2004 Sayılı İİK madde 337 YÜKÜMLÜLÜKLERİN YERİNE GETİRİLMEMESİ

T.C.

YARGITAY

16. HUKUK DAİRESİ

E. 2013/2618

K. 2013/4113

T. 22.4.2013

• TİCARETİ TERK HÜKÜMLERİNE MUHALEFET ( Ticareti Terk Ettiğinin Anlaşılması Halinde Hangi Tarihte Terk Ettiği Buna Göre de Şikayetin Süresinde Olup Olmadığının Belirlenmesi Gerektiği )

• TEBLİGAT PARÇASI ( Borçlu Şirkete Tebligat Yapılıp Yapılmadığı Araştırılması Gerektiği – Ticareti Terk Hükümlerine Muhalefet )

• ZABITA ARAŞTIRMASI ( Fiili Durumun Belirlenmesi Amacıyla Sanıkların Yetkilisi Olduğu Ticaret Şirketinin Ticareti Terk Edip Etmediği Yönünde Zabıta Araştırması Yaptırılması Gerektiği – Ticareti Terk Hükümlerine Muhalefet )

2004/m.337/a

ÖZET : Somut olayda, şikayete dayanak yapılan icra dosyasında ödeme emrinin ticaret sicili müdürlüğünde kayıtlı adrese tebliğ edildiğine dair tebligat parçası bulunmadığından, borçlu şirkete tebligat yapılıp yapılmadığı araştırılarak, varsa usulüne uygun olup olmadığı ve buna göre de icra takibinin şikayet tarihinden önce kesinleşip kesinleşmediği tespit edilmeden ve sanıkların borçlu şirketin yetkilisi olup olmadığı kayıtlı olduğu ticaret sicili müdürlüğünden öğrenilmeden ve fiili durumun belirlenmesi amacıyla sanıkların yetkilisi olduğu ticaret şirketinin ticareti terk edip etmediği yönünde zabıta araştırması yaptırılmadan ve kayıtlı olduğu vergi dairesi müdürlüğünden mükellefiyetinin devam edip etmediği, ediyorsa hangi adreste faaliyette bulunduğu sorulmadan ve ticareti terk ettiğinin anlaşılması halinde hangi tarihte terk ettiği, buna göre de şikayetin süresinde olup olmadığı belirlenmeden yazılı şekilde karar verilmesi, isabetsizdir.

 

DAVA : Ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçundan 06.04.2010 tarih ve 2010/2 esas, 2010/59 sayılı karar ile sanıklar N. Ö., S. Ö. ve H. Ö.’ın beraatlerine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde müşteki vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş, Dairemizin mahkeme hükmünün bozulmasına ilişkin 22.11.2010 tarih ve 2010/5429 esas, 2010/6766 sayılı kararı üzerine yerel mahkemece 05.04.2011 tarih ve 2010/237 esas, 2011/46 sayılı karar ile mezkûr kararda direnilmesine ve tekrar sanıkların beraatine karar verilmiş, bu hüküm de yasal süresi içerisinde müşteki vekili tarafından temyiz edildiğinden Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Ceza Genel Kuruluna gönderilmiş, ancak mahkemenin verdiği bu son kararın direnme kararı niteliğinde olmayıp, yeni hüküm niteliğinde olduğundan bahisle Ceza Genel Kurulunun 15.01.2013 tarih ve 2012/16.HD-350 esas, 2013/1 karar sayılı kararı ile temyiz incelemesi için dosya yeniden gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak; gereği görüşüldü:

KARAR : 22.11.2010 tarih ve 2010/5429-6766 sayılı bozma kararımızdan sonra yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen temyize konu hükmün gerekçesinde önceki yargılamada şikayetçi vekilinin mazeretinin dolaylı olarak kabul edildiği açıklamasına yer verilmesi, ayrıca şikayetçi vekilinin hazır bulunduğu oturumda hüküm kurulmak suretiyle bozma kararında belirtilen aykırılığın ortadan kaldırıldığının anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki bu yönlü kararın bozulması istemine iştirak edilmemiştir.

Sanıklara isnat edilen suçun oluşabilmesi için tacirin fiili olarak ticareti terk etmesi ve bu durumu on beş günlük süre içerisinde kayıtlı olduğu ticaret sicili müdürlüğüne bildirmemesi ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunması gerekmekte olup, somut olayda, şikayete dayanak yapılan Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2008/14847 Esas sayılı dosyasında ödeme emrinin ticaret sicili müdürlüğünde kayıtlı adrese tebliğ edildiğine dair tebligat parçası bulunmadığından, borçlu şirkete tebligat yapılıp yapılmadığı araştırılarak, varsa usulüne uygun olup olmadığı ve buna göre de icra takibinin şikayet tarihinden önce kesinleşip kesinleşmediği tespit edilmeden ve sanıkların borçlu şirketin yetkilisi olup olmadığı kayıtlı olduğu ticaret sicili müdürlüğünden öğrenilmeden ve fiili durumun belirlenmesi amacıyla sanıkların yetkilisi olduğu ticaret şirketinin ticareti terk edip etmediği yönünde zabıta araştırması yaptırılmadan ve kayıtlı olduğu vergi dairesi müdürlüğünden mükellefiyetinin devam edip etmediği, ediyorsa hangi adreste faaliyette bulunduğu sorulmadan ve ticareti terk ettiğinin anlaşılması halinde hangi tarihte terk ettiği, buna göre de şikayetin süresinde olup olmadığı belirlenmeden,

SONUÇ : Yazılı şekilde karar verilmesi, isabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün istemden farklı gerekçe ile BOZULMASINA, 22.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: