5237 Sayılı TCK Madde 220 Suç işlemek amacıyla örgüt kurma

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu MADDE 220

Yargıtay 10. CD 2007/110 E. 2007/3049 K. İçtihat

Salt Sanık Sayısının Üç Kişiden Fazla Olması Örgütün Varlığını Kabule Yeterli OlmadığıDAVA : Teşekkül halinde uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan sanık S. hakkında Adana 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonunda 17.09.2002 tarih ve 2000/249 Esas, 20021159 Karar sayı ile 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 08.05.2003 tarih 2003/1098 Esas, 2003/10658 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, 5237 Sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra talep üzerine duruşmalı olarak yapılan uyarlama yargılaması sonucu ADANA 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 05.10.2006 tarih ve 2000/249 esas, 2002/159 ek karar sayı ile 765 sayılı TCK hükümleri lehe bulunduğundan uyarlama talebinin reddine, ağır hapis ve ağır para cezasının 5252 Sayılı Kanun gereğince hapis ve adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği; kararın hükümlü müdafii tarafından süresi içinde temyiz edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 17.01.2007 tarihinde dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
KARAR : 1- 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinde düzenlenen “Suç işlemek için örgüt kurmak” suçunun işlendiğinin ve örgütün varlığının kabul edilebilmesi için; üye sayısının en az üç kişi olması, üyeler arasında soyut bir birleşme değil gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişkinin bulunması, suç işlenmese bile suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşmenin olması, niteliği itibariyle devamlılık göstermesi gereklidir. Örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması da aranmalıdır. Örgüt yapılanmasında işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması mümkün, ancak zorunlu değildir. Soyut olarak sanık sayısının üç kişiden fazla olması örgütün varlığının kabulü için yeterli olmayıp bu durumda iştirak ilişkisinden söz edilebilir.

Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işleyen kişi, hem işlediği suçtan hem de örgüte üye olmak suçundan ayrı ayrı cezalandırılır. .

Yukarıdaki ilkeler ışığında daha önce haklarında hüküm kurulan ve kesinleşen diğer sanıklar A., E. ve A.K.’nin yargılamasına ait Adana 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin 1997/499 Esas, 2000/295 Karar sayılı dava dosyasının aslı ya da onaylı örneği getirtilerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesinden sonra, suçun teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğinin ve buna bağlı olarak lehe kanunun belirlenmesi gerekirken sanık S’ye ait dosya ile yetinilerek eksik inceleme ile karar verilmesi, 2- Mahkemece lehe yasanın saptanması sırasında sanıkların eylemlerine 765 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunlarının ilgili maddeleri arasında kıyaslama yapılarak 5237 Sayılı Kanunun uygulanması halinde, 5237 Sayılı Kanunun 188/3,4, 5 ve 220. maddeleri ile ayrı ayrı uygulama sonucu daha fazla cezaya ulaşılacağı gerekçe yapılarak, 5237 Sayılı Kanunun uygulanmasının aleyhe olduğu sonucuna varılmışsa da, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesinin “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” hükmüne aykırı olarak, kararın gerekçesinde 765 sayılı TCK’ nın ve 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddelerine göre yapılan uygulama sonuçları karşılaştırılıp cezaları somutlaştırılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,

KARAR : Yasaya aykırı, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden 05.10.2006 tarihli ek kararın istem gibi BOZULMASINA, 14.03.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Türk Ceza Kanunu MADDE 220 :(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.
(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır.
(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur.
(5) Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.
(6) (Değişik: 2/7/2012 – 6352/85 md.) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır. Örgüte üye olmak suçundan dolayı verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.(Ek cümle: 11/4/2013-6459/11 md.) Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.
(7) (Değişik: 2/7/2012 – 6352/85 md.) Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir.
(8) Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: