Mülga 6762 sayılı TTK madde 324 İçtihat

T.C.

YARGITAY

23. HUKUK DAİRESİ

E. 2013/7876

K. 2014/1680

T. 6.3.2014

• İFLAS DAVASI ( Davacı Şirketin Borca Batık Durumda Olup Olmadığı Konusunda Yeterli İnceleme Yapılmadığı – Davacı Vekilinin Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesindeki Açıklamaları da Gözetilerek ve Dava Sırasındaki Gelişmeler de Dikkate Alınarak Gerekli İnceleme ve Araştırmanın Resen Yapılması Gerektiği )

• BORCA BATIKLIK ( Varlıkların Rayiç Değerine ve Alacaklılar Listesinde Gösterilenler İle Gerçek Anlamda Tespit Edilebilecek Diğer Borçların Tutarına Göre Belirlenmesi Gerektiği – Borca Batıklıktan Kurtulmanın İse Tüm Borçların Ödenmesi Anlamına Gelmediğinin Gözetilmesi Gerektiği/İflas Davası )

• BİLİRKİŞİ RAPORU ( İflas Davası – Davacı Vekilinin Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesindeki Açıklamaları da Gözetilerek ve Dava Sırasındaki Gelişmeler de Dikkate Alınarak Gerekli İnceleme ve Araştırmanın Resen Yapılması ve Bilirkişi Kurulu Raporunda Tespit Edilen Eksik Bilgi ve Belgelerin Diğer Kurumlardan Temine Çalışılması Gerektiği )

• BORCA BATIKLIK BİLANÇOSU ( Borçlu Şirket Tarafından İbraz Edilen Bilanço Üzerinde Mahallinde Bilirkişi İncelemesi Yaptırılarak Rayiç Değerler ve Yapılan Araştırma Sonucu Elde Edilen Gerçekçi Verilere Göre Bilirkişilerce Yeniden Oluşturulacak Şirket Bilançosu da Dikkate Alınıp Bir Sonuca Gidilmesi Gerektiği – İflas Davası )

2004/m.178,179

6762/m.324

ÖZET : Dava, İİK.’nın 178. ve 179. madde hükümlerine dayalı doğrudan iflas istemine ilişkindir. İİK’nın 178. ve 179. maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için şirketin borca batık durumda olması gerekir. Somut olayda mahkemece, davacı şirketin borca batık durumda olup olmadığı konusunda yeterli inceleme yapılmamıştır. TTK’nın 556. madde yollaması ile uygulanması gereken TTK’nın 324. maddesine göre borca batıklık bilançosunda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançonun çıkarılması gerekir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço üzerinde mahallinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu ( borca batıklık bilançosu ) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir.

Borca batıklık, TTK’nın 324. maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerine ve İİK’nın 178/1. madde ve fıkrasında belirtilen alacaklılar listesinde gösterilenler ile gerçek anlamda tespit edilebilecek diğer borçların tutarına göre belirlenmelidir. Borca batıklıktan kurtulma ise tüm borçların ödenmesi anlamına gelmeyip, aktifin pasiften fazla olmasını ifade eder. Mahkemece, açıklanan ilkeler doğrultusunda ve davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesindeki açıklamaları da gözetilerek ve dava sırasındaki gelişmeler de dikkate alınarak, gerekli inceleme ve araştırmanın re’sen yapılması, bilirkişi kurulu raporunda tespit edilen eksik bilgi ve belgelerin diğer kurumlardan temine çalışılması, sonucuna göre bir karar verilmelidir.

DAVA : Davacının açmış olduğu iflas davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahil L… A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, dava dilekçesinde ve son oturumdaki beyanında madeni yağ üretimi ve satışı işi ile iştigal eden müvekkili şirketin, piyasadaki durgunluk sebebiyle alacaklarını alamadığını, bankalara olan borçlarını ödeyemediği, mali durumunun zayıfladığını, borca batık hale düştüğünü, bu nedenle TTK’nın 324/2. maddesi gereğince ortaklar kurulunun toplanıp ara bilanço hazırladığını, buna göre şirketin borca batık olduğunu ileri sürerek, müvekkili şirketin acz hali ya da sermaye kaybı nedeniyle iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Müdahiller vekilleri, müvekkillerinin şirketten alacaklı olduğunu beyan etmişlerdir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının iddiasının değerlendirilmesi için istenilen defterleri sunmadığı, sunulan 2011 yılı kurumlar vergi beyannamesi ve eklerinin, davacının alacaklarını tahsil edemediği ve borçlarını ödeyemez hale geldiği iddialarını doğrulamadığı, bu kapsamda davacı iddialarının ispatlanamadığı, kamu düzeninden olan ve mahkemece doğruluğu yasa çerçevesindeki usullere göre saptandıktan sonra verilebilecek doğrudan doğruya iflas koşullarının sabit olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, müdahil L… A.Ş. vekili temyiz etmiştir.

Dava, İİK.’nın 178. ve 179. madde hükümlerine dayalı doğrudan iflas istemine ilişkindir. 6762 sayılı TTK’nın 324. ve İİK’nın 179. maddeleri uyarınca borca batık hale gelen şirket bunu mahkemeye bildirmek ve iflasını istemek zorundadır. İİK’nın 181. maddesinin aynı Kanun’un 160. maddesine yaptığı yollama nedeniyle, İİK’nın 178. ve 179. madde hükümleri uyarınca doğrudan iflas talebinde bulunan şirket temsilcisi ya da müdürü, ilk alacaklılar toplantısına kadar gerekli masraflar ile iflas kararının kanun yolları için gerekli tebliğ masraflarını avans olarak mahkeme veznesine yatırmalıdır. ( somut olayda yatırılmıştır. )

İİK’nın 178. ve 179. maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için şirketin borca batık durumda olması gerekir.Aciz hali borçlunun ödeme araçlarından yoksunluğu nedeniyle, derhal ödemesi gereken para borçlarını ödemek konusundaki yeterli ekonomik imkana sahip olmamasıdır. Borca batıklık ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Borçlunun aciz haline kadar ağır olursa olsun

Somut olayda mahkemece, davacı şirketin borca batık durumda olup olmadığı konusunda yeterli inceleme yapılmamıştır. TTK’nın 556. madde yollaması ile uygulanması gereken TTK’nın 324. maddesine göre borca batıklık bilançosunda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançonun çıkarılması gerekir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço üzerinde mahallinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu ( borca batıklık bilançosu ) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Borca batıklık, TTK’nın 324. maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerine ve İİK’nın 178/1. madde ve fıkrasında belirtilen alacaklılar listesinde gösterilenler ile gerçek anlamda tespit edilebilecek diğer borçların tutarına göre belirlenmelidir. Borca batıklıktan kurtulma ise tüm borçların ödenmesi anlamına gelmeyip, aktifin pasiften fazla olmasını ifade eder.

Bir sermaye şirketinin borca batıklık bildiriminde bulunarak iflasını istemesi halinde, bu durumun mahkemece re’sen tespiti gerekir. Bu tespitin yapılmasında, davacının sunduğu delillere ek olarak, mahkemece gerekli görülen diğer delillerin toplanması, bu kapsamda ilgisi görülen kamu kurumlarından alınacak bilgiler, yapılacak keşif ve mahkemece atanacak bilirkişilerce düzenlenecek raporlar da değerlendirilmelidir. Borca batıklığın tespitinde sadece davacının kayıtlarına değil, varlıklarının rayiç değerlerine de özellikle bakılmalı, bu noktada, konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulmalıdır. Dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklık sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir. Açıklanan durum karşısında davacı şirketin mevcut kayıtları; mahkemece ulaşılabilecek tapu, trafik, banka, vergi daireleri, sanayi ve ticaret odaları, ticaret sicil kayıtları gibi hakkında bilgi alınabilecek belgeler ve müdahillerin sunacakları bilgi ve belgeler, varlık kalemlerinin rayiç değerlerine ilişkin uzman ( teknik ) bilirkişi görüşleri ve somut olay bakımından özellik arz edebilecek diğer veriler toplandıktan sonra, konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden alınacak teknik, detaylı ve denetime elverişli rapor sonucuna göre borca batıklığın yukarıda gösterilen ilkeler çerçevesinde tespiti ile varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Somut olayda, hükme esas bilirkişi kurulu ek raporunun bazı bölümleri denetime elverişli değildir.

Mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda ve davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesindeki açıklamaları da gözetilerek ve dava sırasındaki gelişmeler de dikkate alınarak, gerekli inceleme ve araştırmanın re’sen yapılması, bilirkişi kurulu raporunda tespit edilen eksik bilgi ve belgelerin diğer kurumlardan temine çalışılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacı tarafın mevcut delillere göre davasını ispat edemediği yönündeki bilirkişi kurulu görüşüne itibar edilerek, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, müdahil L… A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: