2004 Sayılı İİK madde 348 YETKİ

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

 

E. 2005/16-146

K. 2005/139

T. 22.11.2005

 

• YEDİEMİNLİK YÜKÜMLÜLÜĞÜNE AYKIRI DAVRANMAK ( İcra Mahkemesinin Yetkisizlik Kararma Karşı Başvurulacak Yasa Yolu Temyiz Değil İtiraz Yasa Yolu Olduğu )

• YETKİSİZLİK KARARI ( İcra Mahkemesinin Yetkisizlik Kararma Karşı Başvurulacak Yasa Yolu Temyiz Değil İtiraz Yasa Yolu Olduğu – Yedieminlik Yükümlülüğüne Aykırı Davranmak )

• YASA YOLUNU TAYİNDE YANILMA ( Başvuranın Haklarını Ortadan Kaldırmadığı/Başvuru Yapılan Mercice Başvurunun Görevli ve Yetkili Merciye Gönderilmesi Gereği – Yedieminlik Yükümlülüğüne Aykırı Davranmak )

 

2004/m. 336, 348, 353

5271/m.18, 223, 264

1412/m. 317

765/m. 276

 

ÖZET : Yedieminlik yükümlülüğüne aykırı davranmak suçundan yapılan yargılama sonunda icra mahkemesince yetkisizlik kararı verilmiştir. İİK’nın cezai hükümlerinin yer aldığı 16. bapta yer alan eylemlere ilişkin verilen tazyik ve disiplin hapsi kararlarına karşı, yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir. Yetkisizlik kararlarına karşı başvurulacak yasa yolu hakkında ise bir düzenleme yoktur. 28.03.1946 gün ve 3346 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda, yetkisizlik kararlarının itiraz yasa yoluna tabi olduğu belirtilmiştir. Yasa yolunu tayinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz. Başvuru yapılan mercice, başvurunun görevli ve yetkili merciye gönderilmesi gerekir. Somut olayda, itiraz yasa yoluna tabi yetkisizlik kararı temyiz edilmiştir. Bu durumda temyiz talebinin reddi ile asliye mahkemesi statüsünde bulunan icra mahkemesinin yetkisizlik kararı konusunda karar vermek üzere dosyanın icra mahkemesinin yargı çevresi içinde olduğu ağır ceza mahkemesine gönderilmesine karar verilmelidir.

 

DAVA : Edirne İcra Ceza Mahkemesi’nce; 27.10.2004 gün ve 695-1837 sayı ile verilen yetkisizlik kararı, sanık müdafiinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Hukuk Dairesi’nce, 07.10.2005 gün ve 3203-8479 sayı ile;

 

( … Hükümden sonra O 1.06.2005 günü yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile 5358 sayılı İcra İflas Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri karşısında sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu bulunduğu… ) gerekçeleriyle sair yönleri incelemeksizin bozulmuş,

 

Yargıtay C.Başsavcılığı’nca; 31.10.2005 gün ve 219656 sayı ile;

 

Yetkisizlik kararlarının temyizi kabil kararlardan olmayıp, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasası’nın 18/3. maddesi uyarınca itirazı kabil kararlardan olduğu, 5320 Sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY’nın 317 maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği, gerekçeleriyle itiraz yasa yoluna başvurularak, özel daire bozma kararının kaldırılıp, gereği mahallinde yerel mahkemece yapılmak üzere temyiz isteminin reddine karar verilmesi isteminde bulunulmuştur.

 

Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu’nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

 

KARAR : Yedieminlik yükümlülüğüne aykırı davranmak suçundan sanığın 765 Sayılı Yasanın 276/2. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle Edirne 1. Asliye Ceza Mahkemesi’ne açılan kamu davasında, yerel mahkemece; sanığın eyleminin 17.07.2003 gün ve 4949 Sayılı Yasanın 93. maddesi ile İİY’na eklenen 336/a maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği görüşüyle görevsizlik kararı verilmiş, dosyanın gönderildiği Edirne İcra Ceza Mahkemesi ise 27.10.2004 gün ve 695-1837 sayı ile;

 

İİY’nın 348. maddesi uyarınca, yetkili mahkemenin takibin yapıldığı yerdeki icra ceza mahkemesi olduğu gerekçesiyle; dosyanın yetkili ve görevli nöbetçi İstanbul, İcra Ceza Mahkemesi’ ne gönderilmek üzere mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.

 

Sanık müdafii tarafından temyiz edilen bu karar dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Hukuk Dairesi’nce; 07.10.2005 gün ve 3203-8479 sayı ile;

 

( … Hükümden sonra 01.06.2005 günü yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile 5358 sayılı İcra İflas Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri karşısında sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu bulunduğu… ) gerekçeleriyle sair yönleri incelemeksizin bozulmuştur.

 

İİY’nın 5358 Sayılı Yasa ile değişik 348. maddesinde; cezai hükümlerin yer aldığı 16. babda yer alan fiillerden dolayı yetkili İcra mahkemesinin, icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkeme olduğu, 353. maddesinde ise, icra mahkemesinin bu bölümdeki eylemlere ilişkin verdiği tazyik ve disiplin hapsi kararlarına karşı, yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine itiraz edilebileceği, suçlardan dolayı verdiği hükümlerle ilgili olarak ise 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasası’nın, yasa yollarına ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş, 5271 Sayılı Yasanın 223. maddesi uyarınca hüküm sayılmayan yetkisizlik kararlarına karşı ise başvurulacak yasa yolu konusunda herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

 

Ancak yasanın bütünlüğü içerisinde konu değerlendirildiğinde, yasada açık bir düzenlemenin bulunmadığı hallerde, takip hukukuna ilişkin hususlarda HUYY, ceza yargılamasına ilişkin hususlarda ise CYY hükümlerinin uygulanmasının amaçlandığı. Yasada boşluk olan hususların CYY’sının, İİY’na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanması suretiyle doldurulacağı açıkça anlaşılmaktadır.

 

1412 sayılı CYUY’nda yetkisizlik kararlarına karşı başvurulacak yasa yolu düzenlenmemiş olmakla birlikte, 2797 sayılı Yargıtay Yasası’nın 45. maddesi uyarınca “benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini” bağlayıcı, bu niteliğiyle de yasa gücünde bulunan 28.03.1946 gün ve 33-46 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda; yetkisizlik kararlarının itiraz yasa yoluna tabi olduğu açıkça belirtilmiş, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Yargılaması Yasası’nın 18/3. maddesinde de anılan İBK’na uygun olarak, yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yasa yoluna başvurulabileceği hükmüne yer verilmiş,

 

5271 sayılı CYY’nın 264. maddesinde ise; kabul edilebilir bir başvuruda yasayolu ve merciin belirlenmesinde yanılgının, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağı, bu halde başvuru yapılan mercice, başvurunun görevli ve yetkili mercie gönderileceği belirtilmiştir.

 

Yargılama yasalarının zaman bakımından uygulanmasında genel ilke, yasa değişikliklerindeki geçici düzenlemelerde aksi belirtilmiş olmadıkça, derhal uygulama “hemen uygulama” ilkesi geçerlidir. Bu ilke yeni yasanın eskisinden daha mükemmel olması ve ülkede aynı anda: birden çok yargılama yasasının uygulanmaması, yasaların bulundukları süre içerisinde, düzenledikleri alanlarda uygulanacağı görüşüne dayanmaktadır. Derhal uygulanırlık ilkesinin doğal sonucu olarak, usul işlemleri, yapılacağı sırada yürürlükte bulunan yargılama yasası hükümlerine tabi olacak ve ceza yargılaması sırasında, yasada değişiklik olduğunda yeni yasa hemen uygulanacak, ancak, bu durum, önceki yasanın yürürlükte bulunduğu dönemde o yasaya uygun biçimde yapılmış işlemlerin geçersizliği sonucunu doğurmayacağı gibi yenilenmesini de gerektirmeyecektir.

 

Bu ilkenin sonucu olarak;

 

a- Usul işlemleri mutlaka yürürlükteki yasaya göre yapılacaktır.

 

b- Yürürlükteki yasaya göre yapılmış işlemler, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle geçerliliğini yitirmeyecektir.

 

c- Yeni yasanın yürürlüğünden sonra yapılması gereken usul işlemleri yeni yasaya tabi olacaktır.

 

d- Yeni yasanın uygulanmasında, sanığın leh veya aleyhinde sonuç doğurmasına bakılmayacaktır.

 

Somut olayda; itiraz yasa yoluna tabi bulunan yetkisizlik kararı, yasa yolunun belirlenmesindeki yanılgı nedeniyle temyiz edilmiş, özel dairece de, 5320 sayılı Ceza Yargılama Yasasının

 

Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasa’nın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY’nın 317. maddesi uyarınca, sanık müdafiinin temyiz isteminin reddi ile asliye mahkemesi statüsünde bulunan icra mahkemesinin yetkisizlik kararı konusunda karar verilmek üzere, dosyanın 5271 Sayılı Yasanın 18,264 ve 268. maddeleri uyarınca İcra mahkemesinin yargı çevresi içinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, bozma kararı verilmesi isabetsizdir.

 

Bu itibarla Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.

 

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle,

 

1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

 

2- Yargıtay 16. Hukuk Dairesi’nin 07.10.2005 gün ve 3203-8479 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,

 

3- Sanık müdafiinin temyiz inceleme isteminin CYUY’nın 317. maddeleri uyarınca REDDİNE,

 

4- Dosyanın, 5271 Sayılı Yasanın 18, 264 ve 268. maddeleri uyarınca icra mahkemesinin yargı çevresi içinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine gönderilmek üzere, Yargıtay C.Başsavcılığı’na tevdiine, 22.11.2005 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

 

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: