5237 sayılı TCK madde 2 İçtihat

T.C.

YARGITAY

13. CEZA DAİRESİ

E. 2014/9309

K. 2014/23898

T. 8.7.2014

• HIRSIZLIK ( Cezaî Sorumluluğu Bulunduğu Anlaşılan Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Sağlık Danışmanlık ve Eğitim Tedbirine Hükmolunamayacağı )

• SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUĞUN CEZAİ SORUMLULUĞU BULUNMASI ( Hırsızlık – Çocuk Hakkında Sağlık Danışmanlık ve Eğitim Tedbirine Hükmolunamayacağı )

• SAĞLIK DANIŞMANLIK EĞİTİM TEDBİRİ ( Hırsızlık – Çocuk Hakkında Sağlık Danışmanlık ve Eğitim Tedbirine Hükmolunmaması Gereği )

• İŞYERİ DOKUNULMAZLIĞINI İHLALE TEŞEBBÜS ( Sanığın Olaydan Yaklaşık 2 Hafta Önce Aynı İşyerine Girdiği Savunması Gözetildiğinde Zincirleme Suç Kaidelerinin Uygulanmasının Hukuka Uygun Olduğu Ancak Netice Olarak Hapis Cezasının 2 Kez Uygulanacağının Gösterilmesinin Hukuka Aykırı Olduğu )

5237/m. 2, 43, 142, 145

5271/m. 231, 260, 267, 27

5395/m. 5, 11

ÖZET : Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; cezaî sorumluluğu bulunduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında sağlık, danışmanlık ve eğitim tedbirine hükmolunamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırıdır.

Suça sürüklenen çocuk hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde suça sürüklenen çocuğun teşebbüs halinde kalan eylemi ile yakalandığı olaydan yaklaşık 2 hafta önce aynı işyerine girdiği yolundaki savunması gözetildiğinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı suçu birden fazla kez işlediğinin anlaşılması karşısında, atılı suç bakımından kurulan hükümde, zincirleme suç kaideleri uyarınca cezada artırımına gidildiği ve bu yönde yapılan uygulama doğru olduğu halde, netice olarak belirlenen hapis cezasının 2 kez uygulanacağı gösterilmek yoluyla hükümde çelişkiye neden olunması hukuka aykırıdır.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : Suça sürüklenen çocuk hakkında 30.12.2010 tarih 2009/214 İddianame numaralı Ek İddianame ile TCK’nın 151/1 ve 31/2 maddelerinden cezalandırılması talebiyle açılan kamu davası hakkında zamanaşımı süresi içinde karar verilmesi olanaklı kabul edilmiştir.

I- ) Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlığa teşebbüs suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;

Suça sürüklenen çocuğun teşebbüs halinde kalan 01.07.2014 tarihli eylemi ile yakalandığı olaydan yaklaşık 2 hafta önce aynı işyerine girdiği yolundaki savunması gözetildiğinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı suçu birden fazla kez işlediğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında hırsızlık suçundan bir kez hüküm kurularak kurulan hükümde TCK’nın 43. maddesi gereğince arttırım yoluna gidilmesi gerektiği gözetilmeden hem hırsızlık hem de hırsızlığa teşebbüs suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verildiği, hırsızlığa teşebbüs suçu nedeniyle açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükmün itiraz edilmeden 07.05.2013 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması karşısında atılı suç yönünden temyiz incelenmesi sonrasında kanun yararına bozma yolu ile kararın düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

5271 sayılı CMK’nın 231 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın temyizi olanaklı bulunmayıp aynı maddenin 12. fıkrası uyarınca itirazı olanaklı kararlardan olduğu anlaşılmakla, dosyanın itiraz merciince incelenmek üzere tebliğnameye uygun olarak mahalline İADESİNE,

II- ) Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde,

Suça sürüklenen çocuk hakkında atılı suçtan kurulan hükümde, eylemin gece vakti işlenmesi nedeniyle TCK’nın 143. maddesi uyarınca ceza arttırımına gidildiği sırada uygulama maddesinin 143. yerine 43. madde olarak gösterilmesi de mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata kabul edilmiştir.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; atılı suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- ) Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçu nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b ve 143. maddeleri uyarınca belirlenen 2 yıl 4 ay hapis cezasından aynı Yasanın 31/2 maddesi gereğince 1/2 oranında indirim yapıldığı sırada 1 yıl 2 ay hapis cezası yerine 1 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedilmesi, aynı Yasanın 62. maddesinin uygulanması esnasında, yanlış teselsülün devam ettirilerek, netice cezanın 11 ay 20 gün yerine 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,

2- ) 5237 sayılı TCK’nın 2/1. maddesinin 2. cümlesinin “Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunmaz” hükmünü taşıdığı, aynı Kanun’un 31. maddesi uyarınca, fiili işlediği sırada 12 yaşından küçük olan ya da 12-15 yaş grubunda olup da işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği yeterince gelişmeyen kişilerin ( çocukların ) cezai sorumluluğunun olmadığı, ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanacağı, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 11. maddesinin “Bu Kanunda düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirler, suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır.” hükmünü içerip, aynı Kanun’un 5. maddesinin başlığının ise; “koruyucu ve destekleyici tedbirler” olduğu göz önüne alındığında yukarıda özetlenen âmir hükümler çerçevesinde cezaî sorumluluğu bulunduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca sağlık, danışmanlık ve eğitim tedbirine hükmolunamayacağının gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk Muhammet müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 1- hırsızlık suçu yönünden hüküm fıkrasında yer alan “1 yıl 4 ay ve 1 yıl 1 ay 10 gün” ibarelerinin silinerek yerine “1 yıl 2 ay ve 11 ay 20 gün” ibarelerinin yazılması suretiyle netice cezanın “11 ay 20 gün” olarak belirlenmesine, 2- hüküm fıkrasından “sağlık, danışmanlık ve eğitim tedbiri uygulanmasına” ilişkin bölüm çıkarılarak, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

III- ) Suça sürüklenen çocuk hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince,

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; atılı suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- ) Suça sürüklenen çocuğun teşebbüs halinde kalan 01.07.2014 tarihli eylemi ile yakalandığı olaydan yaklaşık 2 hafta önce aynı işyerine girdiği yolundaki savunması gözetildiğinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı suçu birden fazla kez işlediğinin anlaşılması karşısında, atılı suç bakımından kurulan hükümde, zincirleme suç kaideleri uyarınca TCK’nın 43. maddesi uygulanarak verilen cezada artırımına gidildiği ve bu yönde yapılan uygulama doğru olduğu halde, netice olarak belirlenen 6 ay 7 gün hapis cezasının 2 kez uygulanacağı gösterilmek yoluyla hükümde çelişkiye neden olunması,

2- ) 5237 sayılı TCK’nın 2/1. maddesinin 2. cümlesinin “Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.” hükmünü taşıdığı, aynı Kanun’un 31. maddesi uyarınca, fiili işlediği sırada 12 yaşından küçük olan ya da 12-15 yaş grubunda olup da işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği yeterince gelişmeyen kişilerin ( çocukların ) cezai sorumluluğunun olmadığı, ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanacağı, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 11. maddesinin “Bu Kanunda düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirler, suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır.” hükmünü içerip, aynı Kanun’un 5. maddesinin başlığının ise; “koruyucu ve destekleyici tedbirler” olduğu göz önüne alındığında yukarıda özetlenen âmir hükümler çerçevesinde cezaî sorumluluğu bulunduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca sağlık, danışmanlık ve eğitim tedbirine hükmolunamayacağının gözetilmemesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk Muhammet müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 08.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: