213 sayılı VUK madde 359 İçtihat

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

E. 2012/3030

K. 2013/9428

T. 5.6.2013

yargıtay 2• DEFTER VE BELGELERİN GİZLENMESİ ( Somut Bir Vergi Ziyaının Tespiti Olanağı Olmadığı Ancak Vergi Ziyaının Oluştuğunun Kabul Edileceği – Sanığın 3167 S.K.’ya Aykırılık Nedeniyle Sicil Kaydında Olan Suçların da HAGB’nin Değerlendirilmesine Engel Olmadığı )

• SOMUT VE SOYUT ZARAR ( Defter ve Belgelerin Gizlenmesi – Somut Bir Vergi Ziyaının Tespiti Olanağı Olmadığı Ancak Vergi Ziyaının Oluştuğunun Kabul Edileceği/Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hususunun Değerlendirileceği )

• HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI ( Defter ve Belgelerin Gizlenmesi – Somut Bir Vergi Ziyaının Tespiti Olanağı Olmadığı Ancak Vergi Ziyaının Oluştuğunun Kabul Edileceği/Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hususunun Değerlendirileceği )

• VERGİ ZİYAI ( Defter ve Belgelerin Gizlenmesi – Somut Bir Vergi Ziyaının Tespiti Olanağı Olmadığı Ancak Vergi Ziyaının Oluştuğunun Kabul Edileceği/Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hususunun Değerlendirilmesi Gerektiği )

• 3167 SAYILI KANUNA MUHALEFET ( Sanığın Adli Sicil Kaydında 3167 S.K.’ya Aykırılık Nedeniyle Yer Alan Suçların Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasının Uygulanmasına Engel Teşkil Etmeyeceği )

5237/m.231

3167-1/m.13, 16

213/m.359

ÖZET : Defter ve belgelerin gizlenmesi halinde, sağlıklı bir vergi incelemesi yapılamayacağı açıktır. Vergi denetimi olanağını kaldıran bu halde artık somut bir vergi ziyaının tespiti olanağı da ortadan kalkmaktadır. O halde, mükellefin sorumluluğunu kaldıracak olan ve vergi ziyaının varlığının kabulü de zorunludur. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanmasına engel oluşturabilecek somut bir zararın meydana geldiğinin kanıtlanamadığı gibi adli sicil kaydındaki hükümlülük kayıtlarının da 3167 sayılı Kanun’un 13. ve 16. maddelerine muhalefet suçlarına dair olup hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil eder nitelikte olmadıkları cihetle, sanık hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının” takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmelidir.

DAVA : Dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : Temyiz incelemesine konu kamu davasının. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 10.1.2008 tarihli iddianamesiyle açılıp sonuçlandırdığı, sanık müdafiinin temyiz dilekçesi ekindeki iddianame suretiyle UYAP sistemi üzerinden yapılan araştırma neticesinde, sanık hakkında aynı suç sebebiyle açılıp Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/356 esas, 2011/506 karar sayılı dosyası üzerinden karara bağlanan kamu davasının iddianame tarihinin ise 17.3.2008 olduğu cihetle, incelemeye konu davanın değil, Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/356 esas numaralı dosyası üzerinden yürütülüp sonuçlandırılan kamu davasının mükerrer olarak açıldığının anlaşılması karşısında tebliğnamedeki 1 numaralı düşünceye iştirak edilmemiştir.

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 gün ve 346-25 ve 03.02.2009 gün ve 250-13 Sayılı kararlarında açıklandığı üzere: 5271 Sayılı C.M.K.nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanabilmesi için diğer şartların yanında, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi de gerekmektedir. Burada, uğranılan zararlardan kast edilen maddi zararlar olup, manevi zararlar bu kapsamda değerlendirilmemelidir. Maddi zararın bizzat sanık tarafından yerine getirilmesi gerekmeyip, sanık adına onun bilgisi ve rızası tahtında üçüncü kişiler tarafından da tazmin, aynen iade veya eski hale getirme suretiyle giderilmesi de olanaklıdır. Ancak, herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşul aranmayacaktır. Zararın belirlenmesinde hakim, ceza yargılamasında şahsi hak davasına yer verilmediği gerçeğini de göz önünde bulundurmak koşuluyla, kanaat verici basit bir araştırma yapmalı, hukuk hakimi gibi gerçek zararı tam anlamıyla saptamaya çalışmamalıdır. Zira 5271 Sayılı C.M.K.nun 231. maddesindeki düzenleme, kişinin ileride hukuk mahkemesinde şahsi hak davası açmasına ve giderilmediğini düşündüğü gerçek zararının saptanarak kalan kısmına da hükmedilmesini isteme yönünden bir engel oluşturmamaktadır. Öte yandan yine ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 22.5.2001 gün ve 99/104 Sayılı kararında açıklandığı üzere: defter ve belgelerin gizlenmesi halinde, sağlıklı bir vergi incelemesi yapılamayacağı açıktır. Vergi denetimi olanağını kaldıran bu halde artık somut bir vergi ziyamın tespiti olanağı da ortadan kalkmaktadır. O halde, mükellefin sorumluluğunu kaldıracak olan ve 213 Sayılı Kanunun 13. maddesinde düzenlenen durumlarda veya kastı ortadan kaldıran diğer hallerin kanıtlanması dışında, vergi ziyamın varlığının kabulü de zorunludur. Bir başka anlatımla yukarda değinilen haller dışında mefruz ( soyut ) vergi ziyaı bulunduğu kabul edilmeli, müspet ( somut ) vergi ziyamın varlığı aranmamalıdır. Kaldı ki. 29.7.1998 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4369 Sayılı Kanun ile 213 Sayılı Yasada yapılan değişikliklerle vergi kaçakçılığı suçlarında “vergi ziyamın varlığı” suçun unsuru olmaktan çıkarılmış ve defter ve belgeleri gizleme halinde, suçun oluştuğu hükme bağlanmıştır.

İncelenen dosya içeriğine göre: 2002 ve 2004 takvim yıllarına dair defter ve belgelerini vergi incelemesine esas olmak üzere vaki istem üzerine merciine teslim etmediğinden bahisle eylemine uyan 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 359/a-2. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılan sanık hakkında düzenlenen vergi inceleme raporlarında: somut bir zarara yer verilmediği, ancak defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesinden dolayı, kdv, gelir vergisi ve geçici gelir vergisi beyanları yeniden hesaplanmak suretiyle, bu vergiler tarh edilerek, bunlara bağlı bir kısım cezalara hükmedildiği, bir başka ifadeyle tarh edilen bu vergi ve cezaların eylemden doğan zarar niteliğinde bulunmadıkları anlaşılmaktadır. Şu halde sanığın vaki eylemi sebebiyle C.M.K.nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanmasına engel oluşturabilecek somut bir zararın meydana geldiğinin kanıtlanamadığı gibi adli sicil kaydındaki hükümlülük kayıtlarının da 3167 sayılı Kanun’un 13. ve 16. maddelerine muhalefet suçlarına dair olup hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil eder nitelikte olmadıkları cihetle, sanık hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının” takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden, sanığın kurum zararını karşılamadığı ve kasıtlı suçlardan sabıkalı olduğu şeklindeki yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde C.M.K.nun 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 05.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: