5237 Sayılı TCK Madde 37 İçtihat

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2014/1-558

K. 2014/480

T. 4.11.2014

• MÜŞTEREK FAİL Mİ YARDIM EDEN Mİ OLDUĞUNUN TESPİTİ ( Kasten Öldürme – Sanığın Diğer Sanık İle Birlikte Bıçakla Maktule Saldırdığı/Maktulün Peşinden Koşarken Sanığın Kendilerini Durdurmak İsteyen Maktulün İşçisini Engellediği – Petrol İstasyonuna Kaçan Maktule Diğer Sanığın Bıçakla Saldırısı Esnasında Marketin Önünde Beklediği/Sanığın Müşterek Fail Olduğu )

• KASTEN ÖLDÜRME ( Sanığın Diğer Sanık İle Birlikte Bıçakla Maktule Saldırdığı – Maktulün Peşinden Koşarken Sanığın Kendilerini Durdurmak İsteyen Maktulün İşçisini Engellediği/Baba ve Oğul Olan Sanıkların Olayın Gelişimine Göre Birlikte Suç İşleme Kararlarının Olduğu – Sanıkların Müşterek Fail Olarak Cezalandırılacağı )

• MÜŞTEREK FAİL ( Kasten Öldürme – Sanığın Maktulün İşçisinin Tezgah Açmasına Engel Olarak Maktulün Olay Yerine Gelmesini Sağladığı/Diğer Sanık İle Birlikte Bıçakla Maktule Saldırdığı – Sanığın Suçun İşlenişi Üzerinde Diğer Sanıkla Birlikte Hâkimiyet Kurduğundan Müşterek Fail Olduğu )

• BİRLİKTE SUÇ İŞLEME KARARI ( Kasten Öldürme – Sanığın Diğer Sanık İle Birlikte Bıçakla Maktule Saldırdığı/Maktulün Peşinden Koşarken Sanığın Kendilerini Durdurmak İsteyen Maktulün İşçisini Engellediği – Baba ve Oğul Olan Sanıkların Olayın Gelişimine Göre Birlikte Suç İşleme Kararlarının Olduğu/Sanıkların Müşterek Fail Olarak Cezalandırılacağı )

5237/m.37,81

ÖZET : Uyuşmazlık; sanığın kasten öldürme suçuna müşterek fail olarak mı, yoksa yardım eden olarak mı katıldığının belirlenmesine ilişkindir. Baba ve oğul olan sanıkların olayın gelişimine göre birlikte suç işleme kararlarının olduğunun anlaşılması, sanığın maktulün işçisinin tezgah açmasına engel olarak maktulün olay yerine gelmesini sağlaması, maktulün olay yerine gelmesinden sonra elindeki bıçakla diğer sanık ile birlikte maktulün üzerine saldırması, otopsi raporuna göre maktulün öldürücü mahiyetteki yaralanmalarından sol koltuk altındaki darbeyi bu sırada diğer sanıktan alması, ellerindeki bıçaklarla kendisine iki sanığın saldırması ve diğer sanıktann öldürücü mahiyette bıçak darbesi alması sonucu maktulün 120 metre mesafede bulunan petrol istasyonuna doğru kaçmaya başlaması, sonrasında sanık ve diğer sanıkla birlikte maktulü kovalaması, sanığın kendilerini durdurmak isteyen maktulün işçisinin engelleme çabasını bertaraf etmesi, petrol istasyonundaki markete maktulün arkasından giren ve içeride de maktule bıçakla saldıran sanığın bu eylemi gerçekleştirdiği sırada marketin önünde beklemesi, aldığı bıçak darbeleri sonucu maktulün yere düşmesi nedeniyle onu bırakarak marketin dışına çıkan sanık ile birlikte ellerindeki bıçaklarla geri sakin bir şekilde geri dönmesi, diğer sanık ile birlikte yoldan geçen bir kamyona binerek adliye yakınlarında polise teslim olması gözönüne alındığında, sanığın kasten öldürme suçunun icrasında üstlendiği rol ile suçun işlenmesine sağladığı katkının diğer sanığın fiilini tamamlaması nedeniyle suçun işlenişi üzerinde diğer sanıkla birlikte hâkimiyet kurduğunun ve dolayısıyla kasten öldürme suçuna 5237 sayılı TCK’nun 37. maddesi kapsamında müşterek fail olarak katıldığının kabulü gerekmektedir.

DAVA : Kasten öldürme suçuna yardım etmekten sanık H. H. Ç.’in 5237 sayılı TCK’nun 81/1, 39, 29, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis, kasten öldürme suçundan sanık Z. N. Ç.’in aynı kanunun 81/1, 29, 62, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna, mahsuba, sanık Z. N.’nin cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin, Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesince sanık H. H. yönünden oyçokluğuyla verilen 16.02.2012 gün ve 167-67 sayılı hükmün katılan vekili ve sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 25.02.2013 gün ve 6043-1366 sayı ile;

“… Sanık Z. N. hakkında kasten insan öldürme, sanık H. H. hakkında kasten insan öldürmeye yardım suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelemesinde;

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde sanık Z. N.’nin suçunun niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebinin niteliği ve haksız tahrikin varlığı takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçeler ile kısmen kabul kısmen reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık Z. N. müdafiinin yasal savunma koşullarının varlığına, haksız tahrik nedeniyle daha fazla indirim yapılması gerektiğine, sanık H. H. müdafiinin sübuta, haksız tahrik nedeniyle daha fazla indirim yapılması gerektiğine yönelen, katılan Halil vekilinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanık H. H.’ın diğer sanık Z. N.’nin babası olup birlikte saman pazarında saman ticareti yaptıkları, maktul Ali’nin de yine saman pazarında aynı işi yaptığı, olay tarihinden önce maktul ile sanık H. H. arasındaki ortaklık saman ticareti nedeniyle aralarında alacak verecek meselesinden çıkan anlaşmazlığın husumete dönüştüğü, bu nedenle tarafların konuşmadıkları, olay tarihinden bir gün önce maktul Ali’nin saman pazarında sanık H. H.’a hakaret edip bıçakla basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde sanığı yaraladığı, söz konusu olay nedeniyle sanık H. H.’ın şikayette bulunduğu, olay sabahında maktulün yanında çalışan ve aynı zamanda akrabası olan tanık Halil’in tezgah açmak istediği sırada sanık H. H.’ın yanına gelerek maktul Ali’yi kastederek ‘borcunu getirsin yoksa açtırmam’ deyip, tanığı azarladığı, bunun üzerine tanık Halil’in durumu cep telefonu ile maktule bildirmesi üzerine maktulün yanında tanık Muhide ile birlikte olay yerine aracıyla geldiği, aracından inen maktulün üzerine sanıkların ellerinde bıçaklar ile yürüdüğü, bu nedenle maktulün de bıçak çektiği, sanık Z. N.’nin bıçak ile maktule ilk darbeyi vurduğu, maktulün aldığı darbe nedeniyle yolun karşısında bulunan akaryakıt istasyonuna doğru kaçmaya başladığı, maktulün akrabası tanık Halil’in kavgaya engel olmak istediği ancak sanık H. H.’ın bıçakla hamlesi üzerine geri çekildiği, sanık Z. N.’nin önde diğer sanık H. H.’ın ise arkada bıçaklarla maktulü takip ettikleri, istasyonun market bölümüne giren maktulü takip eden sanık Z. N.’nin market içerisinde maktule birden fazla bıçak vurarak öldürdüğü ve sanıkların birlikte olay yerinden kaçtıkları olayda;

a ) Sanık H. H.’ın oğlu olan diğer sanık Z. N. ile birlikte fikir ve irade birliği içinde hareket ederek, dayanışmalı olarak eylem üzerinde ortak hakimiyet kurarak suça müşterek fail olarak katıldığı anlaşılmakla, sanık H. H.’ın da TCK’nun 37. maddesi uyarınca tasarlayarak öldürme suçundan fail olarak sorumlu tutulması gerekirken, tasarlayarak öldürmeye yardım suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,

b ) Maktul Ali’nin olay tarihinden bir gün önce sanık H. H.’a hakaret edip bıçakla yaralamasından ibaret haksız tahrik oluşturan eylemi nedeniyle; TCK’nun 29. maddesinin uygulanması sırasında sanıklar hakkında asgari orana yakın düzeyde indirim yapılması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurularak eksik ceza tayini,

c ) TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki ‘velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun’ sadece sanıkların kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.

Özel Daire kararının ( b ) ve ( c ) bendindeki bozma nedenlerine uyan yerel mahkemece 27.05.2013 gün ve 142-268 sayı ile;

“TCK’nun 39. maddesi ile getirilen yeni düzenlemede 765 sayılı TCK’nun 65. maddesinde belirtilen feri iştirak halleri yerine yardım eden sıfatı kullanılmış ve suçun işlenmesine yardım eden kişinin ne şekilde cezalandırılacağı hükme bağılanmış ve failin hangi durumlarda yardım eden sıfatı ile sorumlu olacağı belirtilmiştir. TCK’nun 37. maddesindeki düzenleme ile birlikte değerlendirildiğinde yeni sistemde iştirak şekillerinin faillik ve suç ortaklığı olmak üzere ikiye ayrıldığı, bir kimsenin TCK’nun 37. maddesi anlamında fail sayılabilmesi için işlenen suçun kanuni tanımında gösterilen haksızlığı gerçekleştirmesinin gerektiği anlaşılmaktadır. Eğer kişi kanunda tanımlanan haksız hareketi tek başına gerçekleştirmiş ise doğrudan fail, söz konusu hareket birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilmiş ise müşterek faillik söz konusu olacaktır. Kişinin bu haksız hareketi bir başkası aracılığı ile gerçekleştirmiş olması halinde ise dolayısı ile faillikten söz etmek mümkündür.

5237 sayılı TCK’nun sisteminde suçun icrasına iştirak etmemekle beraber kanuni tanımdaki haksızlığı gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarının ise ancak azmettiren ya da yardım eden konumunda suç ortağı olarak değerlendirmeleri mümkündür. Suç ortağı konumundaki bu şahısların fiil üzerinde hakimiyet kurmaları söz konusu olmadığından sonuçtan ancak TCK’nun 40. maddesi gereğince bağlılık kuralı neticesinde sorumlu tutulmaktadırlar. ( Parlar-Hatipoğlu Türk Ceza Kanunu Yorumu Ankara 2008 1.Cilt Sayfa 768 ) Yasanın 39. maddesinde ayrıca yardım hallerini suç işlemeye teşvik etmek, suç işleme kararını kuvvetlendirmek, suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaat etmek, suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek, suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak olarak belirlenmiş bulunmaktadır.

Görüldüğü üzere asli fail ile yardım eden arasındaki temel fark kanunda haksızlık olarak belirtilen tipe uygun hareketi gerçekleştirme konusunda fiil üzerinde hakimiyet kurup kurmama noktasından kaynaklanmaktadır. Bir başka deyişle birden fazla kişi yasada suç olarak tanımlanan tipe uygun hareketi birlikte gerçekleştirdiklerinde her birinin eylemi değerlendirilecek, neticeten her bir failin eyleminin fiil üzerinde hakimiyet kurulması kapsamında değerlendirilmesi halinde bu faillerin müşterek fail olduğundan söz edilecek, faillerden biri veya birkaçının fiil üzerinde hakimiyet kurmaksızın yasada belirtilen diğer şekillerde eyleme katıldığının tespiti halinde ise bu fail ya da faillerin yardım eden konumunda olduğu kabul edilecektir.

Bu açıklamalar çerçevesinde sanık H. H. Ç.’in durumunun değerlendirilmesine gelince, sanık H. H. Ç.’in maktule yönelik silahla saldırı teşkil eden veya silahla vurmaya teşebbüs niteliğinde bir eylemi tespit edilememiştir. Ancak bu sanığın olayın başlangıcında diğer sanık Z. N. Ç. ile birlikte hareket edip maktule bıçak çektiği ve üzerine yürüdüğü sabittir. Aniden gelişen bu olayda sanık Z. N. Ç.’in eylemini ne şekilde sonlandıracağı belli olmadığından sanıklar arasında maktulün öldürülmesi konusunda atılı kasten öldürme suçunu birlikte gerçekleştirmeleri hususunda bir iştirak iradesinden bahsetmek mümkün değildir. Başlangıçtaki bu eylemi ile sanığın meydana gelen neticede fiil üzerinde hakimiyet kuracak ölçüde etkili olduğundan da bahsedilemez. Ne var ki, sanığın bu hareketi diğer sanığın suç işleme konusundaki kararını kuvvetlendirmiştir. Devamında sanık H. H.’ın oğlu olan diğer sanığın maktulün arkasından koştuğu sırada kendisinin de peşlerinden gelmesi şeklinde gerçekleşen eylemi de diğer sanığa eylemine devam ettirmesi hususunda cesaret verecek ve bu sanığın suç işleme iradesini kuvvetlendirecek niteliktedir. Bu durumda ayrıntıları Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 06.03.20008 tarih, 2007/4428-2008/1704 sayılı kararları ile istikrar kazanan diğer uygulamalarında da belirtildiği şekilde sanığın eyleminin insan öldürme suçuna yardım etme niteliğinde bulunduğu…”,

Gerekçesiyle Özel Daire kararının ( a ) bendindeki bozma nedenine oyçokluğuyla direnilerek, sanık H. H. Ç.’in 5237 sayılı TCK’nun 81/1, 39, 29, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis, sanık Z. N. Ç.’in aynı kanunun 81/1, 29, 62, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 14 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve sanık Z. N.’nin cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

Bu hükmün de katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay C. Başsavcılığının 03.09.2014 gün ve 281587 sayılı sanık H. H. Ç. yönünden “onama” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Direnmenin kapsamına göre inceleme, sanık H. H. Ç.’in kasten öldürme suçuna müşterek fail olarak mı, yoksa yardım eden olarak mı katıldığının belirlenmesi ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Sanık H. H. Ç.’in kasten öldürme suçuna yardım etmekten cezalandırılmasına karar verilen somut olayda, Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın kasten öldürme suçuna müşterek fail olarak mı, yoksa yardım eden olarak mı katıldığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

Sanık H. H. Ç. ile inceleme kapsamında olmayan sanık Z. N. Ç.’in baba ve oğul oldukları, samanpazarında birlikte saman ticareti yaptıkları, maktül Ali Tomul’un da aynı yerde aynı işi yaptığı,

Suç tarihinde sanık H. H. ve oğlu diğer sanık Z. N. ile maktul arasında samanpazarında başlayan ve 120 metre uzaklıktaki petrol istasyonunun market kısmında sona eren olay sonucunda maktulün aldığı bıçak darbeleriyle ağır şekilde yaralandığı ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği,

Yapılan otopsi sonucunda düzenlenen tutanağa göre; maktulde ikisi öldürücü mahiyette toplam 6 adet bıçak yarasının bulunduğu, göğüs sağ meme başının 5 cm alt ve 5 cm sol yanındaki yaralanma ile sol arka koltuk altına 10 cm mesafedeki yaralanmanın ölüme neden olacak nitelikte olduğu, ölümün kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ harabiyeti ve büyük damar kesisi sonucu gerçekleştiği,

Hakkındaki hüküm incelemeye konu olmayan sanık Z. N.’de göğüs sağ yan taraf ve interkostal 5-6 aralıkta olmak üzere 3 adet kesi yarasının bulunduğu, bunların basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu,

Sanık H. H.’ın olayda kullandığı bıçağın 13 cm sap 12 cm namlu, sanık Z. N.’nin kullandığı bıçağın 15 cm sap, 12 cm namlu, maktulün kullandığı bıçağın ise 12 cm sap 13 cm namlu uzunluğunda olduğunun belirlendiği,

Anlaşılmaktadır.

Tanık M. Y. kollukta; olaydan bir gece önce maktulün “seninle görüşmeden cezaevine girmek istemiyorum” diyerek Adana’ya gelerek kendisini aldığını ve birlikte Konya’ya döndüklerini, saat 02.00 sıralarında maktulü birisinin arayarak tehdit ettiğini, kim olduklarını sorduğunda maktulün söylemediğini, sabah maktulü Halil isimli teyzesinin oğlunun arayarak kavga ettikleri şahısların tezgahı açtırmadıklarını söylediğini, maktulün “sen git sana bir şey yapamazlar, bir şey olursa tekrar ararsın” dediğini, Halil’in bir müddet sonra tekrar arayarak tezgahı açtırmadıklarını söylediğini, maktulün gitmesine engel olmak istediğini ve polise teslim olmasını söylediğini, maktulün dinlemediğini ve birlikte araba ile samanpazarına gittiklerini, pazarın girişinde tanımadığı üç kişinin maktulü görünce yanına geldiklerini, maktulün aracın önünde durduğunu, üç şahsın da elinde bıçak olduğunu, kendisinin arabanın içinde oturduğunu, şahıslar saldırınca maktulün zayıf olanın elinden bıçağı aldığını, alnı açık hafif uzun boylu ve deri montlu olan esmer şahsın maktulün sağ göğsüne bıçakla vurduğunu, maktulün bu şahsa herhangi bir şey yapamadan yolun karşısında bulunan petrol istasyonuna doğru kaçtığını, iki şahsın da arkasından istasyona kadar koştuklarını, markete giren maktulün arkasından samanpazarında ilk bıçağı vuran şahsın girdiğini, diğer şahsın dışarıda beklediğini ve marketin içine girmediğini, kendisinin de markete doğru peşlerinden gittiğini, ancak marketin içinde ne olduğunu görmediğini, marketin önüne geldiğinde samanpazarında maktulü ilk bıçaklayan şahsın elinde kanlı bir bıçakla dışarı çıktığını, dışarıda bekleyen iki şahısla birlikte samanpazarına doğru gittiklerini, tanık Halil’in marketin karşısında durduğunu ve onlara baktığını, korktuğu için yaklaşamadığını beyan etmiş,

Mahkemede ise kısmen farklı olarak; samanpazarında arabadan indiklerinde her iki sanığın da kendi kamyonlarının önünde oturduklarını, arada hiçbir konuşma geçmeden sanık Z. N.’nin elindeki bıçakla maktule doğru geldiğini, maktulde de bıçak olduğunu, birbirlerine küfür etmeye başladıklarını, olayın şoku ile kimin kime vurduğunu görmediğini, bu arada yaşlı olan sanık H. H. Ç.’in oğlunu “dur yapma” diye ikaz ettiğini, maktulün yakında bulunan petrol istasyonuna doğru kaçmaya sanık Z. N.’nin de arkasından kovalamaya başladığını, sanık H. H.’ın da arkadan koşmaya çalıştığını fakat bir süre sonra yetişemediğini ve oğlu maktulü kovalarken yine arkasından “dur yapma” şeklinde uyardığını, nefesi yetmediği için çimenliğe yığılıp kaldığını, maktul ve sanık Z. N.’nin markete girdiklerini, ondan sonraki kısmı görmediğini söylemiş,

Tanık H. A. mahkemede; olay günü samanpazarına gidip dükkanı açmak istediğinde sanık H. H.’ın yanına gelerek “dükkanı açtırmam, paramı getirsin ondan sonra” dediğini, bunun üzerine maktulü telefonla arayarak durumu anlattığını, çay ocağında otururken maktulün geldiğini, yanında M. Y.’ın olduğunu, çay ocağından çıktığında her iki sanığın elindeki bıçakla maktulü kovaladığını gördüğünü, maktulün elinde bıçak görmediğini, engellemek adına sanıkların karşısına çıktığını, sanık Z. N.’nin kendisini geçtiğini, sanık Hacı Osman’ın elinde bıçakla maktulü kovalarken engellemek isteyince kendisine küfür ettiğini, bunun üzerine yana kaçtığını, sanık H. H.’ın koşmaya devam ettiğini, kendisinin arkalarında kaldığını, maktulün markete girdikten sonra içeride ne olduğunu bilmediğini, marketin kapısına geldiğinde içeri sokmadıklarını, sanıkların da marketten çıkmış dönmekte olduklarını, sanıkların dönüşte ellerinde bıçak gördüğünü ancak kanlı olup olmadığını görmediğini, sanıkların ikisinin de aynı anda maktulün arkasından koştuklarını ifade etmiş,

Tanık F. K. kollukta ve mahkemede özetle; olay günü maktulün gelerek yeğeni Halil’in dükkanı açmasına izin vermeyen sanıklara bağırmaya başladığını, bunun üzerine sanıkların her ikisinin de ellerinde bıçaklarla maktulün üzerine yürüdüklerini, maktulün de belinden bıçağı çıkardığını, sanık Zakir’in bıçakla maktulün sol böğrüne doğru vurduğunu, bunun üzerine yaralanan maktulün samanpazarının yakınlarında bulunan petrol istasyonuna doğru kaçmaya başladığını, arkasından her iki sanığın da koştuğunu, maktulün yeğeni Halil’in sanıkları engellemeye çalıştığını, yaşlı olan sanık H. H. Ç. bıçak sallayınca Halil’in kaçtığını, sanıkların da maktulün arkasından koşmaya devam ettiklerini, bundan sonra gelişen olayları görmediğini, maktul ile sanıkların ilk karşılaştıklarında genç olan sanık Z. N.’nin bıçakla maktulü yaraladığı sırada yaşlı olan sanığın da elindeki bıçakla maktule doğru hamle yaptığını, olay yerine yaklaşık 2-3 metre kadar uzakta olduğunu, bu süre zarfında sanık Hacı Osman Ç.’in oğluna yönelik “dur yapma” şeklinde söylediğini duymadığını, samanpazarında çuval ağzı ipi kestikleri için genelde herkeste bıçak bulunduğunu, olay sonrasında sanık Z. N.’nin petrol istasyonundan döndükten sonra elindeki bıçağın kanlı olduğunu, maktulün yanında gelen kadının yanına giderek; “kalbine bıçağı soktum, git kurtarabilirsen kurtar” dediğini, yine olay yerinden dönen sanık H. H.’ın elindeki bıçağın da kanlı olduğunu belirtmiş,

Tanık H. Ç. mahkemede; olay günü kendisinden kısa bir süre sonra her iki sanığın da samanpazarına geldiğini, bir süre sonra maktulün işçisinin de pazara geldiğini ve maktule ait samanları sergilemek üzere numune açmak istediğini, sanık H. H.’ın kendisini “paramı vermeden numuneni açma” diye uyardığını, bunun üzerine işçi olan şahsın maktulü telefonla aradığını, aradan 15 dakika geçtikten sonra maktulün olay yerine geldiğini, arabadan inmesi ile birlikte iki grubun birbirlerinin üzerine geldiklerini, her üçünün de elinde bıçak olduğunu, birkaç saniye birbirlerine bıçakla hamle yaptıklarını, diğer tarafın da kendisini koruduğınu, birkaç saniyelik mücadeleden sonra maktulün kaçtığını, her iki sanığın da arkasından kovaladığını, sonrasına ilişkin görgüye dayalı bilgisinin olmadığını, mücadele eder şekilde gördüğü şahıslar arasında sanık H. H.’ın da bulunduğunu, onun da elinde bıçak gördüğünü, maktulün arkasından koşarken elinde yine bıçak olduğunu, maktul ve her iki sanığı peş peşe koşarken gördüğünü ancak aralarındaki mesafeyi bilemeyeceğini ifade etmiş,

Tanık D. Ç. mahkemede; olay günü samanpazarına geldiğinde her iki sanığın ve amcası tanık H. Ç.’nin de orada olduğunu, bir süre sonra maktulün teyzesinin oğlu ve işçisi olan Halil’in de gelerek maktul adına saman sergisi için numune açmak istediğini, ancak sanık H. H.’ın kendisini “benim paramı vermeden numuneyi açmayın” diyerek uyardığını, bunun üzerine Halil’in maktule telefon ettiğini, 15-20 dakika sonra maktulün olay yerine geldiğini, gelir gelmez hem maktulün hem de sanıkların birbirlerinin üzerine bıçakla yürüdüklerini ve bıçakla vurmak için hamle yaptıklarını, maktulün kaçmaya başladığını, kaçtığı sırada omuzunda bir kan lekesi gördüğünü, maktulü sanık Z. N.’nin kovaladığını, peşinden de iki adım mesafede babası sanık H. H.’ın geldiğini, bu esnada sanık H. H.’ın oğluna engel olmak ister sözler söylediğini duymadığını, ilk karşılaşmalarında maktul kaçmadan önce sanık H. H.’ı da maktule bıçak sallarken gördüğünü, bu esnada maktulün sağ tarafında sanık H. H.’ın, sol tarafında ise sanık Z. N.’nin olduğunu, her ikisinin de bıçak salladığını gördüğünü, bu kavga esnasında maktul ve sanıkların birbirlerine bir söz söylediğini duymadığını, caddeden geçerken orta refüjde sanık H. H.’ın düştüğünü görmediğini, bu olayda kimsenin üç bıçağın arasına girmek istemeyeceği için araya girenin olmadığını söylemiş,

Tanık M. Ç. mahkeme; petrol istasyonunda pompacı olduğunu, maktulü ve sanıkları tanımadığını, olay günü petrol istasyonunun market kısmında olduğu sırada birden ölen şahsın elinde bıçakla hızlı bir şekilde içeri girdiğini, kendisinin kollarından tutup ters çevirerek arkasına geçtiğini, o esnada bir şahsın daha elinde bıçakla içeri girdiğini, karşılıklı birbirlerine bıçak sallamaya başladıklarına, maktulün yaralandığını ve yere düştüğünü, sonra diğer şahsın kaçtığını, sanığın yalnız olduğunu ve yanında başka kimseyi görmediğini, maktulün sanığa bıçak vurup vuramadığını ve markete girdiğinde yaralı olduğunu da fark etmediğini dile getirmiş,

Tanık M. A. mahkeme; petrol istasyonundaki markette çalıştığını, sabah saat 08.30 sıralarında pompacı arkadaşıyla marketin içerisinde konuşurken aniden içeriye önce ölen şahsın arkasından da sanık Z. N.’nin girdiğini, maktulün pompacı arkadaşının arkasına geçtiğini, her ikisinin de elinde bıçak olduğunu, pompacı arkadaşının kenara çekilir gibi yaptığında oluşan boşluktan yararlanarak birbirlerine bıçak sallamaya başladıklarını, maktulün yere düştüğünü sanığın da kaçtığını, diğer sanığı olay yerinde görmediğini söylemiş, kollukta bundan farklı olarak; sanık Z. N.’nin maktulü marketin içinde yaraladıktan sonra sakin sakin karşıya samanpazarına doğru gittiğini, yanında bir şahsın daha olduğunu, o şahısla birlikte yürüyerek gittiklerini beyan etmiş,

Tanık İlyas Keleş mahkemede; olay günü saat 09.00 sıralarında Konya yönüne kamyonuyla tek başına gelirken, samanpazarına 100 metre kala daha önceden tanıdığı sanıklar H. H. ve oğlu Zakir Ç.’in yolun sağında el kaldırıp durmasını istediklerini, durunca baba ve oğulun aracına bindiklerini, adliyenin önüne kadar gideceklerini söylediklerini, kamyona bindikten sonra bir şey demediklerini, acele hareket ettiklerini, üzerlerinde kan lekesi görmediğini, adliyenin önüne gelince indiklerini, iner inmez polislerin bu şahısları yakaladıklarını, Zakir’in yaralı olduğunu polise söylediğini ve siyah saplı üzeri kanlı ekmek bıçağını polise verdiğini dile getirmiş,

Hakkındaki hüküm incelemeye konu olmayan sanık Z. N. Ç. mahkemede; olayla babası H. H.’ın hiçbir alakası olmadığını, maktulün hedefinin babası olduğunu, kendisiyle karşılaştığı için olayın maktul ile kendi arasında yaşandığını, babasının olay yerinde olup olmadığını dahi hatırlayamadığını, sonradan öğrendiğine göre petrol istasyonunda kendisini tutup götürdüğünü, sabah iş yerine babasıyla gittiğini, kamyon yanındaki kavgada babasının da orada olduğunu, maktulün hedefi babası olunca kendisinin araya atladığını ve babasının arkada kaldığını beyan etmiş,

Sanık H. H. Ç. mahkemede; kendisinin olaya katılmadığını ve suçsuz olduğunu, maktulle aynı işi yaptıklarını, kendisiyle hiçbir sorunu olmadığı halde maktulün bilemediği bir nedenle sürekli kendisiyle uğraştığını, tavırlarını pek sevmediğini ve bu yüzden konuşmadığını, hatta alacağı olan parayı da almaktan vazgeçtiğini, buna rağmen olaydan bir gün önce arkadaşları ile birlikte iken maktulün yanlarına geldiğini, kutsal değerlere küfür ettiğini, sonra yolda giderken kendisine bıçakla vurduğunu, bu olayı karakola aksettirdiklerini, ertesi günü pazar yerindeki işlerine geldiklerinde maktulün bir oto ile önlerine gelip fren yaptığını, hemen çıkıp elindeki bıçakla küfür ederek kendisine saldırdığını, orada bulunan oğlunun hemen araya girdiğini, bu nedenle maktülün oğlunu yaraladığını, oğlu Z. N.’nin de bir bıçak çıkardığını ve karşılıklı birbirlerine sallamaya başladıklarını, tek başına olduğu için onları ayıramadığını, sonra maktulün yaralandığını, üzerindeki kanı görünce de kaçmaya başladığını, oğlunun da peşinden gittiğini, kendisinin hem gücü yetmediği için hem de sesini duyuramadığı için gitmesini engelleyemediğini, maktul ile oğlunun kendisinden önce petrol istasyonuna girdiklerini, kendisinin nefeslenerek gitmek zorunda olduğunu, vardığında oğlunun petrol istasyonundan dışarı çıktığını, hemen onu eliyle tutarak aşağı yola indirdiğini ve 155 nolu telefonu aradığını, polisin gelmekte gecikmesi üzerine bir kamyona binip adliye civarında polise teslim olduklarını savunmuştur.

5237 sayılı Türk Ceza Kanununda suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayırımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir.

TCK’nun 37. maddesindeki; ” ( 1 ) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.

( 2 ) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır” şeklindeki hüküm ile maddenin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir.

Kanunda suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak halinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK’nun 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır.

Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:

1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır.

2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır.

Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hakimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hakimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. Suç ortaklarının, suçun işlenmesinde yaptıkları katkının, diğerinin fiilini tamamladığı durumlarda da müşterek faillik söz konusu olacaktır. Buna göre her müşterek fail, suçun icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel bir katkıda bulunmaktadır.

“Yardım etme” ise 5237 sayılı TCK’nun 39. maddesinde; ” ( 1 ) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.

( 2 ) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:

a ) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.

b ) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.

c ) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak” şeklinde, “Bağlılık kuralı”da aynı kanunun 40. maddesinde; ” ( 1 ) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.

( 2 ) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.

( 3 ) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir” biçiminde düzenlenmiştir.

Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, 5237 sayılı TCK’nda şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden 5237 sayılı Kanunun 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır.

TCK’nun 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır.

1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım;

a )Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek,

b ) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak olarak sayılmış,

2-Manevi yardım ise;

a )Suç işlemeye teşvik etmek,

b )Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,

c )Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek,

d )Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek şeklinde belirtilmiştir.

Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira “yardım etme”yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hakimiyetinin bulunmamasıdır.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Sanık H. H. ile hakkındaki hüküm incelemeye konu olmayan oğlu Z. N.’nin samanpazarında saman ticareti yaptıkları, aynı işi yapan maktul ile sanık H. H. arasında alacak meselesinden kaynaklanan ihtilaf bulunduğu, olay tarihinden bir gün önce sanık H. H.’ın samanpazarında maktul ile aralarında tartışma çıktığı ve bunun sonunda maktülün sanığı bıçakla iki yerinden basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek biçimde yaraladığı, bu olay nedeniyle aynı gün sanık H. H. Ç.’in maktulden şikayetçi olduğu ancak maktulün yakalanamadığı, maktulün bıçaklama olayından sonra daha önce bir süre birlikte yaşadığı ve Adana’da bulunan tanık M. Y.’ı telefonla arayıp cezaevine girmeden kendisini görmek istediğini söyleyerek Adana’ya gittiği ve tanık Muhide’yi alarak Konya’ya döndüğü, maktulün aynı gece geç saatlerde sanık H. H.’ın kardeşi ile bir telefon görüşmesi yaptığı, olay günü maktulün işçisi ve aynı zamanda akrabası olan tanık H. A.’ın sabah saatlerinde tezgah açmak için samanpazarına geldiği, burada tezgahını açmak istediği sırada sanık H. H.’ın maktülün kendisine olan borcunu ödemeden tezgah açmaması yolunda kendisini uyardığı, tanık Halil’in bu durumu telefonla bildirmesi üzerine maktulün tanık Muhide ile birlikte kendi aracıyla samanpazarına geldiği, maktülün araçtan inmesi ile bir tarafta maktul, diğer tarafta sanıklar H. H. ve Z. N. bulunduğu halde ellerinde bıçaklarla karşı karşıya geldikleri, her iki sanığın da ellerindeki bıçakla maktule vurmak için hamle yaptıkları, maktulün de sanıklara elindeki bıçakla karşılık verdiği, bu sırada sanık Z. N.’nin maktulü sol arka koltuk altından yaraladığı, otopsi raporuna göre bu yaralanmanın öldürücü mahiyette olduğu, bu bıçak darbesi üzerine maktulün 120 metre uzaklıktaki petrol istasyonuna doğru kaçmaya başladığı, sanıkların da ellerindeki bıçaklarla maktulü kovalamaya başladıkları, maktulün yeğeni ve işçisi olan tanık Halil’in maktulün arkasından koşmakta olan sanıklara engel olmaya çalıştığı, sanık H. H.’ın kendisine bıçağı doğrultması üzerine çekilmek zorunda kaldığı, maktulün koşarak petrol istasyonundaki markete girdiği ve buradaki görevlinin arkasına geçtiği, hemen arkasından gelen sanık Z. N.’nin markete girerek maktule doğru geldiği, bu sırada hemen arkadan gelen sanık H. H.’ın elindeki bıçakla marketin önünde beklediği, market çalışanı arada olduğu halde maktulle sanık Z. N.’nin birbirlerine bıçakla saldırdıkları, sanık Z. N.’nin maktulü burada da bıçaklayarak ağır şekilde yaraladığı, dışarı çıkan Z. N.’nin ve kendisini bekleyen sanık H. H.’ın ellerindeki bıçaklarla birlikte sakin bir şekilde samanpazarına geri döndükleri, daha sonra samanpazarı yakınlarında otostop yaparak bir kamyona bindikleri ve adliye yakınlarında polise teslim oldukları, maktulün kaldırıldığı hastanede öldüğü olayda; baba ve oğul olan sanıkların olayın gelişimine göre birlikte suç işleme kararlarının olduğunun anlaşılması, sanık H. H.’ın maktulün işçisinin tezgah açmasına engel olarak maktulün olay yerine gelmesini sağlaması, maktulün olay yerine gelmesinden sonra elindeki bıçakla diğer sanık ile birlikte maktulün üzerine saldırması, otopsi raporuna göre maktulün öldürücü mahiyetteki yaralanmalarından sol koltuk altındaki darbeyi bu sırada sanık Z. N.’den alması, ellerindeki bıçaklarla kendisine iki sanığın saldırması ve sanık Z. N.’den öldürücü mahiyette bıçak darbesi alması sonucu maktulün 120 metre mesafede bulunan petrol istasyonuna doğru kaçmaya başlaması, sonrasında sanık H. H.’ın da diğer sanıkla birlikte maktulü kovalaması, sanığın kendilerini durdurmak isteyen maktulün işçisi tanık Halil’in engelleme çabasını bertaraf etmesi, petrol istasyonundaki markete maktulün arkasından giren ve içeride de maktule bıçakla saldıran Z. N.’nin bu eylemi gerçekleştirdiği sırada marketin önünde beklemesi, aldığı bıçak darbeleri sonucu maktulün yere düşmesi nedeniyle onu bırakarak marketin dışına çıkan sanık Z. N. ile birlikte ellerindeki bıçaklarla samanpazarına sakin bir şekilde geri dönmesi, diğer sanık ile birlikte yoldan geçen bir kamyona binerek adliye yakınlarında polise teslim olması gözönüne alındığında, sanık H. H. Ç.’in kasten öldürme suçunun icrasında üstlendiği rol ile suçun işlenmesine sağladığı katkının diğer sanığın fiilini tamamlaması nedeniyle suçun işlenişi üzerinde diğer sanıkla birlikte hâkimiyet kurduğunun ve dolayısıyla kasten öldürme suçuna 5237 sayılı TCK’nun 37. maddesi kapsamında müşterek fail olarak katıldığının kabulü gerekmektedir.

Bu itibarla, yerel mahkemenin sanık H. H. Ç.’in kasten öldürme suçuna yardım eden olarak katıldığına ilişkin direnme kararında isabet bulunmadığından bozulmasına, sanık H. H. Ç. hakkındaki hükmün bozmaya uyularak verilen kısımları ile sanık Z. N. Ç. hakkındaki hükmün tamamının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1-Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 25.02.2013 gün ve 6043-1366 sayılı kararının ( a ) bendindeki bozma nedenine ilişkin verdiği 27.05.2013 gün ve 142-268 sayılı direnme kararının, sanık H. H. Ç.’in kasten öldürme suçuna müşterek fail olarak katıldığı gözetilmeden yardım eden olarak katıldığının kabul edilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

2-Dosyanın, sanık H. H. Ç. hakkında hükmün bozmaya uyularak verilen kısımları ile sanık Z. N. Ç. hakkındaki hükmün tamamının incelenmesi için Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2014 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: