sanıklar müdafileri Av. Ö. D. , Av. S. İ. A. ve Av. E. A. ‘ın yüzüne karşı, Yargıtay C.Savcısı Kenan Zeybek ‘in huzurunda, tefhimden itibaren yedi gün içinde Dairemize verilecek bir dilekçe veya zabıt katibine beyanda bulunup tutanak düzenletilmesi ya da tutuklu sanıklar yönünden tutuklu bulundukları tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunup tutanak tutturmak veya dilekçe vermek suretiyle Yargıtay Ceza Genel Kurulun’a temyizi kabil olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen tefhim kılındı.24/04/2017

Av. Rahmi Ofluoğlu

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: