2004 SAYILI İİK MADDE 364 TEMYİZ YOLUNA BAŞVURMA VE İNCELENMESİ

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2013/650

K. 2013/3485

T. 25.2.2013

• MENFİ TESPİT DAVASI ( Verilen Tedbir Kararı Uygulanmamış Olduğundan Davacı Aleyhine Tazminata Karar Verilmesinin İsabetsiz Olduğu )

• SATIŞIN DURDURULMASI ( Menfi Tespit Davası – Menfi Tespit Davasında Verilen Tedbir Kararı Uygulanmamış Olduğundan Davacı Aleyhine Tazminata Karar Verilmesinin İsabetsiz Olduğu )

• TEDBİR KARARI ( Menfi Tespit Davası – Menfi Tespit Davasında Verilen Tedbir Kararı Uygulanmamış Olduğundan Davacı Aleyhine Tazminata Karar Verilmesinin İsabetsiz Olduğu )

2004/m.72/4,364

ÖZET : Dava, menfi tespit davasına ilişkindir. İcra dosyasının incelenmesinde, satışın durdurulmasına dair icra müdürlüğü kararı dava tarihinden önce olduğu gibi, satış durdurulmuştur. Bu durumda, açılan menfi tespit davasında verilen tedbir kararı uygulanmamış olduğundan, davacı aleyhine tazminata karar verilmesi isabetsiz olup mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili; müvekkil şirket aleyhine yapılan icra takibine konu bononun müvekkil şirket yetkililerince verilmediğini, davaya konusenedin sahte tanzim edilmiş bir senet olduğunu ve bu senedin şirket eski ortaklarından M. B. tarafından şahsi borcuna karşılık olarak, davalının babası olan M. A.’a verildiğini belirterek, dava konusu edilen bononun iptali ile müvekkili şirketin davalı alacaklıya borcunun olmadığının tespitine ve % 40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; dava dışı M. B.’nün şirketin zorda olduğunu söyleyerek müvekkilinden borç istemesi üzerine müvekkilinin M. B.’ye borç olarak 30.000 Alman Markını nakten teslim ettiğini, M. B.’nün hem şahsı adına hem de davacı şirket adına dava konusu bonoyu tanzim ederek müvekkiline verdiğini belirterek, davanın reddine ve % 40 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; M. B.’nün davacı şirket yönetim kurulunun 01.02.2001 tarihli kararı ile 20 yıllığına münferiden yetkili kılındığı, her ne kadar davacı bonodaki kaşenin sahte olduğunu iddia etmiş ise de bu durumu ispat edemediği, bonoda iki imza ve şirket kaşesinin bulunduğu durumlarda yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre imzanın birinin şirket adına diğerinin ise şahsi sorumluluğu adına atıldığının kabul edildiği gerekçesiyle, davanın reddine ve tedbir talebi ile takibin durmasına yol açarak alacaklının alacağına geç kavuşmasına neden olduğundan İİK. 72/4 maddesi gereği asıl alacak olan 30,000 DM karşılığı dava tarihindeki DM kuru üzerinden 19,028,40 TL’nin %40’ıolan 7.611,36 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesinekarar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışınnda kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Mahkemece davacının talebi üzerine İİK’nun 72/3 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verildiği,ancak bu tedbir kararının uygulanmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

İcra dosyasının incelenmesinde, 20.11.2001 tarihli satışın durdurulmasına dair icra müdürlüğü kararı dava tarihinden önce olduğu gibi, satış İİK’nun 364 /son maddesi uyarınca durdurulmuştur. Bu durumda, açılan menfi tespit davasında İİK’nun 72. maddesine göre verilen tedbir kararı uygulanmamış olduğundan, davacı aleyhine tazminata karar verilmesi isabetsiz olup mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle , davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: