6102 Sayılı TTK madde 377 İçtihat

T.C.

YARGITAY

23. HUKUK DAİRESİ

E. 2011/4820

K. 2012/1576

T. 1.3.2012

• İFLASIN ERTELENMESİ TALEBİ ( Rayiç Tespiti Yapılmaması ve Sadece Kasa ve Banka Kayıtlarından Hareketle Denetime Elverişli Olmayan Belirlemeler Yapıldığı – Dosyaya Muhasebe ve İşletme Tekniği Açısından Nitelikli Hiçbir Veri Konulmamasının İsabetsiz Olduğu )

• ERTELEME SÜRESİ ( İflasın Ertelenmesi İstemi – Erteleme Süresi Beş Yıl İle Sınırlandırıldığı Düşünüldüğünde Tedbirlerle Sağlanan Sonuç Yargıtay İncelemesinin Yapıldığı Tarih İtibariyle Bu Süre Dolduğu/Erteleme Kararı Kesinleşmeden Ertelemenin Uzatılmasına da Karar Verilemeyeceği )

• RAYİÇ TESPİTİ YAPILMAMASI ( Sadece Kasa ve Banka Kayıtlarından Hareketle Denetime Elverişli Olmayan Belirlemeler Yapıldığı/Dosyaya Muhasebe ve İşletme Tekniği Açısından Nitelikli Hiçbir Veri Konulmamasının İsabetsiz Olduğu – İflasın Ertelenmesi İstemi )

• ERTELEMENİN UZATILMASI ( Erteleme Kararı Kesinleşmeden Ertelemenin Uzatılmasına da Karar Verilemeyeceği )

2004/m.179

6762/m.324

6102/m.377

ÖZET : Dava, iflasın ertelenmesi istemidir. Yargılama boyunca TTK.’nın 324. maddesine aykırı olarak, gerçek anlamda rayiç tespiti yapılmamıştır. Sadece kasa ve banka kayıtlarından hareketle, denetime elverişli olmayan belirlemeler yapılmış, dosyaya muhasebe ve işletme tekniği açısından nitelikli hiçbir veri konulmamıştır.

Gerek mahkemenin ilk kararında ve gerek bozma kararında T. Kalkınma Bankası AŞ.’den alınacak kredinin, projenin en büyük kaynağı olduğu vurgulanmış fakat bu kredi sözleşmesi imzalanmamıştır. Bu durum dahi başlı hacına projenin hayata geçirilmesinin imkânsız olduğunu ortaya koymaktadır. İİK.’nun 179 vd. maddelerine göre erteleme süresinin beş yıl ile sınırlandırıldığı düşünüldüğünde, tedbirlerle sağlanan sonuç Yargıtay incelemesinin yapıldığı tarih itibariyle bu süre dolmuştur. Öte yandan erteleme kararı kesinleşmeden ertelemenin uzatılmasına da karar verilemez.

DAVA : İstemcinin iflasın ertelenmesi talebi üzerine yapılan yargılama sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı istemin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahil T. İş Bankası A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : İstemci vekili, iflasın ertelenmesine karar verilmesinden sonra şirketlerinin mahkemeye sunduğu proje çerçevesinde faaliyetlerine devam edip borçlarının bir kısmını ödediğini, şirketlerinin ürün vererek, nakit ödemede bulunarak toplam 415.054,46 TL’si bankalara ve diğer alacaklılar ile isçilerine borç ödemesinde bulunduğunu, şirketlerinin borçlarını ödemedeki ısrarı ve iyi niyetli yaklaşımlarının piyasada da şirketin itibarının yeniden kazanılmasına neden olduğunu, alacaklılarla yapılan görüşmeler neticesinde toplam 721.449,86 TL borç için vade farksız 36 aya varan erteleme ve yeniden yapılandırma yapıldığını, şirket ortaklarından Abdullah T.’in ileride sermaye artırımlarında kullanılmak üzere şirkete borç verdiğini ve bunun 127.050,00 TL’sinin hammadde alımında kullanıldığını belirterek iflasın ertelenmesi kararının 20.06.2008 saat 14.30’dan itibaren bir yıl süre ile uzatılmasına karar verilmesini istemiştir.

İstemci vekilinin iflasın ertelenmesinin uzatılmasına yönelik yaptığı başvuru, mahkemenin 2009/72 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiş ve 19.01.2010 tarihinde verilen karar ile bu dosyadan tefrik edilerek 2010/58 Esas sayılı dosya numarasını almış ve daha sonra 17.03.2011 tarihinde 2009/72 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

Mahkemece, iddia, müdahil beyanları, benimsenen bilirkişi ve kayyım raporları ile tüm dosya kapsamına göre, iflasın ertelenmesini talep eden şirketin borca batık olduğu, iyileştirme projesini mahkemeye sunduğu, dilekçeye ekli iyileştirme projesi ile mali durumunun iyileşme umudunun bulunduğu, iflasın ertelenmesi durumunda, iyileştirme projesinde sunulan ve mahkemece de bilirkişiler ve kayyım tarafından denetlenmek sureti ile ciddi ve inandırıcı olduğuna kanaat getirilen iyileştirme önerilerine göre iyi niyet kuralları içerisinde gerekli gayretleri gösterdikleri, personel sayısını arttırdığı, ham ve yardımcı madde tedarikinde bulunan firma yetkililerinin destek sözü vererek üretimin artırılması konusunda garanti verdikleri ve desteklerinin fiilen gerçekleştirildiği, alacaklı firmalara ve bankalara ödemelerde bulundukları, şirketin iyileştirme projesinde öngördüğü hedeflerin somut, inandırıcı ve gerçekleştirilebilir hedefler olduğu, bu dönemde şirketin yeniden yapılanarak personel sayısını ve üretimi artırarak ödemelerde bulunması nedeniyle mali krizden çıkma ihtimalinin bulunduğu, iyileştirme süresi içerisinde iyileştirme projesinde öngörülen köklü ve ciddi yeniden yapılanma gerçekleştirildiği takdirde kayyım raporları da gözetilerek erteleme süresinin uzatılıp uzatılmayacağı konusunda sürenin bitiminde karar verilmesi olanağı bulunduğu, dolayısıyla şirkete bu aşamada bir fırsat ve şans verilmesi gerektiği, zira mobilya sektöründe önemli bir satış ve pazar payına sahip olan ve şu anda l stajyer öğrenci, 3 çırak ve 40 kişi olmak üzere 44 kişi çalışan ve tam kapasite çalıştığında 150 kişiye iş ve istihdam sağlayan şirketin iflasına karar verilmesinin hem alacaklılar hem de şirkette istihdam edilen isçiler yönünden ciddi sorunlar doğuracağı, rehinli alacaklılar dışında diğer alacaklıların alacaklarına kavuşmasının mümkün olamayacağı, kamu alacaklılarının ve ulusal ekonominin iflastan dolayı zarar göreceği, aksine erteleme halinde gerekli yapısal değişiklikler yapılarak kayyım denetiminde şirketin hukuki, mali ve finansman yönünden iyileştirilmesi sağlandığı takdirde alacaklıların iflasa nazaran daha iyi durumda olacakları, daha fazla alacaklının tatmin edilebileceği, şirketin hali hazır elinde bulunan duran varlık tabir edilen gayrimenkullerin ipotekli olduğu, az personel ve az üretimle alacakların çok azının karşılanabileceği, hâlbuki erteleme halinde mahkemece ciddi ve inandırıcı bulunan iyileştirme projesinin gerçekleşmesi halinde piyasa borçlarının da rahatlıkla ödenebileceği, davacı şirketin teminatlı teminatsız ayrımı yapmaksızın tüm borçlarını ödeme niyet ve kararlılığında olduğu, piyasadaki itibarının yüksek olduğu, dolayısı ile iflasın ertelenmesinin uzatılmasının iflasa nazaran gerek davacı şirketi gerek tüm alacaklılar, gerekse ulusal ekonomi yönünden yararlı olduğu anlaşılmakla, davanın, kabulü ile davacı şirketin iflasının ertelenmesinin 26.04.2011 tarihinden itibaren bir yıl süre ile uzatılmasına karar verilmiştir.

Kararı, müdahil T. İş. Bankası A.Ş. vekili temyiz etmiştir.

İflasın ertelenmesi başvurusu 14.02.2007 günü yapılmış, mahkemece verilen 20.06.2008 günlü karar Yüksek 19. Hukuk Dairesi’nce bozulmuştur. Bozma kararında istemci şirketin ticari kayıtlarını yasaya uygun biçimde tutmadığı, projenin zamana ve belirsiz olaylara bağlı olduğu, tedarik ve satış konusunda somut verinin bulunmadığı ve T. Kalkınma Bankası AŞ. tarafından kredi verilmesi beklenmeden, sadece beş gün önce dosyanın kararı çıkartılmasının hatalı değerlendirme niteliğinde olduğu vurgulanmıştır.

Bozma sonrasında mahkemece bozma kararı içeriğinde belirtilen hususların hiç biri değerlendirilmemiş ve karar gerekleri yerine getirilmemiştir. İflas erteleme müessesesi, alacaklıların yararının korunması yanında, geçici bir ekonomik darboğaz yaşayan şirketlerin, bu durumdan kurtulması ve sürdürülebilir bir işletme haline gelmesi için yasaya konulmuştur. Bu müessese, somut veri ve faaliyetlere dayanır, yoksa bir fırsat ve şans müessesesi değildir. İşçiler bakımından iflasın ciddi sorunlar doğurması fikri, borca batık bir şirketin ulusal ekonomi içinde sürekli sorun yaratması gerçeğini açıklamaktan uzaktır. Bozma sonrasında dahi ticari kayıtların düzelmemiş olması karşısında, bir ihtimale bağlı olarak profesyonel yönetime geçilmesi ümidinden bahsedilmesi de erteleme müessesesinin ciddiyeti ile bağdaşmamaktadır. Geçirilen sürece borca batıklık, borç ve kâr kalemleri net biçimde belirlenememiştir. Esasen bu durum, şirketin erteleme konusunda ciddi ve inandırıcı olmadığının en büyük göstergesidir.

Yargılama boyunca TTK.’nın 324. maddesine aykırı olarak, gerçek anlamda rayiç tespiti yapılmamıştır. Sadece kasa ve banka kayıtlarından hareketle, denetime elverişli olmayan belirlemeler yapılmış, dosyaya muhasebe ve işletme tekniği açısından nitelikli hiçbir veri konulmamıştır.

Gerek mahkemenin ilk kararında ve gerek bozma kararında T. Kalkınma Bankası AŞ.’den alınacak kredinin, projenin en büyük kaynağı olduğu vurgulanmış fakat bu kredi sözleşmesi imzalanmamıştır. Bu durum dahi başlı hacına projenin hayata geçirilmesinin imkânsız olduğunu ortaya koymaktadır.

İİK.’nun 179 vd. maddelerine göre erteleme süresinin beş yıl ile sınırlandırıldığı düşünüldüğünde, tedbirlerle sağlanan sonuç Yargıtay incelemesinin yapıldığı tarih itibariyle bu süre dolmuştur.

Öte yandan erteleme kararı kesinleşmeden ertelemenin uzatılmasına da karar verilemez. Kaldı ki, istemcinin 20.06.2008 saat 14.30’dan itibaren bir yıl süre ile uzatılmasına ilişkin talebinin asılarak iflasın 26.04.2011 tarihinden itibaren bir yıl süre ile uzatılmasına karar verilmesi de kabul şekli itibariyle, karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.’un 74. maddesine aykırıdır.

Eksik incelemeye, hatalı ve hukuk dışı değerlendirmelerle verilen hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: