5237 Sayılı TCK Madde 52 İçtihat

YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ E. 2012/22303

T.C.

YARGITAY

15. CEZA DAİRESİ

E. 2012/22303

K. 2014/13241

T. 3.7.2014

• NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK ( Sahte Nüfus Cüzdanı İle Başkasının Hesabından Para Çekmek – Eylemin Bankanın Maddi Varlığı Değil Nüfus Müdürlüğünün Maddi Varlıklarından Kimlik Belgesinin Kullanılması Suretiyle Gerçekleştirildiğinin Gözetileceği )

• SAHTE NÜFUS CÜZDANI İLE BAŞKASININ HESABINDAN PARA ÇEKMEK ( Nitelikli Dolandırıcılık – Eylemin Bankanın Maddi Varlığı Değil Nüfus Müdürlüğünün Maddi Varlıklarından Kimlik Belgesinin Kullanılması Suretiyle Gerçekleştirildiğinin Gözetileceği )

• NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜNÜN MADDİ VARLIĞI ( Sahte Nüfus Cüzdanı İle Başkasının Hesabından Para Çekmek – Eylemin Bankanın Maddi Varlığı Değil Nüfus Müdürlüğünün Maddi Varlıklarından Kimlik Belgesinin Kullanılması Suretiyle Gerçekleştirildiğinin Gözetileceği/Nitelikli Dolandırıcılık )

• ADLİ PARA CEZASININ HESAPLANMASI ( Nitelikli Dolandırıcılığın Kanunda Belirtilen Hallerinde Suçtan Elde Olunan Haksız Menfaatin İki Katından Az Olmayacak Şekilde Para Cezasının Belirleneceği Ancak Doğrudan Haksız Elde Olunan Yararın İki Katı Adli Para Cezası Tayin Edilemeyeceği )

5237/m.52, 158

ÖZET : Sanığın bankaya giderek kendisini başka bir isimile tanıtıp sahte olarak düzenlenmiş ve kendi fotoğrafı yapıştırılmış nüfus cüzdanını ibraz ederek hesabından para çekmek istediğini söyleyip orada bulunan dekontu da imzalayıp parayı teslim alarak oradan ayrıldığı, daha sonra sanığın aynı gün yine aynı bankanın farklı bir şubesine giderek, yine aynı sahte kimlikle, aynı mağdurun hesabından para çekmek istediğini belirttiği, ödeme dekontunu imzaladığı, ancak kimlik fotokopisini çeken banka görevlisinin cüzdandan şüphelendiği, hesabın bağlı olduğu şube ile yapılan görüşmede nüfus cüzdanının sahte olduğunun anlaşıldığı ve sanığın polislere haber verilerek yakalatıldığı iddia olunan olayda; sanığın sahte kimlik ile bankaya müracaat etmesi karşısında, eyleminin nitelikli dolandırıcılık kapsamında bankanın maddi varlıklarının değil, nüfus müdürlüğünün maddi varlıklarından kimlik belgesinin kullanılması suretiyle gerçekleştirildiği gözetilmeden suçun hukuki vasfında hataya düşülerek hüküm kurmak suretiyle fazla ceza tayini,

5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının ( e ), ( f ) ( i ) ve ( k )bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı 20-100 YTL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin temel ceza belirlenirken doğrudan haksız elde olunan yararın iki katı adli para cezası tayini hukuka aykırıdır.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;

Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurulularının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın ( f ) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.

Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.

Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.

Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.

Sanığın saat 11.00 sıralarında İ… Bankası Otogar Şubesine giderek kendisini F. A. olarak tanıtıp sahte olarak düzenlenmiş ve kendi fotoğrafı yapıştırılmış F. A. adına düzenlenmiş nüfus cüzdanını ibraz ederek Konya Karatay Sanayi Sitesi Şubesinde bulunan hesabından 9.300 TL parayı çekmek istediğini söyleyip orada bulunan dekontu da imzalayıp parayı teslim alarak oradan ayrıldığı, daha sonra sanığın aynı gün saat 12.00 sıralarında bu kez yine İ… Bankası Ataköy Artrium Şubesine giderek, yine aynı sahte kimlikle, aynı mağdurun hesabından 10.370 TL para çekmek istediğini belirttiği, ödeme dekontunu imzaladığı, ancak kimlik fotokopisini çeken banka görevlisinin cüzdandan şüphelendiği, hesabın bağlı olduğu şube ile yapılan görüşmede nüfus cüzdanının sahte olduğunun anlaşıldığı ve sanığın polislere haber verilerek yakalatıldığı iddia olunan olayda;

1- ) Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekili, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,

2- ) Sanık hakkında nitelikli dolandırıclık suçundan verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;

Sanığın sahte kimlik ile bankaya müracaat etmesi karşısında, eyleminin TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenen bankanın maddi varlıklarının değil, aynı yasanın 158/1-d maddesinde düzenlenen nüfus müdürlüğünün maddi varlıklarından kimlik belgesinin kullanılması suretiyle gerçekleştirildiği gözetilmeden suçun hukuki vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurmak suretiyle fazla ceza tayini,

Kabule göre de;

5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının ( e ), ( f ) ( i ) ve ( k ) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 YTL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin TCK’nın 158/1-f. son maddesi gereğince temel ceza belirlenirken doğrudan haksız elde olunan yararın iki katı adli para cezası tayini,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: