2004 Sayılı İİK madde 340 BORÇLUNUN ÖDEME ŞARTINI İHLALİ HALİNDE CEZA

T.C.

YARGITAY

16. HUKUK DAİRESİ

E. 2012/3742

K. 2012/5200

T. 11.6.2012

• ÖDEME ŞARTINI İHLAL (Tazyik Hapsine İtiraz – Alacaklı Vekilince “Borçlunun Haciz Tutanağında Belirttiği Ödeme Taahhüdünün Kabul Edildiği ve Taahhüt Tarihine Kadar İşleyecek Faizden Feragat Edildiği”ne İlişkin Kabulünün Kabul Muhtırası Şeklinde Borçlu Sanığa Tebliğ Edildiği/Taahüdün Geçerli Olması Nedeniyle İtirazın Reddi Gerektiği)

• TAZYİK HAPSİ (Ödeme Şartını İhlal – Borçlunun Haciz Tutanağında Belirttiği Ödeme Taahhüdünü Kabul Ettiği/Taahüdün Geçerli Olması Nedeniyle İtirazın Reddi Gerektiği)

• TAAHHÜT TUTANAĞI (Tazyik Hapsine İtiraz – Alacaklı Vekilince “Borçlunun Haciz Tutanağında Belirttiği Ödeme Taahhüdünün Kabul Edildiği ve Taahhüt Tarihine Kadar İşleyecek Faizden Feragat Edildiği”ne İlişkin Kabulünün Kabul Muhtırası Şeklinde Borçlu Sanığa Tebliğ Edildiği/Taahüdün Geçerli Olması Nedeniyle İtirazın Reddi Gerektiği)

2004/m.340

ÖZET : Dava, ödeme şartını ihlal suçundan sanığın üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Mahkeme kararına itiraza ilişkindir.

Somut olayda taahhüt tutanağında, takip toplamı, vekalet, faiz ve harç miktarlarının ayrı ayrı gösterildiği, alacaklı vekilince, “borçlunun haciz tutanağında belirttiği ödeme taahhüdünün kabul edildiği ve taahhüt tarihine kadar işleyecek faizden feragat edildiği”ne ilişkin kabulünün, kabul muhtırası şeklinde borçlu sanığa tebliğ edilmesi karşısında, taahüdün geçerli olması nedeniyle itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.

DAVA : Ödeme şartını ihlâl suçundan sanık İ. B.’ın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 340. maddesi uyarınca üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Antalya 5. İcra Mahkemesinin 27/04/2010 tarihli ve 2010/68 Esas, 2010/935 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile sanığın beraatine ilişkin Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/07/2010 tarihli ve 2010/1318 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine, Adalet Bakanlığından verilen 03.11.2011 gün ve 2011/12217/50317 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 24/11/2011 gün ve K.Y.B.2011/345936 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle dosya incelendi.

Tebliğnamede, Mercii Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesince, taahhüt tutanağında, taahhüt edilen tarihe kadar işleyecek faiz miktarı ve icra giderlerinin belirlenmediği, bu miktar alacaktan alacaklı vekili tarafından feragat edilmediği, bu durumda taahhüt edilen miktarın kuşkuya yer vermeksizin saptanmamış olduğu gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de, 13/11/2009 tarihli taahhüt tutanağında, takip toplamı, vekalet, faiz ve harç miktarlarının ayrı ayrı gösterildiği, ayrıca alacaklı vekilince 19/11/2009 tarihinde icra dairesine yazılı olarak müracaat edilerek, borçlunun haciz tutanağında belirttiği ödeme taahhüdünün kabul edildiği ve taahhüt tarihine kadar işleyecek faizden feragat edildiğinin belirtildiği, kabul muhtırasının da borçlu sanığa 25/11/2009 tarihinde tebliğ edildiği anlaşıldığından, itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir. Gereği görüşüldü:

KARAR : Antalya İcra Müdürlüğünün 2009/24267 Esas sayılı dosyasında, borçlunun 13/11/2009 tarihli haciz sırasında, 13.960,21 TL takip miktarı, 1.675,23 TL vekalet ücreti, 495,78 TL faiz, 520,60 TL harç olmak üzere toplam 16.652,17 TL nin, 30.12.2009 tarihinde 2.500,00 TL, 30.3.2010 tarihinde 2.500,00 TL, 30.6.2010 tarihinde 2.500,00 TL ve 30.9.2010 tarihinde 9.252,17 TL yi taksitler halinde ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, alacaklı vekilinin “13.11.2009 tarihinde yapılan haciz işlemi sırasında borçlunun haciz tutanağında belirtilen ödeme taahhüdünün kabul edildiği ve taahhüt tarihine kadar işleyecek faizden feragat edildiğine ilişkin 19 Kasım 2009 tarihli kabul muhtırasının borçluya 25.11.2009 tarihinde tebliğ edildiği, 30.12.2009 tarihli ilk taksitin ödenmemesi nedeniyle yapılan şikayet üzerine Antalya 5. İcra Mahkemesinin 27/04/2010 tarihli ve 2010/68 esas, 2010/935 sayılı kararı ile sanık İ. B.’ın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 340. maddesi uyarınca üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair karara sanık taraından yapılan itiraz üzerine mercii Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/07/2010 tarihli ve 2010/1318 değişik iş sayılı kararı ile “Taahhüt tutanağında, taahhüt edilen tarihe kadar işleyecek faiz miktarı ve icra giderlerinin belirlenmediği, bu miktar alacaktan alacaklı vekili tarafından feragat edilmediği, bu durumda taahhüt edilen miktarın kuşkuya yer vermeksizin saptanmamış olduğu gerekçesiyle itirazın kabulüne, Antalya 5. İcra Mahkemesinin 27/04/2010 tarihli ve 2010/68 esas, 2010/935 sayılı kararının kaldırılmasına, sanığa tazyik hapsi uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Taahhüdü ihlal suçunun oluşabilmesi için ödenecek toplam miktarın rakamsal olarak belirlenmesi, tarafların belirlenen bu miktar üzerinde icap ve kabulde bulunması zorunludur. Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için taahhüt esnasında ödenecek miktarın hiç bir kuşkuya yer vermeksizin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bu miktar belirlenmediğinde hangi miktar için taahhütte bulunulduğu, kabulün de hangi miktar nazara alınarak yapıldığı saptanamayacağından, ödeme koşulunun ihlali halinde cezai sorumluluk doğmayacaktır.

Somut olayda 13/11/2009 tarihli taahhüt tutanağında, takip toplamı, vekalet, faiz ve harç miktarlarının ayrı ayrı gösterildiği, alacaklı vekilince 19/11/2009 tarihli, “borçlunun haciz tutanağında belirttiği ödeme taahhüdünün kabul edildiği ve taahhüt tarihine kadar işleyecek faizden feragat edildiği”ne ilişkin kabulünün, kabul muhtırası şeklinde borçlu sanığa 25/11/2009 tarihinde tebliğ edilmesi karşısında, taahüdün geçerli olması nedeniyle itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname yerinde görülmekle, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/07/2010 tarihli ve 2010/1318 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın yenilenmesi yasağı nedeniyle bozma kararı doğrultusunda yeniden karar verilmesinin gerekmediğine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 11.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: