5237 Sayılı TCK Madde 102 İçtihat

YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 2012/6-1487

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2012/6-1487

K. 2014/117

T. 11.3.2014

• YAĞMA ( Tanık Beyanıyla Sanık Savunmaları Arasındaki Çelişkinin Giderilmesi ve Sanığın Ağabeyi Olan Kişinin Dinlenilmesi Gereği )

• TANIK İLE KATILAN BEYANI ARASINDA FARK OLMASI ( Tanık Beyanıyla Sanık Savunmaları Arasındaki Çelişkinin Giderilmesi ve Sanığın Ağabeyi Olan Kişinin Dinlenilmesi Gereği – Yağma )

• DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ ( Yağma/Cinsel Saldırı – Yargılamaya Konu Eylemleri Birlikte İşleyen Sanık Hakkındaki Derdest Dava Dosyası Getirtilip İncelendikten Sonra Her İki Davanın Birleştirilip Birleştirilmeyeceğinin Değerlendirileceği )

• ADLİ BELGE İNCELEMESİ ( Yağma/Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma – Başka Yağma Suçu Sebebiyle Yakalanan Suç Ortağına Yazıldığı Belirtilerek Dosyaya Sunulan Yazının Sanık Tarafından Kabul Edilmediği/Adli Belge İncelemesi Yapılacağı )

5237/m.102, 147

ÖZET : Cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve yağma suçlarından açılan kamu davasında; sanığın katılan sanığı ağabeyi aracılığıyla tanıdığını, olay günü de piknik alanında konuşurken kendilerini tanığın gördüğünü beyan etmesi, katılan sanığın ise sanığı daha önce tanımadığını ve görmediğini ifade etmesi, sanığın beyanında adı geçen tanığın olay günü katılan sanıkla sanığı gördüğü yeri farklı tarif etmesi karşısında, tanık beyanıyla sanık savunmaları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve sanığın ağabeyi olan adı geçenin dinlenilmesi, öte yandan yargılamaya konu eylemleri birlikte işleyen sanık hakkındaki derdest dava dosyası getirtilip incelendikten sonra her iki davanın birleştirilip birleştirilmeyeceğinin değerlendirilmesi, sanık tarafından aynı yerde işlenen ve mahkumiyetle sonuçlanan bir başka yağma suçu sebebiyle yakalanan suç ortağına yazıldığı belirtilerek dosyaya sunulan ve yerel mahkemece hükme esas alınan yazının sanık tarafından kabul edilmemesi karşısında, grafolojik inceleme yapılıp söz konusu yazının sanığın eli ürünü olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması isabetsizdir.

DAVA : Cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve yağma suçlarından açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, katılan sanığın, katılana karşı işlemiş olduğu iddia edilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve nitelikli cinsel saldırı suçlarına yardımdan beraatına, sanık E.’ın katılan sanık S.’e yönelik yağma suçundan açılan davada, fiilinin hırsızlık suçunu oluşturduğu kabul edilerek T.C.K.nun 141/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 109/2 ve 109/3. maddeleri gereğince 6 yıl hapis, katılan N.’ya karşı nitelikli cinsel saldırı suçundan 102/2, 102/3 ve 102/5. maddeleri uyarınca 14 yıl hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı kanunun 109/2, 109/3, 109/5, 53/1 ve 63. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba, yağma suçundan ise beraatına ilişkin, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 9.4.2008 gün ve 342-50 Sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısıyla sanık E. B. müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 7.10.2010 gün ve 17016-15311 sayı ile;

“… I- Sanık E. B. hakkında katılana karşı cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde, usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin onanmasına,

II- Sanık E. B. hakkında yakınan sanığa yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, hırsızlık suçlarından verilen mahkumiyet hükümleriyle yakınan sanık hakkında katılan N.’ya yönelik cinsel saldırı ve kişiyi özgürlüğünden yoksun kılma suçlarından verilen beraat hükümlerinin incelenmesine gelince,

1- ) Yakınan sanığın olay tarihinde dost hayatı yaşadığı katılanın kendisiyle buluşmak istediğini belirtmesi üzerine aracıyla gelip birlikte hareket ettiklerinin, yolda daha önceden tanıdığı sanığı ve tespit edilemeyen bir kişiyi aracına alarak ormanlık alana geldikten sonra, sanık ve yanındaki şahsın silah zoruyla katılana tecavüz ettiklerinin anlaşılması karşısında; oluşa ve tüm dosya kapsamına göre yakınan sanığın diğer sanıklarla birlikte hareket ettiği gözetilmeden cinsel saldırı ve kişiyi özgürlüğünden yoksun kılma suçundan cezalandırılması yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,

2- ) Bir numaralı bentte belirtilen gerekçeler ışığında, diğer sanıklarla birlikte hareket eden yakınan sanığa yönelik, sanık hakkında hırsızlık ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından yasal unsurları itibariyle oluşmamasına rağmen mahkumiyet hükmü kurulması…”,

İsabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.

İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise 27.6.2011 gün ve 431-156 sayı ile;

“… N. B.’un ilk etapta evliliğini kurtarma için mağdur sanıkla aralarındaki ilişkiyi gizlediği, sonradan beyanından dönüp ilişkinin mevcudiyetini kabul ettiği, dosyadaki telefon görüşme kayıtlarından anlaşıldığı üzere, mağdurenin, mağdur sanıkla ilişkisi olduğu, uzun süreli telefon görüşmelerinin mevcut olduğu, olay günü mağdurenin istemi ve telefonla arayıp bildirmesi üzerine mağdur sanıkla mağdurenin cinsi münasebette bulunmak üzere olay yerine gittikleri, hatta mağdurenin, mağdur sanığa ‘çabuk ol’ diye mesaj çektiği, olay mahallinde sanık tarafından suç ortağıyla birlikte mağdurenin ırzına geçilip diğer eylemlerin gerçekleştiği, mağdur sanığın mağdureyi hileli olarak götürüp sanık ile iş birliği yaptığına dair, sanığın suç isnadı dışında delilin mevcut olmadığı, özellikle mağdur sanığın aracından hırsızlık yapılması ve silah zoruyla mağdurenin ırzına geçilmesi karşısında, mağdur sanığın müsnet suçları işlemediği kanaatine varılmıştır…”,

Şeklindeki gerekçelerle önceki hükmünde direnmiştir.

Bu hükmün de Cumhuriyet savcısıyla sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.11.2012 gün ve 399296 Sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Sanık E. B. hakkında, mağdureye karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve nitelikli cinsel saldırı suçlarından kurulan mahkumiyet hükmü onanmak suretiyle, yağma suçundan kurulan beraat hükmü ise temyiz edilmeksizin kesinleşmiş bulunduğundan inceleme; sanık hakkında, katılan sanığa karşı hırsızlık ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkumiyet hükmüyle katılan sanık hakkında katılan N.’ya karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve nitelikli cinsel saldırı suçlarından kurulan beraat hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daireyle yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözülmesi gereken uyuşmazlıklar; katılan sanık S.K.’un katılan N.’ya karşı nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarına iştirak eylemleriyle sanık E. B.’un katılan sanık S.’e karşı hırsızlık ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının sabit olup olmadığı noktasında toplanmakta ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle eksik araştırmayla hüküm verilip verilmediğinin belirlenmesi gerekmiştir.

İncelenen dosya kapsamından;

Görgü ve tespit tutanağına göre; olay yerinin otoban üzerinde, çam ağaçlarıyla kaplı ormanlık alan olduğu, taşlı ve toprak yoldan gidildiği, stabilize yol üzerinde iki metre aralıkla bir çift siyah renkli kadın terliği, terliklerin bulunduğu yerden dört metre aşağıda katılan sanık S.K. adına düzenlenmiş faturalar, kantar ve benzin satış fişleri bulunduğu, faturalarla sigara izmaritlerinin bulunduğu tahminen yetmiş metrelik mesafe arasında yol üzerinde aralıklarla sekiz adet sarı renkli sigara izmaritleri ile bir adet sigara kutusu olduğu, yolun sağ alt ormanlık alan içerisinde küçük boy plastik pet su şişesi ile iki adet üzerinde şüpheli leke bulunan kağıt peçete olduğunun görüldüğü,

Teşhis tutanaklarında; katılan N.’yla katılan sanık S.’in kendilerine gösterilen şahsın, olay günü cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve yağma suçlarını işleyen sanık E. B. olduğunu tereddüde yer vermeyecek şekilde teşhis ettiklerinin belirtildiği,

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen raporda; katılan N.’nın psikiyatrik muayenesinde bilincinin açık, kooperasyon ve oryantasyonu tam olarak saptandığı, olay sonrasında irritabilite, rüyada olayı görme, irkilme tepkisi, intihar düşüncesi, insomni, olayı hatırlatacak yer ve kişilerden uzak durma, insanlardan uzaklaşma, ümitsizlik bulguları saptandığı, travma sonrası stres bozukluğu tanısı konulduğu, hastalığının ağır ve acilen tedavi gerektirecek düzeyde olduğu, ruh sağlığının bozulduğu açıklamasına yer verildiği,

Adli Tıp Kurumu Raporuna göre de; travma sonrası stres bozukluğu denilen ağır nöroz arazının tespit edildiği, buna göre olay sebebiyle ruh sağlığının bozulmuş olduğu,

Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Dairesi Başkanlığı ekspertiz raporunda, olay yerinden alınan üç adet sigara izmariti ve peçete üzerindeki vücut sıvısının sanığa, üç sigara izmaritinin ise katılan sanık S.’e ait olduğu,

Katılan sanık S.K.’un telefonunun incelenmesinde, katılan N. tarafından değişik tarihlerde; “aşkım kızı okuldan alınca kahvaltısını yaptırayım, kimse gelmeyecek, ben de gitmeyeceğim, akşama kadar konuşacağız”, “aşkım bize gel, haberin yokmuş gibi, ikiden beri evdeymiş ayağı çıkmış, çıkıkçıya gidiyoz, eski mahalledekine”, “seni severim, seni seveni de severim, seni benim kadar seveni kurşuna dizerim”, “aşkım Sevda’ya gidiyorum, işin bitince Sevda’nın oradan geç, beni bir kere çaldır, hiç sigaram yok, Deniz’den alacam seni sev,” olay gecesi saat 20.43’te de “çabuk ol” şeklinde mesajlar gönderilmiş olduğu,

Katılan N. B. kollukta; olay gecesi saat sekiz buçuk sıralarında korna çalındığını, aile dostu olan katılan sanık S.’in kendisine seslendiğini, “eşin aradı, çocukları al babanın kahvehanesine gideceğiz” dediğini, aklına kötülük gelmediği için “çocuklar eşimle birlikte, ben geliyorum” dediğini, katılan sanığın aracının ön sağ koltuğuna bindiğini, yolda 30- 35 yaşlarında, siyah saçlı, 180 cm boylarında, bıyıksız, üzerinde mavi gömlek kot pantolon bulunan birinin işaret edip aracı durdurduğunu, kendisinin yanına binerek bıçağını vücuduna değdirerek sesini çıkarmamasını söylediğini, 27-28 yaşlarında, 165 cm boylarında, esmer, siyah saçlı, koyu renkli tişört ve kot pantolonlu birisinin daha araca binip sürücüyü iterek direksiyona geçtiğini, sağındaki şahsın; “Kozağaca çek, işimiz bitince serbest bırakacağız, bizden kötülük gelmez, bağırma” dediğini, karanlık olduğu için nereye gittiklerini hatırlamadığını, ormanlık alanda araçtan indirildiğini, sürücülük yapan şahsın S.’e “konuşalım” dediğini, aracın yanından ayrıldıklarını, diğerinin kendisinden soyunmasını istediğini, soyunmamak için direndiğini, bunun üzerine saçını çektiğini, tekme vurduğunu, küfür ederek; “bana abi deme, yalvarma, mutlaka altıma yatacaksın, seninle ilişkiye gireceğim, direnmeni tavsiye etmem” dediğini, üzerine abanarak yere yatırdığını, eteğini çıkardığını, tişörtünü çıkarmasını istediğini, pantolonunun fermuarını açıp ilişkiye girerek menisini içerisine akıttığını, daha sonra sanığın yanına gittiğini, ardından diğer şahsın geldiğini, soymadan yalnızca külotunu çıkarıp ilişkiye girdiğini, on dakika sonra kolundan tutup aracın yanına götürdüğünü, “ilişkiye girdikten sonra bizi bırakacaktınız, niye bırakmıyoruz, kimseye şikayet etmem, mutlu bir yuvam, iki çocuğum var, beni bırakın” diye yalvarmasına rağmen bırakmadıklarını, susadığını söyleyip su istediğini, şahısların su almak için yanından ayrıldığını görünce hızla ağaçların arasından görünen ışığa doğru koştuğunu, kapıyı vurup içeri girdiğini, ardından da bayıldığını, kendisine geldiğinde evdekilere konuyu anlattığını, onların da polisi aradıklarını, kendisini evden alan katılan sanığın, tecavüz eden şahısları tanıyıp tanımadığını bilmediğini beyan ettiği, katılan sanık S.’in ilk ifadesi okunduktan sonra ise; S.’le ilişkisi olmadığını, cinsel ilişkiye girmediklerini, olay günü telefon açıp buluşmak istediğini söylemediğini, mesaj çekmediğini, olay esnasında katılan sanığın kendisiyle cinsel ilişkiye girmediğini, diğer şahısları tanıdığını düşündüğünü, araca binerken; “Hacı, sensin değil mi” diye seslendiğini, karakolda kendisine gösterilen şahsı teşhis ettiğini, kendisini darp eden, cep telefonunu alan ve tecavüz eden kişi olduğunu belirttiği,

Cumhuriyet savcılığında; olay günü katılan sanığın aracıyla giderken elinde bıçak bulunan iki kişi tarafından yollarının kesildiğini, yola taş dizili olduğu için durmak zorunda kaldıklarını, yakalanan sanığın, şoför mahalli, diğer şahsın kendi tarafından araca bindiğini, kendilerini tehdit ettiklerini, arabanın ön kısmında üç dört paket sigara, bir miktar para, ikisi katılan sanığa, biri kendisine ait üç adet cep telefonu bulunduğunu, arabaya binen şahısların tehdit ederek bunları aldıklarını söylediği,

Duruşmada ise; katılan sanığın eşinin on yıllık arkadaşı olduğunu, eşinin ve katılan sanığın pazarcılık yaptıklarını, ortaklıklarının da bulunduğunu, samimi oldukları için S.’in aracına binip hastane veya babasının kahvehanesine gittiğini, olay günü evinde yalnız olduğunu, eşinin çocukları alıp babasının kahvehanesine gittiğini, S.’in kendisine telefon açıp; “eşin telefon etti, seni babanın yanına götüreceğim, çabuk gel, parkın yanında hazır ol, oradan seni alacağım” dediğini, babasının rahatsız olduğunu, bu sebeple “bir şey mi var” diye sorduğunu, katılan sanığın; “acele etme, korkma, bir şey olsa söylerim” dediğini, katılan sanığa “çabuk ol” şeklinde mesaj çektiğini ve parkın yanına gittiğini, S.’in aracıyla gelip kendisini aldığını, normal dolmuş yolundan seyretmediği için “neden bu yolu kullanıyoruz” dediğini, katılan sanığın da; “kestirmeden gidiyoruz” şeklinde cevap verdiğini, yol üzerinde iken sanık ile bir kişinin daha araca bindiğini, birisinin katılan sanığın tarafına oturduğunu, sanıkla katılan sanığın kendisini aralarına aldıklarını, aracı yakalanamayan ve adını bilmediği şahsın kullandığını, kendisini ormanlık alana götürdüklerini, katılan sanığın; “Hacı, sensin, tanıdım seni” dediğini, bunun üzerine sanıkla yakalanamayan şahsın aralarında Kürtçe konuştuklarını, sanığın kendisini sürükleyerek arabadan indirdiğini, “çocuklarım var, beni bırakın” diye yalvardığını, katılan sanığın; “bırakın, yavaş olun” dediğini, kimliği tespit edilemeyen şahsın kendisini ağaçların arasına bayır bir yere götürüp tecavüz ettiğini, sanığın ağacın altında S.le oturmakta olduğunu, adını bilmediği şahsın yanından ayrılıp katılan sanığın yanına gittiğini, ardından sanığın gelip ırzına geçtiğini, bu eylemlere rızası olmadığını, perişan bir halde bulunduğunu, kendilerine yalvarıp su istediğini, yakalanmayan şahsın elinde bıçak olduğunu, su almaya giderken; “sakın yanlış yapma, abimle konuşacağım sonra seni serbest bırakacağız, çocuklarına kavuşmak istiyorsan sakin ol” dediğini, her iki şahsın da kendisine tecavüz ettikleri sırada; “alacağımızı aldıktan sonra serbest bırakacağız” dediklerini, bir ara terliklerini çıkardığını, ağaçların arasından yola doğru koştuğunu, karşıda ışığı yanmakta olan bir ev gördüğünü, tek katlı ve kapısının üzerinde anahtar bulunduğunu, anahtarla kapıyı açtığını, içerideki karıkocanın kendisine kolonya ve su verdiklerini, ardından bayıldığını, kendisine geldiğinde etrafında bir sürü insan olduğunu, olayın saat dokuz dokuzbuçuk sıralarında gerçekleştiğini, kaçtığı sırada yatsı ezanı okunduğunu, evine sığındığı şahsın polise telefon ederek olayı bildirdiğini, halasının oğluna ve halasına telefon açtırdığını ancak ulaşamadığını, katılan sanığın kendisiyle ilişkisi bulunduğunu söylediğini, katılan sanığın ablasının kendisine telefon açıp, katılan sanığın hapis yatmaktan korktuğu için bu şeklide ifade verdiğini beyan ettiğini, katılan sanık S. ile hiç bir ilgisi bulunmadığını, olayın zorla gerçekleştiğini, birisi ırzına geçerken diğerinin onbeş metre mesafede ağaçların altında bekleyerek birlikte hareket ettiklerini, sanığın araca bindiğinde elinde bıçak, diğerinin belinde tabanca bulunduğunu, hatta sanığın tecavüz esnasında elinde sürekli bıçak olduğunu, kaçarken ayaklarının altının diken dolduğunu, yeni kendisine geldiğinde evde yedi sekiz kişi gördüğünü, kadınların tecavüze uğrayıp uğramadığını sorduklarını, utandığı için tecavüze uğramadığını söylediğini, kadınlardan birinin “belki organ mafyasıdır” dediğini, kendisinin de “olabilir” şeklinde cevap verdiğini, zorla ırzına geçtikleri sırada; “alacağımızı aldıktan sonra seni serbest bırakacağız, rahat dur” dediklerini evdekilere anlattığını, tecavüzü söyleyemediğini, hakkında dava açılan L.A. isimli şahsın kendisine tecavüz eden 2. kişi olmadığını ifade ettiğini,

Katılan sanık S.’in hazır bulunduğu duruşmada ise; olay günü katılan sanığı buluşmak amacıyla aradığını, evli olduğunu, eşinden çekindiği için bazı şeyleri açıklamadığını, katılan sanığın kendisini babasının kahvesine götürmek üzere çağırdığı yönündeki ifadesinin doğru olmadığını beyan ettiği,

Mahkemeye sunduğu yazılı beyanında; katılan sanık ile üç yıldır ilişkisi olduğunu, olay tarihinde kendisini arayıp buluşmak istediğini, piknik alanına gittiklerini, yolun taş ve ağaçla kaplı olduğunu, katılan sanığın aracı geri çevirmeye çalıştığı sırada sağdan ve soldan iki kişinin arabaya bindiğini, sanık E.’ın kendi yanına bindiğini, diğer taraftan binen kişinin belinde tabanca olduğunu, katılan sanığın bu şahıslara; “tanıdım sizi, fenalık yaparsanız başınıza iş açılır, kadını bırakın” dediğini, bunun üzerine araca binen şahısların S.’e yumrukla vurduklarını, sanığın kendisini sürükleyerek dışarı çıkarıp çalıların arasına götürdüğünü, katılan sanığın “bırakın kadını” diye bağırdığını, sanığın zorla ırzına geçtiğini, daha sonra sürükleyerek aracın yanına getirdiğini, ardından diğer şahsın aynı çalıların arasına götürüp ırzına geçtiğini, su istediğini, kendisini götüren şahsın; “tamam seni salacağız” dediğini ve su getirmek için araca gittiğini, o sırada ağaçların arasından kaçtığını, ışıklarını gördüğü eve sığındığını, evdekilerin polis çağırdığını, polisle olay yerine gittiğini, ilk ifadesinde kocasından çekindiği için katılan sanıkla ilişkileri olduğunu anlatamadığını, üç dört yıllık gönül ilişkileri bulunduğunu, şahısların kendisinin telefonunu, katılan sanığın parasını ve telefonunu zorla aldıklarını, davacı ve şikayetçi olduğunu, sanığı teşhis ettikten sonra sürekli davadan vazgeçmesi için tehdit edildiğini ve evini taşımak zorunda kaldığını, katılan sanık S.’ten davacı olmadığını, aralarındaki ilişkisinin eşi tarafından öğrenilmemesi için bazı şeyleri anlatamadığını, katılan sanığın diğer şahısları tanımadığını belirttiği,

Bozma ilamından sonra; önceki ifadelerinde arabaya binen kişilerin katılan sanığı tanıdıklarını bildirmiş ise de, o beyanlarının doğru olmadığını, ırzına geçildiği sırada katılan sanığın engel olmaya çalıştığını, üstünü başını parçaladıklarını, ağacın altına gelmeden önce aracın içerisinde kendilerini dövmeye başladıklarını, ağacın altında S.’in kafasına silah dayadıklarını, ilk ifadesinin evliliğini kurtarmaya yönelik olduğunu, kocasıyla kaçarak evlendiklerini, kocasının kendisini kaçırdığında katılan sanığın evine götürdüğünü, üç gün evlerinde kaldıklarını, kendisiyle üç yıl öncesinden olay anına kadar ilişkisi olduğunu beyan ettiği,

Tanık Ş. B.; mağdurenin eşi olduğunu, olay gecesi çocuklarıyla birlikte kayınpederinin kahvehanesine gittiğini, eve döndüğünde polisin arayıp karakola çağırdığını, gittiğinde eşinin karakolda gördüğünü, olayı karakolda öğrendiğini, olay günü katılan sanıkla telefonla veya yüz yüze görüşmediğini, giderken eşine; “sen de gel, yemek yeriz” dediğini, ancak eşinin gelmek istemediğini, katılan sanığı tanıdığını, hatta eşiyle evlenmek amacıyla kaçtıklarında katılan sanığın evine sığınıp iki üç gün kaldıklarını, beş sene birlikte pazarcılık yaptıklarını, daha sonra pazarcılığı bıraktığını, istediğinde yardım etmeye gittiğini, aralarında husumet olmadığını, neden böyle bir yola tevessül ettiğini bilmediğini, olaydan sonra eşinin psikolojisinin bozulduğunu, sürekli ağladığını, olur olmaz sebeplerle çocukları dövdüğünü söylediği,

Tanık S. Ç.; olay gecesi saat dokuz sıralarında süt dağıtımından gelip atını arabadan söktüğü sırada birinin koşarak ağabeyinin evine girdiğini görünce kendisinin de gittiğini, mağdurenin nefes nefese kaldığını, ne olduğunu sorduklarında; “kapıyı pencereyi kapatın, beni öldürecekler, beni kaçırıp dağa getirdiler, ellerinden kaçıp buraya sığındım” dediğini, polise telefon açmak üzere mağdureyi alıp evlerine götürdüğünü, yolda beyaz renkli, ford transit marka bir aracın ormanlık alandan süratle gittiğini gördüğünü, 40 dakika sonra aynı aracı ormanlık alandan giderken görünce plakasını aldığını, ikincisinde ağır gittiğini, aracı ormanlık alana giderken görmediğini, ormanlıkdan gelirken gördüğünü, içinde şoförle birlikte iki kişi olduğunu, araçtakilerin yalnızca siluetlerini gördüğünü, yeniden görse tanımayacağını, mağdurenin tecavüz olayını anlatmadığını, “tecavüz ettiler” şeklinde bir beyanda bulunmadığını, evine götürülmesini istediğini, üstünün başının toz toprak içinde olup olmadığını görmediğini, dikkat de etmediğini dile getirdiğini,

Tanık F. O.; sanıkla aynı mahallede oturduklarını, mağdureyi tanımadığını, süt satarak geçimini sağladığını, olay akşamı saat sekiz sıralarında evine gelirken köprünün karşısındaki boş bir arazide 300 metre uzaklıkta sanıkla katılan sanığı konuşurken gördüğünü, eliyle selam verdiğini, ne konuştuklarını duymadığını, katılan sanığı bulundukları semtte pazarcılık yapması sebebiyle tanıdığını, atını evine bıraktıktan on dakika sonra katılan sanığı bu defa beyaz ford transit aracının içinde gördüğünü, yanında bir bayan, bir de erkek bulunduğunu, erkeğin kim olduğunu bilmediğini, dağa doğru çıktıklarını, sanığın yanında bulunmadığını, sanıkla katılan sanığın birbirlerini tanıdıklarını, samimi olduklarını söylediği,

Tanık M. E.’in; olaydan iki gün sonra dayısı olan katılan sanığın kendisini aradığını, kötü durumda olduğunu, kendisine yeni geldiğini söyleyerek elbiselerini istediğini, karakolun ilerisinde yolda bekleyen dayısıyla buluştuğunu, üstünün başının yırtık olduğunu, kötü gözüktüğünü, elbisesini değiştirdiğini, mağdureyle gittiği yerde başlarına olay geldiğini anlattığını, dayısına karakoldan arandığını söylediğini, birlikte karakola gittiklerini, ifadesini verip serbest bırakıldığını, dayısının mağdure ile üç yıldan beri ilişkisi olduğunu bildiğini ifade ettiğini,

Tanık Ş. E.; olay tarihinde katılan sanığın evinde olduğunu, saat sekiz sıralarında katılan sanığa telefon geldiğini, kendilerine bir şey söylemeden gittiğini, sanığı tanımadığını, katılan sanıkla sanığı birlikte görmediğini belirttiği,

Tanık M. Ç. katılan sanığın eniştesi olduğunu, olaydan sonra Temmuzda iki kişinin evine gelerek, katılan sanıkla aralarında ufak bir mevzu olduğunu ve görüşmeye geldiklerini söylediklerini, kendilerini katılan sanığın evine götürdüğünü, gelenlerin katılan sanığa; “bunu halledip tatlıya bağlayalım, para ise para ödeyelim, telefonsa iyisini alalım” dediklerini, konuyu bilmediği için katılan sanığa; “büyütmenin anlamı yok, tatlıya bağlayın” demesi üzerine, katılan sanığın; “bilmediğin şeyler var, evimi arabamı yaksalar affederdim, ancak bu olayın affedilecek bir tarafı yok” şeklinde, konuştuğunu söylediği,

Tanık Ç. Ç.; olay günü saat sekizbuçuk dokuz sıralarında katılanın açık olan kapıdan evine girip su istediğini, “üç kişi gezmeye geldik, kocam duymasın, mafya imiş, beni öldürecekler, organlarımı alacaklar” dediğini, normal halde bulunduğunu, ayakkabısı olup olmadığını fark etmediğini, eve girerken evin önündeki terlikleri giymiş olabileceğini, tecavüze uğradığından söz etmediğini, kayınbiraderinin gelip katılanı evine götürdüğünü, katılanın elinde anahtar ve 20 Lira para bulunduğunu, başka bir şey görmediğini dile getirdiğini,

Tanık S.T.; katılan sanığın kardeşi olduğunu, katılanla aralarında bir ilişki olduğunu kardeşinden ve katılandan duyduğunu, olaydan sonra kardeşinin kendisini arayarak katılanla birlikte oldukları sırada iki kişinin yollarını kesip katılana tecavüz ettiğini söylediğini, Temmuz ayında sanığın akrabalarının eve gelerek; “mahkemeden vazgeç, kendini kurtar, ikimiz de yanmayalım, karşı tarafı düşünme” dediklerini, ancak kardeşinin bu teklifi kabul etmediğini beyan ettiğini,

Tanık E. Ç.; katılan sanığın yanında çalıştığını, Temmuz ayının ortalarında pazar günü iki kişinin geldiğini, sanığın arkadaşları olduklarını söyleyerek; “oğlan cahillik etmiş, kadına olan olmuş, şikayetten vazgeç zararın masrafın neyse karşılayalım” dediklerini, katılan sanığın; “evimi yaksalardı, arabamı çalsalardı affederdim, ancak bu işin affı olmaz” şeklinde karşılık verdiğini ifade ettiğini,

Tanık S.K.; katılan sanığın kızı olduğunu, Mayıs ayının sonlarında bir akşam vakti babasının eve telefon ettiğini, “gecikeceğim merak etmeyin” dediğini, telefonda ağladığını, sesinin titrediğini, beş dakika sonra tekrar aradığını, ne olduğunu sorduğunda; “merak etmeyin, bir şey yok, ancak kimseye kapıyı açmayın, kimseyle konuşmayın” dediğini, iki gece gelmediğini, geldiğinde üstünün başının yırtık olduğunu, K.’a gittiklerini, iki kişinin yollarını kesip parasını ve telefonlarını aldıklarını, boğazına bıçak dayayarak katılanın ırzına geçtiklerini ve telefonunu aldıklarını söylediğini, Temmuz ayının sonlarına doğru karakoldan babasını çağırdıklarını, babasıyla birlikte gittiğini, sanığın yakalandığını duyduğunu, babasının teşhis ettiğini, katılanın karakolda olduğunu, ancak görüşmediğini, teşhisten sonra babasıyla çalışırken tanımadığı iki kişinin gelip; “biz sanığın arkadaşlarıyız, oğlan cahillik etmiş, kadına olan olmuş, masrafın zararın ne ise karşılayarak sanığı kurtaralım” dediklerini, babasının; “arabamı çalsaydı, evimi yaksaydı, yaşadığımız maddi bir olay olsaydı belki, ancak olayın affı olmaz” diye söylediğini, daha sonra sanığın babasının yanında bir kişiyle evlerine geldiğini, “ifadeni şikayetini geri al, kızın var, oğlun var, dikkat et” dediğini, babasının; “size diyeceğim başka bir şey yok” şeklinde karşılık verdiğini, sanığın babasının ise; “şikayetini geri almazsan seni de oğlumun yanına aldırırız” diye konuştuğunu söylediği,

Tanık M.A.; katılanın sığındığı evin komşusuna ait olduğunu, olay günü komşusunun çocuğunun taksi çağırmak için telefon numarası istediğini, “eve bir kadın geldi, ağlıyor, o istedi” dediğini, eve gittiğinde katılanı gördüğünü, sürekli ağladığını, üstünün başının dikkat çekici bir halde olmadığını, ağlayarak eve gitmek istediğini söylediğini, taksi çağırmalarını istediğini, katılana; “eşin, komşun, akraban yok mu, telefon numaraları yok mu” diye sorduklarında hatırlamaya çalıştığını, herhangi bir numara veremediğini, “kendisini iki kişinin kaçırdığını, parçalayacağız, içini sökeceğiz dediklerini, kendisinin kaçıranlara abi yapmayın, etmeyin dediğini, kaçıranların biz senin ağabeyin değiliz diye cevap verdiklerini” anlattığını, elinde bir anahtarla 20 Lira para olduğunu, “iki çocuğum var, taksi çağırın, eve gitmek istiyorum” dediğini, konuşmasından pazarcılık yapan kocası olduğunu öğrendiklerini, kocasını aramak istediklerini ancak kabul etmediğini, polise bildirilmesini de istemediğini, şüphelenip polisi aradıklarını, polislerin gelip katılanı götürdüklerini, olayın saat 22.00-23.00 sıralarında gerçekleştiğini, polislerin katılanı götürmesinden sonra saat 24.00 sıralarında beyaz bir aracın evinin yakınına geldiğini, katılanı aradıklarını düşündüğünü dile getirdiği,

Katılan sanık S.K. kollukta; katılan ve ailesini yedi sekiz senedir tanıdığını, üç yıldan beri gönül ilişkileri bulunduğunu, zaman zaman birlikte olduklarını, olay tarihinde kendisini arayarak buluşmak istediğini söylediğini, bir süre sonra “çabuk ol” şeklinde mesaj çektiğini, kamyonetiyle ismini bilmediği bir sokakta buluştuklarını, birlikte ormanlık alana doğru gezinti yapmaya gittiklerini, otobanın altından geçip bir süre gittikten sonra yolun taş dizilmek suretiyle kapatıldığını gördüğünü, karşı yönden plakasını alamadığı koyu renkli bir aracın geldiğini ve taşları geçemediğini, 30-35 metre geri geldiğini, önüne baktığında aracın gözden kaybolduğunu gördüğünü, yolda bulunan taşları atıp devam etmeyi düşündüğü sırada biri 35-40 diğeri 30-35 yaşlarında iki kişinin belirdiğini, birisinin kendi yanına, diğerinin katılanın bulunduğu tarafa binip ellerindeki bıçakları boğazlarına tutarak kimlik göstermelerini istediklerini, kimlikleri olmadığını söyleyince boğazına bıçak dayayan şahsın kendisine yumruk attığını, diğerinin katılana vurup arabadan indirmek istediklerini, kabul etmeyince kendi yanındaki şahsın “sür” dediğini, diğer taraftaki kişinin; “direksiyona geç” dediğini, aracın ön tarafına bindiklerini, katılanla kendisini aralarına aldıklarını, yolu bulunmayan ormanlık alanda on dakika gittiklerini, durduktan sonra kendilerini indirdiklerini ve direksiyondaki şahsın aracın anahtarını aldığını, bıçağı boğazına dayayarak 25-30 metre uzaklaştırdığını, diğerinin katılanı ormanın içine doğru götürdüğünü, hava karanlık olduğu için katılanı göremediğini, katılanın; “imdat, yetişin, kurtarın” diye bağırdığını, ormanda kimse olmadığı, kendisinin de boğazına bıçak dayandığı için bir şey yapamadığını, yanında bulunan şahsın kendisine sigara verip ne iş yaptığını sorduğunu, pazarcılık yaptığını söyleyince yerini öğrenmek istediğini, takip ederek kötülük yapabileceği endişesiyle uzak bir pazarı tarif ettiğini, bir süre sonra katılanı götüren şahsın bulunduğu yerden ışık geldiğini, kendisini tutmakta olan kişinin katılanın yanına gittiğini, katılanı götüren kişinin geri geldiğini, katılanın yanına giden şahsın; “kadın kaçtı” diye bağırdığını, kendisinin yanında bulunan şahsın da ormana gittiğini, katılana kötü bir şey yaptıklarını düşünerek yanlarına gittiğini, birlikte katılanı aradıklarını, ancak bulamadıklarını, bu arada şahıslardan birinin “arabadadır” diyerek arabanın yanına gidip geri geldiğini, anahtarı kendisine verdiğini, 100 metre kadar geri gidip arabayı çevirdiğini, bu sırada şahıslardan birinin; “ışık olan yere kaçtı, oraya git, oradadır” diye bağırdığını, kendisinin de 15 metre kadar ışık olan yere gittiğini, tenha olduğu için ev görmediğini, şahısların kendisini öldüreceklerinden korkup döndüğünü, olay yerinden bir kilometre kadar uzaklaştığını, aracının önünde bulunan parası, iki adet cep telefonu, vesikalık fotoğrafları, nüfus cüzdanı ve katılana ait cep telefonunun olmadığını fark ettiğini, üzerinde bulunan telefonla katılanı aradığını, telefona şahıslardan birisinin çıktığını, telefona bakan şahsa; “kadını bırakın, yoksa polisle gidiyorum” dediğini, şahsın ise; “polise gitme, senin için de, benim için de kötü olur, evlerinizi biliyorum, sizi öldürürüm” şeklinde karşılık verdiğini, korktuğu için olayın olduğu günden beri evine gidemediğini, eve telefon edip “kim gelirse gelsin kapıyı açmayın” diye tembihlediğini, polislerin kendisini aradığını öğrenince avukatıyla birlikte ifade vermek üzere karakola geldiğini, şahıslardan birinin 40-45 yaşlarında, esmer, 180 cm boylarında, normal kilolu, kısa siyah saçlı, kirli sakallı, doğu şiveli konuştuğunu, elbisesini hatırlamadığını, diğerinin 30-35 yaşlarında, 170 cm boylarında, ilkine göre zayıf, ince suratlı, esmer olduğunu, doğu şiveli konuştuğunu, elbisesini hatırlamadığını, ellerindeki bıçakların oldukça büyük, ucu sivri olduğunu, şahısları daha önce görmediğini, görse tanıyabileceğini, katılanla olay anında cinsel ilişkiye girmediğini, katılanın ifadesinde söylediği gibi kendisini “eşin çağırıyor” diye aramadığını söylediği,

Cumhuriyet savcılığında; olay tarihinde katılanın kendisini aradığını, eşinin evde olmadığını söyleyerek buluşmak istediğini, “çabuk ol” diye mesaj çektiğini, katılanı alarak piknik alanına doğru yola çıktıklarını, yolun kapalı olduğunu görünce geri dönmek istediğini, bu sırada iki bıçaklı şahsın biri aracın sağından, diğeri solundan yaklaştığını, şoför mahalline bindiklerini, katılanla kendisini aralarına aldıklarını, birinin aracı ıssız bir yere sürdüğünü, bir süre sonra durduklarını, kendilerini araçtan indirdiklerini, arabanın anahtarını aldıklarını, birisinin kendisinin başında beklediğini, diğerinin katılanı 30 metre uzağa götürdüğünü, katılanın çığlığını duyduğunu, tecavüz edildiğini anladığını, daha sonra diğerinin gittiğini, ardından katılanın kaçtığını söylediğini, ikincisinin katılanın ırzına geçip geçmediğini bilmediğini, kendisine ve katılana ait cep telefonuyla parasını aldıklarını, aracın anahtarını verip; “polise gidersen öldürürüz” dediklerini, katılanın ırzına geçen ilk kişinin yakalanan sanık olduğunu, sanığı daha önce görmediğini ve tanımadığını, serbest bıraktıklarında panik halinde olduğunu, benzinliğe gidip arabada yattığını, sanık tutuklandıktan sonra şikayetinden vazgeçmesi için kendisine on kişi gönderdiğini, babasının geldiğini, katılanın ırzına geçen şahısları tanımadığını, onlarla bir olup katılanın ırzına geçmelerini sağlamadığını savunduğunu,

Katılanla sanığın da hazır bulunduğu duruşmada ise; katılan üç yıldır gönül ilişkisi yaşadıklarını, olay akşamı katılanın kendisini arayıp buluşmak istediğini, birlikte piknik alanına gitmeye karar verdiklerini, yolun kapalı olduğunu görünce dönmek için aracı rampadan aşağıya doğru sürüp düzlükte durduğunu, o sırada daha önce görmediği iki kişinin ellerinde bıçaklar olduğu halde araca binip kendisinin ve katılanın boğazına dayadıklarını, şahısları korkutmak için “sizi tanıdım” dediğini, sanığın küfür ederek “nereden tanıyorsun” diyerek kafasına vurduğunu, anahtarın aracın üzerinde bulunduğunu, yakalanamayan şahsın sağa oturduğunu, sanığın direksiyona geçtiğini, katılanla kendisini aralarına aldıklarını, arabanın gidebileceği yere kadar gittiklerini, sanığın kendisini arabanın önüne götürdüğünü, diğerinin katılanı indirdiğini, tartaklayarak öne getirdiğini, sanığın katılanı sürükleyip götürdüğünü, diğerinin bıçağı boğazına dayadığını, kendisini yere oturttuğunu, çığlıklarından katılanla giden sanığın katılana tecavüz ettiğini anladığını, sanığın; “çıkar elbiselerini, donunu, yoksa seni keserim, öldürürüm” diye bağırdığını, yirmi dakika kadar gittikleri yerde kaldıklarını, sanığın tecavüz ettikten sonra katılanı bulunduğu yerde bırakıp hızla arabanın yanına gelerek kendisini teslim aldığını, bıçak zoruyla parasını gasp ettiğini, yanında bulunan şahsın katılanın yanına gidip tecavüz ettiğini, tecavüzü katılanın çığlığından anladığını, katılanın; “çocuklarıma bağışlayın” şeklinde yalvardığını, on dakika sonra şahsın; “kadın kaçtı” diye bağırdığını, sanığın da ormanlık alana gittiğini, ardından geri döndüklerini, bıçağı boğazına dayayarak; “seni öldürsem kimse bilmez, duymaz, şikayet edersen seni de yakarım, kendimi de” şeklinde tehditlerde bulunduğunu, sanıkların aracın içine girip para ve kıymetli eşya aradıklarını, faturalarının olay yerinde düştüğünü, araçtan inip anahtarı geri verdiklerini, “şikayet edersen seni de yakarım, kendimi de yakarım, evini de yakarım” diyerek tehdit edip gönderdiklerini, araca binip uzaklaştığını, üzerinin paramparça olduğunu, katılanın üzerini de parçaladıklarını, olay yerinden uzaklaştıktan sonra üstü başı perişan olduğu için arabanın içinde kaldığını, sanıkların kendisine ait iki adet cep telefonunu aldıktan sonra aracın içinde para ve eşya aradıklarını ve kendisine ait bir telefonu düşürdüklerini, bu telefonu bulduğunu, ertesi gün yeğenini arayıp elbise istediğini, yeğeninin kendisine elbise getirdiğini, karakoldan arandığını söylediğini, karakola gidip ifade verdiğini, saldırganların eşkallerini bildirdiğini, sanık yakalanınca fotoğraflardan ve canlı olarak teşhis ettiğini, katılanın da teşhis ettiğini, sanık tutuklandıktan sonra yakınlarının evine ve tezgahına gelip; “kadına olan olmuş, ifadeni değiştir” diyerek para teklif ettiklerini, ancak kabul etmediğini, yapılanın affedilemeyeceğini söylediğini, gelen şahısların; “dediğimizi yapmazsan seni yakarız, cezaevine göndeririz” diye tehdit ettiklerini, cezaevinde sanıkla birlikte kaldıklarını, sanığın benzer baskı ve tehditleri cezaevinde de sürdürdüğünü, olayda mağdur olduğunu, olaydan sonra aracıyla uzaklaşırken başlangıçta kendisinden alınan iki telefondan birini arabanın içinde gördüğünü ve katılanı aradığını, telefona sanığın çıktığını, sesini tanıdığını, “kadın kaçtı, evine git, karakola gitme, seni yakarım” şeklinde önceki tehditlerine benzer tehditte bulunduğunu, evine gidemediğini, arayıp kimseye kapıyı açmayın diye tembihlediğini, katılanla ilişkisinin cinsi münasebet boyutunda olduğunu, olay günü ilişkiye girmek amacıyla olay yerine gitmiş olmadıklarını, sanıklardan şikayetçi olduğunu beyan ettiği,

Sanık E. B. kollukta; sütçülük yaptığını, olay tarihinde kaza yapan bir komşusunu ziyaret etmek istediği için çalışmadığını, akşam saat 20.30 sıralarında eşi ile komşusuna gittiklerini, 22.30 gibi kalktıklarını, kendi çiftliğine yakın çiftliği bulunan Paşa olarak bildiği şahısla karşılaştıklarını, kendisiyle konuşurken çiftliğine doğru bir kişinin koşarak eve girdiğini gördüğünü, ardından kendilerinin de gittiklerini, tanımadığı bir kadının çığlık çığlığa evin içinde yattığını, her tarafının çizilmiş vaziyette olduğunu, sorduklarında; “beni üç kişi transit beyaz mavi arabayla kaçırdılar, ne olursunuz kapıyı pencereyi kapatın” dediğini, polis çağırmak istediklerini, ancak kabul etmediğini, konuşurken dağ tarafından bir aracın far ışığının görüldüğünü, katılanın; “beni bu araç kaçırdı” dediğini, durdurmak için koştuklarını, eline sopa alıp aracın önüne geçtiğini, durdurmak için uğraştığını, aracın içinde iki üç kişi olduğunu, hızlı bir şekilde geldiğinden kenara çekildiğini, aracın plakasını aldığını, polisi aradıklarını, katılan sanığı tanımadığını, olayla herhangi bir ilgisi bulunmadığını ifade ettiği,

Sorguda; süt üreticisi olduğunu, olay akşamı eşinin ve çocuğunun yanında olduğunu, S. Ç. isimli şahsa süt teslim ettiğini, dönüşte birisinin koşarak bu şahsın evine gittiğini gördüğünü, eve gittiğinde yerde yatan katılanın; “kapıyı pencereyi örtün, kimse bizi görmesin” diye bağırdığını, üç kişinin kendisini kaçırıp zorla tecavüz ettiğini söylediğini, katılanı sakinleştirdiklerini, suçlamaları kabul etmediğini dile getirdiği,

2.11.2006 tarihli duruşmada ise; katılan sanık S.’in arkadaşı olduğunu, hatta kendisine Dayı diye hitap ettiğini, olaydan bir hafta önce kendisiyle birlikte iken katılanı aradığını, müsait olup olmadığını sorduğunu, karşıdakinin sesini duyduğunu, “müsait değilim, müsait olunca ararım” diye cevap verdiğini, katılan sanığın katılanı kendisiyle birlikte olmak için aradığını, “bayan aradığında seni bulurum” dediğini, katılan sanığın kendisinin yerini bildiğini, istediği zaman bulabileceğini, olay günü kamyonetle geldiğini, o sırada bir arkadaşıyla muhabbet etmekte olduğunu, birlikte yola çıktıklarını, yolda kendisine para verip altı adet bira almasını istediğini, “biraları al, ben de gidip kadını getireceğim” dediğini, onbeş dakika sonra katılan ve tanımadığı bir kişiyle birlikte geldiklerini, ormanlık alana gittiklerini, aracı katılan sanığın kullandığını, kendisinin arkada, katılanla diğer şahsın önde oturduğunu, ormanlık alanda bira içtiklerini, katılanın önce diğer şahısla, daha sonra kendisiyle ilişkiye girdiğini, ilişkilerin rızasıyla gerçekleştiğini, katılanın diğer şahısla yakın yerlerde ikamet ettiklerini, öncesinde de birlikte olduklarını anladığını, ilişkiye girdikten sonra katılan sanıkla katılanın ormana gittiklerini, birlikte olup olmadıklarını bilmediğini, olayın akşam saat 20.00 sıralarında gerçekleştiğini, işleri bittikten sonra geri döndüklerini, yolda durduklarını ve katılanın indiğini, katılan sanığın eğlendikleri yerde evrak düşürdüğünü söylediğini, aynı yere gelip aradıklarını, evrakları bulamayınca geri döndüklerini, katılanı bıraktıkları yerin evlerin karşısında ancak tenha olduğunu, katılanı göremediklerini, diğerlerinin kendisini eve bıraktıklarını, eşiyle birlikte çiftliğe doğru giderken müşterisine uğradıklarını, bu sırada bir çocuğun geldiğini ve müşterisine, “amca eve bir bayan geldi, seni çağırıyorlar” dediğini, merak ettiği için arkalarından gittiğini ve sözü edilen bayanın katılan olduğunu gördüğünü, katılanın kendisini görünce şaşırdığını, parmağını ağzına götürüp “sus” işareti yaptığını, “beni organ mafyası kaçırdı” şeklinde sözler söylediğini, suçsuz olduğunu beyan ettiği,

Soruşturma aşamasındaki ifadeleri arasındaki çelişki sorulduğunda; olaydan üç dört gün sonra katılan sanığı gördüğünü, katılan sanığın; “tutuklu değilim, kadın kocasından çok korkmuş, bu sebeple kendisinin üç kişi tarafından zorla kaçırıldığını söylemiş, biz zaten seni söylemedik, diğerini de söylemedik, senin cinsel ilişkiye girdiğini dahi söylemedik, suçlamayı kabul etme” dediği için o şekilde anlatımda bulunduğunu, katılanla rızasıyla münasebette bulunduğunu belirttiği,

Birleştirilen dosyanın duruşmasında; suçlamaları kabul etmediğini, katılan sanığın telefonunu, sigarasını ve parasını gasp etmediğini, karakolda gerçeği anlatabileceğini, ancak katılan sanığın kendisini teşhis edip etmediğini bilmediğini, avukatına sorduğunda da cevap alamadığını, teşhis edip şikayette bulunduğunu öğrenince gerçeği anlattığını söylediği,

20.7.2007 tarihli dilekçesinde, katılan sanığı pazarda çalışan ve kendisiyle yan yana tezgahı bulunan ağabeyi aracılığıyla yedi sekiz senedir tanıdığını, sık sık biraraya geldiklerini, suç tarihinde de olayın meydana geldiği piknik alanında otururken arkadaşları F. O.’ın kendilerini gördüğünü belirttiği,

3.11.2008 tarihli dilekçesinde de, yerel mahkemece hükme esas alınan mektubun kendisine ait bulunmadığını, olay tarihinde birlikte olduğu diğer şahsın, yargılanan kişi değil, İ. Adanır olduğunu savunduğu,

Yargılamaya konu eylemle herhangi bir ilgisi bulunmayan, sanık E. B. ve Ş.Ç. tarafından, şikayetçi O. B.’e karşı aynı yerde gerçekleştirilen, eylem sebebiyle İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 21.5.2007 tarih ve 244-186 Sayılı kararıyla mahkumiyetle sonuçlanan dosyada sanık tarafından kaleme alındığı belirtilerek ibraz edilen ve yerel mahkemece de hükme esas alınan yazıda;

“Merhaba Şeso Dayı, Napıyon, iyi misin, inşallah iyisindir. Beni soracak olursan iyi değilim. Sebebini umarım sen benden daha iyi biliyorsun. Karakolda ismimi vermeseydin şu an dışarıda çocuklarımın yanında olurdum. Yine de seni suçlamıyorum. Buradan çıkabilmek için sen gereklisin. Martın beşinde gelip mahkememde şunları söyleyip beni cezaevinden çıkartabilirsin. ‘S.’in arkadaşıyım. Haziranda beraberdik. Ben, E., L. alem yaptık. N.’yla pikniğe gittik. O her zaman çıkacaktık. Arabada yük bulunmadığı için çıkamadık. Üçümüz ilişkiye girdik. Geç kaldık. N. eve giderken ceplerimde evrakları düşürmüştüm. O evlerin orda fark ettim. N.’ya dedim ki evraklarım dedim, geri gidip alacaktık. N.’da dedi bana, beni eve bırak ondan sonra gider ararsın. Ben yok dedim. O zaman beni burada indir dedi. Ben de indirdim. Biz geri gidip evrakları bulamadık. Ama cebimden düşürdüğüm paramı buldum, ama evrakları bulamadık. N. bir eve gidiyor. Beni üç kişi kaçırdı diyor. Evden birisi benim plakayı alıp polise veriyor. Artık N.’da benim ismimi mecbur veriyor. Kocası Ş. seni öldüreceğim diyor. Ne yapacağımı bilmiyorum. E.’ı verelim. L.’i vermeyelim. Ben ne yapabilir ki, onu nasıl ikna ederiz. Ben de istemeyerek biri söyle kavga ettim. İlla polisler senin yanında birisi olduğunu söyledi. Şu anda vicdan azabı çekiyorum. E., S. de suçsuz yere yatıyor. Ben E.’ı S.’in yanında daha önce de gördüm. Onun vesilesiyle tanıştım.’ Bunları avukatıma söyleyip bi de mahkemede söyleyeceksin. Şeso Dayı ben bu suçtan ceza alırsam, eğer sen de gelip mahkemede bunları söylemezsen, onbeş sene ceza alacağım. Senle yaptığımız olaydan ceza alsam ne olur. Vicdanına bırakıyorum” şeklinde açıklamalar bulunduğu, sanığın söz konusu mektubu kendisinin yazmadığını beyan ettiği, ancak yerel mahkemece herhangi bir grafolojik inceleme yapılmadığı,

Sanık E. B.’un ifadesi doğrultusunda, yargılama konusu olayda katılana karşı cinsel saldırı eylemi gerçekleştiren diğer kişi olarak sanık İ. A. hakkında cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve hırsızlık suçlarından kamu davası açıldığı, İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesince 13.7.2011 gün ve 428-149 sayıyla, sanığın cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine, hırsızlık suçundan ise beraatına karar verildiği, sanık müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay 14. Ceza Dairesince 1.10.2013 gün ve 6039-9897 sayı ile; katılana yönelik nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin onanmasına, katılan sanığa karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün ise, sanıkla katılan sanık hakkındaki incelemeye konu bu dava dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğinden bozulmasına karar verildiği,

Hakkındaki cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve yağma suçlarından kurulan beraat hükümleri temyiz edilmeksizin kesinleşen ve incelemeye konu olmayan sanık L. A.’ın; katılan sanığı ve katılanı tanımadığını, sanığı tanıdığını, aralarında husumet bulunmadığını, suçlamaları kabul etmediğini savunduğu,

Soruşturma aşamasında yapılan yüzleştirmede katılanın kendisine tecavüz edenin L. A. olmadığını belirttiği,

Anlaşılmaktadır.

C.M.K.nun görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması başlıklı 10. maddesi uyarınca;

“1 ) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.

2- ) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tabi olduğu yargılama usulü uygulanır.

3- ) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur.”

Ceza muhakemesinde kural, açılan her dava üzerine ayrı bir yargılama yapılmasıdır. Ancak uyuşmazlıklar arasında bağlantı bulunduğunda, somut olayın ve bağlantının özellikleri göz önüne alınarak bu kuraldan ayrılınabilmektedir. Genel prensipten uzaklaşmayı gerektiren istisnai hallerden birisi yargılamaların birleştirilmesidir. Yargılamaların birleştirilmesi maddi gerçeğe ulaşma konusunda kolaylık düşüncesine dayanmakta olduğundan, herhangi bir fayda varsa davaların birleştirilmesi yoluna gidilmeli, yoksa birleştirilmemelidir. Kanun koyucu da birleştirmede fayda bulunup bulunmadığının her olayda araştırılmasını kural olarak hakimin takdirine bırakmış, istisnaen yargılamaların birleştirilip birleştirilmeyeceğini kendisi tayin etmiştir. Bu durum karşısında öğreti ve uygulamada yargılamanın birleştirilmesi konusunda; ihtiyari birleştirme, birleştirme mecburiyeti ve birleştirme yasağı olarak üç ilke bulunduğu görülmektedir. Bu düzenlemeyle aralarında şahsi ya da fiili bağ bulunan davaların hem kısa sürede sonuçlandırılması, hem de aynı sanık ya da eylemle ilgili delillerin bir arada toplanıp bütün olarak değerlendirilmesi suretiyle maddi gerçeğin en doğru şekilde ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu durumda, ceza muhakemesinin amacı olan somut gerçeğe doğru bir biçimde ulaşma konusunda zaman ve emek yönünden fayda umulduğu hallerde bağlantılı davalar birleştirilmelidir.

Öte yandan ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda yasaya ve usulüne uygun olarak toplanan delilerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 Sayılı C.M.U.K. gerekse 5271 Sayılı C.M.K. adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu sebeple ulaşılma imkanı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.

Somut olay bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde;

Sanık E. B.’un, katılan sanık S.’i ağabeyi aracılığıyla tanıdığını, olay günü de piknik alanında konuşurken kendilerini tanık F. O.’ın gördüğünü beyan etmesi, katılan sanığın ise sanığı daha önce tanımadığını ve görmediğini ifade etmesi, sanığın beyanında adı geçen tanık F. O.’ın olay günü katılan sanıkla sanığı gördüğü yeri farklı tarif etmesi karşısında, tanık beyanıyla sanık savunmaları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve sanığın ağabeyi olan E. B.’un dinlenilmesi, öte yandan yargılamaya konu eylemleri birlikte işleyen sanık İ. A. hakkındaki derdest dava dosyası getirtilip incelendikten sonra her iki davanın birleştirilip birleştirilmeyeceğinin değerlendirilmesi, sanık tarafından aynı yerde işlenen ve mahkumiyetle sonuçlanan bir başka yağma suçu sebebiyle yakalanan suç ortağına yazıldığı belirtilerek dosyaya sunulan ve yerel mahkemece hükme esas alınan yazının sanık tarafından kabul edilmemesi karşısında, grafolojik inceleme yapılıp söz konusu yazının sanığın eli ürünü olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırmayla hüküm kurulması isabetsizdir.

Bu itibarla, yerel mahkemece eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak verilen direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- ) İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 27.6.2011 gün ve 431-156 Sayılı kararının, eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,

2- ) Dosyanın, mahalline gönderilmesi amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 11.03.2014 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: