6102 Sayılı TTK madde 377 İçtihat

YARGITAY 16. HUKUK DAİRESİ E. 2012/2521

T.C.

YARGITAY

16. HUKUK DAİRESİ

E. 2012/2521

K. 2012/5424

T. 18.6.2012

• ŞİRKETİN İFLASINI İSTEMEME ( Sermaye Şirketlerinde İdare ve Temsil İle Görevlendirilmiş Kimseler – İcra Mahkemesince Borçlu Şirkete Ait Ticari Defterler Bilançolar ve Banka Hesapları Getirilerek Bilirkişi İncelemesi Yaptırılarak Karar Verileceği )

• İFLAS İSTEMEME ( Sermaye Şirketlerinde İdare ve Temsil İle Görevlendirilmiş Kimseler – İcra Mahkemesince Borçlu Şirkete Ait Ticari Defterler Bilançolar ve Banka Hesapları Getirilerek Bilirkişi İncelemesi Yaptırılarak Karar Verileceği )

• SERMAYE ŞİRKETLERİ ( İdare ve Temsil İle Görevlendirilmiş Kimselerin Şirketin İflasını İstememe Suçu – İcra Mahkemesince Borçlu Şirkete Ait Ticari Defterler Bilançolar ve Banka Hesapları Getirilerek Bilirkişi İncelemesi Yaptırılarak Karar Verileceği )

• BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ YAPILACAĞI ( Sermaye Şirketlerinde İdare ve Temsil İle Görevlendirilmiş Kimselerin Şirketin İflasını İstememe Suçu – İcra Mahkemesince Borçlu Şirkete Ait Ticari Defterler Bilançolar ve Banka Hesapları Getirilerek Karar Verileceği )

• İCRA MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞU ( Sermaye Şirketlerinde İdare ve Temsil İle Görevlendirilmiş Kimselerin Şirketin İflasını İstememe Suçu – İflasa Karar Verme Yetkisinin Ticaret Mahkemesine Ait Olduğu Gerekçesiyle Beraat Kararı Verilmesinin Hatalı Oluşu )

2004/m.179,345

6762/m.324

6102/m.376,377

ÖZET : Somut olayda, sanık hakkında sermaye şirketlerinde idare ve temsil ile görevlendirilmiş kimselerin şirketin iflasını istememeleri suçu isnat edilmiştir.İcra Mahkemesince, borçlu şirkete ait ticari defterler, bilançolar ve banka hesapları getirtilerek, birlikte karşılaştırmalı olarak bilirkişi incelemesine tabi tutulduktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdiri gerekirken, iflasa karar verme yetkisinin ticaret mahkemesine ait olduğu, alacaklının borçlunun iflasını istemediği ve alacağın tahsili için gerekli araştırma yapılmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi isabetsizdir.

DAVA : Sermaye şirketlerinde idare ve temsil ile görevlendirilmiş kimselerin şirketin iflasını istememeleri suçundan sanık R.’in beraatine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde müşteki vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak gereği görüşüldü:

KARAR : Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2010/16-HD-91 esas, 2010/127 karar ve 01.06.2010 tarih sayılı ilamındaki, “İİY’nın 179 ve TTY’nın 324. maddeleri uyarınca, iflas koşullarının doğması halinde, sermaye şirketleri veya kooperatiflerin idare ve temsili ile görevlendirilmiş kimselere ve bunların tasfiye halinde olması durumunda, tasfiye memurlarına iflas istemek görevi yüklenmiş, bu zorunluluk doğmasına rağmen, gereğinin yerine getirilerek iflasın istenmemesi hali ise, İİY’nın 345/a maddesinde yaptırıma bağlanmıştır. Burada cezalandırılan eylem, sayılan kişiler tarafından yasal koşullar oluştuğu halde iflasın istenmemesidir. İcra ceza mahkemesince, ticaret mahkemesine iflas davası açıldığı takdirde, sanık veya sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi açısından, belli koşullarda ticaret mahkemesi dosyası sonucunun bekletici sorun yapılması olanaklı ise de, esas itibariyle cezai sorumluluk açısından suç unsurlarının oluşup oluşmadığını tayin ve tespit görevi ceza yargılaması yapan icra ceza mahkemesine aittir. İcra ceza mahkemesince, İİY’nın 179 ve TTY’nın 324. maddesinde öngörülen koşulların doğup doğmadığı açısından, borçlu şirkete veya kooperatife ait ticari defterler ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle sanık veya sanıkların hukuki durumları belirlenmelidir.

Ceza yargılamasının, ticaret mahkemesine iflas davası açılması koşuluna bağlanması, suç ile korunan hukuki değerle bağdaşmadığı gibi, eylemleri de büsbütün cezasız bırakma sonucunu doğurur. Burada icra mahkemesince yapılan işlem, şirket veya kooperatifin iflasına karar vermek olmayıp, iflas koşulları doğduğu halde bunun istenip istenmediğinin saptanmasından ibarettir” şeklindeki gerekçeden de anlaşılacağı üzere, sanığa isnat edilen suçun oluşup oluşmadığının anlaşılabilmesi için öncelikle, İİK’nun 179 ve TTK’nun 324. maddesinde öngörülen koşullarda şirketin aktif ve pasif durumunun belirlenmesini müteakip, şirketin iflasının istenmesi şartlarının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır.

Mahkemece borçlu şirkete ait ticari defterler, bilançolar ve banka hesapları getirtilerek, birlikte karşılaştırmalı olarak bilirkişi incelemesine tabi tutulduktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdiri gerekirken, iflasa karar verme yetkisinin ticaret mahkemesine ait olduğu, alacaklının borçlunun iflasını istemediği ve alacağın tahsili için gerekli araştırma yapılmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi isabetsiz olup,

SONUÇ : Temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün istem gibi BOZULMASINA, 18.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: