DÖVİZ TAKİBİ NASIL YAPILIR?

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2007/6900

K. 2007/9369

T. 8.5.2007

• BORCUN TÜRK PARASIYLA ÖDENMESİ ( Alacaklı Vekilinin Takip Talebinde Asıl Alacağa Takip Tarihinden İtibaren İşleyecek Ticari Temerrüt Faizinin Uygulanmasını İstemesi – Tercihini Rayice Göre Türk Parası İle Ödenmesi Yönünde Kullandığını Gösterdiği ) 

• ALACAĞA TİCARİ TEMERRÜT FAİZİNİN UYGULANMASINI İSTEMİ ( Alacaklının Takip Talebinde Asıl Alacağa Takip Tarihinden İtibaren İşleyecek Ticari Temerrüt Faizinin Uygulanmasını İstemesi – Tercihini Rayice Göre Türk Parası İle Ödenmesi Yönünde Kullandığını Gösterdiği ) 

 

ÖZET : Alacaklı vekilinin takip talepnamesinde BK.nun 83. ve 84. madde hükümlerinin saklı olduğunu açıkladığı tespit edilmiştir. Alacaklı vekilinin ayrıca, takip talebinde asıl alacağa ( takip tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizinin ) uygulanmasını istediği görülmektedir. Bu beyan adı geçenin BK.nun 83/2. maddesindeki tercihini ( borcun vade tarihindeki ) rayice göre Türk Parası ile ödenmesi yönünde kullandığını gösterir. Zira alacaklının hem tahsil tarihindeki kur farkını istemesi ve hem de ticari temerrüt faizinden yararlanması mümkün değildir.
DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : İİK.nun 58/3. maddesinde, takip talepnamesinde alacağın Türk Parası ile tutarının talep edilmesi gerektiğinin hüküm altına alındığı belirtilmektedir. Bu kurala aykırı davranılması kamu düzeni ile ilgili ve Devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle re’sen gözetilerek ve takibin iptalini gerektirecek hususlardandır. Ancak, gerek takip talepnamesinde ve gerekse ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Parası karşılığı ( harca esas değer ) başlığı altında gösterilmiştir. Dairemizin istikrarla uygulanan yerleşik içtihatlarına göre istemin yukarıda açıklanan biçimde yazılmış bulunması İİK.nun 58/3. maddesindeki koşulun yerine getirilmesi yönünden yeterli kabul edilmektedir. İcra Mahkemesince de yukarıdaki kurala uygun olarak borçlu vekilinin anılan konuya yönelik şikayetinin kabul edilmediği anlaşılmaktadır.
Takip sırasında alacaklı BK.nun 83/son maddesi gereğince tahsil tarihindeki kur üzerinden paranın tahsilini istemez ise; Bu durumda işlemiş faizin vade tarihinden takip tarihine kadar 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işlemiş faiz talep edebilir. Ayrıca bu durumda, takip tarihinden tahsil tarihine kadar da işleyecek faizin reeskont faiz oranının değişen oranlarına göre aşamalı olarak faiz uygulanmasını isteyebilir ( 3095 Sayılı Kanunun, 4489 Sayılı Kanunla değişik 2.md. ).
Takipte alacaklı BK.nun 83 ve TTK.nun 623. maddeleri uyarınca seçimlik hakkını kullanarak fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödeme yapılmasını istemesi halinde takip konusu alacak tahsil tarihine kadar yabancı para alacağı olarak değerlendirileceğinden bu alacağa 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince vade tarihinden fiilen ödeme tarihine kadar Devlet Bankalarının o para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz isteyebilir. Bir başka ifadeyle her iki halde de işlemiş faiz ( vadeden takibe kadar ) 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesine göre istenebilecek iken BK.nun 83 ve TTK.nun 623. maddelerindeki seçimlik hakkının kullanıp kullanılmaması durumuna göre işleyecek faizin, avans ( 3095 Sayılı Kanunun 2.md. koşullarında ) veya 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesine göre hesabı gerekecektir.
Bu kurallar ışığında somut olayın incelenmesinde:
Alacaklı vekilinin takip talepnamesinde BK.nun 83. ve 84. madde hükümlerinin saklı olduğunu açıkladığı tespit edilmiştir.
Alacaklı vekilinin ayrıca, takip talebinde asıl alacağa ( takip tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizinin ) uygulanmasını istediği görülmektedir. Bu beyan adı geçenin BK.nun 83/2. maddesindeki tercihini ( borcun vade tarihindeki ) rayice göre Türk Parası ile ödenmesi yönünde kullandığını gösterir. Zira alacaklının hem tahsil tarihindeki kur farkını istemesi ve hem de ticari temerrüt faizinden yararlanması mümkün değildir.
Bu durumda alacaklının istemi ve asıl alacaklı ilgili kura yönelik talep ve tercihi yukarıdaki kurallara göre belirleneceğinden şikayetin reddi yerine yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 08.05.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: