TİCARETİ TERK SUÇU YÖNÜNDEN 3 AYLIK ŞİKAYET SÜRESİ

Daire:IBK 
Tarih:2014 
Esas No:2012/16. HD-527 
Karar No:2013/14 
Kaynak:Uyap. 
İlgili Maddeler:2004 sayılı İ.İ.K.’nun 44. maddesi. 
İlgili Kavramlar:TİCARETİ TERK SUÇU YÖNÜNDEN 3 AYLIK ŞİKAYET SÜRESİ
T.C.
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU 

ESAS NO. :2012/16.HD-527 
KARAR NO. :2013/14 

Sanıklar hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 337/a maddesinde düzenlenen ticareti terk suçunu işledikleri iddiasıyla açılan davada yapılan yargılama sonucunda, şikayetin süresinde yapılmadığından bahisle müştekinin şikayet hakkının düşürülmesine ilişkin, Ankara 11. İcra Ceza Mahkemesince verilen 10.11.2009 gün ve 1184-291 sayılı hükmün, müşteki vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Hukuk Dairesince 27.09.2010 gün ve 4581-5576 sayı ile;

“Borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde 16.01.2008 tarihinde yapılan haciz işlemi nedeniyle suçun işlendiğinden haberdar olan müştekinin 28.01.2008 tarihinde şikayetçi olduğu dikkate alındığında, şikayetinin İİK’nun 347. maddesinde öngörülen süreler içerisinde olduğu gözetilmeden, 16.01.2008 tarihinde yapılan haciz işleminin, hatalı olarak 16.01.2007 tarihinde yapıldığının kabul edilmesi nedeniyle 28.01.2008 tarihindeki şikayetin bir yıllık süre geçtikten sonra yapıldığı gerekçesiyle müştekinin şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel mahkeme ise 21.06.2011 gün ve 218-114 sayı ile;

“İcra takip dosyasının incelenmesinde borçlu şirket aleyhinde çeke ve ihtiyati haciz kararına dayanılarak kambiyo senetlerine mahsus takibin yapıldığı, borçlu vekilinin 16.01.2007 tarihli mal beyanı dilekçesi verdiği, adresi bildirmese de ibraz ettiği vekaletnamede borçlunun adresinin ‘Celal Atik Sok. 3/C Ulus Ankara’ olduğu, 16.01.2007 tarihinde ‘Yüzyıl Bulvarı No: 137-1 Kosova İş Merkezi Ostim’ adresine hacze gidildiğinde borçlunun bulunamadığı, şirketin taşındığı ancak nereye taşındığının bilinmediğinin adreste bulunan 3. şahıs olan şirket yetkililerince söylendiği, 3. şahsın 4 aydan beri adreste oturduğunun haciz zabtında belirtildiği, adresin ihtiyati haciz kararında da belirtilen adres olduğu, 16.01.2008 tarihinde borçlu şirketin ticareti sicilinde kayıtlı adresi olan ‘Rüzgarlı Celal Atik Sok. No: 3-C adresinde haciz işlemi yapılmak için gidildiğinde mahallinde bulunan Özlem ‘… bizden önce burada borçlu firma faaliyet göstermekte imiş, 01.01.2007 tarihinden itibaren Mehmet burada faaliyet göstermektedir’ demesi karşısında borçlu şirketin adresi en iyimser ihtimalle 31.12.2006 tarihinde terk ettiği bu durumda öğrenme tarihi ne olursa olsun suçun 31.12.2006 tarihinde işlenmesi karşısında 28.01.2008 tarihinde şikayet edildiği gözönüne alındığında İİK 347. maddesindeki şikayet için her halükarda gerekli olan bir yıllık süre geçirildiğinden” gerekçesiyle direnerek, ilk hükümdeki gibi karar vermiştir.

Bu hükmün de müşteki vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının “onama” istekli 13.03.2012 gün ve 268831 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI 

Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; müşteki vekilince yapılan şikayetin 2004 sayılı İİK’nun 347. maddesinde öngörülen sürede yapılıp yapılmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğinden;

Müşteki Ahmet K…. İnş. Ltd. Şirketinin sanıkların yasal temsilcisi olduğu, Levent T….. Maddeleri Tic. ve San. Ltd. şirketinden olan alacağı için Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2007/171 esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna başvurduğu ve icra müdürlüğünce borçlu şirkete ödeme emri gönderildiği,

Sanıkların yasal temsilcisi olduğu şirketin Yüzüncü Yıl Bulvarı Kosova İş merkezi No:137/1 Ostim/Ankara adresine 16.01.2007 tarihinde ilk hacze gidildiği, düzenlenen menkul haciz tutanağında “Adreste çalıştığını beyan eden Ertan hazır. Karar anlatıldı, anladığını beyan etti, söz aldı. Ben 4 aydan beri bu işyerinde çalışmaktayım. Şirket yetkilileri bu adrese uğramaz, şirket taşındı, nereye taşındığını bilmiyorum dedi” açıklamasına yer verildiği,

Daha sonra şirketin Ticaret Sicilinde kayıtlı olan Rüzgarlı Celal Atik Sk. No 3/C Ulus-Altındağ/Ankara adresine 16.01.2008 tarihinde hacze gidildiği ve borçlu şirketin 01.01.2007 tarihinde belirtilen adresten taşındığı hususunun tespit edildiği,

Müşteki vekilinin 28.01.2008 tarihinde şikayetçi olduğu,

Anlaşılmaktadır.

2004 sayılı İİK’nun “Ticareti Terk Edenler” başlıklı 44. maddesinde;

“Ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur. Keyfiyet ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazete’de ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mutat ve münasip vasıtalarla ilan olunur. İlan masraflarını ödemeyen tacir beyanda bulunmamış sayılır.

Bu ilan tarihinden itibaren bir sene içinde, ticareti terk eden tacir hakkında iflas yolu ile takip yapılabilir.

Ticareti terk eden tacir, mal beyanının tevdii tarihinden itibaren iki ay müddetle haczi kabil malları üzerinde tasarruf edemez.

Üçüncü şahısların zilyedlik ve tapu sicili hükümlerine dayanarak iyi niyetle elde ettiği haklar saklıdır. Ancak karı ve koca ile usul ve füru, neseben veya sıhren ikinci dereceye kadar (Bu derece dahil) hısımlar, evlat edinenle evlatlık arasındaki iktisaplarda iyi niyet iddiasında bulunulamaz.

Mal beyanını alan merci, keyfiyeti tapu veya gemi sicil daireleri ile Türk Patent Enstitüsüne bildirir. Bu bildiri üzerine sicile, temlik hakkının iki ay süre ile tahdit edilmiş bulunduğu şerhi verilir. Keyfiyet ayrıca Türkiye Bankalar Birliğine de bildirilir.

Bozulmaya maruz veya muhafazası külfetli olan veya tayin edilen kanuni müddet içinde değerinin düşmesi kuvvetle muhtemel bulunan mallar hakkında, tacirin talebi üzerine, mahkemece icra memuru marifetiyle ve bu kanun hükümleri dairesinde bu malların satılmasına ve bedelinin 9 uncu maddede yazılı bir bankaya depo edilmesine karar verilebilir”,

“Ticareti terk edenlerin cezası” başlıklı 337/a maddesinde;

“44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez.

Borçlunun iflası halinde, birinci fıkradaki durum ayrıca taksiratlı iflas hali sayılır”,

“Şikayet Süresi” başlıklı 347. maddesinde ise; “Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer” şeklinde düzenlemeler yer almaktadır.

İcra İflas Kanununun 44. maddesinde, ticareti terk eden tacir açısından, muhataplarının haklarını korumaya yönelik olarak bir takım yükümlülükler öngörülmüş, bu yükümlülüklere aykırı davranmanın yaptırımı anılan Kanunun 337/a maddesinde gösterilmiştir.

Anılan Kanunun 44. maddesinin gerekçesinde de; “Ticareti terk etmek suretiyle alacaklıların takibinden kurtulmak isteyen kimselerle mücadele etmek kaçınılması imkânsız bir zaruret halini almıştır. Bilhassa son senelerde ticareti terk eden kötü niyetli borçluların işyerlerini terk ettikleri ve ellerinde malları başkalarına devrederek alacaklılarını zarara uğrattıkları sık sık görülen hakikatlerdendir. Ticareti terk ederek alacaklıların takibinden kurtulmak isteyen kimselerle tesirli bir şekilde mücadeleyi temin için İcra ve İflas Kanunu sistemi içinde madde tadil edilmiş ve ayrıca bu maddeye muhalefet 337/a maddesiyle cezalandırılmıştır” açıklamasına yer verilmiştir.

Ticareti terk etme suçunun işlendiği tarih ile buna bağlı olarak şikayet süresinin başlangıcının doğru olarak belirlenebilmesi için ticareti terk etme kavramı üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır. Öğretide, “ticari işletmeyi kendi adına işletmekten vazgeçmek veya ticari işletmeyi kapatmak veya dağıtmak” olarak tanımlanan ticareti terk eylemi, mevzuatta belirlenen hukuksal yönteme uygun olarak ticari faaliyetin sonlandırılması şeklinde ortaya çıkabileceği gibi, ticari işletmenin hukuksal olarak varlığını sürdürmekle birlikte fiili olarak varlığının sonlandırılması şeklinde de gerçekleşmesi mümkündür. Ancak, adresin değiştirilmesi, bir başka adrese taşınılması olgusu tek başına ticaretin terk edildiği anlamına gelmemektedir. 

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanıkların yasal temsilcisi olduğu şirketin, müşteki tarafından haricen öğrenilen Yüzüncü Yıl Bulvarı Kosova İş merkezi No: 137/1 Ostim/Ankara adresinde 16.01.2007 tarihinde yapılmış olan hacizde, şirketin belirtilen adresten taşındığının belirlendiği, bunun üzerine şirketin Ticaret Sicilinde kayıtlı olan Rüzgarlı Celal Atik Sk. No 3/C Ulus-Altındağ/Ankara adresinde 16.01.2008 tarihinde hacze gidildiği ve borçlu şirketin belirtilen adresten de herhangi bir adres bırakmaksızın ayrıldığı anlaşılmaktadır.

Borçlu şirketin adres değiştirip bir başka adrese taşınmış olması tek başına ticareti terk olarak değerlendirilemeyeceğinden, 3 aylık şikayet süresinin başlangıcının 16.01.2007 olarak kabulü mümkün değildir. Borçlu şirketin yeni taşındığı adresinin tespit edilememesi nedeniyle Ticaret Sicilinde kayıtlı olan adresinde 16.01.2008 tarihinde yapılan ikinci hacizde, borçlu şirketin herhangi bir adres bırakmaksızın adresi terk etmiş olması ve başkaca tespit edilebilecek bir adresinin de olmaması nedeniyle ticareti terk suçu yönünden 3 aylık şikayet süresinin 16.01.2008 günü itibariyle başladığının, dolayısıyla müşteki vekili tarafından 28.01.2008 tarihinde yapılan şikayetin süresinde olduğunun kabulü gerekmektedir.

Bu itibarla, şikayetin süresinde yapılmadığından bahisle müştekinin şikayet hakkının düşürülmesine karar veren yerel mahkemenin direnme hükmü isabetsiz olup, bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- Ankara 11. İcra Ceza Mahkemesinin 21.06.2011 gün ve 218-114 sayılı direnme hükmünün müşteki vekilinin şikayetinin süresinde olduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere, Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.01.2013 günü yapılan müzakerede tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak oybirliğiyle karar verildi.

Tasarı ile cinsel suçlarda yapılan değişiklikler

TCK 102. Maddede yeni tasarı ile yapılan değişiklikler

TCK 102. Maddenin Mevcut Hali

Cinsel Saldırı

cinsel

MADDE 102 – (1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal eden kişi, mağdurun şikayeti üzerine, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenmesi durumunda, yedi yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi halinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikayetine bağlıdır.

(3) Suçun;

a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

b) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı,

d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,

İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.

(4) Suçun işlenmesi sırasında mağdurun direncinin kırılmasını sağlayacak ölçünün ötesinde cebir kullanılması durumunda kişi ayrıca kasten yaralama suçundan dolayı cezalandırılır.

(5) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması halinde, on yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

Maddenin tasarıdaki hali

Cinsel  Saldırı

MADDE 102 – (1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal eden kişi, mağdurun şikayeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiilin ani hareketle işlenmesi halinde iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenmesi durumunda,  oniki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi halinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikayetine bağlıdır.

(3) Suçun;

a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

b) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı, ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,

d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,

e) İnsanların zorunlu olarak bir arada yaşamak zorunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıklardan faydalanmak suretiyle,

İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.

(4) Suçun işlenmesi sırasında mağdurun direncinin kırılmasını sağlayacak ölçünün ötesinde cebir kullanılması durumunda kişi ayrıca kasten yaralama suçundan dolayı cezalandırılır.

(5) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması halinde, on yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

Yeni düzenleme ile getirilen yenilikler

102 inci maddenin mevcut halinde 1 inci fıkradaki ceza iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ikenyeni düzenleme ile cezanın alt ve üst sınırı artırıldı ve 5 yıldan on yıla kadar hapis cezası oldu.

Cinsel saldırı suçunun ani hareketle işlenmesi

Fıkraya “Fiilin ani hareketle işlenmesi halinde iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası verilir.” cümlesi eklendi. Bu yeni düzenleme ile cinsel saldırı suçuna yeni bir suç türü eklenmiş oldu. Cinsel saldırıyıani bir hareketle gerçekleştirme suçu.

20 yıl hapis cezası

İkinci fıkradaki cezada yeni bir düzenleme yapıldı.  Fıkranın mevcut halinde ceza yedi yıldan oniki yıla kadar hapis cezası iken yeni düzenlemede “oniki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.” denilerek cezanın asgari haddi yedi yıldan oniki yıla çıkarılırken cezanın üst sınırı hakimin takdirine bırakıldı. Bu düzenlemeden anlaşılan hakimin takdir edeceği en az ceza oniki yıl, üst sınır ise süreli hapis cezalarının üst sınırı olan 20 yıl olarak uygulanabilecektir.

3. fıkranın kapsamı genişletildi

3 inci fıkranın kapsamı genişletildi. Mevcut fıkranı 3/C maddesinde “ Üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı,” denilirken yeni düzenleme ile  “Üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı, ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,”  şeklinde kapsam genişletildi. Yeni düzenleme ile üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen, evlatlık suçun kapsamına alındı.

 Ensest ilişkiye 30 yıl hapis

Ensest ilişkinin 102/2 şeklinde gerçekleşmesi halinde teorik olarak ceza 30 yıl olacaktır.

Mevcut 103 . madde

Çocukların Cinsel İstismarı

MADDE 103 – (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;

a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,

Anlaşılır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) (Değişik 3. fıkra: 5377 – 29.6.2005 / m.12) (3) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması halinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması halinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

(7) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

 

Tasarı

Çocukların Cinsel İstismarı

MADDE 103 – (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiilin ani hareketle işlenmesi halinde dört yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.. Cinsel istismar deyiminden;

a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,

Anlaşılır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, onaltı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

3) Suçun

a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

b) İnsanların zorunlu olarak bir arada yaşamak zorunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıklardan faydalanmak suretiyle,

c)  Üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı, ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,

d) Vasi, eğitici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından işlenmesi,

e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır,

4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır,

5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması halinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümüne halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

Çocuğun cinsel istismarı, tasarı  ile getirilen değişiklikler

103 üncü maddenin 1 inci fıkrasında yapılan değişiklikle çocuğun cinsel istismarı cezasının alt ve üst sınırı artırılıyor. Mevcut fıkrada ceza üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası iken tasarı ile bu cezasekiz yıldan onbeş yıla çıkarılıyor.

Maddeye eklenen yeni suç tanımı

Maddeye eklenen “. Fiilin ani hareketle işlenmesi halinde dört yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir..”  cümlesi ile yeni bir tanım getirilmiştir.

20 yıla kadar hapis cezası

2 inci fıkrada düzenlenen vücuda organ veya alet sokmak suretiyle işlenen cinsel istismar suçu için öngörülen sekiz yıldan onbeş yıla olan hapis cezası 16 yıldan az olmamak şeklinde değiştirilmiş, cezanı üst sınırını tayin hakkı hakime bırakılmış, TCK’da süreli hapis cezalarının üst sınırı 20 yıl olduğundan hakim 20 yıla kadar hapis cezasına hükmedebilecektir.

3 üncü fıkraya eklenen “İnsanların zorunlu olarak bir arada yaşamak zorunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıklardan faydalanmak suretiyle,”  cümlesi ile suçun ağırlaştırılmış halinin kapsamı genişletilmiştir.

104. madde mevcut hali

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki

MADDE 104 – (1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fail mağdurdan beş yaştan daha büyük ise, şikayet koşulu aranmaksızın, cezası iki kat artırılır. (2) (…) (Madde 104 ün (2) numaralı fıkrası, Anayasa Mahkemesi’nin 25.2.2006 tarih ve 26091 sayılı R.G.’de yayımlanan, 23.11.2005 gün ve E.2005/103 – K.2005/89 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.)

Tasarı

Madde 104

(1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, altı yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

 

(3)   Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.

105. madde mevcut hali

Cinsel Taciz

MADDE 105 – (1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adli para cezasına hükmolunur.

(2) Bu fiiller, hiyerarşi veya hizmet ilişkisinden kaynaklanan nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle ya da aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlendiği takdirde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur işi terk etmek mecburiyetinde kalmış ise, verilecek ceza bir yıldan az olamaz. (Değişik 2. fıkra: 5377 – 29.6.2005 / m.13) (2) Bu fiiller; hiyerarşi, hizmet veya eğitim ve öğretim ilişkisinden ya da aile içi ilişkiden kaynaklanan nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle ya da aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlendiği takdirde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise, verilecek ceza bir yıldan az olamaz.

Tasarı

Madde 105

(1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adli para cezasına, fiilin çocuğa karşı işlenmesi halinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur..

(2) Suçun;

a)      Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

b)     Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,

c)      Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

d)     Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak

suretiyle,

e)      Teşhir suretiyle,

işlenmesi halinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yan oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise, verilecek ceza bir yıldan az olamaz.

%d blogcu bunu beğendi: