5237 Sayılı TCK Madde 87 İçtihat

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ E. 2013/20172

T.C.

YARGITAY

8. CEZA DAİRESİ

E. 2013/20172

K. 2014/18515

T. 14.7.2014

• EZİYET ( Neticesi Sebebi İle Ağırlaşmış Eziyet Suçunun Kabul Edilmediği/Yaralamada Ayrıca Ceza Tayinine İlişkin Hüküm Bulunmadığı – Cezanın Artırılacağı Hallerin Sınırlı Olarak Sayıldığı/Cezanın Alt Sınırdan Uzaklaşılarak Belirleneceği )

• KASTEN YARALAMA ( Eziyet Suçunda Neticesi İle Ağırlaşmış Halin Kabul Edilmediği/Yaralamada Ayrıca Ceza Tayinine İlişkin Hüküm Bulunmadığı – Ceza Artırımının Sınırlı Olarak Sayıldığı/Cezanın Alt Sınırdan Uzaklaşılarak Belirleneceği )

• CEZANIN BELİRLENMESİ ( Eziyet Suçunda Neticesi İle Ağırlaşmış Halin Kabul Edilmediği/Yaralamada Ayrıca Ceza Tayinine İlişkin Hüküm Bulunmadığı – Ceza Artırımının Sınırlı Olarak Sayıldığı/Cezanın Alt Sınırdan Uzaklaşılarak Belirleneceği )

• KATILANIN YAŞININ TESPİTİ ( Eziyet – Katılanın Yaşına ilişkin Çelişkinin Giderileceği )

5237/m.86,87,96

ÖZET : Eziyet suçunda; işkence suçunda olduğu gibi neticesi sebebiyle ağırlaşmış eziyet suçunun kabul edilmemesi nedeniyle, bu suçun yanında nitelikli yaralama hali oluşduğunda yaralama suçundan da ayrıca ceza tayini gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı ve cezanın arttırılacağı hallerin sınırlı olarak sayıldığı gözetildiğinde yaralama suçundan da mahkumiyet hükmü kurulamayacaktır. Cezanın alt sınırından uzaklaşılarak hüküm tesis edilmelidir.

Katılanın yaşına ilişkin çelişki söz konusudur. Katılanın yaşı kesin olarak tespit edildikten sonra sanıkların hukuki durumu takdir edilmelidir.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : 5237 sayılı TCK.nun 96/1. maddesinde “bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis ceza- sına hükmolunur.” İbaresi yer almakta, yasada eziyet kabul edilen eylemler tanımlanmamaktadır. Madde gerekçesinde ise “eziyet olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. Aslında bu fiiller de kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler. Bir süreç içinde süreklilik arzeder bir tarzda işlenen eziyetin özelliği, işkence gibi, kişinin psikolojisi ve ruh sağlığı üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi, eziyetin bu kapsamda işlenen fiillere nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir.” denilmektedir.

Yaralama fiilinin başka bir suçun unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni olması halinde bu suçla birlikte kasten yaralama suçundan da hüküm kurulabilmesi için yasada açık bir hüküm bulunması zorunludur. ( Örnek: TCK.nun , 102/4., 103/5., 109/6. ve 149/2. maddeleri gibi ) İşkence suçu işlenirken mağdurun TCK.nun 87. maddesinde belirtilen şekilde yaralanması halinde TCK.nun 95. maddesinde neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence suçu düzenlenmiş olup söz konusu nitelikli halin uygulanması gerekmektedir.

Eziyet suçunda ise, işkence suçunda olduğu gibi neticesi sebebiyle ağırlaşmış eziyet suçunun kabul edilmemesi nedeniyle, bu suçun yanında nitelikli yaralama hali oluşduğunda yaralama suçundan da ayrıca ceza tayini gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı ve cezanın arttırılacağı hallerin TCK.nun 96/2. maddesinde sınırlı olarak sayıldığı gözetildiğinde yaralama suçundan da mahkumiyet hükmü kurulamayacaktır. Bu durumda, eziyet suçunun unsurlarından olan basit yaralamanın ötesinde neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun oluşması halinde TCK.nun 44. maddesi gözetilip fiilin süreklilik arzetmesi, yaralamanın dışında diğer kötü muamelelerinde bulunması gözetilerek TCK.nun 3. ve 61/1. maddeleri gereğince alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini ile adil bir sonuca ulaşılması gerektiği değerlendirilmekle,

I- Eziyet ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere ilişkin olarak, Buca İlçe Nüfus Müdürlüğünün 22.04.2009 tarihli yazısı ve eklerinden, suç tarihi itibariyle nüfusa kayıtlı olmayan katılan P.U nun, Buca 1 Nolu Toplum Sağlık Merkezinin 21.04.2009 tarihli yaş tespit formu ve babası olan katılan S.U nun beyanı doğrultusunda, 01.01.1992 doğum tarihli olarak kaydı yapıldığı anlaşılmış ise de, Karşıyaka Devlet Hastanesi’nin 10.09.2008 tarihli sağlık kurulu raporunda katılan P. U nun genel görünüm ve kemik grafilerine göre on sekiz yaş sonu ile uyumlu olduğunun belirtilmesi ve katılan S.U nun, 08.09.2008 tarihli kolluk ifadesinde kızı olan katılan P.U nun 1990 yılında doğduğuna ilişkin beyanı karşısında, katılan P.U suç tarihi itibariyle yaşının kesin olarak saptanıp, gerekirse yaş düzeltilmesi yolunda gidilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

II- Eziyet ve kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlere ilişkin olarak, oluşa ve dosya kapsamına göre sanıkların katılan P.U a yönelik kasten yaralama eylemleri bir bütün olarak değerlendirilerek, TCK.nun 61/1. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimine göre alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle sadece eziyet suçundan hüküm kurulması gerekirken, ayrıca kasten yaralama suçundan da hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayini,

III- İddianameki anlatım ve mağdurenin aşamalardaki beyanlarında, dişlerinin sanıklar tarafından kerpeten ile çekildiğinin iddia edilmesi, İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 12.05.2009 tarihli raporunda çekildiği iddia edilen dişlerin kök halinde görüldüğünün ve diş kayıplarının duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesi niteliğinde olduğunun belirtilmesi karşısında, bu husus üzerinde durulmadan ve kararın gerekçesinde tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,

IV- Kabul ve uygulamaya göre de;

1- Çocuğa yönelik eziyet suçundan hüküm kurulurken uygulama maddesinin 96/2-a olarak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın ( c ) bendinde yazılı sanıkların kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321 ve 326 /son maddeleri gereğince ceza miktarı yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 14.07.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: