213 sayılı VUK madde 359 İçtihat

T.C.

YARGITAY

5. CEZA DAİRESİ

E. 2009/802

K. 2012/45

T. 10.1.2012

yargıtay 2• ZİMMET ( Kooperatif Muhasebecisi Sanık/Kamu Görevlisi Gibi Cezalandırılacağı – Ödeme Yapmak Üzere Mali Değer Alamayacağı/Sahte Faturalarla Gerçeğe Aykırı Vergi İndirimi Yapmak Eyleminin Zimmet Değil Özel Düzenleme Olan 213 S.K. Md. 359’daki Suçu Oluşturacağı )

• VERGİ USUL KANUNU’NA AYKIRILIK ( Kooperatif Muhasebecisi Sanığın Sahte Faturalarla Gerçeğe Aykırı Vergi İndirimi Yapmak Eyleminin Zimmet Suçunu Değil Özel Düzenleme Olan 213 S.K. Md. 359’daki Suçu Oluşturacağı )

• KOOPERATİF MUHASEBECİSİNİN SAHTE FATURA İLE VERGİ İNDİRİMİ SAĞLAMASI ( Eylemin Zimmet Suçunu Değil Özel Düzenleme Olan 213 S.K. Md. 359’daki Suçu Oluşturacağı )

• KAMU GÖREVLİSİ ( Kooperatif Muhasebecisi Sanık – Kamu Görevlisi Gibi Cezalandırılacağı )

5237/m. 212, 247

213/m. 359

3568/m. 47

1163/m. 62

Mecburi Meslek Kararlarına İlişkin Genelge/m.1

ÖZET : Zimmet suçunda; serbest muhasebeci olup kooperatifin muhasebe işlemlerini yapmayı sözleşmeyle üstlenen sanığın görevi sebebiyle işlediği suçlardan dolayı, kamu görevlileri gibi cezalandırılması gerekmekteyse de müşterilerinin vergilerini yatırma görevi bulunmadığı gibi muhasebecilerin müşteri adına 3. kişilere ( Vergi Dairesi, SSK, Bağ-Kur ve benzeri kurumlara) ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun para, çek gibi mali değerler almalarının yasaklanmış olması nedeniyle kooperatif yönetim kurulu başkanından kooperatif adına tahakkuk edecek vergilerin ödenmesi için aldığı iddia edilen para ve çeklerin kendisine görevi nedeniyle tevdi edildiğinin ve bunlar üzerinde gözetim ve muhafaza görevinin bulunduğunun kabul edilemeyeceği gözetilmelidir. Keza sahte faturalarla gerçeğe aykırı vergi indirimi yapmak gibi hileli hareketlerle kooperatif adına düşük vergi ödenmesini sağlamak şeklindeki eylemlerinin de 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde yer alan özel düzenleme nedeniyle zimmet suçuna vücut vermeyeceği dikkate alınmalıdır.

DAVA : Zimmet suçundan sanıklar S., H. G., Y., A., A., H. E., M., H., H. ve M.’ın yapılan yargılanmaları sonunda; sanıklar S.ve H. G.’nin atılı suçtan mahkumiyetine diğer sanıkların beraetlerine dair, ( Alanya Birinci Ağır Ceza Mahkemesi)’nden verilen 12.03.2008 gün ve 2002/65 Esas, 2008/87 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde o yer Cumhuriyet Savcısı, sanıklar Hasan G. ve S.müdafiileri ile sanık H. G. tarafından temyiz edilmesi ve incelemenin duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi.

O yer Cumhuriyet Savcısının gerekçeli temyiz dilekçesinin içeriğine nazaran sanıklar S.ve Hasan G. hakkındaki mahkumiyet ve sanıklar Yusuf ve Hasan E. hakkındaki beraet hükümlerini kapsamadığı anlaşılmakla temyiz talebinin sadece sanıklar M., H., Hü., M., A.ve A.hakkında zimmet suçundan verilen beraet kararlarıyla sınırlı olduğunun kabul edilmesine ve sanıklara tayin edilen cezaların süresine göre sanıklar Hasan G. ve S.müdafiileri ile sanık H. G.’nin duruşma isteklerinin CMUK’nın 318. maddesi gereğince reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

KARAR : Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nın 14.03.2002 tarihli yazısı içeriğinden sanıklar M., Hü. ve M.’ın kooperatifi temsil yetkileri bulunmadığının ve dosya kapsamından kooperatif iş ve işlemlerinin fiilen yönetim kurulu başkanı olan sanık Hasan G. tarafından yürütülüp sanıklar H., A.ve Ali’nin davaya konu eylemlere iştirak ettiklerine dair her türlü kuşkudan uzak, cezalandırmaya yeterli kanıtların elde edilemediğinin anlaşılması nedeniyle delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazlarının reddiyle M., H., Hü., M., Ali ve A.hakkındaki hükümlerin tebliğname gibi ONANMASINA,

Sanıklar Hasan G. ve S.hakkında zimmet suçundan kurulan hükümlere yönelik itirazlara gelince:

Serbest muhasebeci olup S.S. K… Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifimin muhasebe işlemlerini yapmayı sözleşmeyle üstlenen sanık S.’ın 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 47. maddesi uyarınca görevi sebebiyle işlediği suçlardan dolayı kamu görevlileri gibi cezalandırılması gerekmekteyse de söz konusu Kanun ve uygulama yönetmeliği hükümlerine göre müşterilerinin vergilerini yatırma görevi bulunmadığı gibi 26.01.1996 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Mecburi Meslek Kararlarına İlişkin Genelge’nin 1. maddesiyle muhasebecilerin müşteri adına 3. kişilere ( Vergi Dairesi, SSK, Bağ-Kur ve benzeri kurumlara) ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun para, çek gibi mali değerler almalarının yasaklanmış olması nedeniyle kooperatif yönetim kurulu başkanı olan sanık H. G.’den kooperatif adına tahakkuk edecek vergilerin ödenmesi için aldığı iddia edilen para ve çeklerin kendisine görevi nedeniyle tevdi edildiğinin ve bunlar üzerinde gözetim ve muhafaza görevinin bulunduğunun kabul edilemeyeceği, keza sahte faturalarla gerçeğe aykırı vergi indirimi yapmak gibi hileli hareketlerle kooperatif adına düşük vergi ödenmesini sağlamak şeklindeki eylemlerinin de 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde yer alan özel düzenleme nedeniyle zimmet suçuna vücut vermeyeceği bu itibarla diğer zimmet iddialarına ilişkin olarak sanık H. G. tarafından bilirkişi raporlarının tanziminden sonra ileri sürülen kooperatife ait otobüsün alınmasından kalan borcun ödendiği, harcamaların gider pusulaları ile yapıldığı, sahte faturaların kullanılmasından haberinin olmadığı yönündeki savunmaları gözetilerek, otobüs borcunun ödenmesine ilişkin olarak bilgisi olduğu anlaşılan L., Ha., M. E. ve M. S. isimli şahıslar ve gerektiğinde sonradan ibraz edilen harcama pusulaları adına düzenlenmiş olan kişiler ile tespiti halinde sanık tarafından ibraz edilen harcama listelerinde adına ödeme yapıldığı belirtildiği halde ödeme belgesi bulunmayan şahısların çağrılıp tanık olarak dinlenmesinden ve kooperatif paralarının fiilen kimlerin zilyetliğinde olduğu hususunda sanıkların tekrar beyanlarının alınmasından sonra dosyanın tüm ekleriyle birlikte emekli Sayıştay uzman denetçilerinden oluşturulacak yeni bir heyete tevdii ile suça konu dönemde kooperatifin gelir gider ve mevcutlarının karşılaştırılması suretiyle sanıkların uhdelerinde kalan bir miktarın bulunup bulunmadığına dair rapor alınmasından sonra 3568 sayılı Kanun’un 47. maddesi, 1163 sayılı Kanun’un 62. maddesi ve 5237 sayılı TCK’nın 212. maddesi de nazara alınıp davaya konu belgelerin düzenlenmesi nedeniyle “memurun resmi belgede sahteciliği” suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı da değerlendirilerek sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden ve sanıkların fikir ve irade birliği içinde hareket ettiklerine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde gösterilip tartışılmadan yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, o yer Cumhuriyet Savcısının ve sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA), 10.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: