4721 sayılı Medeni Kanun Madde 27 Adın değiştirilmesi

4721 S.lı Türk Medeni Kanunu MADDE 27

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, 2003/313 E., 2003/1194 K. İçtihat

Kişinin toplum içerisinde bilinip tanındığı adı ile anılmayı ve bunu kayden de taşımayı istemesinin haklı sebep teşkil edeceği kabul edilmiştir. Çünkü, herkes etrafınca tanındığı ve çağrıldığı adın yasalara aykırı olmadıkça resmen ve kayden de taşımak hakkına sahiptir.

T.C.
DAVA : Dava dilekçesinde adın değiştirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı 12.9.2001 tarihli dava ve 4.12.2001 tarihli tavzih dilekçelerinde; 25.4.1934 olan doğumundan bu güne kadar resmi ve özel işlemlerde adını A____ İ___n olarak kullandığını, çevrede de bu adla tanınıp bilindiğini, davalı nüfus idaresinin 19.7.2001 tarihinde kendiliğinden A____ İ___i olarak düzelttiğini, bu durumun şahsını ve ailesini mağdur ettiğini, böylece kanunun aradığı haklı sebebin bulunduğunu ileri sürerek adının A____ İ___n olarak değiştirilmesini istemiş; Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının bilgisi dışında adının A____ İ___i olarak değiştirilmesinin tamamen idarenin hatasından kaynaklandığı ve bunun adın düzeltilmesi davasına konu edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı iddiasını ispat için dosyaya ibraz ettiği, 27.5.1934 tarihli doğumunda ve 23.10.1978 ile 30.9.1998 tarihli değişme sebebiyle verilen nüfus cüzdanlarında, pasaportunda, avukatlık ruhsatnamesinde, sürücü belgesinde, SSK. emeklilik kaydında adının A____ İ___n olarak geçtiği, gerek ikametgahında gerekse nüfusa kayıtlı olduğu yerde yapılan zabıta araştırmalarında bu ad ile tanındığı, anlaşılmış, dinlenen tanıklar dahi iddiayı doğrular şekilde beyanda bulunmuşlardır.
Türk Medeni Kanununun 27. maddesine göre, haklı sebebin varlığı halinde adın değiştirilmesi mümkün olup, Yargıtay uygulamalarında kişinin toplum içerisinde bilinip tanındığı adı ile anılmayı ve bunu kayden de taşımayı istemesinin haklı sebep teşkil edeceği kabul edilmiştir. Çünkü, herkes etrafınca tanındığı ve çağrıldığı adın yasalara aykırı olmadıkça resmen ve kayden de taşımak hakkına sahiptir.
Bu durumda mahkemece; yasal bir sakıncada bulunmadığı halde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yerinde bulunmayan gerekçelerle reddi doğru bulunmamıştır.

KARAR : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.2.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: