5237 Sayılı TCK Madde 38 İçtihat

T.C.

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2013/2922

K. 2014/6807

T. 18.6.2014

• NİTELİKLİ RÜŞVET ( 6086 S.K. Yapılan Değişiklik/Taşınmaz Üzerindeki Haciz Şerhinin Çıkar Sağlanmak Suretiyle Kaldırıldığı – Görevinin Gereklerine Uygun Davranmak İçin Çıkar Sağlama Suçu Oluştuğu/Lehe Yasa Hükmünün Uygulanacağı/Suçun Vasfında Hata )

• GÖREVİNİN GEREKLERİNE UYGUN DAVRANMAK İÇİN ÇIKAR SAĞLAMA ( Sanığın Lehine Olan Yasa Hükmünün Uygulanmamasının Hatalı Olduğu )

• LEHE HÜKMÜN UYGULANMASI ( Kamu Görevlisinin Yapması Gereken Bir İşi Yapması ya da Yapmaması Gereken İşi Yapmaması İçin Yarar Sağlamasının Rüşvet Suçu Kapsamından Çıkarıldığı – Görevinin Gereklerine Uygun Davranmak İçin Çıkar Sağlama Suçu/Lehe Hüküm )

5237/m. 38/1,40/2,252/3,257/3

ÖZET : Rüşvet suçuyla ilgili yargılamada, vergi dairesi müdürü olan sanığın, diğer sanığın azmettirmesi sonucu yasaya aykırı biçimde konan haciz şerhini çıkar karşılığı kaldırmaktan ibaret eyleminin, yapması gereken işi yapmak için rüşvet alma suçunu oluşturacağı, ancak 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren değişikliğe kadar yürürlükte kalan 252/3. M. sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlamasının ise rüşvet suçu kapsamından çıkarılıp 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama ve buna azmettirme niteliğinde olduğu, en lehe olan yasal düzenlemenin 6086 sayılı Yasayla yapılan değişiklikten önceki haliyle 5237 sayılı TCK’nın 257/3. maddesi olacağı gözetilmelidir.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi:

Sanık Nuri’nin rüşvet suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, 5271 sayılı CMK’nın 231/12. maddesi karşısında itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığı gibi hazine vekilinin dilekçesinin içeriğine nazaran sadece anılan karar aleyhine itiraz kanun yoluna başvurduğu ve bunun mahallinde merciince değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından, diğer sanıklar müdafiileri ile O yer C. Savcısının temyizleri dikkate alınarak sanıklar Erdinç ve Murat haklarında kurulan hükümlerle sınırlı inceleme yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

KARAR : Çorlu Sulh Ceza Mahkemesince verilen iletişimin dinlenmesi ve kayda alınmasına ilişkin kararlara, iletişimin dinlenmesine ilişkin tutanaklara, savunmaya, tanık anlatımlarına, Çorlu Vergi Dairesi Müdürlüğünün yazılarına, bilirkişi raporuna ve dosya kapsamına göre sanık Erdinç’in Çorlu Vergi Dairesinin vergi mükellefi olan babası Tevfik’in 2005 ve 2006 yıllarına ait vadesi geçmiş vergi borcundan dolayı anılan vergi dairesince Çorlu Tapu Sicil Müdürlüğüne yazılan 04.12.2006 günlü yazı üzerine Muhittin Mahallesi 34 Pafta 19 Ada 17 Parselde kayıtlı iş yeri üzerine haciz konduğu, bu taşınmazı satılmış gibi gösterip kredi çekebilmek için üzerindeki haczi kaldırmak isteyen sanık Erdinç’in serbest mali müşavirlik yapan Nuri aracılığı ile Vergi Dairesi Müdürü olan sanık Murat ile temas kurduğu, yapılan görüşme ve anlaşma çerçevesinde verilen rüşvet karşılığı tapuya 16.01.2008 gün ve 697 sayılı yazı yazılarak, henüz vergi borcu ödenmediği ve teminat da sağlanmadığı halde, kalan borcun teminat altına alındığından bahisle taşınmaz üzerindeki haczin kaldırıldığı anlaşılmış ve oluş mahkemece de bu şekilde kabul edilmiş ise de, vergi borçlusuna ödeme emri çıkarılmadan ve haciz varakası düzenlenmeden yapılan 04.12.2006 günlü haciz işleminin usulsüz olduğu, haciz işleminden uzun süre sonra 04.01.2008 tarihinde hazırlanan ödeme emrinin 23.01.2008 günü mükellefe tebliğ edildiği, bu şekilde cebri tahsil işlemleri tamamlanmadan yasaya aykırı biçimde taşınmazın tapu kaydına konan haciz şerhinin rüşvet karşılığı kaldırılması nedeniyle sanık Murat’ın eyleminin yapması gereken işi yapmak için rüşvet alma, Erdinç’in fiilinin ise buna azmettirme suçlarını oluşturacağı, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın rüşveti tanımlayan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar yürürlükte kalan 252/3. maddesinde “Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır.” denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının ( 05.07.2012 tarihine kadar ) rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı cihetle, sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 40/2 ve 38/1. maddesi atfıyla 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama ve buna azmettirme niteliğinde olduğu, 19.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasa ile TCK’nın 257/3. maddesinde değişiklik yapıldığı, 05.07.2012 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 105/5-b maddesi ile de 5237 sayılı TCK’nın 257/3. madde ve fıkra hükmünün yürürlükten kaldırılmış olduğu ve bu suretle aynı Kanunun 87. maddesiyle değiştirilen TCK’nın 252/2. maddesinde düzenlenen rüşvet suçuna dönüştüğü, bu durumun aleyhe sonuç doğurduğu, en lehe olan yasal düzenlemenin 6086 sayılı Yasayla yapılan değişiklikten önceki haliyle 5237 sayılı TCK’nın 257/3. maddesi olduğu gözetilip buna uygun olarak sanıkların cezalandırılmaları yerine, suç vasfında yanılgıya düşülüp yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanıklar müdafıileri ile O yer C. Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 18.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: