2004 Sayılı İİK madde 342 İCRA DAİRESİNCE TESLİM EDİLEN TAŞINMAZ VEYA GEMİYE TEKRAR GİRENLERİN CEZASI

T.C.

YARGITAY

16. HUKUK DAİRESİ

E. 2007/2813

K. 2007/4070

T. 30.10.2007

• İCRAEN TAŞINMAZA GİRİLMESİ ( Taşınmazı Kullandığı – Sanığın Hukuk Mahkemesinde Görülen Elatmanın Önlenmesi Davasının Tarafı Olmadığı Gibi İcraen Teslim Sırasında Taşınmazın Başında Hazır Bulunmadığı/Suçun Unsurlarının Oluşmadığı )

• ELATMANIN ÖNLENMESİ ( Sanığın Hukuk Mahkemesinde Görülen Elatmanın Önlenmesi Davasının Tarafı Olmadığı Gibi İcraen Teslim Sırasında Taşınmazın Başında Hazır Bulunmadığı/Suçun Unsurlarının Oluşmadığı )

2004/m.342

765/m.309/1

4721/m.706

818/m.213

ÖZET : Sanığın icraen teslim edilen taşınmaza girdiği ve taşınmazı kullandığı anlaşılmakta ise de, sanığın hukuk mahkemesinde görülen elatmanın önlenmesi davasının tarafı olmadığı gibi, icraen teslim sırasında taşınmazın başında hazır bulunmadığı sabittir. Bu nedenle, atılı suçun unsurları oluşmamıştır.

DAVA : Hükmen teslim olunan yere tekrar tecavüz etmek suçundan sanıklar İbrahim ve Selahattin’in ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiş; hüküm, yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay c.Başsavcılığı’nın onama istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak, gereği görüşüldü:

KARAR : Dosya kapsamına göre; Terme Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 16.02.1993 tarih, 1990/464 esas ve 1993/49 sayılı kararı ile davacı Hilmi’ye rızai taksimle verilen taşınmaza davalılar Mehmet ve Selahattinin vaki müdahalelerinin menine karar verildiği, kararın Yargıtay Yüksek Birinci Hukuk Dairesi’nin 1993/7137-11146 sayılı kararı ile onandığı ve karar düzeltme yoluna başvurulmadığından 30.09.1993 tarihinde kesinleştiği, kararın Salıpazarı İcra Müdürlüğü’nün 2000/166 esas sayılı dosyası ile 17.11.2000 tarihinde usulüne uygun olarak infaz edilerek taşınmazın davalılar Mehmet ve Selahattin huzurunda davacı Hilmi’ye teslim edildiği, dava konusu taşınmazın rızai taksimle davacıya verildiği, müşteki Hilmi, 06.06.2003 havale tarihli dilekçesi ile sanıklar Selahattin ve İbrahimin 2002 yılı Mayıs ayı ve sonrasında İcra Müdürlüğü’nce teslim edilen yere elattıklarını ve elatmayı sürdürdüklerini ileri sürerek şikayette bulunmuş, salıpazarı İcra Mahkemesi’nde yapılan yargılama sonucunda 08.09.2005 tarih, 2003/13 esas ve 2005/9 sayı ile sanıkların beraatlerine ilişkin kararın temyizi üzerine Dairemizin 08.06.2006 gün 2005/13537 esas ve 2006/4366 sayılı kararıyla ” … müşteki tarafça verilen ve oturumlarda da tutanağa geçirilen sanıkların cezalandırılmaları istemini içeren 07.07.2004 tarih ve 19.08.2004 tarihli dilekçelerin davaya katılma istemini taşıdığının gözetilmeyerek, bu konuda bir karar verilmemesi…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiş; bozmaya uyularak müştekinin müdahilliğine karar verilmesini müteakip 18.01.2007 tarih, 2006/4 esas ve 2007/1 sayı ile sanıklardan İbrahimin İcra Müdürlüğü’nce yapılan teslim sırasında hazır bulunmadığı gibi, teslim tutanağının kendisine tebliğ de edilmediği, Selahattin yönünden de taşınmazın davacı ve davalılar arasında müşterek paylı olup, müdahalenin hisseye yönelik olduğu, hisseye müdahalelerde TCK’nın 309/1. maddesindeki suçun oluşmayacağı gerekçesiyle beraatlerine karar verildiği anlaşılmıştır.

Sanıkların üzerine atılı suç, suç tarihine göre lehine olan 2004 sayılı İİK’nın 342. maddesi yollamasıyla 765 sayılı TCK’nın 309/1. maddesine uymaktadır. “İcra Dairesince teslim edilen taşınmaz veya gemiye girenlerin cezası” başlıklı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 342. maddesinin yollamasıyla 765 sayılı TCK’nın 309/1. maddesindeki suçun oluşabilmesi için; ceza davasında yargılanan sanığın hukuk mahkemesince müdahalesinin menine karar verilmiş olması, hukuk mahkemesinin işbu ilamının İcra Müdürlüğü’nce elatmasının önlenilmesine karar verilen şahısların huzurunda lehine karar verilen davacıya teslim edilmiş bulunması, İcra Müdürlüğü’nce yapılan infaz işlemi, elatmasının önlenilmesine karar verilen şahsın yokluğunda yapılmışsa, tutanak ve eklerinin usulüne uygun olarak tebliği, bütün bu işlemlerden sonra aleyhine hüküm verilen ve İcra Müdürlüğü’nce taşınmazdan men edilen kişinin, davacıya teslim edilen yere haklı bir sebep olmaksızın yeniden elatmış olması gerekmektedir.

Açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında; İcra Müdürlüğü’nce düzenlenen müdahalenin meni ve gayrimenkul teslim tutanağında, taşınmaza müdahalelerinin menine karar verilen Mehmet ve Selahattin huzurunda müşteki Hilmi’ye teslim edildiği, sanık İbrahimin infaz işleminde hazır bulunmadığı gibi, Terme Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen elatmanın önlenmesi davasının da tarafı olmadığı, ancak, yargılama sırasında mahkemece yapılan keşifte dinlenen tanıklar, yer tesliminden öncesi ve sonrasında taşınmazı 15520 yıldır Mehmet ve onun ölümünden sonra da oğlu İbrahim tarafından kullanıldığı, müştekinin hiç kullanmadığını ifade etmişler, öte yandan keşifte hazır bulunan fen bilirkişisi 24.12.2004 tarihli raporunda da özetle; “bahsi geçen tapu miktarının tamamı 1838 metrekare olup, bu miktarın 27/1536 hissesinin Hilmi’ye ait olduğunu, tapu kaydı üzerinde 33 metrekare hissesinin bulunduğunu, diğer miktarların başka hissedarlar adına olduğunu, elatmaya konu taşınmazın 2050 metrekare olup, bahsi geçen taşınmazın 70-80 dönümlük bir alanı kapsadığını ve tapunun bu yere ait olup olmadığının tespit edilemediğini, ancak tüm hissedarların tapu tashih ( büyütme ) davası açmak suretiyle tapunun gerçek yüzölçümünün tespit edilmesinden sonra dava konusu yerin hangi şahsın ‘tapusunun kapsamında olduğunun saptanacağı … ” görüşünü belirtmiştir.

Yargıtay Yüksek Birinci Hukuk Dairesi’nin yerleşik kararlarına göre; “paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenmesi davası açabilir.

MK’nın 706, BK’nın 213, TK’nın 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti anataşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse, kayıtta paylı, eylemsel olarak bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyuun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, “ahde vefa” kuralının yanında Medeni Kanun’un 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralının da gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek, toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.” yönünde değerlendirilmektedir.

Hal böyle olunca; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaşın, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebileceği kabul edildiğine göre, şartları gerçekleştiği takdirde paylı mülkiyete vaki elatma halinde suç tarihi itibarıyla lehine olan 765 sayılı TCK’nın 309/1. maddesindeki suçun oluşabilmesi mümkündür. Ancak, somut olayda, sanıklardan Selahattinin icraen teslim edilen taşınmaza yeniden girdiğine dair yeterli ve inandırıcı delil bulunmamaktadır. Tanık ifadelerinden diğer sanık İbrahimin teslim edilen taşınmaza girdiği ve taşınmazı kullandığı anlaşılmakta ise de, sanık İbrahimin hukuk mahkemesinde görülen taşınmaza elatmanın önlenmesi davasının tarafı olmadığı gibi icraen teslim sırasında taşınmazın başında da hazır bulunmadığı tutanak içeriği ile sabittir. Bu bakımdan İbrahim yönünden de atılı suçun unsurları oluşmamıştır. Hükmün bu gerekçe ile onanması gerekmiştir.

SONUÇ : Bu nedenle Salıpazarı İcra Mahkemesi’nin 18.01.2007 tarih, 2006/4 esas ve 2007/1 sayılı sanıklar Selahattin ve İbrahimin beraatlerine ilişkin gerekçesi kısmen yanlış fakat sonucu itibarıyla doğru olan kararının isteme uygun olarak ( ONANMASINA ), dosyanın mahkemesine iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 30.10.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: