5237 Sayılı TCK Madde 4 İçtihat

T.C.

YARGITAY

6. CEZA DAİRESİ

E. 2012/3541

K. 2014/2527

T. 10.2.2014

• HIRSIZLIK SUÇU ( Uzlaşma – Öncelikle Uzlaşma Çözümlenmesine Başvurulmalı Ulaşılan Sonuca Göre Lehe Kanunun Saptanması Gerektiği Dikkate Alınmadan Uzlaşma Kavramına Yanlış Anlam Yüklenip Lehe Yasa Değerlendirmesinde Yanılgıya Düşürülerek Hatalı Tespit Yapılmasının Doğru Olmadığı )

• UZLAŞMA ( Hırsızlık Suçu – 5252 S. Kanunun 9/3. Md.si Lehe Hüküm Önceki ve Sonraki Kanunların İlgili Bütün Hükümleri Olaya Uygulanarak Çıkan Sonuçların Birbiriyle Karşılaştırılmasını Zorunlu Kıldığından 5237 S. T.C.K.nın 116/2-4. Md.si Kapsamında Kalan Suç İçin Öncelikle Uzlaşma Çözümlenmesine Başvurulması Gerektiği )

• LEHE KANUN UYGULAMASI ( Hırsızlık Suçu – 5252 Sayılı Kanunun 9/3. Md.si Lehe Hüküm Önceki ve Sonraki Kanunların İlgili Bütün Hükümleri Olaya Uygulanarak Çıkan Sonuçların Birbiriyle Karşılaştırılmasını Zorunlu Kıldığı )

5237/m.142/1-b,143/1,116/2-4

765/m.492/1,81/2-3

ÖZET : Sanık hakkında görülen dava hırsızlık suçuna ilişkindir. Sanığın sübut bulan eyleminin, 765 Sayılı T.C.K.nın 492/1, 81/2-3. maddeleri ile 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K.nın 142/1-b, 143/1, 116/2-4. maddeleri kapsamında olup, 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddesi lehe hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılmasını zorunlu kıldığından 5237 Sayılı T.C.K.nın 116/2-4. maddesi kapsamında kalan suç için öncelikle uzlaşma çözümlenmesine başvurulmalı, ulaşılan sonuca göre lehe Kanunun saptanması gerektiği dikkate alınmadan uzlaşma kavramına yanlış anlam yüklenip. Lehe yasa değerlendirmesinde yanılgıya düşürülerek hatalı tespit yapılması doğru olmamıştır.

DAVA : yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

İşyerinde geceleyin hırsızlık yapmak suçundan sanık hakkında, 765 Sayılı T.C.K.nın 492/1, 81/2-3. maddelerinin uygulanması sonucunda verilen 4 yıl 1 gün hapis cezası şeklindeki mahkumiyet hükmü kesinleşmiştir.

1.6.2005 tarihinde 5237 Sayılı T.C.K.nın yürürlüğe girmesi üzerine lehe Kanunun saptanması için dosyanın yeniden ele alındığı, sanığa isnat edilen sübut bulan eyleminin 765 Sayılı T.C.K.nın 492/1. maddesiyle 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K.nın 142/1-b. 143/1,116/2-4. maddeleri kapsamında kaldığı, T.C.K.nın 116/2-4. maddelerinde düzenlenen suçun 5560 Sayılı Yasayla değişik 5271 Sayılı C.M.K.nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında kaldığı, mağdurun davacı ve şikayetçi olmaması sebebiyle uzlaşmanın gerçekleştiği kabulle, 5237 Sayılı T.C.K.nın daha lehe sonuç verdiği, yerel mahkemece kabul edilmiştir.

Uzlaşmanın gerçekleşip, gerçekleşmediği ve sanık hakkında lehe yasa karşılaştırmasının 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddesindeki ilkelere göre yapılıp, yapılmadığı noktasında sorun toplanmaktadır.

1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K.ve 5271 Sayılı C.M.K.nın 253. ve 254. maddeleri ile 6.12.2006 gün ve 5560 Sayılı yasa değiştirilerek daha geniş kapsam ve etkin sonuç verecek bir uygulamaya kavuşan uzlaşma, kanunumuza yeni giren bir kavramdır. Nasıl uygulanacağı C.M.K.nın 253. ve 254. maddelerinde düzenlenmiştir.

Uzlaşma şikayet müessesinden daha farklıdır. Ayrıca uzlaşma sanık lehine konulmuş, usulü bir kavram olmayıp aynı zamanda maddi ceza hukukunu da ilgilendirmektedir.

5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddesiyle yapılmak istenen 5237 Sayılı T.C.K.nın önceden kesin yargı haline gelmiş olan ve 765 Sayılı T.C.K.na göre konulmuş hükümde değişiklik yapılıp, yapılmamasının gerekip gerekmediğide saptanıp, gereğinde yeni hüküm kurmak ve sınırlı uyarlama yargılamasıyla önceki hükümde sabit kabul edilen olaya önceki ve sonraki ceza yasalarını birbirine karıştırmadan, uygulanması ve her iki Kanunun ayrı ayrı sonuçları ve/veya ceza sorumluluğunu kaldıran hallerin belirlenmesi gerekmektedir.

Uyarlama yargısı infazı ilgilendirir. İnfazda kazanılmış haktan da bahsedilemez. Hal böyle olunca;

Sanığın sübut bulan eyleminin, 765 Sayılı T.C.K.nın 492/1, 81/2-3. maddeleri ile 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K.nın 142/1-b, 143/1, 116/2-4. maddeleri kapsamında olup, 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddesi lehe hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılmasını zorunlu kıldığından 5237 Sayılı T.C.K.nın 116/2-4. maddesi kapsamında kalan suç için öncelikle uzlaşma çözümlenmesine başvurulmalı, ulaşılan sonuca göre lehe Kanunun saptanması gerektiği dikkate alınmadan uzlaşma kavramına yanlış anlam yüklenip. Lehe yasa değerlendirmesinde yanılgıya düşürülerek hatalı tespit yapılması.

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık Y. N. savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, maddi ceza hukukuna dair infaz aşamasındaki lehe uygulamaların kazanılmış hak teşkil etmeyeceği gözetilerek, hükmün açıklanan sebeple istem gibi BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 10.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: