4721 sayılı Medeni Kanun Madde 11 ERGİNLİK

4721 S.lı Türk Medeni Kanunu MADDE 11

YARGITAY 10.HD.2005/348 E.-2005/3455 K. İçtihat

MK.11/1. maddesine göre erginlik 18 yaşın dolmasıyla başlayacağından, on sekiz yaşını doldurmayan davalı küçük, her ne kadar ayırtım gücüne sahip olsa da fiil ehliyeti ile dava ehliyetine sahip olamayacağından, dava davalının yasal temsilcilerine(anne-bana) yöneltilmeli, bir başka ifadeyle dava dilekçesinin anne ve babasının dosyaya mübrez vekaletnamede yer alan ortak avukatına tebliği ile davaya katılımları sağlandıktan sonra yargılamaya devam olunmalıdır.

YARGITAY İLAMI

Davacı, sigortalının trafik kazası sonucu yaralanan oğlu için yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.

Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Dava, trafik kazası sonucu yaralanan ve Kurum sigortalısının oğlu olan kişi için yapılan tedavi gideri nedeniyle uğranılan zararın davalıdan rücuan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 39. maddesidir.

Bilindiği gibi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 11/1. maddesine göre “erginlik 18 yaşın dolmasıyla başlar”, 16/2. maddesine göre de “ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludurlar.” Öte yandan anılan Yasa’nın 335/1. maddesinin hükmü gereği “ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velayeti altında” olup, 336/1. maddesi uyarınca da “evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanacaklardır.” Nitekim bu husus 342/1. maddede “ana ve baba, velayetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidirler” denilmek suretiyle pekiştirilmiş, bu konulara ilişkin olarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 38. maddesiyle de “dava ehliyetinin Medeni Kanun ile belirlendiği” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar kural olarak dava ehliyetine sahip olmadıkları için açacakları veya haklarında açılacak davalarda yasal temsilcileri tarafından temsil edilmeleri gereği vardır. Bu yönüyle dava ehliyeti, dava şartlarından olduğundan Mahkemece kendiliğinden gözetilmeli ve dava ehliyeti olmayan kişiye karşı dava açılması durumunda, dava dilekçesi, davalının yasal temsilcisine veya temsilcilerine tebliğ ettirilerek onların katılımı ile davaya devam edilmelidir.

Somut olaya gelince dosya içeriğinden, 17.05.1988 doğumlu olan davalının on sekiz yaşını doldurmadığı ve dolayısıyla fiil ehliyeti ile dava ehliyetine sahip olmadığı anlaşılmış olmakla, yukarıda anılan usul (prosedür) işletilerek dava davalının yasal temsilcilerine yöneltilmeli, bu cümleden olarak dava dilekçesinin, davalının anne ve babasının dosyaya mübrez vekaletnamede yer alan ortak avukatına tebliği ile davaya katılımları sağlandıktan sonra; taraflarca gösterilecek kanıtların toplanmasını takiben; konusunda uzman bilirkişiler aracılığı ile davalı sürücünün kusur durumunun belirlenmesi, böylece tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesiyle elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin ve anılan prosedür yerine getirilmeksizin yazılı şekilde istemin hüküm altına alınması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

KARAR : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davalıya geri verilmesine, 31.03.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: