5237 Sayılı TCK Madde 6 İçtihat

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2012/14890

K. 2014/2362

T. 5.3.2014

• ZİMMET (Suç Tarihi İtibariyle 5253 Sayılı Dernekler Kanununda Türkiye Kızılay Derneği Görevlilerinin veya Dernek Malına Karşı Suç İşleyenlerin Kamu Görevlisi Gibi Cezalandırılacağına Dair Bir Düzenleme Bulunmaması Nedeniyle Sanıkların Zimmet Suçunun Faili Olamayacağının Gözetilmesi Gerektiği)

• KAMU GÖREVLİSİ GİBİ CEZALANDIRILMA (Zimmet Suçunun Kamu Görevlileri İle Özel Yasalarında Kamu Görevlisi Gibi Cezalandırılacakları Öngörülen Kişiler Tarafından İşlenebileceği – Suç Tarihi İtibariyle Türkiye Kızılay Derneği Görevlilerinin veya Dernek Malına Karşı Suç İşleyenlerin Kamu Görevlisi Gibi Cezalandırılacağına Dair Bir Düzenleme Bulunmadığı)

• HİZMET NEDENİYLE GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA (Suçlamalara Konu Gerçeğe Aykırı Harcama ve Yardım Ödemesine İlişkin Bir Kısım Belgelerde Sanığın İmzasının Bulunduğu/Genel Merkez Tarafından Öğrenci Bursu Olarak İlgililere Ödenmesi İçin Gönderilen Bir Miktar Paranın da Sanık Tarafından Teslim Alındığı – Sanığın Sübut Bulan Eylemlerinin Zincirleme Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçunu Oluşturduğu)

• SUÇA İŞTİRAK (Sanıklardan Birinin Gider Pusulalarıyla Tanığa Ödenmiş Gibi Gösterilen Miktardan Sorumlu Olduğu ve Sanığın Yalnızca Bu Eylem Yönünden Suça İştirak Ettiğinin Kabulü Gerektiği – Zimmet Suçu)

5237/m.6/1/c,53/5,155/2,247

5253/m.27/son,32/1/f

ÖZET : Zimmet suçunun da kamu görevlileri ile özel yasalarında kamu görevlisi gibi cezalandırılacakları öngörülen kişiler tarafından işlenebileceği ancak suç tarihi itibariyle 5253 sayılı Dernekler Kanununda Türkiye Kızılay Derneği görevlilerinin veya dernek malına karşı suç işleyenlerin kamu görevlisi gibi cezalandırılacağına dair bir düzenleme bulunmaması nedeniyle sanıkların zimmet suçunun faili olamayacakları, eylemlerinin sübutu halinde TCK’nın 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmelidir. Sanıkların savunmaları, şubeye ait taşınmazların kiracısı olan tanıkların kira bedellerini sanıklardan birine verdikleri yönündeki beyanları, suçlamalara konu gerçeğe aykırı harcama ve yardım ödemesine ilişkin bir kısım belgelerde anılan sanığın imzasının bulunması, yine genel merkez tarafından öğrenci bursu olarak ilgililere ödenmesi için gönderilen bir miktar paranın da bu sanık tarafından teslim alınması, Dernek Tüzüğü ve ilgili Yönergeye göre şube yönetim kurulu başkanı sıfatıyla sanığın şubenin ayni ve nakdi tüm malvarlığının idaresinden sorumlu olması, alınan bilirkişi heyeti raporunda da bu yönde değerlendirmelere yer verilmesi karşısında; anılan sanığın sübut bulan eylemlerinin zincirleme hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, diğer sanığın ise tüm eylemlerden sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı, ancak tanığın aşamalardaki beyanlarında anılan diğer sanığın yanına gelerek Dernek kayıtlarında kendisini temizlik işçisi olarak göstereceklerini, imza atması gereken formalite bir durum olduğunu söylemesi nedeniyle onun isteğiyle suçlamalara konu belgeleri imzaladığını, kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını belirtmesi karşısında, gider pusulalarıyla bu tanığa ödenmiş gibi gösterilen miktardan sorumlu olduğu ve sanığın yalnızca bu eylem yönünden suça iştirak ettiğinin kabulü gerektiği, ayrıca zimmet suçunun faili olamayacağı, eylemlerinin sübutu halinde zincirleme hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı düşünülmeden, her iki sanığın suç tarihlerindeki görevleri ve eylemleri karıştırılmak suretiyle ve dosya kapsamı, oluşa uygun düşmeyen gerekçeler ile yanılgılı değerlendirme sonucu bir sanık hakkında beraat, diğer sanığın ise tüm eylemlerden sorumlu olduğunun kabulüyle zimmet suçundan mahkumiyet hükümleri kurulması kanuna aykırıdır.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

CMK’nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan Hâzinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve sanık Şeref hakkında kurulan beraat hükmünün 14.07.2011 havale tarihli dilekçe ile vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Yasanın 18. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca katılma talebinin kabulüne, dilekçelerinin içeriğine göre beraat hükmüne yönelik katılanlar vekillerinin, mahkumiyet hükmüne yönelik olarak da sanık müdafiin temyiz itirazlarıyla sınırlı inceleme yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

KARAR : Mülga 2908 sayılı Dernekler Kanununun 71 /son maddesinde “Türkiye Kızılay Derneği ile Türk Hava Kurumunun mal ve paraları Devlet malı sayılır. Bunlara karşı suç işleyenler Devlet memuru gibi cezalandırılır.” hükmünün bulunduğu, bu düzenlemeye göre sanıkların eylemlerinin zimmet suçunu oluşturacağı, ancak suç işlenmeden önce 23.11.2004 gün ve 25649 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5253 sayılı Dernekler Kanununda Türkiye Kızılay Derneği ile Türk Hava Kurumunun mal ve paralarına karşı suç işleyenlerin Devlet memuru gibi cezalandırılacağına ilişkin düzenlemenin bulunmadığı, bu düzenlemenin yerine tüm kamuya yararlı dernekleri kapsayacak şekilde anılan Yasanın 27 /son maddesi ile “Kamu yararına çalışan derneklerin mallarına karşı suç işleyenler Devlet malına karşı suç işlemiş gibi cezalandırılır.” hükmüne yer verildiği ve ayrıca 32/1-f maddesi ile de “Her ne suretle olursa olsun kendisine tevdi olunan derneğe ait para veya para hükmündeki evrak, senet veya sair malları kendisinin veya başkasının menfaatine olarak sarf veya istihlâk veya rehneden veya satan, gizleyen, imha, inkâr, tahrif veya tağyir eden yönetim kurulu başkanı ve üyeleri veya denetçiler ile derneğin diğer personeli Türk Ceza Kanununun güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin hükümlerine göre cezalandırılır. Ayrıca, mahkeme yargılama sırasında sanıkların, organlardaki görevlerinden geçici olarak uzaklaştırılmasına da karar verebilir.” şeklinde düzenleme yapıldığı,

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2013 tarih, 2012/1275 Esas, 2013/419 sayılı Kararı ve yukarıdaki açıklamalar ışığında, zimmet suçunun kamu görevlileri ile özel yasalarında kamu görevlisi gibi cezalandırılacakları öngörülen kişiler tarafından işlenebileceği, TCK’nın 6/1-c maddesinin de 5252 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi uyarınca ancak 01.01.2009 tarihinden itibaren özel yasalarda uygulanabileceği dikkate alındığında, suç tarihi itibariyle 5253 sayılı Dernekler Kanununda Türkiye Kızılay Derneği görevlilerinin veya dernek malına karşı suç işleyenlerin kamu görevlisi gibi cezalandırılacağına dair bir düzenleme bulunmaması nedeniyle sanıkların zimmet suçunun faili olamayacakları, eylemlerinin sübutu halinde TCK’nın 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilerek yapılan incelemede;

Türkiye Kızılay Derneği K… Şubesinde başkan olarak görev yapan sanık Şerefin aynı şubede başkan yardımcısı olan sanık İ. ile birlikte; suç tarihleri arasında, şubeye ait binanın kira bedellerini kiracılardan tahsil ettikleri halde makbuz düzenlenmeyerek kayıtlarda gelir olarak gösterilmemesi, dernek genel merkezi tarafından gönderilen öğrenci burslarının ilgililere ödenmemesi, gerçekte herhangi bir yardım veya harcama yapılmadığı halde yardım veya harcamalar yapılmış gibi ödeme ve harcama belgeleri düzenlenmesi şeklinde gerçekleştirilen usulsüz işlemlerle Derneğin 13.345,10 TL tutarındaki parasını mal edindikleri iddiasıyla açılan kamu davasında; sanıkların savunmaları, şubeye ait taşınmazların kiracısı olan tanıkların kira bedellerini sanık Şerefe verdikleri yönündeki beyanları, suçlamalara konu gerçeğe aykırı harcama ve yardım ödemesine ilişkin bir kısım belgelerde sanık Şerefin imzasının bulunması, yine genel merkez tarafından öğrenci bursu olarak ilgililere ödenmesi için gönderilen 2.166,00 TL tutarındaki paranın da bu sanık tarafından teslim alınması, Dernek Tüzüğü ve ilgili Yönergeye göre şube yönetim kurulu başkanı sıfatıyla sanığın şubenin ayni ve nakdi tüm malvarlığının idaresinden sorumlu olması, alınan bilirkişi heyeti raporunda da bu yönde değerlendirmelere yer verilmesi karşısında; sanık Şerefin sübut bulan eylemlerinin zincirleme hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, sanık İ.’in ise tüm eylemlerden sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı, ancak tanık Tarık’ın aşamalardaki beyanlarında sanık İ.’in yanına gelerek Dernek kayıtlarında kendisini temizlik işçisi olarak göstereceklerini, imza atması gereken formalite bir durum olduğunu söylemesi nedeniyle onun isteğiyle suçlamalara konu belgeleri imzaladığını, kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını belirtmesi karşısında, 31.03.2007, 30.06.2007, 30.09.2007 ve 31.12.2007 tarihli gider pusulalarıyla bu tanığa ödenmiş gibi gösterilen toplam 1.080,00 TL’den sorumlu olduğu ve sanığın yalnızca bu eylem yönünden suça iştirak ettiğinin kabulü gerektiği, ayrıca zimmet suçunun faili olamayacağı, eylemlerinin sübutu halinde zincirleme hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı düşünülmeden, her iki sanığın suç tarihlerindeki görevleri ve eylemleri karıştırılmak suretiyle ve dosya kapsamı, oluşa uygun düşmeyen gerekçeler ile yanılgılı değerlendirme sonucu sanık Şeref hakkında beraat, sanık İ.’in ise tüm eylemlerden sorumlu olduğunun kabulüyle zimmet suçundan mahkumiyet hükümleri kurulması,

Kabule göre de;

Sanık İ.’in gerçeğe aykırı harcama veya ödeme belgesi düzenlenmesi, tahsil edilen kira bedellerinin kayıtlara intikal ettirilmemesi biçiminde gerçekleştirdiği eylemlerinin, kiracıların ve kendilerine yardım yapıldığı belirtilen ilgililerin beyanlarına başvurulması suretiyle açığa çıkarıldığı, bu haliyle zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarda bulunmak suretiyle zincirleme biçimde nitelikli zimmet suçunu işlediği tüm dosya kapsamından anlaşıldığı halde, nitelendirmede yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şekilde sadece basit zimmet suçundan karar verilmesi, Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1- d maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiği kabul edilmesine rağmen sanık İ. hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık İ. müdafiinin ve katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin, sanık İ. yönünden kazanılmış hakkı saklı tutulmak suretiyle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326 /son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 05.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: