5237 Sayılı TCK Madde 86 İçtihat

YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ E. 2014/5592

T.C.

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2014/5592

K. 2014/9460

T. 2.10.2014

• İHALEYE FESAT KARIŞTIRMA ( Sanıkların Eylemi Sonucu Teklif Veren Katılanda Omuz Çıkığı Oluştuğu/Çıkığa İlişkin Kanun Değişikliğinin Suç Tarihinden Sonra Yapıldığı – Suç Tarihinde Kemik Çıkığına İlişkin Düzenleme Bulunmadığından Eylemin Basit Yaralama Olacağı/İhaleye Fesat Karıştırma Suçunun Cebir Unsuru Olarak Kabulü Gereği )

• YARALAMA EYLEMİ NETİCESİNDE ÇIKIK OLUŞMASI ( İhaleye Fesat Karıştırma Suçunda Yaralama – Suç Tarihinde Kemik Çıkığına İlişkin Düzenleme Bulunmadığından Eylemin Basit Yaralama Olacağı/İhaleye Fesat Karıştırma Suçunun Cebir Unsuru Olarak Kabul Edileceği )

• KASTEN YARALAMA ( İhaleye Fesat Karıştırma Suçunda Yaralama/Sanıkların Eylemi Sonucu Teklif Veren Katılanda Omuz Çıkığı Oluştuğu – Suç Tarihinde Kemik Çıkığına İlişkin Düzenleme Bulunmadığından Eylemin Basit Yaralama Olacağı/İhaleye Fesat Karıştırma Suçunun Cebir Unsuru Olarak Kabulü Gereği )

• TEKERRÜR ( İhaleye Fesat Karıştırma – Tekerrüre Esas Sabıkası Bulunan Sanık Hakkında Uygulama Yapılması Gereği )

• YARALAMA EYLEMİNİN CEBİR UNSURU OLMASI ( İhaleye Fesat Karıştırma Suçunda Yaralama/Sanıkların Eylemi Sonucu Teklif Veren Katılanda Omuz Çıkığı Oluştuğu – Suç Tarihinde Kemik Çıkığına İlişkin Düzenleme Bulunmadığından Eylemin Basit Yaralama Olacağı/İhaleye Fesat Karıştırma Suçunun Cebir Unsuru Olarak Kabulü Gereği )

5237/m.86, 235

ÖZET : Tüm sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırmak suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde; suçun zarar göreni olan Sağlık Bakanlığının, davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerekir.

Suç tarihinde sanıkların Devlet Hastanesi malzemeli yemek ihalesine iştirak edip teklif veren katılana yönelik eylemleri sonucunda yaralanan katılana dair düzenlenen adli rapor içeriğinde, omuz çıkığı meydana geldiği anlaşılan olayda; suç tarihi ve kanun değişikliği tarihi gözetildiğinde, değişiklik öncesi yasa metninde kemik çıkığına yer verilmediği, buna göre sanıkların kasten yaralama eylemlerinin basit yaralama kapsamında kalacağı gözetilip ihaleye fesat karıştırma suçunun sübutu halinde bunun cebir öğesini oluşturacağı gözetilmelidir.

Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında uygulama yapılması gerekir.

DAVA : İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Hükmolunan cezaların miktarına göre koşulları bulunmadığından sanıklar B. ve İ. müdafiilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddiyle incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

KARAR : Tüm sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırmak suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Sanıkların üzerine atılı ihaleye fesat karıştırma suçunun zarar göreni olan Sağlık Bakanlığının, bu sıfatının gereği olarak CMK’nın 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanununun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hükümler kurulması,

Sanıklar B. ve O. hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.2.2013 tarih 2012/6-1523 Esas, 2013/66 Sayılı Kararında da açıklandığı üzere; 5237 Sayılı TCK’nın hazırlanmasında “kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır” ilkesi esas alınmış, dolayısıyla da gerçek içtima kuralı benimsenmiştir. Bunun istisnaları, suçların içtimai bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Bu kuralın istisnaları ise TCK’nın “suçların içtimai” bölümünde, 42 ( bileşik suç ), 43 ( zincirleme suç ) ve 44. ( fikri içtima ) maddelerinde düzenlenmiştir.

5237 Sayılı TCK’nın benimsediği sistematik içerisinde gerçek içtima kuralının istisnalarından olan ve öğretide bir normun diğeri tarafından tüketilmesi ilkesi altında görünüşte içtimanın bir türü olarak incelenen bileşik suç, anılan Kanunun 42. maddesinde; “… Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir.” şeklinde tanımlanmış ve bu tür suçlarda içtima hükümlerinin uygulanmayacağına yer verilmiştir. Ceza Genel Kurulunun 13.2.1984 gün ve 322-64 Sayılı Kararında da; “eriyen ve eriten başka bir ifade ile kaynaşan suçlardan biri diğerinin unsuru veya ağırlaştırıcı sebebini teşkil ettiğinde bu hususun yasada açıkça gösterilmesi şarttır ve bu şart suç ve cezaların kanuniliğinin gereğidir.” denilerek bileşik suçta unsur ya da ağırlaştırıcı nedeni oluşturan suçun, bileşik suç olarak düzenlenen bağımsız suçun içinde mutlaka ve ayrıca gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Gerçek içtima kuralının istisnalarından bir diğeri olan ve fikri içtimayı düzenleyen TCK’nın 44. maddesi, “İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.” şeklindedir. Fikri içtimanın söz konusu olabilmesi için gerekli olan ilk şart, fiilin tek olmasıdır. Bu maddenin gerekçesinde verilen örneklerden, kanun koyucunun fiilden, hareketi anladığı, hareket teorisine üstünlük tanıdığı sonucunu çıkarmak mümkündür. Yerleşmiş yargısal kararlarda, fiilin tek olması koşulu, hareketin tek olmasına bağlı olarak kabul edilmiştir.

TCK’nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtimanın uygulanabilmesi için öncelikle görünüşte içtima ilişkisinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekli olup; görünüşte içtima ilişkisinin bulunması durumunda fikri içtima hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, bu bağlamda TCK’nın 235/2-c maddesinin bileşik suç olarak düzenlendiği ve aynı Kanunun 42. maddesinde bileşik suçlarda içtima hükümlerinin uygulanamayacağının belirtilmiş olması karşısında fikri içtima hükmünün tatbik imkanının bulunmadığı, ancak sadece TCK’nın 86/1. maddesi kapsamındaki kasten yaralama eyleminin bileşik suçu oluşturan cebir kapsamında değerlendirildiği, 6459 Sayılı Kanunun 12. maddesiyle uygulamada karşılaşılan tereddütleri gidermek amacıyla kasten yaralama suçunun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bu suçlar dolayısıyla cezaya hükmolunacağı düzenlemesinin getirildiği, uygulamada TCK’nın 87. maddesi kapsamındaki neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama eyleminin bileşik suçu oluşturan cebir kapsamında bulunmadığında duraksama bulunmadığı gibi öğretide ağırlıklı olarak TCK’nın 87. maddesi kapsamına girecek şekilde yaralama eyleminin TCK’nın 235/2-c maddesine unsur olarak katılan cebir suçu kapsamında kabul edilemeyeceğinin belirtildiği de dikkate alındığında, suç tarihinde sanıkların Gölköy Devlet Hastanesi 2007 yılı malzemeli yemek ihalesine iştirak edip teklif veren katılan İ.’e yönelik eylemleri sonucunda yaralanan katılana dair düzenlenen 22.12.2006 tarihli kesin adli rapor içeriğinde, klaviküler eklem seperasyonu ( omuz çıkığı ) meydana geldiği anlaşılan olayda; suç tarihinin 12.12.2006 olduğu, 5560 Sayılı Kanunla 5237 Sayılı TCK’nın 87/3. maddesinde yapılan değişikliğin 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe girdiği, değişiklik öncesi yasa metninde kemik çıkığına yer verilmediği, buna göre sanıkların kasten yaralama eylemlerinin aynı Kanunun 86/1. maddesi kapsamında kalacağı gözetilip ihaleye fesat karıştırma suçunun sübutu halinde bunun cebir öğesini oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması,

Kabule göre de;

Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık B. hakkında TCK’nın 58/6-7. maddelerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca sanıkların sadece kendi altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya dair hak yoksunluklarının koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin altsoyları dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilmeye kadar kullanmaktan mahrum bırakmaya hükmedilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanıklar müdafiileri ile Sağlık Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, ihaleye fesat karıştırma suçu yönünden esası incelenmeyen hükümlerin 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.10.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: