213 sayılı VUK madde 359 İçtihat

T.C.

YARGITAY

11. HUKUK DAİRESİ

E. 2009/10722

K. 2011/3348

T. 24.3.2011

yargıtay 2• HİSSE VE İŞLETME DEVRİ SÖZLEŞMELERİNE DAYALI ALACAK ( Vergi Dairesinden Gelen Yazıda Kesilen Cezanın Uzlaşma Kapsamında Olmadığının Belirtildiği – Uzlaşmaya Dair Davacı Taraf İtirazının İncelenmesi Amacıyla Dosyanın Bilirkişilere veya Yeniden Oluşturulacak Bilirkişi Heyetine Tevdi Edilmesi Gerektiği

• UZLAŞMA ( Hisse ve İşletme Devri Sözleşmelerine Dayalı Alacak İstemi – Vergi Ziyana Sebep Olan Olayın Sahteciliğe Dayanması Halinde Uzlaşmanın Olamayacağı/Vergi Dairesinden Gelen Yazıda Kesilen Cezanın Uzlaşma Kapsamında Olmadığının Belirtildiği – Bilirkişi İncelemesi Yapılması Gerektiği )

• BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ ( Uzlaşmaya Dair Davacı Taraf İtirazının İncelenmesi Amacıyla Dosyanın Bilirkişilere veya Yeniden Oluşturulacak Bilirkişi Heyetine Tevdi Edilmesi Gerektiği – Rapor Sonucuna Göre Karar Verileceği/Bilirkişi Raporuna Karşı Yapılan Bu Ciddi İtiraz İncelenmeksizin Karar Verilmesinin Doğru Olmadığı )

213/m.344,359, Ek.7

ÖZET : Dava, hisse ve işletme devri sözleşmelerinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece alınan bilirkişi raporuna davacı vekilince yapılan itirazda, vergi ziyana sebep olan olayın sahteciliğe dayanması halinde uzlaşmanın olamayacağı belirtilmiş, Suburcu Vergi Dairesinin yazısına göre ise, davaya konu olay sebebiyle kesilen cezanın uzlaşma kapsamında olmadığı belirtilmiştir.Bu durumda, mahkemece, uzlaşmaya dair davacı taraf itirazının Vergi Usul Yasasının 344, 359, Ek-7 ve devamı maddeleri çerçevesinde incelenmesi amacıyla dosyanın bilirkişilere veya yeniden oluşturulacak bilirkişi heyetine tevdi edilmesi, düzenlenecek rapor sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bilirkişi raporuna karşı yapılan bu ciddi itiraz incelenmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.06.2009 tarih ve 2008/526-2009/278 Sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi tarafların vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Abdullah Turgut tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin dava tarihi itibariyle hissedarlarının R. G. ve M. M. Y. olduğunu, davacı ve faaliyet gösterdiği otelin 27.04.2005 tarihinde önceki hissedarları olan M. E. Ç. ve M. Ç.’tan devralındığını, davacı ortağı M. M. Y. ve davalı M. E. Ç. arasındaki 07.03.2005 tarihli protokolün 6 ncı maddesine göre, “bedelin tamamı alındıktan sonra şirket aktif ve pasifiyle devredilecektir, 8. maddesine göre ise “şirketin devir tarihine kadar alacak ve borçları satıcı M.E.Ç.’ye, devir tarihinden sonraki borç ve alacakları alıcı M. M. Y.’e aittir hükümlerinin yer aldığını, müvekkilinin hisselerinin R. G. ve M. M. Y. tarafından devralınmasından sonra, 2004 yılı içerisinde kullanılan sahte faturalar sebebiyle Suburcu Vergi Dairesince ( kdv gerçek+gecikme faizi+vergi ziyaı cezası ) kesilen 148.259,57 TL müvekkilinin ödediğini ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin şirket hisselerini M. M. Y. ve R. G.’e devrettiğini, devir senedinde “…tüm hak ve yükümlülükleri, bütün aktif ve pasifiyle birlikte 27.04.2005 tarihinde devretmişlerdir…” hükmünün yer aldığını, dava dilekçesinin dayanağı olan 07.03.2005 tarihli protokolün T.T.K.nun 520. maddesi anlamında geçerliliğinin bulunmadığını, protokolün daha sonradan geçersiz kılınarak şekle uygun hisse devir senedi düzenlendiğini, vergi soruşturmasından haberdar edilmediklerini, davalının yasadan kaynaklanan itiraz, düzeltme, uzlaşma ve yargıya başvuru haklarının kullanılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının ödediği meblağın 38.874,34 TL’nin kdv aslı ve 51.073,70 TL gecikme faizi ve 58.311,53 TL vergi ziyaı cezası olduğu, uzlaşma istenmesi halinde tahakkuk edebilecek vergi ziyaı cezasının 12.000,00 TL olabileceği, bu hali ile 101.948,04 TL’den davalı M. E. Ç.’un sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle 101.948,04 TL’nin ödeme tarihi olan 19.09.2008 tarihinden itibaren Merkez Bankasının avans faiz oranına uygulanan faiz üzerinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, tarafların vekilleri temyiz etmiştir.

1 – Dava, hisse ve işletme devri sözleşmelerinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.

Yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporuna davacı vekilince yapılan itirazda, vergi ziyana sebep olan olayın sahteciliğe dayanması halinde uzlaşmanın olamayacağı belirtilmiş, Suburcu Vergi Dairesinin 20.05.2009 tarihli yazısına göre ise, davaya konu olay sebebiyle kesilen cezanın uzlaşma kapsamında olmadığı belirtilmiştir.

Bu durumda, mahkemece, uzlaşmaya dair davacı taraf itirazının Vergi Usul Yasasının 344, 359, Ek-7 ve devamı maddeleri çerçevesinde incelenmesi amacıyla dosyanın bilirkişilere veya yeniden oluşturulacak bilirkişi heyetine tevdi edilmesi, düzenlenecek rapor sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bilirkişi raporuna karşı yapılan bu ciddi itiraz incelenmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

2 – Kabule göre, H.U.M.K.nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Anılan Kanunun 388. maddesinde hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, infazı kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.

Somut olayda, mahkemece verilen kısa kararla, “…davacının davasının kısmen kabulüyle kısmen reddine, davacı tarafın istemiş olduğu alacaktan bilirkişilerin raporlarında hesaplamış olduğu 101.948,04 TL’nin ödeme tarihi olan 19.09.2008 tarihinden itibaren merkez bankasının avans faiz oranına uygulanan faiz üzerinden işleyecek faizle birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine…” şeklinde, gerekçeli kararda ise, “…davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile, davacı tarafın istemiş olduğu alacaktan bilirkişilerin raporlarında hesaplamış olduğu 101.948,04 TL’nin ödeme tarihi olan 19.9.2008 tarihinden itibaren Merkez Bankasının avans faiz oranına uygulanan faiz üzerinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine…” şeklinde hüküm kurulmuştur. Bu hüküm kısa kararla çeliştiği gibi, infazda tereddüt yaratacak mahiyette olduğu da sabittir.

Bu durumda, mahkemece, kısa kararla çelişmeyen ve infazı kabil olan bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edenlere iadesine, 24.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: