4721 sayılı Medeni Kanun Madde 23 Vazgeçme ve aşırı sınırlamaya karşı

4721 S.lı Türk Medeni Kanunu MADDE 23

YARGITAY 11.HD. 1974/110 E.-1974/386 K. İçtihat

Önceden kararlaştırılmış sözleşme maddesine(Hakem bilirkişi yoluna gitmeden dava açılamayacağı) dayanarak yapılan savunma, dava hakkından önceden feragat caiz olmadığından geçerli değildir.

DAVA : Taraflar arasındaki davadan dolayı Urfa Asliye Hukuk Hakimliğince verilen 9.10.1973 tarih ve 2/8 sayılı hükmün temyizen tetkiki davalı avukatı tarafından istenmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü :

KARAR : Davacı, Hilvan İlçesi (U) köyünde bulunan buğday tarlasının, davalı tarafından 7.5.1969 tarihli poliçe ile dolu afetine karşı sigorta edildiğini, sigorta ücretlerinin ödendiğini, 17.5.1969 tarihinde yağan dolunun mahsulü tamamen hasara uğrattığını, zararın 5 günlük ihbar süresi içinde davalının Urfa acentesi olan Z.Bankasına bildirildiğini, davalının kendisine haber vermeden 10.6.1969 da hasar tespiti yaptırmış olduğunu, itiraz ettiğini ve Hilvan Asliye Hukuk Mahkemesi’nce 5.7.1969 tarihli tespitin yapıldığını belirterek sigorta hasar bedeli olan 120.000 liranın, tediyesinin gerektiği 22.5.1969 dan itibaren faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı savunmasında, poliçenin 8 inci maddesine göre hasarın miktarı önce uyuşma ile ve uyuşma olmadığı takdirde tahkim yolu ile tespit edilmeden dava açılamıyacağını, hasarın ancak 9 gün sonra ve 26.5.1969 da Z.Bankasına ihbar edildiğini, 5 gün içinde ihbar yapılmadığından talep hakkının düştüğünü, aslında mahsule dolunun hasar yapması tarihinin 25.4.1969 günü olduğunu, poliçenin ise 30.4.1969 da yürürlüğe girmesi sebebile hasarın teminat dışında bulunduğunu, davacının hasar oranının değişik şekillerde belirtiğini, ancak (120.000) lira talep ettiğine göre hasar oranının davacı tarafından % 80 olarak iddia edilmiş sayılacağını, tarlanın seyrek olarak ve % 60 ının ekili olması ve davacının % 70 hasarı 6 sayılı delil belgesinde kabul etmiş bulunması sebebile ancak (56.000) lira isteyebileceğini veya poliçenin 10 uncu maddesine göre % 80 oranındaki (72.000) lirayı talep edebileceğini ileri sürmüştür.

Mahkemece, dosyadaki belgeler ve bilirkişi raporlarına istinaden poliçenin 10 uncu maddesine göre ve zarar nisbetinin % 75 oluşu da gözönünde tutularak (90.000) liranın davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.

Hüküm, davalı tarafından temyiz olunmuştur.

Davalı sigorta şirketi vekili gerek esasa cevap gerekse temyiz dilekçesinde tazmini istenen olayın 25.4.1969 tarihinde sigorta mukavelesinin aktedildiği 7.5.1969 tarihinden önce vuku bulduğunu ve bu itibarla sorumlu tutulamıyacağını savunmuştur.

Sigorta mukavelesinden doğan tazminat miktarının nasıl tespit edileceği bu mukavelenin 9 uncu maddesinde gösterilmiştir. Bu madde hükmü gereğince taraflar uyuşmadıkları takdirde hakem bilirkişiler bu miktarı tayin ve takdir edeceklerdir.

Sigortacının sorumluluk miktarına ilişkin, sözü edilen 9 uncu madde hükmü H.U.M.K.nun 287 inci maddesi gereğince delil mukavelesi niteliğindedir. O halde mahkemece bu yönden başka delillere itibar edilerek hüküm verilemez.

Hakem bilirkişilerin raporlarına itiraz yolu da genel şartlar arasında gösterilmiştir.

Her ne kadar bidayette davalı sigortacı tespit yaptırmış, davacı da ayrıca tespit yoluna gitmiş ve mahkemece müteaddit bilirkişiler aracılığı ile inceleme yapılmış ise de, yukarıda değinildiği gibi davalı sigortacı cevap dilekçesinde delil sözleşmesine dayanmış ve temyizinde de zarardan sorumlu olmadığını ileri sürmüştür.

Olayda sigorta mukavelesinin aktinden önce ve sonra dolu yağdığı iddia edilmiştir. Hakem bilirkişiler her hangi bir zararı değil, sigorta sözleşmesinin kapsamına giren zararı tespit edeceklerdir.

Davalının cevap dilekçesinde, davacının hakem bilirkişi yoluna gitmeden dava açamıyacağı sonucunu veren savunması, dava hakkından önceden feragat caiz olmadığından yerinde bulunmadığı gibi taraflar arasındaki delil sözleşmesinin icabı mahkemenin hakem bilirkişilerini seçerek sigorta sözleşmesi kapsamına giren zarar miktarını tesbit ettirmeleri için taraflara mehil vermesi suretile ifa edilebilir.

KARAR : Yukarıda yazılı sebeplerden dolayı davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 8.2.1974 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: