2004 Sayılı İİK madde 337 YÜKÜMLÜLÜKLERİN YERİNE GETİRİLMEMESİ

T.C.

YARGITAY

16. HUKUK DAİRESİ

E. 2013/4120

K. 2013/4116

T. 22.4.2013

• TİCARETİ TERK HÜKÜMLERİNE MUHALEFET SUÇU ( Bu Suçun Tacir Sıfatı Bulunan Şirketler İçinde Geçerli Olduğu – Şirketin Ticareti Terk Etmesi Durumunda Şirket Yetkilisinin Bu Durumu 15 Gün İçerisinde Ticaret Sicili Müdürlüğüne Bildireceği )

• ŞİRKET YETKİLİSİNİN SORUMLU OLDUĞU ( Ticareti Terk Suçunun Şirket Tarafından İşlenmiş Olduğunun Kabulü – Zabıta Tarafından Yapılan Tespitlerde Şirketin Adresinde Bulunmadığının Tespit Edildiği/Borçlu Şirketin Ticareti Terk Ettiği )

• ŞİRKETİN ADRESİNDE BULUNMAMASI ( Borçlu Şirketin Ticareti Terk Suçunu İşleyebileceği – Şirket Yetkililerinin Mahkumiyetine Karar Verilmesi Gerektiği/Şirketin Sorumlu Müdür ve Yetkililerinin Sorumluluktan Muaf Olmadığı )

2004/m. 44,345,337/a

6762/m. 18

ÖZET : Ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçu tacir vasfı bulunan şirketler için de cari olduğu gözetilmelidir. Ticari şirketi temsil ve idareden sorumlu müdür ve yetkililerinin bu suçu işleyemeyeceklerinin kabulü halinde, ticareti terk suçunu işleyen gerçek kişi tacirlerin İİY’nın 337/a maddesi uyarınca cezalandırılmaları gerekecek, ancak aynı fiili işleyen ve İİY’nın 345. maddesi uyarınca bu fiilden sorumlu tutulması gereken ticaret şirketi müdür ve yetkililerinin ise cezai sorumluluktan muaf tutulmaları anlamına gelecektir ki bunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.Borçlu ticaret şirketinin yetkilisi olan sanığa isnat edilen suçun oluşabilmesi için tacirin fiili olarak ticareti terk etmesi ve bu durumu on beş günlük süre içerisinde kayıtlı olduğu ticaret sicili müdürlüğüne bildirmemesi ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini içeren bir mal beyannamesi vermemesi gerekmekte olup, vergi dairesi yazısına göre, 31.12.2008 tarihi itibarı ile re’sen terk ettirildiğinin bildirilmesi,ticaret sicilinde kayıtlı adresinde zabıta marifetiyle yapılan araştırma sonunda da şirketin 4-5 ay kadar faaliyet gösterip 1 yıl kadar önce bu adresten ayrıldığı, ancak adresini bilenin olmadığı tespit edildiğine göre, borçlu şirketin ticareti terk ettiğinin kabulünün gerekmesi karşısında, yetkilisi sanığın mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi isabetsizdir.

 

DAVA : Ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçundan sanıklar K. A.’nın beraatine karar verilmiş,hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosyadaireye gönderilmiş, Dairemizin mahkeme hükmünün onanmasına ilişkin 17.11.2011 tarihli kararına Yargıtay C.Başsavcılığının 03.01.2011 tarihliitirazı üzerine Ceza Genel Kurulunun10.07.2012 tarih ve 2012/0035 Esas, 2012/723 Karar sayılı kararı ile 6352 sayılı Yasa’nın 99 ve 101. maddeleri uyarınca öncelikle Dairemizce değerlendirilmesi içindosya yenidengönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

KARAR : Somut olayda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yazısında; İİK’nun 44. maddesinde“ticareti terk eden tacir” ifadesi kullanılmış olup bu ifadenin yalnızca gerçek kişi tacirleri kapsadığına ilişkin herhangi bir kısıtlayıcı hükmün bulunmadığı, bu sebeple limited şirketlerin temsil ve idareye yetkili müdürlerinin de, şirketin ticareti terk etmeleri halinde İİK’nun 44. maddesindeki yükümlülükleri yerine getirmeyeceklerine ilişkin bir istisna getirilmediğine göre, tıpkı gerçek kişi tacirler gibi cezalandırılmalarına da bir engel bulunmadığı; diğer yandan, İİK’nun 44. maddesinde yapılan değişikliğin “ticareti terk eden kötü niyetli borçluların” bu davranışlarının önlenmesi amacıyla yapıldığının da gerekçede açıkça ifade edildiği, Yüksek Özel Dairenin kararında tüzel kişi tacirler hakkında 44. maddesinin 2. fıkrasının uygulama kabiliyetinin olmadığı belirtilmiş ise de, aynı maddenin 1. fıkrasının göz önüne alınmadığına değinilmiş ve bozma kararı verilmesi gerekirken onama kararı verilmesinin isabetsizliği ileri sürülerek hükmün bozulması talep edilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının aynı konudaki itirazına ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/02/2012 tarih ve 2012/16.HD – 505, 509 ve 513 Esas sayılıdosyalarında özetle; ticareti terk eden borçlunun 6762 sayılı Türk Ticaret Yasası anlamında tacir olmasının gerektiği, 6762 sayılı Kanun’un 18. maddesinde ticaret şirketlerinin de tacir olduğunun belirtilmesi nedeniyle ticaret şirketlerinin ve bu anlamda limited şirketin anılan Kanun’un 18. maddesi uyarınca tacir olduğunda kuşku bulunmadığı, İİY’nın 44. maddesinde ‘ticareti terk eden tacir’ ifadesi kullanılmış olup, bu ifadenin yalnızca gerçek kişi tacirleri kapsadığına ilişkin herhangi bir kısıtlayıcı hükmün konulmadığı, o halde tacir sayılan limited şirketlerin temsil ve idareye yetkili müdürlerinin, şirketin ticareti terk etmeleri halinde İcra İflas Yasasının 44. maddesindekiyükümlülükleri yerine getirmeyeceklerine ilişkin bir istisna getirilmediğine göre, tıpkı gerçek kişi tacirler gibi aynı Yasanın 337/a maddesi uyarınca cezalandırılmalarına da bir engel bulunmadığı, diğer yandan İİY’nın 44. maddesinde yapılan değişikliğin “ticareti terk eden kötü niyetli borçluların” bu davranışlarının önlenmesi amacıyla yapıldığının da gerekçede açıkça ifade edildiği, ticari şirketi temsil ve idareden sorumlu müdür ve yetkililerinin bu suçu işleyemeyeceklerinin kabulü halinde, ticareti terk suçunu işleyen gerçek kişi tacirlerin İİY’nın 337/a maddesi uyarınca cezalandırılmaları gerekecek, ancak aynı fiili işleyen ve İİY’nın 345. maddesi uyarınca bu fiilden sorumlu tutulması gereken ticaret şirketi müdür ve yetkililerinin ise cezai sorumluluktan muaf tutulmaları anlamına gelecektir ki bunun yasal bir dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle oy çokluğuyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmiştir.

 

Yargıtay C. Başsavcılığının itirazı yerinde görüldüğünden kabulü ile Dairemizin 17.11.2011 tarih ve 2011/5775 Esas, 2011/7460 sayılı kararının kaldırılmasına karar verilerek yapılan inceleme sonunda;

 

Borçlu ticaret şirketinin yetkilisi olan sanığa isnat edilen suçun oluşabilmesi için tacirin fiili olarak ticareti terk etmesi ve bu durumu on beş günlük süre içerisinde kayıtlı olduğu ticaret sicili müdürlüğüne bildirmemesi ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini içeren bir malbeyannamesi vermemesi gerekmekte olup, somut olayda, Yüreğir/Adana Vergi Dairesi Müdürlüğünün 07/03/2010 tarihli ve 10620 sayılı yazısına göre, 31.12.2008 tarihi itibarı ile re’sen terk ettirildiğinin bildirilmesi,ticaret sicilinde kayıtlı adresinde zabıta marifetiyle yapılan araştırma sonunda da şirketin 4-5 ay kadar faaliyet gösterip 1 yıl kadar önce bu adresten ayrıldığı, ancak adresini bilenin olmadığı tespit edildiğine göre, borçlu şirketin ticareti terk ettiğinin kabulünün gerekmesi karşısında,

 

SONUÇ : Yetkilisi sanığın mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 22.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: