2004 Sayılı İİK madde 45 REHİN VE İPOTEKLE TEMİN EDİLMİŞ ALACAKLAR

2004 Sayılı İİK madde 45

REHİN VE İPOTEKLE TEMİN EDİLMİŞ ALACAKLAR:

Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoliyle takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir.
(Ek Fıkra: 21/2/2007-5582/1 md.) 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanından kaynaklanan rehinle temin edilmiş alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabilir veya haciz yoluna başvurulabilir.
Poliçe ve emre muharrer senetlerle çekler hakkındaki 167 nci madde hükmü mahfuzdur.
İpotekle temin edilmiş faiz ve senelik taksit alacaklarında, alacaklının intihabına ve borçlunun sıfatına göre, rehinin paraya çevrilmesi veya haciz yahut iflas yollarına müracaat olunabilir.
(Ek fıkra: 27/5/1933 – 2228/1 md.; Mülga: 29/6/1956 – 6763/42 md.)

REHNİN PARAYA ÇEVRİLMESİ

KURAL: Önce rehin edilen şeye müracaat.   İİK m.45/1,“ Rehinle  temin  edilmiş  alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir. ”
• Önce rehne müracaat kuralı, Yargıtay’ın müstakar içtihatlarına göre emredicidir. Fakat
Yargıtay’ın aksi  yönde kararları  da vardır. Emredici  olmasının  sonucu; tarafların  aksine bir anlaşma yaparak kuralı değiştirememesidir.
• Alacağı  rehinle teminat  altına alınmış olmasına rağmen, alacaklı haciz yoluyla takibe
girişmesi  halinde; borçlu  önce rehne başvurulması  gerektiğini süresiz şikayet (m.16/2) yolu ile  icra mahkemesinde ileri  sürebilir. Çünkü icra müdürü rehinin varlığını kendiliğinden göz önünde bulundurur.

İSTASNALAR:

1- Kanundan doğan istisnalar:

a- Rehnin  paraya çevrilmesi  yoluyla takip  sonucu elde  edilen meblağın alacağı karşıla-
maması  halinde  alacaklı  geri  kalan  miktarın  tahsili  için  haciz  veya (borçlu iflasa tabi ise) iflas  yoluyla takibe  girişebilir. İİK m.45/1 2.c,  “…Ancak  rehnin  tutarı  borcu ödemeye yet-mezse alacaklı kalan alacağını haciz veya iflas yoluyla takip edebilir.”

b- Rehinle  temin edilmiş  alacak, aynı  zamanda kambiyo senedine dayanıyorsa; İİK m.
45/2, ” Poliçe  ve emre  muharrer senetlerle  çekler hakkında  m.167 inci  madde hükmü mah-fuzdur.” İİK m.167/1,” Alacağı çek, poliçe, veya emre muharrer senete müstenit olan alacak-lı, alacak  rehinle temin  edilmiş olsa  bile, bu  bölümdeki hususi  usullere göre  haciz  yolu ile borçlu iflasa tabi şahıslardan ise iflas yolu ile takipte bulunabilir.”

c- İİK  m.45/3  (Ek: 21.2.2007 – 5582 /1 md.), “ 2499 sayılı  Sermaye Piyasası  Kanunu
nun  38/A/f.1  tanımlanan  konut finansmanından kaynaklanan rehinle temin edilmiş alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, rehnin  paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabilir veya haciz yoluna başvurulabilir.

d- İpotekle temin edilmiş alacağın faizi ve senelik taksit alacaklarının tahsili için alacak-
lı önce rehne başvurmadan dilerse, haciz veya iflas yoluyla takibe girişebilir. İİK m.45/4“ Re-hinle temin edilmiş  faiz ve senelik  alacaklarında, alacaklının intihabına ve borçlunun sıfatına göre, rehnin  paraya çevrilmesi  veya haciz yahut iflas yollarına müracaat olunabilir.” Bu istis-nayı kanun ipotek bakımın tanımış olup; aşıl alacağa nazaran küçük meblağlar için taşınmazın paraya çevrilmesini zorunlu tutmamıştır.

e- Taşınır  rehninin  paraya  çevrilmesi  yoluyla  takipte  gönderilen  ödeme emrine  karşı
borçlunun sadece rehin hakkının varlığına itiraz etmesi halinde, alacaklı rehnin paraya çevril-mesinden vazgeçerek, takibin haciz yoluyla devam etmesini isteyebilir. İİK m.147/2,”Sırf re-
hin  hakkına itiraz  olunduğu taktirde, alacaklı, rehnin  paraya çevrilmesi yoluyla takipten vaz-
geçerek, takibin  haciz yoluyla  devamını  isteyebilir. Bu taktirde, borçluya mal beyanında bu-lunması için 7 gün mühlet verilir.”

f-   BK m. 487/1, “ Kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil  ve müşterek müteselsil borç-lu sıfatı ile veya bu gibi diğer  bir sıfatla borcun ifasını deruhte etmiş ise alacaklı asıl borçluya müracaat  ve rehinleri  nakde tahvil  ettirmeden evvel kefil aleyhine takibat icra edebilir.” Bu konuda Yarg. 11. HD. , 2.4.2002 tarihli, 2002/8 sayılı kararına bakılabilir.
Yarg. 12. Hukuk Dairesi 2008/5728 E., 2008/8495 K.
•  GENEL HACİZ YOLUYLA TAKİP
•  KEFİL
•  TEMYİZİN DURUŞMALI YAPILMASI
“İçtihat Metni”
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
1-İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına HUMK’nun 438. ve İİK’ nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi;
2-Alacaklı vekilinin temyiz itirazının incelenmesinde;
İİK.nun 45.maddesi asıl borçlular ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçilmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğine ilişkin bulunmaktadır.
*****Hemen belirtelim ki, İİK.nun 45.maddesi borçlu için getirilmiş bir kural olup, kefiller hakkında uygulanmaz. Borçlar Kanununun 487.maddesinde ise, (kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek-müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu bilgi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhte etmiş ise; alacaklı, asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel, kefil aleyhine takibat icra edebilir) denilmektedir. Borçlar Kanunun açıklanan hükmüne ve takip dayanağı kredi sözleşmesi içeriğinde kefaletin müteselsil olduğunun yazılmasına göre şikayetçi hakkında genel haciz yolu ile takip yapılmasında yasaya aykırılık yoktur. (HGK.nun 14.10.1972 tarih, 215/841 sayılı kararı – Prof Dr. Baki Kuru İcra ve İflas Hukuku C:3-S:2395 )
Ayrıca genel taahhütnamede müşterek borçlu müteselsil kefil konumunda olan borçlu hakkında genel haciz yolu ile takip yapılmış, bundan ayrı asıl borçlu hakkında da Mersin 6. İcra Müdürlüğü’nün 20075498 sayılı dosyasında (rehnin paraya çevrilmesi yolu ile) takibe geçilmiştir. Borcun sebebi aynı olduğuna göre mahkemece tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla itirazın reddine karar verilmelidir.       (HGK 18.04.2001 tarih ve 2001/12-354 E. 2001/367 K.)
Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılınedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 22.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

2- Öğretinin kabul ettiği istisnalar:
a- Alacaklı  en geç  takip  talebinde  rehin hakkından vazgeçtiğini açıkça beyan
ederek diğer takip yollarından birini izleyebilir.

b- Rehin  hakkının  varlığına  rağmen, alacaklının  diğer bir takip yolunu izlemesi
üzerine  gönderilen ödeme emrine  karşı borçlu şikayet hakkından açıkça/zımnen (7 günlük sürede) feragat ettiği taktirde, alacaklının başlattığı takip yolu geçerli hale gelir.

c-   İİK m.45/1 hükmünün emredici olmadığı Türk-İsviçre öğretilerinde hakim görüştür. Buna göre hakkının varlığına ragmen alacaklı, borçlu ile arasında İİK m. 45/1 in aksine yapılmış anlaşmaya dayanarak diğer takip yollarını tercih edebilir.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: