5237 Sayılı TCK Madde 22 İçtihat

T.C.

YARGITAY

12. CEZA DAİRESİ

E. 2014/8620

K. 2014/16069

T. 27.6.2014

• VAN DEPREMİNDE YIKILAN OTEL NEDENİYLE AÇILAN TAKSİRLE ÖLDÜRME DAVASI ( Sanığın Otel Binasının Evveliyatını Bilen ve Uzun Süredir Oteli İşleten Tecrübeli Tacir Olduğu/Sanığın İlk Depremden Sonra Israrla Oteli İşletmeye Devam Ettiği – İkinci Depremde Otelin Çökmesi Nedeniyle 24 Kişinin Öldüğü/Bilinçli Taksirin Oluştuğu )

• BAYRAM OTEL DAVASI ( Sanığın Van’da Yer Alan Otel Binasının Evveliyatını Bilen ve Uzun Süredir Oteli İşleten Tecrübeli Tacir Olduğu/Sanığın İlk Depremden Sonra Israrla Oteli İşletmeye Devam Ettiği – İkinci Depremde Otelin Çökmesi Nedeniyle 24 Kişinin Öldüğü/Bilinçli Taksirin Oluştuğu )

• BİLİNÇLİ TAKSİRLE ÖLDÜRME ( Sanığın Van’da Yer Alan Otel Binasının Evveliyatını Bilen ve Uzun Süredir Oteli İşleten Tecrübeli Tacir Olduğu/Sanığın İlk Depremden Sonra Israrla Oteli İşletmeye Devam Ettiği – İkinci Depremde Otelin Çökmesi Nedeniyle 24 Kişinin Öldüğü/Bilinçli Taksirin Oluştuğunun Kabul Edileceği )

• CEZANIN BELİRLENMESİ ( Van Depreminde Yıkılan Bayram Otelde Ölenler Nedeniyle Açılan Taksirle Öldürme Davası/Sanığın Yetkisi ve Olanağı Bulunmasına Rağmen Binayı Güçlendirmediği – Otele Bir Milyon Liralık Harcama Yaptığı Ancak Bunların Dizayna İlişkin Olduğu/Cezanın Azami Hadde Yakın Olarak Belirlenmesi Gereği )

• ŞİKAYETTEN VAZGEÇME ( Taksirle Öldürme/Katılan Vekilinin Şikayetten Vazgeçtiği – Katılmanın Hükümsüz Kaldığı/Katılan Yararına Vekalet Ücretine Hükmedilemeyeceği )

• KATILMANIN HÜKÜMSÜZ KALMASI ( Taksirle Öldürme/Katılan Vekilinin Şikayetten Vazgeçtiği – Katılmanın Hükümsüz Kaldığı/Katılan Yararına Vekalet Ücretine Hükmedilmemesi Gereği )

• VEKALET ÜCRETİ ( Taksirle Öldürme/Katılan Vekilinin Şikayetten Vazgeçtiği – Katılmanın Hükümsüz Kaldığı/Katılan Yararına Vekalet Ücretine Hükmedilmemesi Gereği )

5237/m.22,85

Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik

ÖZET : Taksirle öldürme suçundan açılan kamu davasında; 23 Ekim 2011 tarihinde yerel saatle 13:41 sıralarında değişik kuruluşlara göre şiddeti 7.1 ila 7.3 arasında değişen yıkıcı bir deprem meydana gelmiştir. Depremin birinci haftasında, bölgede büyüklüğü 4.0-4.9 arasında toplam 114 deprem meydana gelmiş olup; şiddeti 5.0 ‘dan büyük olan deprem sayısı ise 7 dir.

İlk deprem sonrası artçı şoklar devam ederken, 9 Kasım 2011 tarihinde şiddeti 5.7 olan ve farklı bir faydan kaynaklanan ikinci bir deprem meydana gelmiştir. Bu depremin merkez üssünün Van İl merkezinin güney batısında kalan Edremit ilçesi olduğu anlaşılmıştır. Sanığın sahibi ve işleteni olduğu Bayram Oteli bu deprem sonucu yıkılarak çökmüş, göçük ve enkaz altında kalan yirmidört kişi ölmüştür.

Sanığın Bayram Otel binasının evveliyatını çok iyi bilen ve uzun yıllardır da bu binada faaliyet gösteren otelin işletmeciliğini yapan tecrübeli bir tacir olduğu, binanın eski olması, sonradan yapılan esaslı değişikliklerin binaya ek yük yüklemesi, ileride yaşanacak herhangi bir depremde, otel binasının daha önce aldığı hasar nedeniyle yıkılabileceğinin sanık tarafından da öngörülmesi gereken bir husus olduğu, otelin alt katında faaliyet gösteren banka için hazırlanmış, gözleme dayalı ön hasar tespit raporunda güçlendirme projesi ve iyileştirme çalışmaları yapılması gerektiği, binanın risk taşıdığı belirtilmesine rağmen, sanığın bir daha deprem yaşanmayacağına inanması, geçmiş deneyimlerinin şanslı sonuçlanması gibi nedenlerle bu riski göze aldığı ve oteli, kesin hasar tespit çalışmaları sonuçlandırılıp güvenli olduğu anlaşılana kadar işletmeye ara vermesi gerekirken, depreme dayanıklılık testi yaptırmak bir yana ön hasar tespit çalışması dahi yaptırmadan ve 23.10.2011 tarihindeki depremden sonra hiç ara vermeden işletmeye devam ettiği anlaşıldığından, sanığın meydana gelen neticeyi öngördüğünün, dolayısıyla da olayda bilinçli taksir halinin bulunduğunun kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Sanığın otel binasını yetkisi ve olanağı bulunmasına rağmen güçlendirmediği, otel binasının özellikle yaşı ve bulunduğu bölge itibariyle yüksek riskli deprem kuşağında yer almasına rağmen, depremden bir yıl kadar önce yaptırdığı bir milyon lirayı geçen tadilatın, otel binasının taşıyıcı sistemi ile değil, otelin iç ve dış dizaynı ile ilgili olduğu nazara alındığında, sanığın kusurunun ilk deprem sonrası gerekli inceleme ve hasar tespiti yaptırmamakla, bu tespitler yapılana kadar oteli kullanmamakla sınırlı olmadığı, inşaat ve tadilatlarında eksiklikleri bulunduğunu bildiği eski otel binasının en azından 2007 deprem yönetmeliğine uygun hale getirilmemesi, binanın taşıyıcı sisteminin güçlendirilmemesi sebebiyle de kusurlu olduğunun nazara alınıp, olay nedeniyle 24 kişinin öldüğü değerlendirilerek; iki sınır arasında temel ceza belirlenirken adalet, hakkaniyet ve nasafet kurallarına uygun makul ve azami hadde yakın bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, 10 yıl temel ceza tayini,

Kendisini vekille temsil ettiren katılan vekilinin şikayetten vazgeçtiği anlaşılmakla, şikayetten vazgeçme ile katılmanın hükümsüz kaldığı dikkate alınmadan, katılan yararına vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırıdır.

DAVA : Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafileri, kendi adına asaleten Ş. Ç., M. A. Ç. ve E. Ç.’na velayeten katılan B. Ç. vekili, katılan H. U. A. vekili, katılan A. A. A.’a velayeten H. U. A. vekili, katılan M. D. vekili, katılanlar P. B., K. B., H. B. ve A. B. vekili, katılanlar S. A. G., N. G. ve R. K. vekili, kendi adına asaleten E. M. A. ve M. S. A.’a velayeten katılan Z. A. vekili, katılanlar S. K., S. K., Ö. C. K., M. K., M. K. ve Y. Ö. K. vekili, katılanlar M. A. E., K. E., T. E., N. E., S. E., B. A., G. Y., A. E. Y., E. N. Y., M. E., H. S. ve L. İ. vekili, Katılanlar S. K., M. K., S. K., ve S. K. vekili tarafından temyiz edilmekle, duruşmalı olarak yapılan incelemede gereği düşünüldü:

KARAR : Katılanlar M. A. E., K. E., T. E., N. E., S. E., B. A., G. Y., A. E. Y., E. N. Y., M. E., H. S. ve L. İ. vekilinin temyiz talebinin, yüzüne karşı verilen hükmü CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra, 21.10.2013 tarihinde temyiz etmesi nedeniyle reddine dair görüşe, temyiz dilekçesi üzerinde ve temyiz formunda 11.10.2013 tarihinin yazması, temyiz dilekçesi üzerine 21.10.2013 tarihinde açılan hakim havalesi altında hakim imzasının bulunmaması nedeni ile temyizin 11.10.2013 tarihinde yapıldığının, dolayısıyla süresinde olduğunun kabul edilmesi nedeni ile iştirak edilmemiştir.

I- )Katılanlar S. K., M. K., S. K. ve S. K. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Katılanlar vekilinin yüzüne karşı 07.10.2013 tarihinde verilen hükmü, 21.10.2011 tarihinde ve CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra temyiz ettiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK.un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,

II- )Sanık müdafileri ve diğer katılanlar vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

23 Ekim 2011 tarihinde yerel saatle 13:41 sıralarında Van şehir merkezinin yaklaşık 20 km. kuzeyinde, Erçek Gölünün batısında, Kasımoğlu Köyü civarlarında, değişik kuruluşlara göre şiddeti 7.1 ila 7.3 arasında değişen yıkıcı bir deprem meydana gelmiş, Van İl merkezinin yanı sıra Erciş İlçesi ve civar köylerde önemli hasara yol açmıştır. Depremin birinci haftasında, bölgede büyüklüğü 4.0-4.9 arasında toplam 114 deprem meydana gelmiş olup; şiddeti 5.0 ‘dan büyük olan deprem sayısı ise 7 dir. İlk deprem sonrası artçı şoklar devam ederken, 9 Kasım 2011 tarihinde şiddeti 5.7 olan ve farklı bir faydan kaynaklanan ikinci bir deprem meydana gelmiştir. Bu depremin merkez üssünün Van İl merkezinin güney batısında kalan Edremit ilçesi olduğu anlaşılmıştır. Sanığın sahibi ve işleteni olduğu Bayram Oteli bu deprem sonucu yıkılarak çökmüş, göçük ve enkaz altında kalan A. Y., A. K. G., G. Y., A. M., M. Ç., Ç.O.G, H. B., T. A., E. T., A. Ö., Ö. E., S. K., S. Y., E. A., R. Y., O. Y., C. E., R. K., R. O., S. K., B. Ö., T. K., R. A. ve J. M. ölmüştür. Toplam 24 kişinin öldüğü, katılan M. D.’in ise yaralandığı olayın yargılaması sırasında alınan ve hükme esas tutulan Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğretim üyelerinden kurulu Nisan 2012 tarihli bilirkişi raporunda da işaret edildiği üzere, otelin 19/09/2003 tarihinden itibaren işletmecisi olan “sanığın işlettiği otel binasının 1964 yılında inşa edilen, 1978, 1998 ve 2007 deprem yönetmeliklerine göre güçlendirilmemiş eski bir bina olduğu, otele sonradan ilave edilen kısımların bulunduğu, proje dışı yapılan ek kısımların binalarda deprem güvenliği açısından son derece tehlike oluşturduğunun bilindiği, otel binasının babası tarafından inşa ettirilmiş olması nedeniyle sanığın, otelin eski bir bina olduğu, sonradan yapılan esaslı değişikliklerden ve otele ek yük yükleyen çelik konstrüksiyon çatıdan haberdar olduğu, otel binasının dış cephesinin amerikansyding denilen bir kaplama malzemesi ile kaplanarak yenilenmesi, kolonların alçıpanlarla giydirilmiş olması, tavanlara asma tavan ve alçıpan kartonpiyer uygulamalarının yapılması nedeniyle dışarıdan yapılacak basit bir gözlemle çatlakların görünmeyeceği ve hasar tespiti yapılmasının mümkün olmadığı hususunun sanık tarafından bilindiği, kaplama yapılmış binalarda kaplamanın altına bakılarak, matkaplarla bu kaplamalar açılarak sıvalarda, kolonlarda çatlaklar olup olmadığının incelenmesi, taşıyıcı sistemden numuneler alınıp test edilmesi gerektiği, sanığın kesin hasar tespit raporu hazırlanması için inceleme yaptırmak, işin uzmanlarından görüş almak, bilimsel analizler yaptırmak bir yana gözleme dayalı olarak hazırlanan ön hasar tespit çalışmasını dahi yaptırmadan, 120 kişilik barınma kapasitesi olan, toplu olarak yaşayan insan sayısının fazla olduğu eski bir binayı, 23 Ekim 2011 tarihinde gerçekleşen 7,2 büyüklüğündeki depremden sonra ara vermeksizin işletmeye devam ettiği, sanığın Bayram Otel binasının evveliyatını çok iyi bilen ve uzun yıllardır da bu binada faaliyet gösteren otelin işletmeciliğini yapan tecrübeli bir tacir olduğu, binanın eski olması, sonradan yapılan esaslı değişikliklerin binaya ek yük yüklemesi, yenileme faaliyeti kapsamında yapılan kaplama işlemi nedeniyle duvar ve kolonlardaki çatlakların dışarıdan gözle bakılarak tespit edilememesi nedeniyle binanın 23.10.2011 tarihinde gerçekleşen depremde hasar görmüş olabileceğinin, ileride yaşanacak herhangi bir depremde, otel binasının daha önce aldığı hasar nedeniyle yıkılabileceğinin sanık tarafından da öngörülmesi gereken bir husus olduğu, otelin alt katında faaliyet gösteren Albaraka Türk Bankası için hazırlanmış, gözleme dayalı ön hasar tespit raporunda güçlendirme projesi ve iyileştirme çalışmaları yapılması gerektiği, binanın risk taşıdığı belirtilmesine rağmen, sanığın bir daha deprem yaşanmayacağına inanması, geçmiş deneyimlerinin şanslı sonuçlanması gibi nedenlerle bu riski göze aldığı ve oteli, kesin hasar tespit çalışmaları sonuçlandırılıp güvenli olduğu anlaşılana kadar işletmeye ara vermesi gerekirken, depreme dayanıklılık testi yaptırmak bir yana ön hasar tespit çalışması dahi yaptırmadan ve 23.10.2011 tarihindeki depremden sonra hiç ara vermeden işletmeye devam ettiği anlaşıldığından, sanığın meydana gelen neticeyi 5237 sayılı TCK’nun 22/3. maddesi kapsamında öngördüğünün, dolayısıyla da olayda bilinçli taksir halinin bulunduğunun” kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafileri ve katılanlar vekillerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

1- )”T… B…” ticaret unvanı ile 01.04.1974 tarihinden itibaren otel, kıraathane ve hamam işletmeciliği iş konularında meşgul olduğu anlaşılan, 19/09/2003 tarihinden itibaren de resmi olarak Bayram Otel işletmecisi olan sanığın, mülkiyeti kendisinin de hissedarı ve sorumlusu olduğu M… S… B… San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye ait olan, Van İlinin 1. derecece deprem bölgesi olmasına rağmen statik projesi, statik hesap raporu ve zemin raporu olmaksızın, 1964 yılında konut olarak, inşaat tekniğine ve mevzuatına aykırı şekilde, 2011 yılında ölmüş bulunan babası M. S. B. tarafından inşa ettirilen, 1969 yılından itibaren otel olarak işletilen bodrum, 5 normal kat ve üstü çelik konstrüksiyon çatı sistemi kapatılmış bulunan kaçak teras kattan oluşan otel binasını, söz konusu eksikliklerini bilmesine rağmen 1975, 1998 ve 2007 tarihli Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yetkisi ve olanağı bulunmasına rağmen güçlendirmediği, otel binasının özellikle yaşı ve bulunduğu bölge itibariyle yüksek riskli deprem kuşağında yer almasına rağmen, depremden bir yıl kadar önce yaptırdığı bir milyon lirayı geçen tadilatın, otel binasının taşıyıcı sistemi ile değil, otelin iç ve dış dizaynı ile ilgili olduğu nazara alındığında, sanığın kusurunun ilk deprem sonrası gerekli inceleme ve hasar tespiti yaptırmamakla, bu tespitler yapılana kadar oteli kullanmamakla sınırlı olmadığı, inşaat ve tadilatlarında eksiklikleri bulunduğunu bildiği eski otel binasının en azından 2007 deprem yönetmeliğine uygun hale getirilmemesi, binanın taşıyıcı sisteminin güçlendirilmemesi sebebiyle de kusurlu olduğunun nazara alınıp, olay nedeniyle 24 kişinin öldüğü değerlendirilerek; iki sınır arasında temel ceza belirlenirken adalet, hakkaniyet ve nasafet kurallarına uygun makul ve azami hadde yakın bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, 10 yıl temel ceza tayini,

2-Kendisini vekille temsil ettiren katılan G. K. vekilinin 02.05.2013 tarihli dilekçesi ile şikayetten vazgeçtiği anlaşılmakla, şikayetten vazgeçme ile katılmanın hükümsüz kaldığı dikkate alınmadan, katılan yararına vekalet ücretine hükmedilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı olup, sanık müdafileri ve katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince tebliğnamedeki isteme aykırı olarak bilinçli taksir yönünden oyçokluğuyla, diğer bozma nedenleri yönünden ise oybirliği ile BOZULMASINA, 27.06.2014 tarihinde, karar verildi.

KARŞI OY : Taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırıcı ölçüt taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörememesi, bilinçli taksir halinde ise bu neticeyi öngörmüş olması olduğuna göre; ilk deprem öncesinde, deprem anında ve sonrasında otel binasında, nitelikli bir hasar bulunmadığı yönündeki güvenlik kamerası kayıtları, sanığın ilk deprem sonrası hasar tespiti için Van Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na başvurduğuna ilişkin savunması, bu savunmanın tanık beyanları ve bu arada Afad şube müdürü tanık A. G.’in beyanı ile desteklenmesi, Albaraka Türk Katılım Bankası tarafından 23.10.2011 tarihli deprem sonrası Van şubesi ile sınırlı olarak, Y… İnşaat Tic. ve San. Ltd. Şti’ne, Bayram Otel altındaki Van şubesinin durumunun genel bir değerlendirmesi sonucu verilen 25.10.2011 tarihli raporun sonuç kısmında iskan edilebilir şeklindeki tespit ve bu raporu hazırlayan makine mühendisi tanık İ. S. Y.’nın duruşmada binaya girilebilir olduğunu ancak küçük bir risk olduğunu ifade etmesi, otelin sigortasını yapmış olan Axa Sigorta A.Ş. eksperi tarafından düzenlenen 01.11.2011 tarihli Deprem Ekspertiz Raporu’nda; ilk deprem sonrası binada sadece boya, dış cephe ve zemin seramik hasarları için 10.520 TL tazminat ödemesi yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmış olması, ilk deprem sonrası Van Valisi ile diğer yetkililerin, büyük bir depremden sonra fay hattının enerjisini boşalttığını, bu nedenle yıkıcı bir deprem beklenmediğini bildirip, evlere girilebileceğini basın yolu ile ifade etmeleri, ilk deprem nedeniyle yurt içinden ve yurt dışından gelen yardım kuruluşu görevlileri ile gazetecilerin ve bu arada bir kısım kamu görevlilerinin güvenli buldukları için Bayram Otelde kalmaları ile sanığın kardeşi A. B.’ın enkazdan çıkarılmış olması ve sanığın kendisinin de otelde kaldığına dair aksi ispat edilemeyen savunması nazara alındığında binanın yapımında herhangi bir sorumluluğu bulunmayan sanığa yüklenebilecek kusurun ilk deprem sonrası bina ile ilgili tespitleri yaptırmamaktan ibaret olduğu, gerek yapılan dış kaplamada gerekse binanın içinde yapılan tadilatlarda binadaki hasarları gizleme yönünde hareket edildiğine ilişkin bir tespitin bulunmaması karşısında, sanığın neticeyi öngördüğünden söz edilemeyeceğinden bilinçli taksirin koşulları oluşmadığı görüşü ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: