5237 Sayılı TCK Madde 163 Karşılıksız Yararlanma

T.C YARGITAY 2 C.D 2012/25141 E. 2012/45745K. İçtihat

T.C.

YARGITAY

2. CEZA DAİRESİ

E. 2012/25141

K. 2012/45745

T. 13.11.2012

• ELEKTRİK ENERJİSİ HIRSIZLIĞI ( 6352 S.K. Geçici Md. 2’ye Göre İşlem Yapılması İçin Dosyanın Mahkemesine İade Edilmesi Gerektiği )

• KARŞILIKSIZ YARARLANMA SUÇU ( 6352 S.K İle Abonelik Esasına Göre Yararlanılabilen Elektrik Enerjisi Su ve Doğal Gazın Sahibinin Rızası Olmaksızın ve Tüketim Miktarının Belirlenmesini Engelleyecek Şekilde Tüketilmesinin Bu Suç Olarak Düzenlendiği )

• 6352 SAYILI KANUN İLE GETİRİLEN DÜZENLEMELER ( Elektrik Enerjisi Hırsızlığı – 6352 S.K. Geçici Md. 2’ye Göre İşlem Yapılması İçin Dosyanın Mahkemesine İade Edilmesi Gerektiği )

6352/m.Geç.2

5237/m.142, 163

ÖZET : Dava, elektrik enerjisi hırsızlığı ve mühür bozma suçlarına ilişkindir. 6352 Sayılı kanun düzenlemeleri ile daha önce hırsızlık suçu olarak düzenlenen, abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisi, su ve doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi eylemleri karşılıksız yararlanma suçu olarak düzenlenmiştir. 6352 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. fıkrasına göre işlem yapılması için dosyanın mahkemesine iade edilmesi gerekir.

DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Elektrik enerjisi hırsızlığı ve mühür bozma suçlarından sanık hakkında kurulan mahkkumiyet hükümlerinin katılan vekili ve sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay’a gönderilen dava dosyası, “02.07.2012 tarihinde kabul edilerek, 28344 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun Geçici 2. maddesinin l. fıkrası uyarınca aynı maddenin 2. fıkrasına göre işlem yapılması” için 19.07.2012 tarihinde mahkemesine iade edildiği halde mahkemesince bir işlem yapılmadan Dairemize iade edilmesi üzerine yapılan incelemede;

6352 Sayılı Yasanın 82. maddesi ile davanın dayanağını oluşturan elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçunu düzenleyen, 5237 sayılı TCK’ nın 142. maddesinin 1 fıkrasının ( f ) bendi yürürlükten kaldırılmış, aynı Yasanın 83.maddesi ile de, 5237 sayılı TCK’ nın karşılıksız yararlanma suçunu düzenleyen 163. maddesine;

” ( 3 ) Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi halinde kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” şeklinde düzenleme içeren 3. fıkra eklenmiştir.

Aynı Yasanın 84. maddesi ile de;

“5237 sayılı Kanunun 168. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ve karşılıksız yararlanma” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

” ( 5 ) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz.” hükmü getirilmiştir.

Aynı Yasanın 103. maddesi ile de;

25/5/2005 tarihli ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 6. maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

” ( 2 ) Karşılıksız yararlanma suçunda etkin pişmanlıktan yararlanması dolayısıyla şüpheli, sanık veya hükümlü hakkında verilen kararlar adlî sicilde bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Onbeş yıl süreyle muhafaza edilen bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tarafından istenmesi halinde verilebilir.” hükmü düzenlenmiştir.

Anılan düzenlemeler ile daha önce hırsızlık suçu olarak düzenlenen, abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisi, su ve doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi eylemleri karşılıksız yararlanma suçu olarak düzenlenmiştir.

6352 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. fıkrasında;

( 2 ) Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun ve doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi dolayısıyla bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hakkında hırsızlık suçundan dolayı kovuşturma yapılan veya kesinleşmiş olup olmadığına bakılmaksızın hakkında hüküm verilen kişinin, bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, zararı tamamen tazmin etmesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz, verilen ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar.

Hükmüne yer verilmiş olması ve anılan suçlara ilişkin açıklanan düzenlemer karşısında; temyiz edilmesi nedeniyle Yargıtay’ da bulunan dosyalar hakkında ne tür bir işlem yapılacağına dair aynı maddenin 1. fıkrasında ise,

( 1 ) Bu Kanunda yapılan değişiklikler karşısında; ilgili suçlardan dolayı açılan ve temyiz aşamasında bulunan dava dosyalarından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunanlar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; Yargıtay ilgili dairesinde bulunan dosyalar ise bu dairece, hükmü veren mahkemeye gönderilir.

Şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir. Konuya ilişkin 6352 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları birlikte değerlendirildiğinde, anılan suçlara ilişkin olarak hakkında kovuşturma yapılan veya kesinleşmiş olup olmadığına bakılmaksızın hakkında hüküm verilen kişinin, bu Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, altı ay içinde zararı tamamen tazmin etmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunamayacağı ve verilen cezanın da tüm sonuçları ile ortadan kalkacağı düzenlenmiş olup, düzenleme gereğince işlem yapılması gereken hükümlerin, mahkumiyet veya beraat hükmü olacağına, ya da kesinleşmiş olup olmadığına dair bir ayırım yapılmamıştır.

Temyiz nedeniyle Yargıtay’ da bulunan dosyaların da Geçici 2. madde gereğince işlem yapılmak üzere hükmü veren mahkemeye gönderileceğine dair amir hükümde de hükmün niteliği veya kesinleşip kesinleşmediği ya da mağdur kurumun zararının tazmin edilip edilmediği şekilinde bir ayırıma yer verilmemiştir.

Geçici 2. maddenin 1. fıkrasında ayrıca temyiz nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyaların ise ilgili daireye gönderilmeden doğrudan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca mahkemesine gönderileceği düzenlenmiştir.

Anılan düzenleme ile yapılan açıklamalar karşısında; 6352 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 1. fıkrası ile 2. fıkra kapsamındaki suçlar yönünden, Yargıtay’da bulunan dosyalar ile ilgili olarak Yargıtay ilgili ceza dairesinin de temyiz incelemesi yapmadan dosyayı mahkemesine göndermesi gerektiğinin kabulü gerekmektedir. Aksi taktirde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ilgili daireye gönderilmeden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ilk derece mahkemelerine gönderildiği halde, Yargıtay dairelerinde bulunan dosyalar ile ilgili olarak dairesince inceleme yapılması gerektiğini kabul etmek, hukukun temel ilkelerinden olan, “aynı durumdakiler arasında eşitlik” ilkesine aykırı davranarak, eşiksizlik yaratılmış olacaktır. Bu nedenlerle madde kapsamında bulunan suçlara ilişkin dosyaların temyiz incelemesine konu yapılmadan, bir gönderme yazısı ile mahkemelerine gönderilmesi gerekir.

Mahkemesine gönderilen dosyalar hakkında ne tür bir işlem yapılması gerektiği konusunda, 6352 sayılı Yasada bir düzenleme yoksa da; 5237 sayılı TCK’ nın yürülüğe girmesi üzerine, 765 sayılı TCK uyarınca verilen ve temyiz nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyaların Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca mahkemesine iade edileceğine dair 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8. maddesinin 2. fıkrasında da benzer bir düzenlemeye yer verildiği ve anılan düzenlemeye ilişkin olarak Ceza Genel Kurulunun 27.06.2006 gün, 173-169 sayılı kararında özetle “5320 sayılı Yasanın 8/2 maddesinin, ilk derece mahkemelerince verilip temyiz edilen hükümlerde, lehe hükümlerin uygulanması yönünde mahkemesince değerlendirme yapılmasının gerektiği açıkça anlaşılması halinde, dosyanın doğrudan ilgili mahkemesine iade edilebilme yetkisi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tanınmış, bu hüküm uyarınca gönderilen dosyalarda, mahkemeler yönünden yeniden duruşma açılarak hüküm verme ödevi doğuran kendine özgü bir düzenleme olduğu” belirtilmiştir. Yargıtay Ceza Dairelerinin istikrar kazanmış olan kararları da bu yöndedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 5320 sayılı Yasanın 8. maddesinin 2. fıkrası uyarınca mahkemesine yapılan iadelerin, bozma ilamı niteliğinde olduğunun kabul edilmiş olması karşısında; 6352 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesi uyarınca gerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca gerek ilgili Yargıtay Dairesince yapılan mahalline gönderme işleminin bozma ilamı olarak kabulü ile gerek elektrik

enerjisi hırsızlığı gerek bu suça bağlı olarak dava konusu yapılan mühür bozma suçundan kurulan hükümler İle ilgili olarak 5320 sayılı Yasının 8. maddesi gereğince yürülükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 326. maddesi uyarınca duruşma açılarak taraflar çağrılıp, aynı maddede öngörülen hükümler çerçevesinde yeni bir hüküm kurulması gereketiği anlaşılmakla;

SONUÇ : 6352 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. fıkrasına göre işlem yapılması için dosyanın mahkemesine iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 13.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

yarx

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: