Bölge Adliye Mahkemesi rekor cezayı onadı

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi rekor cezanın istinaf başvurusunu esastan ret etti

Basının rekor ceza diye duyurduğu FETÖ/PDY üyeliğinden verilen 10 yıl 6 ay cezaya karşı yapılan İstinaf başvurusunuİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi esastan ret etti. Sanık avukatları kararı Yargıtay nezdinde temyiz edeceklerini açıkladılar.

Avukatlar ayrıca 2. Ceza Dairesinin istinaf başvurusunu esastan ret etmesinin Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 1. derece mahkemesi olarak ve temyizen verdiği FETÖ/PDY kararlarına aykırı olduğunu belirtiler.

İşte o karar:

                          

   T.C.

 İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

           2. CEZA DAİRESİ

                                                                            TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Esas No               2017/1723

Karar No            2017/1584

İNCELENEN KARARIN;

Mahkemesi                                         İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi

Tarihi                                                  :27/07/2017

Numarası                                           : 2017/2 Esas ve 2017/36 Karar

Sanık                                                  :

Müdafileri                                          :

Suç: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Suç Tarihi                                          :14/05/2017

Hüküm                                               TCK nın 314/2, 3713 S.Y. 5/1, TCK nın 63, 53, 58/7-9 maddeleri uyarınca mahkumiyet

İstinaf Başvurusunda

Bulunan                                             Sanık Müdafi

Yerel Mahkemece sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmüne karşı istinaf yasa yoluna başvurulmakla başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre;

Dosya görüşüldü;

İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanan deliller, gerekçe içeriği ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;

Sanığın silahlı terör örgütüne üye olduğunun iddia olunduğu olayda;

Kendisini kısaca ‘Hizmet’ olarak tanımlayan FETÖ/PDY; Paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan suigeneris bir suç örgütüdür.

Örgütün türü ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, meşru organlara ve halka karşı silahlı saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiğinin, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı vc sözlü açıklamaları. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında; FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu örgüt kuruluşundan 15 Temmuz sürecine kadar örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Sahip olduğu yada mensuplarının tasarrufunda bulunan araç gereç bakımından 5237 sayılı TCK’nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.(Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2017/1443-4758)

ByLock iletişim sistemi, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı açık olup sözü edilen delilin elde ediliş şeklinin 2937 sayılı MİT Kanunun 6/d, g ve 4. maddesinin i maddeleri karşısında yine Anayasanın 22/3. maddesindeki belirlenen “istisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunla belirtilir” hükmüne göre Milli İstihbarat Teşkilatının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği hususları bir arada değerlendirildiğinde ByLock isimli iletişim sisteminin gerek elde ediliş şekli, gerekse bu sistemin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı olmadan bu ağa dahil olmanın mümkün olmayışı, gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının açık oluşu karşısında ByLock iletişim sistemine üyeliğin ve kullanılmasının atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçunun delili niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanığa ait ………………………. numaralı GSM hattı üzerinden 35904005834763 IMEI telefonun yukarıda anlatılan ByLock yüklü olarak savunmanın aksine uygulamanın hizmet verdiği “46.166.160.137” IP adresi üzerinden giriş yapılarak çok sayıda kullanımının olduğu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığının mahkemeye gönderdiği kayıtlardan açık bir şekilde anlaşılması karşısında münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü için oluşturulan ve mensuplarınca kullanılan Bylock programını örgütün hiyerarşik yapısı kapsamındaki haberleşmesinde gizliliği temin etmek için dosya kapsamında tespit edilen tarihlerde kullandığı anlaşılan sanığın; anılan programın niteliği de göz önüne alındığında, sübutu kabul edilen eylem ve faaliyetlerine göre silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair yerel mahkemenin suç nitelendirmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiş, terör örgütünün niteliği ve şifreli programın kullanım durumu, meydana gelen tehlikeli durum karşısında yerel mahkemece temel cezanın teşditle olarak belirlenmesi ve sanık hakkında mahkemede oluşan kanaate göre takdiri indirim hükümlerinin uygulanmamasında herhangi bir isabetsizlik görülmemekle;

Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller, karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutunun kabul edildiği, eylemlerinin olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde nitelendirilerek vasıflarının tayin edildiği,savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği, incelenen dosyaya göre verilen hükümde usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla CMK’nın 280/1-a maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,

Sanığa verilen ceza miktarı, tutuklulukta kaldığı süre, atılı suçun niteliği, karşısında CMK’nın 100/3, 104/3. maddeleri gereğince TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, 

Tutukluluk halinin devamına dair karara yönelik olarak; 5271 sayılı CMK’nın 101/5. maddesi uyarınca dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza DairesineİTİRAZ yasa yolu açık olmak üzere,

Kararın sanık müdafine TEBLİĞİNE,

CMK’nın 291/1. maddesi gereğince tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemiz’e verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak, veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığı ile dilekçe gönderilmek sureti ile Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere TEMYİZ yolu açık olarak 28/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

                            Başkan                               Üye                 Üye

                         S. ÖZKAN                          Z. ŞEN                     V. YILDIZ

                          e-imzalıdır                         e-imzalıdıre-imzalıdır

Kararla ilgili değerlendirmemizi iki gün içerisinde yapacağız

Av. Rahmi Ofluoğlu

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: