5237 Sayılı TCK Madde 62 İçtihat

YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 2013/6-301

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2013/6-301

K. 2014/329

T. 17.6.2014

• HIRSIZLIK ( Parmak İzinin Tespit Edilmesi Sonucunda Suç Konusu Eylemi Sebebiyle Hakkında Soruşturma Başlatılan ve Pek Çok Suçtan Sabıkası Bulunan Sanığın Önceki İfadelerinde Suçlamayı Kabul Etmeyip Kovuşturma Aşamasında Aleyhindeki Deliller Sebebiyle Suçu İşlediğini Beyan Etmesi Samimi İkrar Olarak Kabul Edilemeyeceği )

• TAKDİRİ İNDİRİM NEDENLERİ UYGULAMASI ( Pek Çok Suçtan Sabıkası Bulunan Sanığın Önceki İfadelerinde Suçlamayı Kabul Etmeyip Kovuşturma Aşamasında Aleyhindeki Deliller Sebebiyle Suçu İşlediğini Beyan Etmesi Samimi İkrar Olarak Kabul Edilemeyeceği – T.C.K.nun 62. Md.nin Uygulanmamasının İsabetli Olduğu )

• SAMİMİ İKRAR KABUL EDİLEMEYEN HAL ( Hırsızlık – Suç Konusu Eylemi Sebebiyle Hakkında Soruşturma Başlatılan ve Pek Çok Suçtan Sabıkası Bulunan Sanığın Önceki İfadelerinde Suçlamayı Kabul Etmeyip Kovuşturma Aşamasında Aleyhindeki Deliller Sebebiyle Suçu İşlediğini Beyan Etmesi Samimi İkrar Olarak Kabul Edilemeyeceği/62. Md.nin Uygulanamayacağı )

• CEZADA TAKDİRİ İNDİRİM ( Pek Çok Suçtan Sabıkası Bulunan Sanığın Önceki İfadelerinde Suçlamayı Kabul Etmeyip Kovuşturma Aşamasında Aleyhindeki Deliller Sebebiyle Suçu İşlediğini Beyan Etmesi Samimi İkrar Olarak Kabul Edilemeyeceği – T.C.K.nun 62. Md.nin Uygulanmamasının İsabetli Olduğu )

5237/m.62

ÖZET : Uyuşmazlık: hırsızlık suçundan mahkumiyetine karar verilen sanık hakkında T.C.K.nun 62. maddesinin uygulanmaması ile bu konuda gösterilen gerekçe arasında çelişki bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. Parmak izinin tespit edilmesi sonucunda suç konusu eylemi sebebiyle hakkında soruşturma başlatılan ve adli sicil kaydında hırsızlık suçu da dahil olmak üzere pek çok suçtan sabıkası bulunan sanığın, önceki ifadelerinde suçlamayı kabul etmeyip kovuşturma aşamasında aleyhindeki deliller sebebiyle suçu işlediğini beyan etmesi samimi ikrar olarak kabul edilemeyeceği gibi, yerel mahkeme iradesinin sanık hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nun 62. maddesinin uygulanmamasına yönelik bulunduğu ve bu tercihin dosya kapsamı ile de uyumlu olduğu anlaşıldığından hırsızlık suçundan mahkumiyetine karar verilen sanık hakkında T.C.K.nun 62. maddesinin uygulanmaması ile bu konuda gösterilen gerekçe arasında çelişki bulunduğu söylenemeyecektir.

DAVA : Hırsızlık suçundan sanık R. T.’un 5237 Sayılı T.C.K.nun 142/1 -b. 53 ve 63. maddeleri gereğince 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin. Gaziantep 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 5.6.2007 gün ve 36-624 Sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 7.11.2012 gün ve 14934-19779 sayı ile:

“… Sanığın 26.1.2006 tarihli celsede suçunu ikrar ettiği, sanık savunmanının son oturumda lehe olan yasa hükümlerinin uygulanması isteğinin. 5237 Sayılı T.C.K.nun 62/1. maddesini de kapsaması karşısında. ‘Sanığın yargılama sürecindeki pişmanlığına göre hakkında T.C.K.nun 62. maddesinin uygulanmasına’ denmek suretiyle çelişkiye neden olacak şekilde karar verilmesi…”,

İsabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 2.1.2013 gün ve 287700 sayı ile;

“… Sanığın şikayetçiler V. A. ve K. K.’ın yaşadığı eve geceleyin girmek suretiyle bir adet vcd cihazını çaldığı, olay yerinde yapılan parmak izi incelemesiyle eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı anlaşılmaktadır.

Ancak sanık kollukla Cumhuriyet Savcılığındaki ifadelerinde suçlamayı reddetmesine rağmen, mahkeme aşamasında suçlamayı kabul etmiştir. Sanığın dosya içeriği itibarıyla işlediği suçtan pişmanlığını içeren bir beyanı da bulunmamaktadır. Mahkeme tarafından da sanığın kişiliği gözetilerek, pişmanlığı bulunmadığı gerekçesiyle hakkında T.C.K.nun 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığın karar verilmiştir.

Öte yandan sanık hakkında Özel Dairenin ‘Sanığın yargılama sürecindeki pişmanlığına göre hakkında T.C.K.nun 62. maddesinin uygulanmasına’ denilerek bozulan yerel mahkeme kararının yukarda ifade edildiği gibi uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir ki. bir çelişki de bulunamamaktadır.

Bu açıklamalar çerçevesinde değerlendirildiğinde, sanık hakkında mahkemenin T.C.K.nun 62. maddesinin uygulanmama gerekçesi yasal ve yeterli olup çelişki oluşturmamaktadır…”,

Görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmün onanmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

C.M.K.nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesi tarafından 15.2.2013 gün ve 736-2846 sayı ile, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya. Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Özel Daireyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık: hırsızlık suçundan mahkumiyetine karar verilen sanık hakkında T.C.K.nun 62. maddesinin uygulanmaması ile bu konuda gösterilen gerekçe arasında çelişki bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından:

Müştekilerin evinden vcd cihazının çalınmasına dair yürütülen soruşturma kapsamında hırsızlık suçundan birden fazla sabıkası bulunan sanığın parmak izinin tespit edildiği,

Kollukta ve sorguda alınan ifadelerinde suçlamayı inkar eden sanığın, kovuşturma aşamasında tutuklu olarak geldiği ilk oturumda: “Suçlamayı kabul ediyorum, evin kapısı açıktı, içeriden bir vcd alarak çıktım. vcd yi ne yaptığımı hatırlamıyorum” şeklinde açıklamalarda bulunduğu, sonraki oturumlara katılmadığı,

Sanığın adli sicil kaydında hırsızlık, mala zarar verme, konut dokunulmazlığının ihlali, kasten yaralama, görevli memura direnme, kullanma amacıyla uyuşturucu madde bulundurma ve 6136 Sayılı Yasaya aykırılık suçlarından 27 ayrı mahkumiyet hükmünün bulunduğu.

Sanık müdafiinin son oturumda sanığın samimi ikrarda bulunduğundan bahisle takdiri ve kanuni indirim nedenlerinin uygulanmasını talep ettiği. yerel mahkemece hırsızlık suçundan mahkumiyet hükmü kurulurken: “sanığın kişiliği yargılama sürecindeki pişmanlığına göre hakkında T.C.K.nun 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına” karar verildiği,

Anlaşılmaktadır.

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun “Takdiri indirim nedenleri” başlıklı 62. maddesindeki: “Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis: müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir şeklindeki düzenleme 765 Sayılı T.C.K.nun 59. maddesindeki: “Kanuni tahfif sebeplerinden ayrı olarak mahkemece her ne zaman fail lehine cezayı hafifletecek takdiri sebepler kabul edilirse ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası yerine müebbet ağır hapis ve müebbet ağır hapis yerine 30 sene ağır hapis cezası hükmolunur, diğer cezalar altıda birden fazla olmamak üzere indirilir biçimindeki düzenlemeyle temelde aynı olmakla birlikte, 2. fıkra yönünden kısmen farklıdır.

5237 Sayılı T.C.K.nun 62. maddesinin 2. fıkrasında takdiri indirim nedenleri sayıldıktan sonra “gibi” denilmek suretiyle takdiri indirim nedenlerinin kanunda sayılanlarla sınırlı olmadığı, aksine bunların örnek olarak sayıldığı açıkça vurgulanmıştır. Burada sayılan “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri” gibi nedenler, uygulamada hakimi sınırlayıcı değil, yol gösterici nitelikteki gerekçelerdir. Bunun sonucu olarak da 5237 Sayılı T.C.K.nun, tıpkı 765 Sayılı T.C.K.nda olduğu gibi takdiri indirim nedenleri yönünden sınırlayıcı sistemi değil, serbest değerlendirme sistemini benimsediği kabul edilmektedir.

Serbest takdir sisteminin bir gereği olarak da olayda sanık yararına takdiri indirimin uygulanmasını gerektiren nedenlerin varlığını veya yokluğunu belirleme yetkisi yargılamayı yapan hakime ait olacaktır. Zira yargılama süreci boyunca maddi gerçeğe ulaşma ve adaleti sağlama yolunda çaba harcayan hakim, sanığı birebir gözlemleyen ve bu bağlamda takdiri indirim nedenlerinin varlığı ya da yokluğunu en iyi tespit edebilecek konumdaki kişidir. Hakim; “failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri”nin yanında, her somut olaya göre değişebilecek ve önceden öngörülemeyecek nedenleri de birlikte değerlendirerek, bu hususta hak. adalet ve nesafet kurallarına uygun biçimde uygulama yapacaktır.

7.6.1976 gün ve 3-4 Sayılı içtihadı Birleştirme Kararı ile bu doğrultudaki birçok Ceza Genel Kurulu kararında açıkça vurgulandığı üzere: kanun koyucu, hakime takdiri indirim hükmünün uygulanması konusunda geniş bir takdir yetkisi tanıyarak, uygulamada çıkabilecek olan ve önceden öngörülme imkanı bulunmayan çeşitli halleri kapsayacak bir kalıp bulmanın zorluğu karşısında, hakimin bu yetkisini sınırlamaktan özenle kaçınmış, bu tavrını 5237 Sayılı T.C.K.nda da devam ettirmiştir.

Ancak, hakimin bu konudaki takdir yetkisi sınırsız değildir. Bütün kararlarda olduğu gibi takdiri indirimin uygulanmasına veya uygulanmamasına dair kararlar da gerekçeli olmalıdır. Bununla birlikte gösterilen gerekçelerin hak. adalet ve nasafet kurallarıyla dosya içeriğine uygunluğunun Yargıtay denetimine tabi olacağında da şüphe bulunmamaktadır.

Anayasamızın 141. ve 5271 Sayılı C.M.K.nun 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının gerekçeli yazılması zorunludur. Gerekçe, verilen hükmün dayanaklarının akla. hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak izah edilmesidir. Yasal ve yeterli olmayan, dosya içeriğine uymayan bir gerekçeyle karar verilmesi hem kanun koyucunun amacına uygun düşmeyecek, hem de tarafları tatmin etmeyerek keyfiliğe yol açacaktır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:

Parmak izinin tespit edilmesi sonucunda suç konusu eylemi sebebiyle hakkında soruşturma başlatılan ve adli sicil kaydında hırsızlık suçu da dahil olmak üzere pek çok suçtan sabıkası bulunan sanığın, önceki ifadelerinde suçlamayı kabul etmeyip kovuşturma aşamasında aleyhindeki deliller sebebiyle suçu işlediğini beyan etmesi samimi ikrar olarak kabul edilemeyeceği gibi, yerel mahkeme iradesinin sanık hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nun 62. maddesinin uygulanmamasına yönelik bulunduğu ve bu tercihin dosya kapsamı ile de uyumlu olduğu anlaşıldığından hırsızlık suçundan mahkumiyetine karar verilen sanık hakkında T.C.K.nun 62. maddesinin uygulanmaması ile bu konuda gösterilen gerekçe arasında çelişki bulunduğu söylenemeyecektir.

Bu nedenle, sanık hakkında takdiri indirim nedenlerinin uygulanmamasına yönelik yerel mahkeme hükmü usul ve yasaya uygun olup, hükmün bozulmasına dair Özel Daire kararında isabet bulunmamaktadır.

Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, usul ve yasaya uygun bulunan yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan altı Genel Kurul Üyesi: “Sanık hakkında T.C.K.nun 62. maddesinin uygulanmaması ile bu konuda gösterilen gerekçe arasında çelişki bulunduğundan, itirazın reddine karar verilmesi gerektiği” düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle:

1- ) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne,

2- ) Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 7.11.2012 gün ve 14934-19779 Sayılı bozma kararının kaldırılmasına,

3- ) Usul ve yasaya uygun bulunan Gaziantep 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 5.6.2007 gün ve 36-624 Sayılı hükmünün ONANMASINA,

4- ) Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 17.06.2014 tarihinde yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: