2004 Sayılı İİK madde 353 İTİRAZ

T.C.

 

YARGITAY

 

16. HUKUK DAİRESİ

 

E. 2012/1128

 

K. 2012/1751

 

T. 21.2.2012

 

• ÖDEME ŞARTINI İHLAL ( C. Savcısının İtirazının Şikayetçinin Şikayet Hakkına Yönelik Olmayıp Sanığın Lehine Olduğu – İcra Ceza Mahkemelerince Verilen Kararlara Karşı C. Başsavcılığının İtiraz Yetkisi Bulunduğundan İcra Mahkemesince İtirazın Esastan İncelenmesi Gerektiği )

 

• SAVCILIĞIN İTİRAZININ SANIĞIN LEHİNE OLMASI ( İcra Ceza Mahkemelerince Verilen Kararlara Karşı C. Başsavcılığının İtiraz Yetkisi Bulunduğundan İtiraz Mercii İcra Mahkemesince İtirazın Esastan İncelenmesi Gerektiği – Ödeme Şartını İhlal )

 

• İTİRAZ YETKİSİ ( Ödeme Şartını İhlal – C. Savcısının İtirazının Şikayetçinin Şikayet Hakkına Yönelik Olmayıp Sanığın Lehine Olduğu/İcra Ceza Mahkemelerince Verilen Kararlara Karşı C. Başsavcılığının İtiraz Yetkisi Bulunduğu/İtirazın Esastan İnceleneceği )

 

2004/m.340,352,353

 

5271/m.260

 

ÖZET : 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun “Karar” başlıklı 352. maddesinin birinci fıkrasında; “İcra mahkemesi iki tarafın ifadelerini ve bütün delillerini ve iddia ve müdafaalarını dinledikten sonra nihayet beş gün içinde kararını verir ve hulasasını Cumhuriyet savcısına bildirir.”, aynı Kanunun “itiraz” başlıklı 353.maddesinin ikinci fıkrasında da; “İcra mahkemesinin bu Bapta yer alan suçlardan dolayı verdiği hükümlerle ilgili olarak 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun kanun yollarına ilişkin hükümleri uygulanır.”, hükmü ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “Kanun yollarına başvurma hakkı” başlıklı 260. maddesinin birinci fıkrasında ise; “Hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet Savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.” şeklindeki hükümleri ile Cumhuriyet savcısının itirazının şikayetçinin şikayet hakkına yönelik olmayıp sanığın lehine olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda; icra ceza mahkemelerince verilen kararlara karşı Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yetkisinin bulunduğundan, itiraz mercii İcra Mahkemesince itirazın esastan incelenmesi yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsizdir.

 

DAVA : Ödeme şartını ihlal suçundan sanık H. Ç.’in, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 340. maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Antalya 2. İcra Ceza Mahkemesinin 25/05/2011 tarihli ve 2010/2347 esas, 2011/997 sayılı kararına karşı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın Cumhuriyet Başsavcılığının karara itiraz yetkisi bulunmadığından bahisle reddine ilişkin Antalya 3. icra Ceza Mahkemesinin 23/06/2011 tarihli ve 2011/437 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine, Adalet Bakanlığından verilen 19/10/2011 gün ve 2011/13190/53902 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 23/01/2012 gün ve K.Y.B. 2011/374188 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle dosya incelendi:

 

Tebliğnamede; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun “İcra mahkemesinin bu Bapta yer alan suçlardan dolayı verdiği hükümlerle ilgili olarak 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun kanun yollarına ilişkin hükümleri uygulanır” şeklindeki 353/2. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “Hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır” şeklindeki 260/1. maddesi karşısında, İcra Ceza Mahkemesince verilen kararlara karşı Cumhuriyet Savcısının itiraza yetkili olduğu anlaşılmakla, itirazın konusu hakkında esasa ilişkin bir değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir. Gereği görüşüldü:

 

KARAR : Antalya 13.İcra Müdürlüğünün 2010/11634 takip sayılı dosyasında, 02/06/2010 tarihli taahhüdün 20/12/2010 tarihli taksidini ödemediğinden bahisle yapılan şikayet üzerine, Antalya 2. İcra Mahkemesinin 25/05/2011 tarihli ve 2010/2347 esas, 2011/997 sayılı kararı ile sanık H. Ç.’in 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsine karar verildiği, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının üç aylık şikayet süresinin geçmesi nedeniyle şikayet hakkının düşürülmesi gerekirken borçlunun tazyik hapsi ile cezalandırılması kararına itirazı üzerine, mercii Antalya 3. İcra Mahkemesinin 23/06/2011 tarihli ve 2011/437 değişik iş sayılı kararı ile “…Cumhuriyet Başsavcılığının karar itiraz yetkisi bulunmadığı, bu konuda yasal düzenleme olmadığından itirazın reddine…” karar verildiği görülmüştür.

 

Kural olarak İcra Ceza Mahkemesinin kararlarına yerel Cumhuriyet Savcısının itiraz/temyiz yetkisi bulunmakla beraber, şikayetçinin şahsi haklarına ilişkin konularda sanığın aleyhine olarak itiraz/temyiz yetkisi bulunmamaktadır.

 

2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun “Karar” başlıklı 352. maddesinin birinci fıkrasında; “İcra mahkemesi iki tarafın ifadelerini ve bütün delillerini ve iddia ve müdafaalarını dinledikten sonra nihayet beş gün içinde kararını verir ve hulasasını Cumhuriyet savcısına bildirir.”, aynı Kanunun “itiraz” başlıklı 353.maddesinin ikinci fıkrasında da; “İcra mahkemesinin bu Bapta yer alan suçlardan dolayı verdiği hükümlerle ilgili olarak 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun kanun yollarına ilişkin hükümleri uygulanır.”, hükmü ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “Kanun yollarına başvurma hakkı” başlıklı 260. maddesinin birinci fıkrasında ise; “Hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet Savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.” şeklindeki hükümleri ile Cumhuriyet savcısının itirazının şikayetçinin şikayet hakkına yönelik olmayıp sanığın lehine olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda; icra ceza mahkemelerince verilen kararlara karşı Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yetkisinin bulunduğundan, itiraz mercii Antalya 3.İcra Mahkemesince itirazın esastan incelenmesi yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsizdir.

 

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname yerinde görülmekle, Antalya 3. İcra Mahkemesinin 23/06/2011 tarihli ve 2011/437 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 21.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: