5237 Sayılı TCK Madde 204 Resmi belgede sahtecilik

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu MADDE 204

SAHTE BELGENİN İĞFAL KABİLİYETİ

 Resmi belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için sahte belgenin ilk bakışta bakılınca sahte olduğunun anlaşılamaması, yani iğfal kabiliyetinin bulunması gereklidir. Aksi halde yani sahte belgenin iğfal kabiliyeti yoksa bu suç oluşmaz, ve sanığın beraati gerekir.

YARGITAY 11.CD. 2008/20423 E.-2009/14508 K. İçtihat

Vergi kimlik numarası yasada sınırlı sayıda sayılmış bulunan unsurlar arasında yer almadığından,üzerinde tahrifat yapılmış olan bir çekte vergi kimlik numarası olmadığından bahisle özel belge niteliğinde kabul edilmesi doğru değildir.

1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddeleri hükümleri karşısında; sanık C___’e yüklenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının, kesici son işlem olan sanığın sorgusunun yapıldığı 13.01.2004 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık C____hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA,

2-) Sanık ___ müdafiin temyizine gelince;

Türk Ticaret Kanunu’nun 692. maddesinde çekin unsurları tahdidi olarak sayılmış olup, vergi kimlik numarasının bunlar arasında yer almadığı, 07.04.2004 tarihli grafoloji raporunda belirtildiği üzere; T____ Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına ait 4084618 nolu çekin 01.09.2003 tarihinde bütün yasal unsurları içerecek şekilde keşide edilmesinden sonra, başlangıçta 52.000.000 TL (52.00 TL) olan meblağın, 252.000.000 lira olarak tahrif edildiği, öte yandan ita amiri olarak T____ Kaymakamı ____ tarafından imzalanmış olan “ödeme hak edişi” başlıklı belgedeki meblağda da tahrifat yapılarak, çek ile uyumlu hale getirildiği anlaşılmakla, resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, çekte vergi kimlik numarası bulunmadığından unsurunun eksik olduğu ve bu nedenle özel belge niteliğinde olduğunun kabulüyle yazılı şekilde karar verilmesi, sanık aleyhine temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ___’in değişen vasfına göre dolandırıcılık suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 01.06.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7 ve 5349 sayılı Kanun’la değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmuş, sanığın hakkında 5278 sayılı Yasa ile değişik CMK.nın 231/5. maddesinin uygulanmayacağının gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılınmış ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştirilen husus dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiin, suçun sabit olmadığına, suç vasfının yanlış tayin edildiğine, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün (ONANMASINA), 23.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: