2004 Sayılı İİK madde 339 BEYANDAN SONRA MAL VE KAZANÇTA OLAN TEZAYÜDÜ BİLDİRMEYEN BORÇLUNUN CEZASI

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2005/16-145

K. 2005/137

T. 22.11.2005

• TAAHHÜDÜ İHLAL ( Şikayetçi Vekilinin Mazeretli Sayılması Yönündeki Üçüncü Talebinin Reddi ve Şikayet Hakkının Düşürülmesi )

• ZAMANAŞIMI SÜRESİ ( Taahhüdü İhlal Suçunun İki Yıllık Asli ve En Fazla Üç Yıllık Dava Zamanaşımı Süresine Tabi Olması )

• ÖZEL DAİRECE İNCELENMEYEN KARAR ( Dairece İncelenmeyen Bir Hususun İlk Kez Ceza Genel Kurulunca İncelenmesinin Mümkün Olmaması )

2004/m.339,340,366

765/m.102,104,105

1412/m.322

ÖZET :

Sanığa yüklenen taahhüdü ihlal suçu İİY.nın 340. maddesinde düzenlenmiş olup, maddede yazılı cezanın türü ve üst sınırı itibariyle TCY.nın 102/5. maddesi uyarınca iki yıllık asli ve 104/2. maddesi gereğince en fazla 3 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir.

Suç tarihi nazara alındığında asli dava zamanaşımı süresi olan 2 yıllık süre henüz dolmamış bulunduğundan Yargıtay C.Başsavcılığının itirazı yerindedir. Ancak, Yargıtay 16. Hukuk Dairesince davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilirken, hükmün diğer yönlerinin incelenmediğinin belirtilmiş olması karşısında, Özel Dairece incelenmeyen bir hususun ilk kez Ceza Genel Kurulunca incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.

DAVA : Sanık Mahmut Hulusi Satoğlu hakkında taahhüdü ihlal suçundan açılan davada, yakınan vekilinin mazeretinin reddine ve İİY.nın 349. maddesi uyarınca şikayet hakkının düşürülmesine ilişkin Kayseri 3. İcra Ceza Mahkemesince 02.11.2004 gün ve 1082-2653 sayı ile verilen kararın yakınan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Hukuk Dairesince 13.10.2005 gün ve 5861-9059 sayı ile;

( … Suç tarihinden temyiz incelemesinin yapıldığı tarihe kadar suç tarihi itibariyle sanığın lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/6, 104/2 ve 105/2. maddelerinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği belirlenmiştir. Sair yönler incelenmeksizin hükmün İİK.nun 366. maddesi gereğince bozulmasına, 1412 sayılı CMUK.nun 322/1 ve 765 sayılı TCK.nun 102/6. maddeleri gereğince davanın ortadan kaldırılmasına… ) karar verilmiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise, 01.11.2005 gün ve 9353 sayı ile;

( … Suç tarihi itibariyle, sanığa yüklenen ve 2004 sayılı İcra ve İflas Yasasının 340. maddesinde düzenlenen taahhüdü ihlal suçunun cezasının türü ve üst sınırına göre; dava 765 sayılı TCY.nın 102/5 ve 104/2. maddelerinde yazılı 3 yıllık kesintili zamanaşımına tabi bulunmaktadır.

Hakkında başlatılan icra takibi sırasında, alacaklı vekilinin de icra dairesinde hazır bulunduğu esnada borcun tamamını 09.02.2004 tarihinde ödemeyi taahhüt eden ve bu ödemeyi yapmadığı için şikayet edilen borçlu-sanık hakkında yapılan şikayet üzerine başlatılan yargılamada, 10.02.2004 suç tarihi itibariyle atılı suçun zamanaşımının dolmadığı anlaşılmakta olup, duruşmanın tensiben bırakıldığı 22.06.2004 ve bir sonraki 14.09.2004 tarihli celselere gönderdiği mazeretler kabul edilen ve duruşması ertelenen müşteki vekilinin 02.11.2004 tarihli celse için gönderdiği ve diğerleri ile aynı mahiyette bulunan mazeretinin kabul edilmemesi sebebiyle verilen İİY.nın 349. maddesi uyarınca şikayet hakkının düşürülmesi kararı, mahkemece yazılı gerekçeye ve atılı suçun tabi bulunduğu kısa zamanaşımı nazara alındığında isabetli kabul edilmelidir… ) görüşüyle itiraz yasayoluna başvurarak Özel Daire kararının kaldırılmasına ve Yerel Mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR :

Sanık hakkında taahhüdü ihlal suçundan açılan davada, yakınan vekilinin mazeretli sayılması konusundaki üçüncü talebinin reddine ve İİY.nın 349. maddesi uyarınca şikayet hakkının düşürülmesine karar verilen somut olayda, Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki hukuki uyuşmazlık, dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.

Sanığa yüklenen taahhüdü ihlal suçu İİY.nın 340. maddesinde düzenlenmiş olup, maddede yazılı cezanın türü ve üst sınırı itibariyle TCY.nın 102/5. maddesi uyarınca iki yıllık asli ve 104/2. maddesi gereğince en fazla 3 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir.

İncelenen dosya içeriğine göre;

Dosya içerisinde bulunan Kayseri 1. İcra Müdürlüğünün 2004/485 sayılı takip dosyasında 5 milyar liralık bono için yürütülen icra takibi sırasında alacaklı ve borçlunun 29.01.2004 tarihinde icra dairesine başvurdukları ve borçlunun 09.02.2004 tarihinde borcu tüm ferileri ile birlikte ödeme taahhüdünde bulunduğu, ancak herhangi bir ödemede bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre suç tarihi 10.02.2004 günüdür.

Bu itibarla suç tarihi nazara alındığında asli dava zamanaşımı süresi olan 2 yıllık süre henüz dolmamış bulunduğundan Yargıtay C.Başsavcılığının itirazı yerindedir. Ancak, Yargıtay 16. Hukuk Dairesince davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilirken, hükmün diğer yönlerinin incelenmediğinin belirtilmiş olması karşısında, Özel Dairece incelenmeyen bir hususun ilk kez Ceza Genel Kurulunca incelenmesine yasal olanak bulunmadığından, Yargıtay C.Başsavcılığının itirazının kabulüne, Özel Daire kararının kaldırılmasına ve dosyanın, esasına ilişkin temyiz incelemesi yapılmak üzere Yüksek 16. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle,

1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 13.10.2005 gün ve 5861-9059 sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3- Dosyanın temyiz incelemesi yapılması için bu Daireye gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 22.11.2005 günü oybirliğiyle karar verildi.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: