5237 Sayılı TCK Madde 157 Dolandırıcılık İçtihat

yargıtay 2T.C.

YARGITAY

15. CEZA DAİRESİ

E. 2012/4955

K. 2014/361

T. 15.1.2014

• DOLANDIRICILIK ( Sanığın Gazeteye Satış İlanı Vererek Kendisini Telefonla Arayan Katılandan Kapora Adı Altında Banka Hesabına Havale Yaptırmaktan İbaret Eyleminde Bankanın Sadece Ödeme Aracı Olduğu/Katılanın Aldatılmasında Etkisinin Bulunmadığı – Suçun Temel Şeklinin Oluştuğunun Kabulü Gerektiği )

• TANIK DİNLENİLMESİ ( Sanığın Yaptığı Savunmada Kimliğinin Ağabeyinin Damadı Tarafından Taklit Edilerek Kendisiymiş Gibi Adına Açtığı Banka Hesabı Üzerinden Başka Şahısların Dolandırdığını Belirttiği – Anılan Şahsın Tanık Olarak Beyanına Başvurulması Gerektiği )

• İMZA İNCELEMESİ ( Suça Konu Kapora Parasının Gönderildiği Hesabın Sanık Tarafından Mı Yoksa Sanığın Kendi Kimliğini Kopyalayarak Adına İşlem Yaptığını İddia Ettiği Şahıs Tarafından Mı Açıldığının Tespiti Bakımından Her İkisinden de İmza Örnekleri İle Hesap Sözleşmesindeki İmzanın Karşılaştırılması ve Uzman Bilirkişi İncelemesi Yaptırılması Gerektiği – Dolandırıcılık )

• BANKA ARACI KILINMAK SURETİYLE DOLANDIRICILIK ( Sanığın Eyleminde Bankanın Sadece Ödeme Aracı Olduğu/Katılanın Aldatılmasında Etkisinin Bulunmadığı – Eylemin 5237 S. TCK’nun 157/1. Md. Hükmünde Tarif Edilen Dolandırıcılık Suçunun Oluştuğu )

• BİLİŞİM SİSTEMİ VASITASIYLA DOLANDIRICILIK ( Ancak Bu Sistemin Araç Olarak Kullanılarak Bir İnsanın Aldatılması Yani Dolandırılması Halinde 5237 S. TCK’nun Md. 158/1/f Hükmünün Uygulanacağı – Sanığın Eyleminde Bankanın Sadece Ödeme Aracı Olduğu ve Katılanın Aldatılmasında Etkisinin Bulunmadığı Gözönüne Alındığında Anılan Hükmün Uygulanamayacağı )

5237/m.157,158/1/f

ÖZET : Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde TCK’nın 158/1-f maddesinin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Sanığın yaptığı savunmada; kimliğinin ağabeyinin damadı tarafından taklit edilerek kendisiymiş gibi adına açtığı banka hesabı üzerinden başka şahısların dolandırdığını belirtmesi, anılan şahıs hakkında sanığa karşı resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya meydan bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; anılan şahsın tanık olarak beyanına başvurulması, suça konu kapora parasının gönderildiği hesabın sanık tarafından mı yoksa bu şahıs tarafından mı açıldığının tespiti bakımından her ikisinden de yeteri kadar alınacak imza örnekleri ile hesap sözleşmesindeki imzanın karşılaştırılması ve kime ait olduğunun açıklanması için alanında uzman bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği gözetilmeden eksik ve yetersiz gerekçeyle karar verilmesi isabetsizdir. Ayrıca, sanığın, gazeteye satış ilanı vererek, kendisini telefonla arayan katılandan, kapora adı altında banka hesabına havale yaptırmak suretiyle para almaktan ibaret eyleminde, bankanın sadece ödeme aracı olduğu, katılanın aldatılmasında etkisinin bulunmadığı cihetle eylemin, 5237 sayılı TCK’nin 157/1. maddesinde tarif edilen dolandırıcılık suçunun oluştuğu gözetilmelidir.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın ( f ) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.

Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.

Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkânını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.

Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.

Sanık Aydın’ın, gazeteye “2004 H… Dizel hususi koltuklu 16.000 TL otomobil” satışına ilişkin ilan vererek, müşteri bulmaya çalıştığı, katılan Erhan’ın da bu suretle kendisini aradığı aralarında fiyat konusunda anlaştıktan sonra sanığın, katılandan 500 TL kapora adı altında para istediği ve bu paranın sanık adına açılmış İ… Bankası A… İ… Şubesi’ndeki 4… nolu hesaba havale çıkarıldığı, daha sonra katılana arabayı teslim etmek için çağırdığı yerlere katılanın gittiği, ancak; sanığın, sürekli kaçtığı ve izini kaybettirdiği, bu suretle gerçekte var olmayan araç satışını varmış gibi göstererek haksız menfaat temin ettiği iddia edilen olayda;

Sanığın yaptığı savunmada; kimliğinin ağabeyinin damadı olan Taner adlı şahıs tarafından taklit edilerek kendisiymiş gibi adına açtığı banka hesabı üzerinden başka şahısların dolandırdığını belirtmesi, Taner hakkında Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından sanık Aydın’a karşı resmi belgede sahtecilik suçundan 15.04.2009 tarih ve 2008/1453 esas ve 2009/431 karar numaralı ilamla mahkûmiyet kararı verilmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya meydan bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; Taner isimli şahsın tanık olarak beyanına başvurulması, suça konu kapora parasının gönderildiği hesabın sanık tarafından mı yoksa Taner tarafından mı açıldığının tespiti bakımından her ikisinden de yeteri kadar alınacak imza örnekleri ile hesap sözleşmesindeki imzanın karşılaştırılması ve kime ait olduğunun açıklanması için alanında uzman bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği gözetilmeden eksik ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi,

Kabule göre de;

Sanığın, gazeteye satış ilanı vererek, kendisini telefonla arayan katılandan, kapora adı altında banka hesabına havale yaptırmak suretiyle para almaktan ibaret eyleminde, bankanın sadece ödeme aracı olduğu, katılanın aldatılmasında etkisinin bulunmadığı cihetle eylemin, 5237 sayılı TCK’nin 157/1. maddesinde tarif edilen dolandırıcılık suçunun oluştuğu gözetilmeden, yazılı şekilde 5237 sayılı TCK’nin 158/1-f maddesi ile hüküm kurularak fazla ceza tayini,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: