5237 Sayılı TCK Madde 42 İçtihat

T.C.

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2012/6790

K. 2013/12664

T. 31.12.2013

• İHALEYE FESAT KARIŞTIRMA ( TCK’nın 235/2-C Md.nin Bileşik Suç Olarak Düzenlendiği ve Aynı Kanunun 42. Maddesinde Bileşik Suçlarda İçtima Hükümlerinin Uygulanamayacağının Belirtildiği/Fikri İçtima Hükmünün Uygulanamayacağı )

• KASTEN YARALAMA ( Bileşik Suçu Oluşturan Cebir Kapsamında Değerlendirildiği – Kasten Yaralama Suçunun Daha Ağır Cezayı Gerektiren Nitelikli Hallerinin Gerçekleşmesi Durumunda Ayrıca Bu Suçlar Dolayısıyla Cezaya Hükmolunacağı )

• FİKRİ İÇTİMA ( İhaleye Fesat Karıştırma – TCK’nın 235/2-C Md.nin Bileşik Suç Olarak Düzenlendiği ve Aynı Kanunun 42. Maddesinde Bileşik Suçlarda İçtima Hükümlerinin Uygulanamayacağının Belirtildiği/Fikri İçtima Hükmünün Uygulanamayacağı )

• YARALANMANIN NİTELİĞİ ( TCK’nın 86/1. Md. Kapsamındaki Kasten Yaralama Eyleminin Bileşik Suçu Oluşturan Cebir Kapsamında Değerlendirildiği – Kasten Yaralama Suçunun Daha Ağır Cezayı Gerektiren Nitelikli Hallerinin Gerçekleşmesi Durumunda Ayrıca Bu Suçlar Dolayısıyla Cezaya Hükmolunacağı )

• BİLEŞİK SUÇ ( İhaleye Fesat Karıştırma – TCK’nın 235/2-C Md.nin Bileşik Suç Olarak Düzenlendiği ve Aynı Kanunun 42. Maddesinde Bileşik Suçlarda İçtima Hükümlerinin Uygulanamayacağının Belirtildiği/Fikri İçtima Hükmünün Uygulanamayacağı )

• TEMEL CEZANIN BELİRLENMESİ ( “Suç İşleyen Kişi Hakkında İşlenen Fiilin Ağırlığıyla Orantılı Ceza ve Güvenlik Tedbirine Hükmolunur” Şeklindeki Yasal Düzenlemeler İle Dosyaya Yansıyan Bilgi ve Kanıtlar Birlikte ve İsabetle Değerlendirilip Denetime Olanak Verecek Şekilde Cezanın Alt ve Üst Sınırları Arasında Takdir Hakkının Kullanılacağı )

• SUÇLARIN İÇTİMAI ( İhaleye Fesat Karıştırma – TCK’nın 235/2-C Md.nin Bileşik Suç Olarak Düzenlendiği ve Aynı Kanunun 42. Maddesinde Bileşik Suçlarda İçtima Hükümlerinin Uygulanamayacağının Belirtildiği/Fikri İçtima Hükmünün Uygulanamayacağı )

5237/m.42,61,235/2-c

4734/m.17/a

ÖZET : TCK’nın 235/2-c maddesinin bileşik suç olarak düzenlendiği ve aynı Kanunun 42. maddesinde bileşik suçlarda içtima hükümlerinin uygulanamayacağının belirtilmiş olması karşısında fikri içtima hükmünün tatbik imkanının bulunmadığı, ancak sadece TCK’nın 86/1. maddesi kapsamındaki kasten yaralama eyleminin bileşik suçu oluşturan cebir kapsamında değerlendirildiği, kasten yaralama suçunun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bu suçlar dolayısıyla cezaya hükmolunacağı gözetilmelidir.

5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanunun 3. maddesinin 1. fıkrasındaki “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur ” şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması gerekir.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : Sanık Fevzi hakkında kasten yaralama ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından verilen beraet hükümlerinin yapılan temyiz incelemesinde;

Sanığın hükümden sonra 01.10.2010 tarihinde öldüğü UYAP sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK’nın 64 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca bir karar verilmesi lüzumu,

Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322, 5237 sayılı TCK’nın 64/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca, açılan kamu davalarının sanığın ölümü sebebiyle DÜŞÜRÜLMESİNE,

Sanık Haşim hakkında yağma suçundan verilen beraet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;

Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılanın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

Sanık Haşim hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan verilen mahkumiyet ve kasten yaralama suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümlerin, hükümden sonra 30.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 12. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 235. maddesinde yapılan değişiklik de gözetilerek yapılan temyiz incelemesinde ise;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2013 tarih 2012/6-1523 Esas, 2013/66 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; 5237 sayılı TCK’nın hazırlanmasında “kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır” ilkesi esas alınmış, dolayısıyla da gerçek içtima kuralı benimsenmiştir. Bunun istisnaları, suçların içtimai bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Bu kuralın istisnaları ise TCK’nın “suçların içtimai” bölümünde, 42 ( bileşik suç ), 43 ( zincirleme suç ) ve 44. ( fikri içtima ) maddelerinde düzenlenmiştir.

5237 sayılı TCK’nın benimsediği sistematik içersinde gerçek içtima kuralının istisnalarından olan ve öğretide bir normun diğeri tarafından tüketilmesi ilkesi altında görünüşte içtimanın bir türü olarak incelenen bileşik suç, anılan Kanunun 42. maddesinde; “Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir” şeklinde tanımlanmış ve bu tür suçlarda içtima hükümlerinin uygulanmayacağına yer verilmiştir. Ceza Genel Kurulunun 13.02.1984 gün ve 322-64 sayılı kararında da; “eriyen ve eriten başka bir ifade ile kaynaşan suçlardan biri diğerinin unsuru veya ağırlaştırıcı sebebini teşkil ettiğinde bu hususun yasada açıkça gösterilmesi şarttır ve bu şart suç ve cezaların kanuniliğinin gereğidir” denilerek bileşik suçta unsur ya da ağırlaştırıcı nedeni oluşturan suçun, bileşik suç olarak düzenlenen bağımsız suçun içinde mutlaka ve ayrıca gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Gerçek içtima kuralının istisnalarından bir diğeri olan ve fikri içtimayı düzenleyen TCK’nın 44. maddesi, “İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır” şeklindedir. Fikri içtimanın söz konusu olabilmesi için gerekli olan ilk şart, fiilin tek olmasıdır. Bu maddenin gerekçesinde verilen örneklerden, kanun koyucunun fiilden, hareketi anladığı, hareket teorisine üstünlük tanıdığı sonucunu çıkarmak mümkündür. Yerleşmiş yargısal kararlarda, fiilin tek olması koşulu, hareketin tek olmasına bağlı olarak kabul edilmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalar neticesinde, sanığın olay günü ihaleye katılmasını engellemek amacıyla Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu’nun 20.03.2006 tarihli raporu içeriğinde belirtildiği üzere yaşamını tehlikeye sokacak ve vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını orta ( 2 ) derecede etkileyecek nitelikte yaralaması sonucu katılanın acilen hastaneye sevkedildiği ve buna bağlı olarak ihaleye katılamadığı şeklinde gerçekleştiği anlaşılan somut olay değerlendirildiğinde; TCK’nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtimanın uygulanabilmesi için öncelikle görünüşte içtima ilişkisinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekli olup; görünüşte içtima ilişkisinin bulunması durumunda fikri içtima hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı, bu bağlamda TCK’nın 235/2-c maddesinin bileşik suç olarak düzenlendiği ve aynı Kanunun 42. maddesinde bileşik suçlarda içtima hükümlerinin uygulanamayacağının belirtilmiş olması karşısında fikri içtima hükmünün tatbik imkanının bulunmadığı, ancak sadece TCK’nın 86/1. maddesi kapsamındaki kasten yaralama eyleminin bileşik suçu oluşturan cebir kapsamında değerlendirildiği, 6459 sayılı Kanunun 12. maddesi ile uygulamada karşılaşılan tereddütleri gidermek amacıyla kasten yaralama suçunun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bu suçlar dolayısıyla cezaya hükmolunacağı düzenlemesinin getirildiği, uygulamada TCK’nın 87. maddesi kapsamındaki neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama eyleminin bileşik suçu oluşturan cebir kapsamında bulunmadığında duraksama bulunmadığı gibi öğretide ağırlıklı olarak TCK’nın 87. maddesi kapsamına girecek şekilde yaralama eyleminin TCK’nın 235/2-c maddesine unsur olarak katılan cebir suçu kapsamında kabul edilemeyeceğinin belirtildiği de dikkate alındığında, sanığın eylemlerinin ihaleye fesat karıştırma ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçlarını oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde ihaleye fesat karıştırma suçundan mahkumiyet, kasten yaralama suçundan ise ceza verilmesine yer olmadığına şeklinde hükümler kurulması,

Kabule göre de,

5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanunun 3. maddesinin 1. fıkrasındaki “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması zorunluluğuna uyulmayarak, katılanda meydana gelen yaralanmanın ve failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı gözetilerek temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak takdir ve tayin edilmesi gerektiği halde, “suçun işleniş biçimi” şeklindeki dosya içeriğine uygun düşmeyen yetersiz gerekçeyle alt sınırdan ceza tayini,

Hapis cezasının kanuni sonucu olarak “belirli haklardan yoksun bırakılma” uygulaması sırasında TCK’nın 53/1-c maddesi uyarınca, “velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan” yoksunluğun, sanığın sadece kendi altsoyu bakımından koşullu salıverme tarihine kadar, altsoyu olmayanlar yönünden ise cezanın infazına kadar hükmedilmesi gerekirken; yazılı şekilde, altsoy ayrımı yapılmadan belirtilen hakları kullanmaktan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi,

Sanığın 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 17/a maddesinde belirtildiği şekilde cebir ile atılı suçu işlediğinin kabul edilmesi karşısında anılan Yasanın 59/1. maddesi uyarınca yasaklama kararına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafii, O yer Cumhuriyet Savcısı ve katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 31.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: