6102 Sayılı TTK madde 376 İçtihat

T.C.

YARGITAY

23. HUKUK DAİRESİ

E. 2014/167

K. 2014/4183

T. 30.5.2014

• İFLASIN ERTELENMESİNİN UZATILMASI İSTEMİ ( Davacı Şirketlerin Borca Batıklığı ve Sunduğu İyileştirme Projesinin Ciddi ve İnandırıcı Olmadığı – Mahkemece Mevcut Duruma Uygun Bir Karar Verilmesi Gerektiği )

• ADLİ TATİLDE SÜRELER ( İflasın Ertelenmesi İstemleri Basit Usule Tâbi Olup Süreler Adli Tatilde İşlemeye Devam Edeceğinden Süresinden Sonra Yapılan Temyiz İsteminin Reddi Gerektiği )

• TEMYİZ SÜRESİ ( İflâsın Ertelenmesi Talebi Hakkında Verilen Hükmü Temyiz Eden Bankanın Temyiz Dilekçesinin 2004 S. İİK’nun 164. Md. Hükmünde Öngörülen On Günlük Yasal Süre Geçirildikten Sonra Verildiği – Adli Tatilde İşlemeye Devam Edeceğinden Süresinden Sonra Yapılan Temyiz İsteminin Reddi Gerektiği )

• BORCA BATIKLIK ( Tespitinde Dikkate Alınacak Rayiç Değerlemesinin Alacaklıların Hukuki Durumunu da Etkileyeceği ve İflas Ertelemesinin Uzatılması Noktasında Yasal Bir Unsuru İfade Etmesi Noktasında İhtiyatlılık Prensibinin Uygulanması Bakımından Özenle Uygulanması Gerektiği )

• BİLİRKİŞİ RAPORU ( İflas Ertelemede Uzatma Taleplerinde Alınacak Bilirkişi Raporlarında Erteleme Sürecindeki Gelişmelerin de Dikkate Alınması Gerektiği – Hükme Esas Alınan Bilirkişi Raporunda Gerek Rayiçlerin Belirlenmesi ve Gerek Buna Bağlı Olarak Borca Batıklığın Tespiti Doyurucu Biçimde Yapılmadığı )

• İHTİYATLILIK PRENSİBİ ( Borca Batık Olmayan Bir Şirket İçin Kabul Edilebilecek İhtiyat Sınırlarıyla Varlıkları Borçlarını Karşılamadığı İddiasıyla İflas Ertelemeye Karar Verilmesini İsteyen Bir Şirket Bakımından Kabul Edilebilecek İhtiyat Sınırlarının Aynı Olmaması Toleranslar ve İhtimallerin Ayrıca Değerlendirilmesi Gerektiği )

• İYİLEŞTİRME PROJESİ ( Ciddilik ve İnandırıcılık Noktasında Libyada Yapılacak Üretime Odaklı Olduğu Anlaşılan Projenin Libyada Yaşanan Olaylar Nedeniyle Uygulanabilir Olmadığı Özellikle Davacının Bu Olumsuzluğu Düzelmesi Bakımından Bir Etkisinin Olamayacağı – İflas Ertelemenin Uzatılması )

• VARLIK VE BORÇ DENGESİ ( İflas Ertelemenin Uzatılması İstemi – Taşınmaz Satışı İle Borç Ödenmesinin Teknik Olarak Varlık Borç Dengesini Değiştirecek Nitelikte Olmadığı/Alınan Raporlarda Ortaya Konulan Varlık Borç Dengesinin de Uyumlu Olmadığı )

• MÜDAHİLLERİN İFLASIN ERTELENMESİ YÖNÜNDEKİ BEYANLARI ( Soyut Beyanlarının Hükme Esas Alınamayacağı – Şu Kadar Ki Alacaklıların 6102 S. TTK’nun 376. Md. Hükmünde Gösterildiği Şekilde Sırada Sona Geçmeyi Kabul Ederek Davacının İflas Halinden Kurtulmasını Sağlayabileceği/Ancak Dosyada Buna Yönelik Bir Taahhüde Rastlanmadığı )

2004/m.164

6102/m.376

ÖZET : Dava, borca batıklığın devam ettiğini ileri sürerek, iflas ertelenmenin bir yıl süre ile uzatılmasına karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece iflâsın ertelenmesi talebi hakkında verilen hükmü temyiz eden bankanın temyiz dilekçesi İİK’nın 164. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra verilmiştir. İflasın ertelenmesi istemleri basit usule tâbi olup, süreler adli tatilde işlemeye devam eder. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, İçtihadı Birleştirme Kararında Yargıtay tarafından da karar verilebileceği kabul edilmiş olmakla, temyiz isteminin reddi gerekmiştir. Öte yandan, somut olayda erteleme kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiş ve bu kez ertelemenin uzatılması istenmiştir. Özellikle uzatma taleplerinde alınacak bilirkişi raporlarında erteleme sürecindeki gelişmelerin de dikkate alınması gerekir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda gerek rayiçlerin belirlenmesi ve gerek buna bağlı olarak borca batıklığın tespiti doyurucu biçimde yapılmamıştır. İlk olarak şirketin kullanımındaki bir kısım malların finansal kiralama konusu olduğu bilançolardan görülmektedir. Bu malların aktife katkısı ve bakiye borçlarının durumu raporda netleştirilmemiştir.

Borca batıklığın tespitinde dikkate alınacak rayiç değerlemesi, alacaklıların hukuki durumunu da etkileyeceği ve iflas ertelemesinin uzatılması noktasında yasal bir unsuru ifade etmesi noktasında, ihtiyatlılık prensibinin uygulanması bakımından özenle uygulanmalıdır. Borca batık olmayan bir şirket için kabul edilebilecek ihtiyat sınırları ile varlıkları borçlarını karşılamadığı iddiasıyla iflasın ertelenmesine karar verilmesini isteyen bir şirket bakımından kabul edilebilecek ihtiyat sınırları aynı olmamalı, toleranslar ve ihtimaller ayrıca değerlendirilmelidir. Ciddilik ve inandırıcılık noktasında, Libya’da yapılacak üretime odaklı olduğu anlaşılan projenin, Libya’da yaşanan olaylar nedeniyle uygulanabilir olmadığı, özellikle davacının bu olumsuzluğu düzelmesi bakımından bir etkisinin de olamayacağı sabittir. Diğer taraftan taşınmaz satışı ile borç ödenmesi teknik olarak varlık/borç dengesini değiştirecek nitelikte de değildir. Alınan raporlarda ortaya konulan varlık/borç dengesi de uyumlu değildir. Son olarak vurgulanmalıdır ki, müdahillerin iflasın ertelenmesi yönündeki soyut beyanları hükme esas alınamaz; şu kadar ki, alacaklılar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376. maddesinde gösterildiği şekilde sırada sona geçmeyi kabul ederek davacının iflas halinden kurtulmasını sağlayabilirler. Ancak dosyada buna yönelik bir taahhüde rastlanmamıştır. Davacı şirketlerin borca batıklığı ve sunduğu iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece mevcut duruma uygun bir karar verilmesi gerekir.

DAVA : Davacılar tarafından açılan asıl ve birleşen iflasın ertelenmesinin uzatılması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahiller Vakıf Finansal Kiralama A.Ş., Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. ve T. İş Bankası A.Ş. vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili müvekkilleri hakkında verilen iflasın ertelenmesi süresinin 13.05.2011 tarihinde dolduğunu, borca batıklığın devam ettiğini ileri sürerek, ertelenmenin bir yıl süre ile uzatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Yargılama aşamasında bir yıllık sürenin dolması üzerine ilave bir yıllık uzatma talebi ile açılan yeni dava, eldeki ile birleştirilmiştir.

Mahkemece iddia, müdahil beyanları, kayyım ve bilirkişi raporlarına göre; davacıların ağırlıklı olarak Libya’da inşaat işi ile uğraştığını, buradaki olumlu gelişmelere, faaliyetten beklenen kâra, âtıl durumdaki taşınmazların satışı ile elde edilecek kaynağa göre şirketin durumunun iyiye gittiği gerekçesi ile iflasın erteleme ve uzatma sürelerinin sonundan başlamak üzere birer yıl süre ile ertelenmesinin uzatılmasına karar verilmiştir.

Kararı, müdahiller Vakıf Finansal Kiralama A.Ş., Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. ve T. İş Bankası A.Ş. vekilleri temyiz etmiştir.

1.Mahkemece iflâsın ertelenmesi talebi hakkında verilen hüküm temyiz eden T. İş Bankası A.Ş. vekiline 20.07.2013 günü tebliğ edildiği halde, temyiz dilekçesi İİK’nın 164. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra 13.08.2013 tarihinde verilmiştir. İflasın ertelenmesi istemleri basit usule tâbi olup, süreler adli tatilde işlemeye devam eder. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 1989/3 esas, 1990/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında Yargıtay tarafından da karar verilebileceği kabul edilmiş olmakla, temyiz isteminin reddi gerekmiştir.

2.İflasın ertelenmesini isteyen kooperatif ve sermaye şirketlerinin borca batık durumda bulunması ( bir diğer ifade ile varlıklarının rayiç değerlerinin borçlarını karşılayamaması ), fevkalade mühletten yararlanmamış olması ve sunacakları iyileştirme projesi kapsamında mali durumlarının ıslahının imkân dâhilinde görülmesi gerekir ( İİK.m.179 ). Gerek borca batıklığın ve gerek iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının tespiti özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden bu değerlendirmelerin yapılması için bilirkişi görüşüne başvurulmalıdır ( HMK.m.266 ). Hâkim de bu raporla o konudaki özel ve teknik bilgi ihtiyacını giderebilmeli ve raporun hukuka uygunluğunu denetlemelidir.

Projenin ciddi ve inandıncılığı öncelikle ve özellikle sermaye ve/veya kârlılığın ne şekilde arttırılacağı ve borca batıklıktan kurtulmanın ne şekilde sağlanacağı somut, belgelere dayalı ve gerçekçi bilgi ve öngörülerden yola çıkılarak tespit edilmeli, diğer proje unsurları için de bilimsel veriler değerlendirilmelidir.

Somut olayda erteleme kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiş ve bu kez ertelemenin uzatılması istenmiştir. Özellikle uzatma taleplerinde alınacak bilirkişi raporlarında erteleme sürecindeki gelişmelerin de dikkate alınması gerekir.

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda gerek rayiçlerin belirlenmesi ve gerek buna bağlı olarak borca batıklığın tespiti doyurucu biçimde yapılmamıştır. İlk olarak şirketin kullanımındaki bir kısım malların finansal kiralama konusu olduğu bilançolardan görülmektedir. Bu malların aktife katkısı ve bakiye borçlarının durumu raporda netleştirilmemiştir. Diğer taraftan borca batıklığın tespitinde dikkate alınacak rayiç değerlemesi, alacaklıların hukuki durumunu da etkileyeceği ve iflas ertelemesinin uzatılması noktasında yasal bir unsuru ifade etmesi noktasında, ihtiyatlılık prensibinin uygulanması bakımından özenle uygulanmalıdır. Borca batık olmayan bir şirket için kabul edilebilecek ihtiyat sınırları ile varlıkları borçlarını karşılamadığı iddiasıyla iflasın ertelenmesine karar verilmesini isteyen bir şirket bakımından kabul edilebilecek ihtiyat sınırları aynı olmamalı, toleranslar ve ihtimaller ayrıca değerlendirilmelidir. Zira varlıkların tutarının gerçekçi biçimde belirlenmesi, iflas halinde alacaklıların, ne durumda olacaklarını tahmin etmeleri bakımından gereklidir.

Ciddilik ve inandırıcılık noktasında, Libya’da yapılacak üretime odaklı olduğu anlaşılan projenin, Libya’da yaşanan olaylar nedeniyle uygulanabilir olmadığı, özellikle davacının bu olumsuzluğu düzelmesi bakımından bir etkisinin de olamayacağı sabittir.

Diğer taraftan taşınmaz satışı ile borç ödenmesi teknik olarak varlık / borç dengesini değiştirecek nitelikte de değildir.

Alınan raporlarda ortaya konulan varlık/borç dengesi de uyumlu değildir. 05.12.2012 tarihli raporda M… A.Ş.’nin 30.06.2009 tarihi itibariyle 362.904.722,00 TL olan varlıkları, 13.5.2011 itibariyle 311.345.659,00 TL’ye düşmüş ve yaklaşık 51.559.063,00 TL azalış göstermiş, borçları ise aynı iki tarihte 382.648.274,00 TL ve 321.226.242,00 TL olarak belirlenmiş ve yaklaşık 61.422.032,00 TL azalış göstermiştir. Bu iki tarih itibariyle özvarlıklar ( – ) 19.743.552,00 TL’den 9.880.582,00 TL olarak azalmıştır. Bu rakamların incelenmesinden borca batıklıktaki yaklaşık on milyon liralık azalmanın tamamının varlıkların elden çıkartılması suretiyle gerçekleştiği anlaşılmakta; faaliyet kârına dayalı bir borç ödemesine rastlanılamamaktadır.

Öte yandan aynı dönemde sermayenin 6.000.000,00 TL arttırıldığı da düşünüldüğünde arttırılan sermayenin hemen eridiği izlenimi oluşmaktadır.

06.05.2013 tarihli raporda ise varlıkların yarı yarıya azalarak 155.146.524,00 TL’ye düştüğü ve borca batıklığın ( – ) 22.806.482,00 TL olarak belirlendiği ve önceki döneme göre derinleştiği gösterilmiştir.

Son olarak vurgulanmalıdır ki, müdahillerin iflasın ertelenmesi yönündeki soyut beyanları hükme esas alınamaz; şu kadar ki, alacaklılar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376. maddesinde gösterildiği şekilde sırada sona geçmeyi kabul ederek davacının iflas halinden kurtulmasını sağlayabilirler. Ancak dosyada buna yönelik bir taahhüde rastlanmamıştır.

M… A.Ş.’nin durumuna gelince; bu şirket sermaye yapısı ve kefaletleri bakımından diğer davacı şirketin ekonomik akibetine tâbi görünmektedir. Üstlendiği risklere kıyasla sermayesinin ve varlıklarının, bu konuda asıl çabayı göstermesi gereken iştirakler ve şirket hissedarlarınca desteklenmediği açıkça anlaşılmaktadır.

Davacı şirketlerin borca batıklığı ve sunduğu iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece mevcut duruma uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenle, müdahil T. İş Bankası A.Ş. vekilinin temyiz isteminin süreden reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenle, hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.05.2014 tarihinde oybirliğiyle kararverildi.

Bu karar, kullanıcılarımızdan Sayın Avukat Hayri TORBACI tarafından gönderilmiştir.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: